T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1985 - 2025/2274 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1985 KARAR NO : 2025/2274 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 08/06/2023 NUMARASI : 2023/10 E. - 2023/255 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Hakl…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1985 - 2025/2274 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1985 KARAR NO : 2025/2274 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 08/06/2023 NUMARASI : 2023/10 E. - 2023/255 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 08/06/2023 Tarih ve 2023/10 Esas - 2023/255 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkili şirketin 2007/50933, 2009/50025, 2011/102646, 2011/105397, 2011/14754, 2012/100428, 2012/52788, 2012/888259, 2013/46812, 2015/57219, 2015/51953, 2020/122510, 2020/136722, 2020/150006, 2020/156843, 2021/021549, 2021/022308, 2021/049093, 2021/064292, 2021/188723 sayılı ve "..." ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalı Şirketin bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki "..." ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere diğer davalı Kuruma başvurduğunu, 2021/138014 sayısını alan başvuruya müvekkilince yapılan itirazın, davalı Kurum tarafından reddedildiğini, oysa davaya konu markaların benzer olduğunu, müvekkiline ait markaların esaslı unsurunun “...” ibaresinden oluştuğunu, davaya konu markanın esaslı unsurunun da “...” ibaresi olduğunu, başvurudaki diğer unsurların tali unsur konumunda bulunduğunu, davaya konu markada yer alan “...” ibaresinin de müvekkiline ait markalarda yer alan “...” markasını çağrıştırdığını, markaların seri marka imajı taşıdığını, markaların aynı benzer mal/hizmetlere yönelik olduğunu, markalar arasında iltibas tehlikesi bulunduğunu, yayına itiraz aşamasında ileri sürülmeyen kullanım ispatı talebinin davada ileri sürülemeyeceğini, müvekkilinin “...” ibaresini, sağlık sektöründe maruf hale getirdiğini, “...” ibaresinin ayırt ediciliğinin bulunduğuna dair yargı kararının mevcut olduğunu ileri sürerek, 44. sınıfta yer alan "Tıbbi hizmetler. Güzellik bakımı hizmetleri. Veterinerlik ve hayvan üretme, besicilik, nalbantlık ile ilgili hizmetler. Tarım, bahçecilik ve ormancılıkla ilgili hizmetler; peyzaj tasarımı hizmetleri. İşyeri ve personel sağlığı ile ilgili danışmanlık hizmetleri." yönünden YİDK'in 2022-M-16280 sayılı kararının iptaline ve dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, markaların tertip tarzı ve kullanılan esas unsurların farklı bulunduğunu, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik olmadığını, markaların dikkat düzeyi yüksek tüketicilere hitap ettiğini, bu nedenlerle markalar arasında karıştırılma ihtimali olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı Şirket vekili, davacının markalarını 44. sınıf hizmetlerde ciddi biçimde kullanmadığını, "..." ibaresinin "dünya" anlamına geldiğini ve ayırt ediciliğinin bulunmadığını, bu husus da gözetildiğinde taraf markaları arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davaya konu markalar arasında SMK’nın 6/1. maddesi bağlamında iltibas ihtimali bulunmadığı, çekişme konusu hizmetleri içeren davacıya ait 2009/50025, 2012/88259, 2013/46812, 2015/57219, 2015/51953, 2020/150006 sayılı markalardan 2020/150006 sayılı olan hariç diğerlerinin davaya konu marka başvurusunun yapıldığı 01/10/2021 tarihi itibariyle 5 yıllık tescilli olma şartını sağladığı, bu doğrultuda dosyada anılan markaların, çekişme konusu hizmetler üzerinde kullanıldığına dair herhangi bir delil bulunmadığı, öte yandan, 2020/150006 sayılı markanın tescil tarihi itibariyle 5 yıllık tescilli olma süresinin dolmadığı, bir başka anlatımla hoşgörü süresi içerisinde bulunulduğu ve kullanım ispatı talep edilemeyeceği, 2020/150006 sayılı markanın tescil sınıfının çekişme konusu hizmetlerle aynı/aynı tür olması karşısında kullanım ispatı talebinin, sonucu değiştirmeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, "..." ibaresinin müvekkili tarafından maruf hale getirildiğini, ayırt edici gücü zayıf bir ibare olmaktan çıkartıldığını, davalıya ait başvuru ile müvekkiline ait "..." esas unsurlu ve "... medicine" ibareli markaların ayırt edilemeyecek derece benzer olduğunu, bu haliyle taraf markalarının karıştırılacağını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İşlem dosyasının incelenmesinden, davalı Şirketin 01.10.2021 tarihinde 2021/138014 sayılı "... ...+şekil" ibareli marka başvurusunda bulunduğu, marka kapsamında 43. ve 44. sınıf hizmetlerin yer aldığı, davacı tarafından 2007/50933,2009/50025, 2011/102646, 2011/105397, 2011/14754, 2012/100428, 2012/52788, 2012/88259, 2013/46812, 2015/57219, 2015/51953, 2020/122510, 2020/136722, 2020/150006, 2020/156843, 2021/021549, 2021/022308, 2021/049093, 2021/164292 ve 2021/188723 sayılı markalara dayalı olarak karıştırılma ihtimali gerekçesiyle başvuruya itiraz edildiği, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından davacı itirazının reddine karar verildiği, davacının bu karara yönelik itirazının ise YİDK'in 29.11.2022 tarih, 2022-M-16280 sayılı kararı ile reddedildiği, anılan kararın davacıya 30.11.2022 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesince, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olup, davacının istinaf itirazları gözetildiğinde uyuşmazlık, dava konusu edilen hizmetler yönünden tarafların marka işaretleri arasında SMK'nın 6/1.maddesi anlamında benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunup bulunmadığı noktasındadır. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1. maddesi uyarınca, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir. Somut olayda, dava konusu marka başvurusunun kapsamında olup, dava konusu edilen 44. sınıftaki "Tıbbi hizmetler. Güzellik bakımı hizmetleri. Veterinerlik ve hayvan üretme, besicilik, nalbantlık ile ilgili hizmetler. Tarım, bahçecilik ve ormancılıkla ilgili hizmetler; peyzaj tasarımı hizmetleri. İş yeri ve personel sağlığı ile ilgili danışmanlık hizmetleri", dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere davacının itirazına mesnet 2009/50025, 2012/88259, 2013/46812, 2015/57219, 2015/51953, 2020/150006 sayılı markalarının kapsamlarında aynen yer almaktadır. Dolayısıyla, belirtilen davacı markaları ile dava konusu başvuru arasında emtia benzerliğine ilişkin koşul gerçekleşmiştir. Marka işaretlerinin karşılaştırmasına gelince, dava konusu başvuru beyaz zemin üzerine, üstte "..." harfi ve evrensel kızıl haç işareti ile altında büyük puntoyla yazılmış "..." kelimesi ve altında daha küçük puntoyla yazılmış "..." ibaresinden oluşmaktadır. Başvuruda yer alan "..." ibaresi ile kızıl haç işareti, sağlık sektöründe herkesin kullanımına açık ibareler olduğundan ve tek başına "..." harfinin de ayırt ediciliğe katkısı sınırlı bulunduğundan, dava konusu başvurunun asli unsurunu "..." ibaresi teşkil etmektedir. Yukarıda emtia benzerliği şartını sağlayan davacının 2009/50025, 2012/88259, 2013/46812, 2015/57219, 2015/51953, 2020/150006 sayılı markalarının asli unsurunu da "..." ibaresi oluşturmaktadır. Zira bu markalardaki diğer unsurlar, ya tanımlayıcı ya da ayırt ediciliğe katkısı sınırlı ibarelerdir. Buna göre taraf markalarında "..." ibaresi ortak olarak asli unsur biçiminde kullanılmış olup, "dünya" anlamına gelen bu kelimenin ayırt ediciliğinin düşük olduğu kabul edilse dahi asgari bir ayırt ediciliği haiz bulunduğu, davalı başvurusunda ayırt edici başkaca bir asli unsura yer verilmediği, bu haliyle dava konusu başvurunun, davacı markalarından yeterince uzaklaştığından söz edilemeyeceği, aynı/aynı tür/benzer mal ve hizmetlerde kullanılmaları halinin, SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimaline sebebiyet vereceği, dava konusu edilen hizmetler yönünden emtia benzerliği de gerçekleştiğinden davalı başvurusunun, davacı markalarının yeni bir versiyonu, türevi veya güncellenmiş hali olduğunun düşünülebileceği, bu itibarla SMK'nın 6/1 maddesi koşullarının somut olayda bulunduğu kanaatine varılmış, aksi yöndeki ilk derece mahkemesi kararı yerinde görülmemiştir. Her ne kadar ilk derece mahkemesince, taraf markalarında ortak olarak yer alan "..." ibaresinin, tek başına markasal algı yaratmasının güç olduğu kabul edilmiş ise de Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 13.02.2024 tarih ve 2022/4759 E.-2024/1034 K. sayılı kararında "..." ibareli markanın, 05.06.2025 tarih ve 2024/6271 E.-2025/4084 K. sayılı kararında "..." ibareli markanın, 08.11.2023 tarih ve 2022/2493 E. 2023/6555 K. sayılı kararında "..." ibareli markanın, davacının itiraza mesnet "... ..." markasıyla benzer bulunduğu ve karıştırma ihtimaline yol açacağının kabul edildiği gözetildiğinde, ilk derece mahkemesinin değerlendirmesine iştirak edilmemiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 tarih ve 2014/11-696 E.- 2016/778 K. sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan, Dairemizce bu yönden dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmemiş, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmemiştir. Her ne kadar hükümsüzlük davası yönünden davalı Şirket tarafından kullanmama definde bulunulmuş ise de davaya konu marka tescilli olmadığından, bu yönden bir değerlendirme yapılmasına gerek olmadığı gibi esasen kullanım ispatına tabi olmayan 2020/150006 sayılı davacı markasının varlığı karşısında, kullanmama definin sonuca bir etkisi de bulunmamaktadır. Sonuç olarak, ilk derece mahkemesince yukarıda açıklanan nedenlerle dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet 2009/50025, 2012/88259, 2013/46812, 2015/57219, 2015/51953, 2020/150006 sayılı markalar arasında, dava konusu edilen 44. sınıf hizmetler yönünden karıştırılma ihtimali bulunduğu gerekçesiyle YİDK kararının iptali yönünden davanın kabulüne, dava konusu marka tescilli olmadığından hükümsüzlük davası yönünden ise karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 08/06/2023 gün ve 2023/10 Esas - 2023/255 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-YİDK kararının iptaline yönelik davanın KABULÜ ile YİDK'in 29.11.2022 tarih, 2022-M-16280 sayılı kararının, dava konusu edilen 44. sınıftaki "Tıbbi hizmetler. Güzellik bakımı hizmetleri. Veterinerlik ve hayvan üretme, besicilik, nalbantlık ile ilgili hizmetler. Tarım, bahçecilik ve ormancılıkla ilgili hizmetler; peyzaj tasarımı hizmetleri. İşyeri ve personel sağlığı ile ilgili danışmanlık hizmetleri." yönünden İPTALİNE, 3-Dava konusu marka tescilli olmadığından, marka hükümsüzlüğü talebi hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 4-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 179,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50-TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 5-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 55.000,00.TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 3.300,00-TL bilirkişi ücreti, 163,00-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 193,00-TL tebligat ve posta giderleri, 738,00-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı toplamı 4.394,00-TL yargılama giderine 179,90-TL peşin harç, 179,90-TL başvurma harcı tutarı eklenerek oluşan toplam 4.753,80-TL'nin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, 7-Davalılar tarafından ilk derece mahkemesinde ve istinaf aşamasında herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333), 9-Davacıdan peşin olarak alınan 269,85-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 27/11/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/11/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.