11. Hukuk Dairesi 2022/278 E. , 2023/3877 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/9 Esas., 2021/1241 Karar DAVA TARİHİ : 24.12.2018 HÜKÜM : Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/469 E., 2019/377 K. Taraflar arasındaki marka hakkına tecavüzün tespiti ve önlenmesi ile maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine ka
**11. Hukuk Dairesi 2022/278 E. , 2023/3877 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/9 Esas., 2021/1241 Karar DAVA TARİHİ : 24.12.2018 HÜKÜM : Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/469 E., 2019/377 K. Taraflar arasındaki marka hakkına tecavüzün tespiti ve önlenmesi ile maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 2005/24915 sayılı “BEYPAZARI EKMEK SANAYİ" ibareli markanın 30 uncu nice sınıfında Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde davacı adına kayıtlı olduğunu, davacının bu markayı kendi çabalarıyla sektörde bilinir hale getirdiğini, ancak davacıya ait bu markanın aynısının davalı tarafça kullanıldığının tespit edildiğini, bunun üzerine davalı tarafa ihtarname keşide edildiğini, ancak davalının cevaben coğrafi adların herkes tarafından özgürce kullanılabileceğini, bu nedenle markayı kullanmaya devam edeceğini belirttiğini, davalının tüm uyarılara rağmen ısrarla markayı kullanmaya devam ettiğini, bu kez delil tespiti yaptırdıklarını ve mahkemenin değişik iş kararı ile davacının marka hakkına tecavüzün olduğunun tespit edildiğini, davalının hem tabelasında hem işyerinde hem de fatura ve vergi kayıtlarında davacının markasını kullanmakta olduğunu, davacının zarara uğradığını ileri sürerek marka hakkına tecavüzün tespiti ve önlenmesi ile 10.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminatın ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; "Beypazarı" kelimesinin 555 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin üçüncü maddesine göre herkesçe kullanılabilecek coğrafi bir yer adı olduğunu, coğrafi işaretlerin kimsenin tekelinde olmadığını, herkes tarafından özgürce kullanılabileceğini, müvekkilinin anılan ibareyi kullanımında davacının tescilli markalarından yararlanma amacını taşımadığını, davalının kullanımının davacının marka hakkına tecavüz teşkil etmediğini, kullanımının ayırt edici nitelikte olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Beypazarı ibaresinin coğrafi bir yer adı olarak tüketici nezdinde bilindiği, yine Ekmek ibaresinin de doğrudan emtianın kendisini nitelediği, Sanayi ibaresinin ise herkesin kullanımına açık bir ibare olduğu, davacı markasına parçalar halinde bakıldığında ayırt ediciliğinin oldukça zayıf olduğu, bu şekildeki işaretlerin dürüstlük kurallarına aykırı olmamak kaydıyla ve bir başkasının tescilli markasının birebir aynısının kullanımını içermemek koşuluyla herkesin kullanımına açık olduğu, zira daha baştan zayıf nitelikte ibareler olan coğrafi yer adlarının, sonradan üçüncü kişilerce de kullanılmaya müsait işaretler olduklarının başvuru sahiplerince de baştan kabul edildiği, davalının mezkur kullanımlarının davacının tescilli markası ile birebir aynı olmayıp “B Beypazarı Ekmek” ve “Beypazarı Ekmek Fabrikası” şeklinde olduğu, “Beypazarı” ve “Ekmek” ibarelerinin birlikte veya ayrı ayrı “bağımsız ayırt edici karakteri” haiz ibareler olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığı, ayrıca davacının tescilli markası kapsamından “ekmek” emtiası ve benzeri mahiyetteki fırıncılık mamulleri emtialarının da tescil sürecinde “BEYPAZARI EKMEK SANAYİ" ibaresi yönünden ayırt ediciliklerinin olmaması nedeni ile çıkartılmış olduğu da göz önünde bulundurulduğunda davalının “ekmek” emtiası ile sınırlı olarak “Beypazarı ekmek fabrikası” şeklinde gerçekleştirdiği kullanımının davacının tescilli markasından doğan hakkı ihlal etmeyeceği sonuç ve kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 1.Davacının “BEYPAZARI EKMEK SANAYİ" ibareli markanın 30 uncu nice sınıfında adına tescilli olduğunu, davacının bu markayı sektörde bilinir hale getirdiğini, ancak davalı tarafından davacının tescilli markasının markaya tecavüz ve haksız rekabete de yol açacak şekilde kullanıldığını, davalının gerek faturalarının gerek siparişlerinin davacıya yöneltilmesi gibi somut karışıklıkların yaşandığını, alınan delil tespiti raporunda da davacıya yönelik marka hakkına tecavüzün ve uğranılan zararın tespit edildiğini, Beypazarı ifadesinin markalaştırılamayacağı iddialarına rağmen bu markanın yıllardır davacı tarafından kullanıldığını, ülke çapında bilinirliğinin bulunduğunu, ayırt edici nitelik kazandırıldığını, bu nedenle markanın tescilinin coğrafî kaynak belirttiği gerekçesiyle reddedilemeyeceğini, davalının kullandığı "Beypazarı Ekmek Fabrikası Unlu Mamulleri" ile müvekkil şirketin tescilli “BEYPAZARI EKMEK SANAYİ" markaları arasında çok yakın işitsel ve kavramsal benzerlikten dolayı iltibas ihtimalinin doğduğunu ve markaların birbirlerinin uzantısı gibi bir algının ve seri marka imajının yaratıldığını, bu marka imajının da aynı sektöre ilişkin olduğunu, hedef kitle olarak da aynı gruba hitap ettiğini, 2. Mahkemece üç ayrı vekalet ücretine hükmedildiğini, maddi bir talep olmayan dava konusu marka tecavüzü ve buna dair tespit ile marka tecavüzünün gerçekleştiğinin ispatı halinde tecavüzün men edilmesi talebi yönünden ayrıca vekalet ücretine hükmedilmesinin de hatalı olduğunu savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve mahkemece karar yerinde belirtilen gerekçelerle davanın reddine hükmedilmesinde bir isabetsizliğin olmadığı gibi, davacı tarafın her biri ayrı bir davaya konu olabilecek istemlerini tek bir dava içinde talep etmesi halinde dava yığılması söz konusu olacağından, mahkemece reddedilen bu istemlerin her biri için davalı yararına ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmesinde de bir isabetsizliğin bulunmadığı, ancak mahkemece davacının reddedilen her bir talebi yönünden davalı yararına vekalet ücreti takdirinde bir isabetsizlik olmadığı halde, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin onuncu maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, manevi tazminat talebinin tamamının reddi durumunda avukatlık ücretinin, tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunması gerektiğinin nazara alınmamasının ve davalı yararına reddedilen manevi tazminat talebi yönünden nispi vekalet ücreti hükmedilmesinin doğru olmadığı, bu yönden istinaf talebinin kabulü gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerini tekrar ederek marka hakkına tecavüz ve tecavüzün meni davaları için ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını ve Bölge Adliye Mahkemesince geçerli ve ayrıntılı bir gerekçenin olmadığını savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde davacı adına tescilli 2005/24915 sayılı “BEYPAZARI EKMEK SANAYİ" ibareli 30 uncu nice sınıfındaki markanın, marka hakkına tecavüz oluşturacak şekilde davalı tarafından kullanılıp kullanılmadığı, davalının bu kullanımlarının maddi ve manevi tazminat koşullarını sağlayıp sağlamadığı ve hükmedilen vekalet ücreti noktalarında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin ikinci alt bendi, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 29 uncu maddesi, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin onuncu maddesinin üçüncü fıkrası 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 19.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.