T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/243 KARAR NO : 2025/1620 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 06/07/2021 NUMARASI : 2017/637 Esas - 2021/579 Karar DAVA: Tazminat (Hekim Sorumluluk Sigortasından Kaynaklı) Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dai…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/243 KARAR NO : 2025/1620 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 06/07/2021 NUMARASI : 2017/637 Esas - 2021/579 Karar DAVA: Tazminat (Hekim Sorumluluk Sigortasından Kaynaklı) Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacılar ... ... ve ... Karaaslan tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacılar vekili, dava dilekçesinde özetle; davacı ...'nın hamilelik sürecinde kontrollerini düzenli şekilde sigortalı hekimin çalıştığı hastahanede yaptırdığını, davacının tedavi sürecinde üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiğini ve sağlıklı bir doğum için ... İnegöl Hastanesine başvurduğu, hastaneye bağlı olarak çalışan doktor ...'ın 28.06.2011 tarihinde davacının doğumunu yaptırdığını, ancak doktorun özensiz ve tedbirsiz davranışı neticesinde davacı ...'in doğum sırasında oksijensiz kalarak %100 oranında fiziksel ve zihinsel engelli olarak dünyaya geldiğini, davacının doğum kanalının yeterince açılmaması nedeniyle suni sancı verildiğini, davacının taleplerine rağmen sezeryan doğumunun nedensiz şekilde kabul edilmediğini, oksijensiz kalan küçüğün engelli doğması nedeniyle müvekkillerinin aile düzenlerinin bozulduğunu, davacı ...'nın çocuğun bakımı ile ilgilenmek için kuaför salonunu kapattığını ve psikolojik tedavi gördüğünü, küçükte oluşan serebral palsidnin doğum sırasındaki havasızlıktan kaynaklandığını, hasta ile doktor arasındaki sözleşme ilişkisinin ihlal edilmesi, doktorun gerekli özeni göstermemesi, tedavinin amacına ulaşması için gerekli olan ve denenerek ispatlanmış bulunan hekim tecrübesi ve bilime uygun şekilde davranmaması nedeniyle zarar oluştuğunu ileri sürerek, davacı ... ... için 75.000 TL, ... ... için 75.000 TL, ... ... için 75.000 TL olmak üzere toplam 225.000 TL manevi tazminat ile ... için 400 TL, diğer davacılar için 300 er TL olmak üzere şimdilik 1.000 TL maddi tazminatın haksız fiil tarihten itibaren işleyecek olan yasal faizi ile birlikte tahsiline, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; sigorta şirketlerine karşı açılan bu davalarda ticaret mahkemesinin görevli olduğunu, doğum öncesinde fetusun iyilik halini değerlendirmek için kullanılan testlerin indirekt testler olması nedeniyle fetusun beyin fonksiyonlarını değerlendirmede yeteriz kaldıklarını, bu nedenle hangi bebeğin serebral palsi riski taşıdığını öngörülemeyeceğini, asfıksinin bulgularından kabul edilen asidoz, düşük apgar skorları, erken dönemde ensefalopati bulguları, fetal kalp hızında değişkenliğin tek başlarına serebral palsinin öngörülmesinde kullanılamayacağını, hamilelerde elektronik fetal kalp hızı monitorizasyonu serebral palsi gelişini engellemeyeceğini, tüm bu tıbbi bilgiler ve literatür ışığında, davacının takibi ve doğum kararı ile ilgili olarak sigortalı hekimin kusuru bulunmadığını, tıbben yapılması gereken işlemlerin eksiksiz yapıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Özgeçmiş: Hidrosefali, Trakeostomi, PEG+ VP şant, HİE. 7 bucuk yasında erkek hasta. Şant çıkarılması ve PEG takılması için çybünde takip edilen hasta servise ınterne edilmiş. Hasta serviste 2 gündür olan yoğun ishal ve sonrasında gelişen prerenal ABY açısından takip edilirken hastanın serviste alınan kan gazında aisdozu olması üzerine hastaya 20 cc/kg dan 2 kez SF yüklenmiş. Asidoz tablosu devam etmesi üzerine sodyum bikarbonat infüzyonu başlanmış. Hasta takibinde kardiyak arrest olması üzerine 10 dakika etkin CPR'a yanıt alınarak cybü ne ınterne edildi. Ön tanı: prerenal ABY, kardiyak arrest, sepsıs. Dosyada bulunan grafilerin 7. Adli Tıp İhtisas Kurulu Uzmanı Radyolog Dr. ... tarafından yapılan incelenmesinde; 20.02.2018 yılına ait beyin BT: Parietooksipital konveksitede falksta hiperdens kalınlaşma izlendiği, her iki sentrum semiovalede kronik iskemiye sekonder olduğu düşünülen dansite azalması, sol temporal lobda atrofi lehine subarachnoid mesafede genişleme izlendiği, 13.02.2019 yılına ait beyin BT: Sağ frontal bölgeden lateral ventrikül içerisine uzanan şant, ventrikül sisteminde tetraventriküler hidrosefali bulguları, beyin parankiminde hipoksik ensefalopati ile uyumlu yaygın hipodansite izlendiği, korteks santral parankim ayrımının yapılamadığı, ayrıca ödem ile uyumlu sulkuslarda silinme izlendiği, periventriküler alanda diğer parankim dokusuna göre hiperintensite izlendiği dikkate alındığında; 1. Serebral palsi, hidrosefali ve ağır mental-motor retarde hastanın ölümünün sepsis ve gelişen komplikasyonlardan olduğunun kabulü gerektiği, 2. Annenin ... İnegöl Hastanesinde (... İnegöl Hastanesi) takiplerinin yapıldığı, 04.07.2011 tarihinde 41 haftalık ike suyunun gelmesi yakınması ile aynı hastaneye başvurduğu, normal vajinal doğum ile doğumun gerçekleştiği, gebelik haftasına göre küçük (SGA) olduğu, 3. dakika apgar 8, 10. dakika apgar 9 olduğu, doğumunda perinatal asfiksiyi düşündürecek muayene bulgularının olmadığı, doğum sonrası yatışına ait belge bulunmadığı dikkate alındığında çocukta mevcut serebral palsi ile doğum sonrası anamnez bulgularına göre serebral palsi ile ilişkilendirilebilecek bir bağlantı bulunmadığı, yapılan işlemlerin tıbben uygun olduğu cihetle; Çocuğun doğumunda görevli hekimin tıbbi uygulama hatası bulunmadığı oy birliği ile mütalaa olunur.' şeklinde mütalaa verildiği, annenin hamilelik dönemi ve doğum sonrası çocuğun tedavilerine ilişkin tüm belgelerin incelendiği anlaşılmıştır. Raporun hazırlanmasında Kadın Hast. ve Doğum Uzmanı, Enfeksiyon Hast.ve Mik.Uzm.,Çocuk Sağ.ve Hast.Uzm., Kardiyoloji Uzmanı, Acil Tıp Uzmanı, Anest.ve Rea. Uzmanı , Adli tıp uzmanı, Genel cerrahi uzmanın bulunduğu görülmüştür. Raporun sonuç kısmında çocuğun doğumunda görevli hekimin uygulama hatası olmadığı tespit edildiği, tazminatın kusur sorumluluğuna dayandığı, doktorun kusurunun olmadığı ve bu kapsamda doktorun kusuru sebebi ile uğranılan zararları poliçe limiti kapsamında karşılamayı üstlenen sigorta şirketininde sorumlu olmayacağı ..." gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı ... ... ve davacı ... ... vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı ... ... vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ATK raporu esas alınarak, sigorta şirketinin, sigortalının kusurlu fiillerinden doğan zararların teminat altına alındığı ve hekimin bir kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğini, hükme esas alınan ATK 8. İhtisas Dairesinin 22.01.2020/180 numaralı yazısının 3. bendinde ... İnegöl Hastanesinden anne ... Karaaslan'a ait 28.06.2011 tarihinde çekilmiş olan üzerinde tarih saat yazılı NST kayıtları başta olmak üzere tüm NST kayıtlarının, hemşire gözlem formlarının, epikrizlerin, laboratuvar tetkiklerinin teminen gönderilmesinin istendiğini ve mahkemece hastaneye müzekkere yazıldığını, oysa hastane tarafından sadece bir adet NST kaydının gönderildiğini ve ATK raporunda da NST kayıtlarına ilişkin bir açıklama bulunmadığını, NST takibinin gebeliğin 32. haftasından sonra yapılmaya başlandığı göz önüne alındığında, birden fazla NST raporunun olması gerektiğini, NST kayıtlarının anne karnındaki fetüsün kalp sesleri ile kendisi ve çevresinin hareketlerine verdiği tepkinin ölçülmesini sağlayan bir test olduğu göz önüne alındığında, anne karnındaki bebeğin durumunun tespitinde hayati önem taşıdığını, NST kayıtlarında bir anormallik halinde derhal sezeryan ile doğuma alınması dahi gerekebileceğini, bu durumda NST takibinin gerekli sıklıkta yapılmaması halinde doktorun kusurlu olduğu, gerekli sıklıkta yapılmasına rağmen raporların mahkemeye sunulmaması ihtimalinde kusur gizlenmeye çalışıldığı, gerekli sıklıkta yapılmış ve dosyaya sunulmasına rağmen ATK raporunda değinilmemiş olmasının raporun eksik hazırlanmış olduğunu göstereceğini, Müvekkilinin ısrarla sezeryan doğum talep etmesine karşın suni sancı verilerek uzun bir süre doğum beklendiğini, NST kayıtlarında bir anormallik olmasına rağmen müvekkil sezeryana alınmamışsa yada NST takibi gerektiği şekilde ve sıklıkta yapılmamış ise ve bu şekilde normal doğuma zorlanılması halinde hekimin kusuru olacağını, bu nedenle NST kayıtlarını incelemeksizin yada bu kayıtlara ilişkin herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın düzenlenen ATK raporunun hükme esas alınamayacağın, Müteveffa çocuğun 2600 gram ağırlığında, gebelik haftasına göre küçük (SGA) olarak doğduğunu, bu küçüklüğünün serebral palsi şüphesi oluşturup oluşturmayacağı, küçüklüğü nedeni ile hekim tarafından doğum öncesi veya doğum sırasında herhangi bir müdahale yada araştırma yapılmamasının tıp kurallarına uygun olup olmadığına ilişkin herhangi bir belirleme yapılmadığını, Çocuk doğumundan hemen sonra bacakları düz bir şekilde yatamayarak bacaklarını sürekli havaya kaldırdığını, bunun yaklaşık 40 gün sürdüğünü, beslenmede yaşadığı sorunlar nedeni ile müvekkilinin 3 aylık çocuğunu biberonla beslemek istediğini, çocuğun biberonla da beslenememesi üzerine şırınga ile beslemek zorunda kaldığını, 3 aylık olan çocuğun başını tutamadığını, 6 aylık olduğunda ise oturma alışkanlığı kazanamamasının hekimin kusurundan kaynaklandığını, Çocuğun 8 aylıkken yapılan muayenesinde doğum sırasında anne karnında oksijensiz kaldığı ve çocuğun serebral palsi olduğunun tespit edildiğini, uzman hekimin tespitine göre bu durumun sezeryan talebinin gerekçesiz olarak reddedilerek suni sancı ile normal doğuma zorlanması hususları birlikte değerlendirildiğinde, çocuğun doğumda oksijensiz kalması sebebi ile hastalığa tutulduğunun anlaşılacağını, çocuğun doğumdan hemen önceki durumunu en iyi anlatan kayıtlar olan NST kayıtlarının doktorun çalıştığı hastane tarafından dosyaya sunulamaması yada ATK raporundadeğerlendirilmemesi ile raporun eksik hazırlandığını, ATK raporunda rahatsızlığın nedenine ilişkin herhangi bir tespitin yapılmamış olmasının da raporun eksik düzenlenmiş olduğunu gösterdiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne, karar verilmesini istemiştir. Davacı ... ... vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesi tarafından dosyaya sunulan ve eksiklikleri ve hataları nedeniyle itiraz edilen ATK raporu gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığını, raporun kendi içinde de çelişkili olduğunu, çocuğun doğum öncesi tüm gebelik kontrolleri ve izlenimleri davalının çalıştığı hastanede yapıldığını, doğum için davacıların aynı hastaneye başvurduğunu, hastaneye yatıştan yaklaşık 20 saat sonrada çocuğun doğumunun gerçekleştiğini, gebelik aşamalarına ilişkin tüm belgelerin hastanede olduğunu, gebelik aşamasında çocukta her hangi bir sorun bulunmadığını, davalının doğum esnasında yaptığı hatalar nedeniyle çocuğun anne karnında havasız kalarak serebral palsi hastalığına maruz kaldığını, davalının doğum sonrası beyanlarının gerçeği yansıtmaması, yapılan hatanın üstünün örtülmesine yönelik tutanaklar tutulmuş olabileceği ve diğer hususlarda gerekli irdelemeler ve tartışmalar yapılmadan davalının tutmuş olduğu raporların tam ve kesin doğru olarak kabul edilerek rapor düzenlenmesinin hatalı olduğunu, raporda tüm gebelik sürecinde hiç bir sıkıntı gözlemlenmeyen, olması gereken tüm değerlerin normal olan çocuğun "serebral palsi" hastalığına neden yakalanmış olabileceğine dair en ufak bir açıklama bulunmadığını, çocuğun 2012 den itibaren epilepsi tedavisi gördüğünü, davalı doktorun düzenlediğini ve çocuğun çocuk şifa ile doğduğuna ilişkin tutanağının esa alınarak rapor düzenlenemeyeceğini, benzer bir davada Danıştay 15. Dairesinin bu tür uyuşmazlıklarda düzenlenecek bilirkişi raporlarında doğum sırasında bebeğin oksijensiz kaldığını gösteren veriler neler olduğu, bebeğin doğum esnasında oksijensiz kalmasını önleme adına ülkemizde tıp pratiğinde uygulanan asgari yöntemlerin ne olduğu, bu davada bebeğin oksijensiz kalıp kalmadığı ve bu madde cevaplandırılırken NST ve ÇKS sonuçları ve diğer verilerin de dikkate alınması gerektiğinin belirlendiğini, ayrıca uyuşmazlıkta olağan dışı bir durum olup olmadığını tespit etme adına ek tetkik, tespit ya da muayene yapılması gerekip gerekmediği ile bu tespitlerin neler olacağı ve kim tarafından yapılacağının, plasenta dekolmanı(ayrılması)/anormalliği, yetersizliği, kordon anomalisi ve düğümlenmesi, plasenta lokalizasyonu, baş pelviks uyuşmazlığı, doğum yolu anomalileri, çocuğun geliş, duruş ve pozisyonu araştırılıp ultrason vs. yardımı ile tespit edilmesi gerekip gerekmediği, miadında gebelik ile hastaneye başvuran hastaya uygulanacak girişimler için "aydınlatılmış onam" formu alınıp alınmadığı hususlarının araştırılması gerektiğinin tespit edildiğini, oysa hükme esas alınan raporda bu soruların cevaplandırılmadığını, kaldı ki doğum öncesi oluşabilecek konularda doktorun gerekli bilgilendirmeyi yapmamış olmasının dahi tek başına manevi tazminat için yeterli olması karşısında ve doktor tarafından hiç bir bilgilendirme yapılmamasına rağmen manevi tazminatın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne, karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, davalı sigortacının, dava dışı doktora tıbbi kötü uygulamaya ilişkin zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile verdiği teminat kapsamında, tıbbı kötü uygulama ve aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmediği iddiası kapsamında maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacılar vekillerince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacılar vekillerince, davacı annenin gebeliği döneminde başvurduğu dava dışı sigortalı hekimin, davacı annenin hamilelik takibini usulüne uygun yapmadığı, doğum sırasında çocuğun gelişimine ve annenin şikayet ve taleplerine uygun bir doğum şeklinin belirlenmeden, annenin usulsüz şekilde normal doğuma zorlandığı, oysa hekimin gebelik haftasına göre SGA (küçük) olan çocuğun önceki NST kayıtları da dikkate alınarak sezeryanla doğuma karar vermesi gerekirken normal doğum yaptırması nedeniyle, doğum sırasında oksijensiz kalan çocuğun Serebral Palsi olarak engelli kaldığı, doğum sırasında annenin aydınlatılmış onayının alınmadığı, aileyi aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle hekimin davacılara karşı sorumlu olduğu ileri sürülmüştür.HMK'nın 266. maddesi uyarınca hâkim, çözümü teknik bilgiyi gerektiren veya hâkimlik mesleğinin gerektirdiği bilgilerle çözülmesi mümkün olmayan konularda bilirkişi raporu alır. HMK'nın 282. maddesine göre hakim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer deliller ile birlikte serbestçe değerlendirir. Buna göre, bilirkişi raporları takdiri delil niteliğinde olup, mahkemece sunulan deliller, hastane kayıtları, sigorta poliçesi, Adli Tıp İhtisas Kurulu Raporu birlikte değerlendirilerek sorumluluk belirlenmiştir. Mahkemece görüşüne başvurulan Adli Tıp Kurumu Sekizinci İhtisas Kurulunun 22.01.2022/180 sayılı kararında, rapor düzenlenmesi için istenilen tüm tedavi belgeleri yazılmıştır. Mahkemece belirtilen tüm tedavi belgelerinin eksiksiz şekilde temini için ilgili hastaneye yazı yazılmış ve gönderilen tedavi evrakları Adli Tıp Kurumundan rapor alınmıştır. Sekizinci İhtisas Kurulunca düzenlenen 31.03.2021/1010 sayılı raporda, tüm tedavi süreci ayrıntılı şekilde değerlendirildikten sonra sonuç olarak; "Serebral palsi, hidrosefali ve ağır mental-motor retarde hastanın ölümünün sepsis ve gelişen komplikasyonlardan olduğunun kabulü gerektiği, Annenin ... İnegöl Hastanesinde (... İnegöl Hastanesi) takiplerinin yapıldığı, 04.07.2011 tarihinde kırkbir haftalık ike suyunun gelmesi yakınması ile aynı hastaneye başvurduğu, normal vajinal doğum ile doğumun gerçekleştiği, gebelik haftasına göre küçük (SGA) olduğu, 3. dakika apgar 8, 10. dakika apgar 9 olduğu, doğumunda perinatal asfiksiyi düşündürecek muayene bulgularının olmadığı, doğum sonrası yatışına ait belge bulunmadığı dikkate alındığında, çocukta mevcut serebral palsi ile doğum sonrası anamnez bulgularına göre serebral palsi ile ilişkilendirilebilecek bir bağlantı bulunmadığı, yapılan işlemlerin tıbben uygun olduğu cihetle Çocuğun doğumunda görevli hekimin tıbbi uygulama hatası bulunmadığı..." şeklinde rapor düzenlendiği anlaşılmıştır.Davacı ... Uzun vekili, bu rapora itiraz dilekçesinde, çocuğun şikayetleri ile ilgili bilgiler verilmiş ve sekiz aylık çocuğun fenalaşması üzerine, götürüldüğü başka bir hastanede çocuğun anne karnında oksijensiz kalması nedeniyle serebral palsi olduğunun söylendiğini, müvekkilinin hamilelik dönemindeki tüm kontrollerini hastanede yapmasına rağmen çocuktaki anormallikler hakkında bilgi verilmediğini, çocuğun doğum kilosunun düşük olmasına rağmen herhangi bir bilgi verilmediğini, raporda da kilonun düşük olmasına ilişkin bir değerlendirme yapılmadığını belirtmiştir. Davacı ... Karaaslan vekili ise raporun çelişkili olduğunu, çocuğun hastanede yatırılmamasının davacı iddialarını doğruladığını, annenin tüm hamilelik takibinin bu hastanede yapıldığını ve gebeliğe ilişkin tüm belgelerin hastanede olduğunu, gebelik sırasında herhangi bir sorun bulunmadığını, doğum sırasındaki hatalar nedeniyle çocuğun havasız kaldığını, sigortalı hastanenin tek yanlı raporlarının dikkate alınarak rapor düzenlendiğini, doğum sırasındaki değerleri normal olan çocuğun hangi nedenle serebral palsi hastalığına yakalandığı konusunda bir irdeleme yapılmadığını, çocuğun gebelik öncesi tüm evraklarının incelenerek bir sorun bulunup bulunmadığının belirlenmesi ve serebral palsi olmasının nedenleri tartışılarak rapor düzenlenmesi gerektiğini belirtilerek rapora itiraz etmiştir. Her iki itirazda annenin gebelik kontrollerinin sigortalı doktorun çalıştığı hastanede yapıldığı, gebelik takibi sırasında çocukta herhangi bir anormallik bulunduğunun tespit edilerek davacılara söylenmediği, doğum sırasındaki kilosu düşük olan çocuğun bu durumun annesine bildirilmediği ve düşük kilo nedeniyle oluşacak komplikasyonlar hakkında ailenin bilgilendirilmediği, oluşan serebral palsi hastalığının nedeni hakkında bir açıklama yapılmadığı belirtilerek ek rapor istenmiştir. Dava, hekim sorumluluk sigortası kapsamında sigorta tazminatı talebine ilişkindir. Hasta doktor ilişkisi vekalet ilişkisi kapsamında değerlendirilir. Vekil vekalet görevine konu olan işi görürken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden sorumlu değil ise de bu sonuca ulaşmak için gösterdiği çabanın yaptığı işlemlerin, eylemlerin ve davranışların özenli olmayışından doğan zararlardan sorumludur. Doktor, hastasının zarar görmemesi için mesleki tüm şartları yerine getirmek, hastanın durumunu tıbbi açıdan zamanında gecikmeksizin saptayıp somut durumun gerektirdiği önlemleri eksiksiz biçimde almak, uygun tedavi yönetimini de gecikmeden belirleyip uygulamak zorundadır. Asgari düzeyde dahi olsa, tereddüt doğuran durumlarda, bu tereddütü ortadan kaldıracak araştırmalar yapmak ve bu arada koruyucu tedbirler almakla yükümlüdür. Tarafların iddia ve savunmaları kapsamında Adli Tıp Kurumundan rapor alınmış ise de Yargıtay uygulamaları kapsamında ehil ve donanımlı bir üniversitelerden seçilecek ve aralarında davaya konu hususta uzman, akademik kariyere sahip üç kişilik bilirkişi heyetine dosyanın tevdi edilerek yapılan tedavi, hamilelik takibi ve doğum sırasında ve özellikle doğum şeklinin seçiminde hatalı tıbbi bir uygulamanın bulunup bulunmadığı, doğum sonrası davacı ...'te meydana gelen serebral palsi hastalığının neden kaynaklandığı, uygulanan tedaviye ilişkin alınan onamın tıp kurallarına uygun olup olmadığı, hamilelik tedavisi sırasında çekilen NST kayıtlarının yeterli olup olmadığı, bu kayıtların yeterli sayıda ve sürede çekilip çekilmediği, çocuğun doğum kilosunun küçük olup olmadığı ve küçükse doğum şeklinin hekimce tıp ilmine uygun şekilde belirlenip belirlenmediği huslarında davacıların ayrıntılı itirazları değerlendirilmek suretiyle rapor alınarak sonuca gidelmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm tesis edilmesi yerinde görülmemiş, bu nedenle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerekmiştir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2012/13-1049 Esas 2013/383 Karar sayılı ilamı ile Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2015/29559 Esas 2015/37079 Karar sayılı emsal ilamları).Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yukarıdaki açıklamalar ışığında yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir. KARAR :Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davacılar tarafından yatırılan istinaf peşin karar harçlarının, talepleri hâlinde, ilk derece mahkemesince davacılara iadesine,4-Kaldırılan kararın icrasıyla ilgili olarak İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine, 5-Davacılar tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, yeniden verilecek hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 16.10.2025 KANUN YOLU:HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca karar kesindir.