11. Hukuk Dairesi 2023/1314 E. , 2024/5245 K. MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1929 Esas, 2022/1789 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2016/420 E., 2019/780 K. BİRLEŞEN DAVA DOSYASI : Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/77 Esas sayılı dosyası. Taraflar arasındaki asıl dava menfi tespit, birleşen dava ise istirdat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece M…
**11. Hukuk Dairesi 2023/1314 E. , 2024/5245 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1929 Esas, 2022/1789 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2016/420 E., 2019/780 K. BİRLEŞEN DAVA DOSYASI : Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/77 Esas sayılı dosyası. Taraflar arasındaki asıl dava menfi tespit, birleşen dava ise istirdat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. I. DAVA Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında iş yerinin devri esnasında 23.03.2016 tarihli tediye-tutanak belgesi ile ... Eczanesinde hazırda bulunan eczanedeki ilaç, kozmetik, medikal ve benzeri ürünlerin satışı ile ilgili olarak düzenlenen 23.03.2016 tarihli ve 054651, 054652, 065653 nolu fatura bedellerine ve ekte listelenen mal ve ürünlere istinaden; keşidecisinin davacı olduğu 30.04.2016 vadeli 100.000,00TL bedelli, 30.05.2016 vadeli 100.000,00 TL bedelli, 30.06.2016 vadeli 100.000,00 TL bedelli, 30.07.2016 vadeli 100.000,00TL bedelli, 30.08.2016 vadeli 100.000,00TL bedelli, 30.09.2016 vadeli 100.000,00TL bedelli olmak üzere 6 adet bononun davalıya verildiğini, davalı tarafınd satılan ilaç kozmetik medikal malzemeleri gibi ürünlerin davacıya teslim edilmesinden sonra satın alınan ilaç Kozmetik Medikal ve benzeri ürünlerin ve ... Eczanesinde bulunan demirbaşların Ankara 20. İcra Müdürlüğünün 2015/ 27149 esas sayılı dosyasında Ankara 19. İcra Müdürlüğünün 2016/ 3917 esas sayılı dosyasından, Ankara 13. İcra Müdürlüğü'ne 2014/22531 esas sayılı icra dosyasından ve Ankara 5. İcra Müdürlüğünün 2014/ 24 805 esas sayılı dosyasından haciz konulduğu, hacizli malların davalıya yediemin olarak bırakıldığını, davalı tarafından davacı müvekkiline satmış olduğu ürünlerin ve eczanede bulunan demirbaşların tamamen hacizli olduğu, davalı aleyhine açılan 86 adet açık icra dosyası bulunduğu ve bu dosyalardan da müvekkiline satımı yapılan ürün ve mallara ilişkin haciz işleminin gerçekleştirildiğinin öğrenildiği hacizli malların kötü niyetli olarak satışının müvekkiline yapıldığı, bu nedenle bu satış kapsamında verilmiş olan 6 adet bonodan dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesin talep etmiştir. Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde ;devir sözleşmesine göre verilen 30.05.2016, 30.06.2016 ve 30.07.2016 vadeli senetlerin ...'e ciro edilmesi ve bankaya tahsile verilmesi nedeniyle bu senetlerin bedellerinin, 30.09.2016 vadeli senedin ise yine ... tarafından bankaya tahsile konulduğunu, daha sonra ise bankadan alınarak ciro yolu ile ...'na devredildiğini, onun tarafından da tahsil edildiğini ileri sürerek ödenen 386.623,00 TL'nin faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP 1.Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının söz konusu ürünleri davalı aleyhindeki icra takiplerini ve bu takiplerden oluşabilecek riskleri bilerek devraldığını, davalı ... hakkında banka kredi borçları ve eczanede satışını yaptığı ürünler ile ilgili üretici firmalara olan ürün borcundan dolayı hakkında bir takım icra takiplerinin eczane devrinden önce başladığını, söz konusu icra takiplerinin birçoğunun borcunun haricen ödendiği ve davalı hakkındaki icra takiplerinin büyük bir kısmının sonlandırıldığı ve diğerlerinin sona erdirilmesine ilişkin çalışmaların da devam ettiğini, davalının eczanesini değerinin çok altında bir fiyata davacıya 01.01.2016 tarihinde 19.12.2015 tarihli sözleşme ile devrettiğini, davacı söz konusu eczaneyi ancak 03.03.2016 tarihinde devralarak davalıyı zarara uğrattığını, davacının, davalı hakkındaki icra takiplerini bilmesine rağmen davalı aleyhinde olan icra takiplerini fırsat bilerek toplamda 600.000,0 TL’lik senetler bütünü ile temin edilen borcunu ödemekten imtina ederek davalı aleyhine çeşitli iftira ve ithamlarda bulunarak bu davayı açtığını, dava aşamasında da borcunu vadesinde ödemediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 2.Birleşen davada davalılar davaya cevap vermemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında 19.12.2015, 21.12.2015 ve 04.04.2016 tarihli devir sözleşmeleri ve ek devir sözleşmeleri ile davalıya ait eczanenin davacıya devredildiği, sözleşmelerde "...işletmenin eski iş yeri olması nedeniyle 31.12.2016 tarihinden sonra ... hakkında olası bir borç takibi, icra ve haciz veya kanuni takip işlemi sonucunda ...'nın uğrayacağı olası zararın giderilmesi, ... tarafından kabul ve taahhüt edilmiştir. ...'nın mali konulardaki sorumluluğu bu tarihten sonra işlemeye başlar." ibaresine yer verildiği, eczanede bulunan 30.03.2016 tarihli tediye tutanak belgesinde ise eczanede bulunan ilaç, kozmetik ve medikal ürünlerin satışı ile ilgili düzenlenen faturaların karşılığı olarak çeşitli vadeleri içeren 600.000,00 TL'lik 6 adet senedin düzenlenerek davalıya verildiğinin yazılı olduğu, fakat bir adet senedin daha sonra 100.000,00TL değil, 86.623,00TL olarak düzenlenmiş olduğundan dava konusu senetlerin toplam tutarının 586.623,00 TL olduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda 20. İcra Müdürlüğünün 2015/27149 esas sayılı, 15. İcra Müdürlüğünün 2014/24805 esas sayılı dosyalarındaki hacizlerin satış yapılmadan düştüğü, 19. İcra Müdürlüğünün 2016/3917 ve 13. İcra Müdürlüğünün 2014/22531 esas sayılı dosyasında ise herhangi bir satış işlemi yapılmadığı, taraf vekillerinin beyanından da bu dosyalarla ilgili haczedilen malların satılmadığı, aradan geçen süre gözönünde bulundurulduğunda bu dosyalarda yapılan hacizlerin de düşmüş olduğu, davacının her ne kadar başka icra dosyalarından da devirden önce hacizler olduğunu iddia etmiş ise de karar tarihine kadar bu dosyalarla ilgili herhangi bir satış işlemi yapılmamış olduğu, satış işlemi yapılmış olsa dahi sözleşmedeki hükümlere göre ödediği miktarı davalıdan rücu edebileceği, 30.05.2016, 30.06.2016, 30.07.2016, 30.09.2016 vadeli senetler ise davalının ciro ettiği birleşen dosyanın davalıları tarafından davacıdan tahsil edilmiş olduğu, 30.08.2016 tarihli senet ise dava dışı üçüncü bir kişide olduğu, bu kişinin de dava edilmediği, davacı, asıl davada verilen senetlerin bedelsizliğine dayalı menfi tespit açtığı, dava konusu senetlerin ciro yolu ile devralan üçüncü kişiler tarafından tahsil edildiğinden sözleşmenin tarafı olan asıl dosyanın davalısı da gösterilerek birleşen dosyada istirdat davası açmış ise de taraflar arasındaki eczanede bulunan malların devrine istinaden bu senetlerin verildiği, malların alınmadığına yönelik herhangi bir savunma olmadığı, söz konusu icra dosyalarında haczedilen malların satışının yapılmadığı, hacizlerin düştüğü, devirden önce yapılan hacizlerle ilgili de eczanede herhangi bir devre konu malın satılmadığı, satılması halinde sözleşme hükmüne göre davacıdan satışa konu malların bedelini isteyebileceği gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine, davaya konu 30.04.2016 tarihli 100.000,00TL bedelli senetle ilgili tedbir kararı verildiğinden 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 72 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereğince talep olmasa dahi tazminata hükmedilebileceğinden senet bedelinin %20'si olan kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde belirtilen nedenleri ileri sürerek ve dava konusu senetlerin ihdas nedenini, ihdas nedenine ilişkin malların hukuki ayıplı olduğunu, bedelsiz hale geldiğini ve bedelsizlik iddiası ile menfi tespit davası açıldığını, anılan senetlere ilişkin olarak icra tehdidi nedeniyle yapılmak zorunda kalınan ödeme öncesi müvekkilin abisi tarafından bir kez daha kendisi ile görüşülmesine rağmen senetleri tahsil etmekten imtina etmediğini, ...'nun, davalı ...’ın kız kardeşi olduğunu, dolayısıyla taraflar arasındaki nizanın başta olmak üzere senedin ihdas nedenini, ihdas nedenine ilişkin malların üzerlerindeki hacizler nedeni ile hukuki ayıplı olduğunu, bedelsiz hale geldiğini ve bedelsizlik iddiası ile menfi tespit davası açıldığını bilen ya da en azından bilebilecek durumda olan kişi olduğu, davalı ...'ın, üzerindeki tasarruf yetkisinin hacizler nedeni ile kısıtlanan malları, durumu gizleyerek müvekkiline sattığını, karşılığında davaya konu senetlere hamil olduğunu, keza eczanenin fiilen müvekkil tarafından işletilmeye başlanılmasından sonra, 07.04.2016 tarihinde Ankara 22.İcra Dairesi'nin 2016/7557 sayılı dosyasından, yine davalı ...'ın borcu nedeniyle 93.685,00 TL tutarında menkul mal haczi yapıldığını, davanın açıldığı tarihteki koşullara göre devre konu menkul mallardaki hukuki ayıp nedeniyle cebri icra baskısı olan davacının yargılama gideri ve vekâlet ücretinden hatta inkâr tazminatından sorumlu olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yargılamanın usul kurallarına uygun olarak yapılmış olduğu, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmadığı, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olduğu ve özellikle taraflar arasındaki eczanede bulunan malların devrine istinaden bu senetlerin verildiği, malların alınmadığına yönelik herhangi bir savunma olmadığı, söz konusu icra dosyalarında haczedilen malların satışının yapılmadığı, hacizlerin düştüğü, devirden önce yapılan hacizlerle ilgili de eczanede herhangi bir devre konu malın satılmadığı, satılması halinde sözleşme hükmüne göre davalıdan satışa konu malların bedelini davacının isteyebileceği gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine ve belirtilen senet yönünden tedbir kararı verildiği ve uygulandığı belirlendiğinden 2004 sayılı Kanun'un 72 nci maddesinin dördüncü fıkrasına göre tazminat koşullarının da oluştuğundan ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık olmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen nedenleri ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Asıl dava, eczanenin devri nedeniyle verilen senetlerden dolayı borçlu olunmadığının tespitine, birleşen dava ise asıl dosyanın davalısı ile ciro yolu ile senedi devralıp tahsil eden davalılar aleyhine açılan istirdat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2.2004 sayılı Kanun'un 72 nci maddesi. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.