6. Ceza Dairesi 2023/1631 E. , 2024/13159 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/763 E., 2022/262 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası g
**6. Ceza Dairesi 2023/1631 E. , 2024/13159 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/763 E., 2022/262 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun'un 288 inci maddesinin, ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanun'un 294 üncü maddesinin, ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukukî yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanun'un 301 inci maddesinin, "Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usûle ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanık müdafinin temyiz dilekçesinde belirttiği sebeplere yönelik olarak yapılan incelemede; Türk Ceza Hukukuna hakim olan en temel ilkelerden birisi kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesidir. (TCK 2) Bu ilke nedeniyle kanunda açıkça düzenlenmeyen bir suçtan cezalandırma yapılamayacağı gibi kanunda yazılan unsurlara yani tipikliğe uymayan eylemler nedeniyle de ve tabi ki yorum ve kıyas yoluyla cezalandırma yoluna gidilemez. (...) Tehdit suçunu düzenleyen TCK 106. maddesi; Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit eden kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından veya sair bir kötülük edeceğinden bahisle tehditte ise, mağdurun şikayeti üzerine, altı aya kadar hapis veya adli para cezasına hükmolunur. Yağma suçunu düzenleyen TCK 148/1. Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden ya da malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak, bir malı ... veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılan kişi, altı yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Her iki maddedeki tehdit suçunun oluşumu şartları tek tek sayılmıştır. TCK 106/1. maddelerinin giriş kısımı yağma suçunda tehdidi düzenleyen TCK 148/1. maddesine de büyük ölçüde alınmıştır. Ancak tamamı alınmamıştır. Sadece TCK 106/1. Fıkranın 1. cümlesinin tamamı, 2. cümlesinin ise başlangıç kısmı alınmıştır. Şikâyette bağlı olmayan 106/1. Fıkrası 1. Cümlesi "... Hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığınına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden.... tehdit eden kişi" cümlesi yağmada tehdit kısmını düzenleyen TCK 148/1. maddeye aynen aktarılmıştır. Buna karşın TCK 106/1. Fıkrası 2. cümlede düzenlenen ve takibi şikâyete bağlı olan ve iki ayrı eylem, iki ayrı seçimlik hareketle işlenebilen halin sadece 1. cümlesini "... Malvarlığı itibariyle büyük bir zarara uğratacağından bahisle tehdit ederek" ibaresini TCK 148/1. maddesi taşırken "... veya sair bir kötülük edeceğinden bahisle tehdit eden... " kısmını dahil etmemiştir. Yani Yağma suçunu düzenlenmesi sırasında kanun koyucu "Tehdit veya cebir diyerek doğrudan atıfta bulunmak yerine hangi tehdit hallerinin yağmanın oluşumunda etkili olacağını tek tek saymış buna karşın yaralamada, yaralama yerine "Cebir" diyerek 148/3 de "Herhangi bir vasıta ile kendisini bilemiyecek ve savunamayacak ... getirilmesi de yağma suçunda Cebir sayılır..." diyerek tanım yapmış yaralama tabirini genişletmiştir. Herhangi bir vasıta ile mağdurun ruhen ve bedenen kendisini savunmayacak ... getirilmesini yaralamanın ötesinde cebir olarak kabul etmiştir. Ve yağmanın oluşmasında seçimlik unsurlardan biri olarak düzenlenmiştir. Buna mukabil tehditte ise hangi hallerin yağmada tehdit oluşturacağını tek tek saymıştır. Tabiri caizse kanun koyucu tehdit kullanarak yağma suçunu işlemede her türlü tehdidi değil, belli bir ağırlığa, belli bir korkutuculuğa sahip tehditle suçun oluşacağını düzenlemiş TCK 106/1. son cümlesindeki sair tehdidi kapsamın dışında bırakılmıştır. Özetle sair tehdit ile yağma suçu işlenemez. Yargıtay Ceza Genel Kurulu (YCGK) yerleşik içtihatlarında sanığa ceza verilmesi için şüpheye yer vermeyecek şekilde eylemi gerçekleştirdiğinin ispatı gerekecektir. Bu ispat için öncelikle suçun işlenip işlenmediği sonra bir olayın kanuni unsurlarının belirlendiği şekilde işlenip işlenmediği ve son olarak da sabit olan bu suçun sanık tarafından işlenip işlenmediğinin tartışılması ve kesin olarak ispatı gerekir. Tüm aşamalarda da şüpheden sanık yararlanır kuralının uygulanması gerekir. YCGK'nın 2017/6-1147 Esas, 2018/519 Karar sayılı ilamlarında "... Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de öğreti ve uygulamada; "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi hâlinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate ya da herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat, hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir..." şeklinde içtihatta bulunarak bu husus işaret etmişlerdir. Yine YCGK'nın 2018/6-110 Esas, 465 Karar; 2016/6-1157 Esas, 2017/239 Karar sayılı ilamlarında da aynı hususlar teyit edilmektedir. Dairemizin 2022/4023 Esas, 2024/276 Karar; 2022/9645 Esas ve 2024/5427 karar, sayılı dosyaları ve daha birçok dosyalarında da açıkça tartışılıp kabul edildiği üzere; Malı almak için cebir veya tehdit kullanılmalı ve bunun etkisiyle mağdurun malı vermesi gerekir. Bunun doğal sonucu olarak mağdurun malın alındığını görmesi veya en azından sanığın mallarını almak istediğini anlaması veya bilmesi gerekir. Yağmada amaç malın alınmasıdır. Bu amaca ulaşmak için araç hareketler ise cebir veya tehdit uygulanmasıdır. Failin mağdura yönelttiği cebir veya tehdidi, kendisi veya başkasına yarar sağlamak amacıyla malı ... veya alınmasına karşı koymamaya zorlamak amacıyla gerçekleştirmiş olması gerekir. Aralarında amaçsal ilişki vardır. Cebir veya tehdit ile malın alınması veya verilmesi arasında nedensellik bağı bulunmalıdır. (Benzer görüşler için bkz. Gökçen ... vd mal varlığına karşı suçlar Adalet Ankara 2018 age s. 74, Özgenç İzzet türk Ceza Hukuku Genel Hükümler 17. baskı Seçkin Ankara 2021 ağe. s 168 vd, Tezcan/.../Önok age s. 704, Koca/Üzülmez TCK Genel Hükümler seçkin 9. Baskı age s. 583) Yağmanın iki seçimlik hareketinden birisi olan cebir malın alınmasına yönelik olarak yapılması gerekir. Diğer suçlardan ayıran özelliklerinden birisi de budur. Cebir malı almaya yönelik değil de başka bir amaçla yapılıyorsa eylem yağma suçunu oluşturmaz. Bu tespitlerden sonra somut olay incelendiğinde; katılanların, yatalak hasta olan ve dava sürerken vefat eden ... İşler ile hastanede yatarak tedavi gördüğü dönemde annelerinin ona bakıcılık yapması nedeniyle tanıştıkları ona ufak tefek yardımda bulunarak samimiyetlerini ilettikleri, o dönemde aşırı borçlu oldukları borçlarını ödeyebilmek için ... İşlerden 2016 yılında 30.000,00 TL borç adı altında para aldıkları, bu paraya karşı herhangi bir senet vs düzenlemedikleri. Kendi kabullerine göre 100,00-200,00 TL taksitle ödemeyi kabul ettikleri ... işlerin hastaneden taburcu olmasından sonra herhangi bir ödemede bulunmadıkları gibi telefonlarına dahi çıkmadıkları katılanların kendi beyanları ve Yunusun beyanı ile sabittir. ... İşleyen ile sanık ise arkadaştırlar. ... İşleyen sanığa giderek aç kaldığını, alacaklı olduğu kişilerin ödeme yapmadıklarını kendisine yardımcı olmasını istediği arkadaşı olan sanıktan rica ettiği sanığında katılanlara ulaşmaya çalıştığı telefonlarının sürekli kapalı olması nediniyle (katılanlar olaydan önce denize düşürdüklerini çok kısa kapandığını iddia etsede tanık ...'un beyanlarına göre yaklaşık 2 yıldır ulaşılamadığı) annelerinin telefonundan ulaşarak irtibata geçtikleri önce elektrik işi olduğunu söyleselerde yapılacak işe göre malzeme getirecekleri yönündeki ısrarlar üzerine Yunusun işi için Ganyan kafede buluşmayı kabul ettikleri. Ve kahveye geldikleri. Kahvenin kalabalık olduğu katılanların sanığın oturduğu masaya oturdukları yanlarındatanık ... ... İnce ve arkadaşınında oturduğu, borç meselesini konuştukları katılanlar peşin ödeme yapamayacaklarını beyan etmeleri üzerine alınırken hiçbir teminata bağlanmayan borcun teminata bağlanmasının istendiği mağdurlarında taksidi kabul etmeleri üzerine taksitleri ve ödeme tarihlerini katılanların kendilerin belirleyeceği şekilde aylık ödemelere göre senedin katılanlar tarafından doldurulup verildiği daha sonrada 1.000,00 TL paranın sanığın bir arkadaşına havale edildiği, havale edilen para ve senetlerin sanığın yanında Tanık ... de bulunduğu sırada Ölen ... İşleri aynı zamanda verildiği ... İşlerinde vermeyi kollukta 06.01.2018 tarihinde verdiği ifadesinde de açıkça beyan ettiği sabittir. Olayın meydana geldiği yer ganyan kafedir ve kahvenin içi oyun oynayan veya at yarışı izlemeye gelen kişilerle doludur. Katılanlar buluştuklarını borç meselesini konuştuklarını, peşin ödeyemeyeceklerini söylediklerini “ben iyiniyetli geldim istesem 10-15 kişi ile de gelirdim” sözü ve kahvedeki tanımadıkları kalabalıktan korktuklarını iddia etmektedirler. Sanık ise arkadaşı olan ve yargılama sonrasında ölen ...'un alacağını uzun süredir ödememelerini konuştuğunu kesinlikle tehdit vs etmediğini katılanların kendi rızalarıyla ödeme takvimide belirleyerek kendi rızalarıyla çok sayıda senet düzenleyip verdiğini savunmaktadır. Olay sırasında olay yerinde olduğu ve olaya hiçbir müdahalesi olmadığı katılanlar tarafından da teyit edilen tanık ... ... İnce de sanığın savunmalarını teyit etmektedir. 10-15 kişi ile geliriz vs şeklinde söz kullanılmadığını kullanılsa duyacağını beyan etmiştir. Katılanlardan birisi mahkemedeki beyanında sanığın tehdit vari konuşmadığını kendilerinin kalabalık ve yüksek sesle konuşmalarından korkarak senet düzenlendiğini iddia etmiştir. Katılanlar parayı korktukları için gönderdiklerini yanlarında çalıştıkları Emirhanada bu durumu anlatmaları üzerine 1.000,00 TL yi havale ettiğini beyan etmişler tanık göstermişlerdir. ayrıca enişteleri ... tanık olarak göstermişlerdir. Tanık olarak dinlenen ... katılanların sadece para istediğini sebebini söylemediklerini, neden para istediklerini bilmediklerini beyan etmiştir. Aynı şekilde tanık Süleymanda katılanların hastanede tanıştığı birine kendilerine borç verdiğini parayı adı geçenin geri istediğinde veremeyeceğini söyleyincede başka bir erkek şahsın kendilerinden istediğini bana anlattılar şeklinde beyanda bulunmuştur. Katılanların sıcağı sıcağına anlattıkları şahıslara bile 10-15 kişi ile geliriz almasını biliriz vs şeklinde sözler söylediğinden bahsetmiyor hatta ...'a açıkça söyledik yönündeki iddiaları tanık tarafından açıkça yalanlanmaktadır. Olay günü sıcağı sıcağına yapılmış herhangi bir şikâyette yoktur. 26.12.2017 tarihinde telefonla arandıklarını kabul etmektedirler ve aynı gün buluştukları açıktır. Şikâyet ise bundan tam 1 hafta sonra gerçekleştirilmiştir. Bu açıklamalar ışığında; 1.Öncelikli olarak sanık arkadaşı olup yatalak hasta olan ve alacağını alamadığı için güç durumda kalan arkadaşı ... İşler’e yardım amacıyla konuşmak için gittiğini, katılanların borcu kabul ettiklerini ve kendi rızaları dahilinde kendi ödeme yapabilecekleri duruma göre senetler yaptıklarını kesinlikle tehdit içeren bir şey söylemediğini beyan etmektedir. Olay Günü olay yerinde olan ... ... de sanık savunmasını teyit etmektedir. Katılanların olayı anlattıklarını iddia ettikleri tanıklar ise katılan beyanların aksini beyan etmektedirler. Hal böyle olunca zamanına göre oldukça yüksek bir meblağı hastanade yatalak olarak yatan ... İşlerden herhangi bir belge vermeden bir şekilde ikna ederek aldıkları, ödeyeceğini söyledikleri buna rağmen yaklaşık iki yıl herhangi bir ödeme yapmadıkları gibi alacaklının telefonlarına dahi çıkmadıkları bu olaydan dolayı mağdur olan ... İşleyenin arkaşı olan sanıktan kendisinin yatalak hasta oylması nedeniyle yardım istemesi üzerine herkesin girip çıktığı kalabalık bir kahvede buluştukları var olduğunu kabul ettikleri borçlarını kayıt altına alınması nedeniyle aralarında husumet olduğu, zorla verdikleri yönündeki şikayete bağlı olarak verdikleri senetleri de iptal ettirdikleri asıl alacaklınında ölmesi nedeniyle borçtan kurtuldukları katılanların kendi beyanları ile sabittir. Böyle olunca borç nedeniyle ihtilaf oluşan katılanların zaman zaman kısmen değişiklik gösteren soyut beyanlarından başka hiçbir delil olmadığı gibi sanığın beyanlarını destekleyen tarafsız tanık beyanları olduğu ve dolasıyla atılı sözlerin söylenmediği dikkate alınarak suçun yasal unsurları itibariyle oluşmadığına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde iki ayrı yağmadan hüküm kurulması, Kabule göre de, Sanık tarafından söylenmediği tanık beyanı ilede teyit edilen sözlerin söylendiği kabul edilse bile; “normalde hiç bu kadar iyi bir insan değilimdir. Bu nedenle elemanlarada söyledim iyilikle yaklaşacağım dedim. İstersem 10-15 kişi toplayıp başka şekilde de konuşurdum”... şeklindeki sözlerin tehdit oluşturup oluşturmadığı tartışılmadan sanıklar hakkında yazılı şekilde nitelikli yağma suçundan mahkumiyet kararı verilmesi, 2.Giriş kısmında da açıklandığı üzere yağmayı düzenleyen temel madde olan TCK 148/1 "Tehdit" diyerek atıfla yetinmek yerine TCK 106 kapsamında tehdit sayılan hangi unsurların eylemi yağmaya dönüştüreceğini tek tek saymış ve sayarken diğer tüm kısımları aynen aktarırken 106/1, 1. fıkra 2. cümle son kısmını açıkça kapsam dışında bırakmıştır. Yani TCK'nın 148/1. "sair tehdit..." kısmını yağmayı oluşturan tehdit seçenekleri arasında saymamıştır. Bu nedenle, sanığın eyleminin tehdit içerdiği kabul edilecek olursa TCK 106/1. maddesi 1.fıkrasının birinci cümlesinde düzenlemesini bulan ve TCK 148'e de taşınmış olan ".... Hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceği'' mahiyetinde olup olmadığı tartışılmadan yazılı şekilde yağma suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması, 3.Katılanın ekonomik olarak güç durumda kalması ve aç kaldığı yönünde yakarışta bulunup yardım talebi üzerine sanığın kendi nam ve hesabına hareket etmeden katılanlarla buluşup arkadaşının alacağı veya en azından alacağını gösteren senet almak için hareket ettiği ve aldığı para ile senetleri götürüp arkadaşı olan ... İşlere tanıklar huzurunda tamamen teslim ettiği dikkate alındığında TCK 150/1. maddesi tartışılmadan ve sonucuna göre uzlaştırma işlemi uygulanmadan yazılı şekilde yağma suçundan hüküm kurulması, 4.Sanığın arkadaşının iki yıl önce verdiği 30.000,00 TL bedeli 34.000,00 TL olarak ödenmesine özgülediği tek bir alacağı almak için özgülediği iradesinde iki mağdur bulunsada kastın özgülenmesi nedeniyle tek bir yağma suçu oluşacağının gözetilmeden mağdur sayısınca yağma suçundan cezalandırma yoluna gidilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. Açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 07.02.2022 tarihli, 2021/763 Esas, 2022/262 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Burhaniye 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 11.12.2024 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi. K A R Ş I O Y Somut olayda sanık ...'ın, ... İşler'in müştekiler ... ve ...'e borç olarak vermiş olduğu 30.000,00 TL'yi tahsil etmek için müştekileri elektrik işi olduğunu söyleyerek, Ganyan bayiine çağırdığı, yanında birden fazla kişi olduğu halde onlara ... İşlere ait borcun kendisine geçtiğini, "...'u boşverin, ...'u şimdi keser atarım, sorun değil, siz buna bakmayın, siz ... abinizi bileceksiniz" dedikten sonra toplamda 34.000,00 TL tutarında 6 adet senet düzenlettiği, müştekilere "normalde hiç bu kadar iyi bir insan değilimdir, bu ... elemana da söyledim iyilikle yaklaşacağız dedim, istersem ben 10-15 kişi toplayıp başka şekilde de konuşurdum, siz karşıma zengin bir otel sahibi olarak çıkmadınız ki, ben o zaman yapacağımı bilirdim" şeklinde tehdit içerikli sözler söylemesi üzerine müştekilerin korkarak senetleri imzaladıkları olayda; sanığın özgülenmiş amacının, vefat eden ... İşler'den ortak borç alan müştekilerden ... İşler adına para tahsil etmeye yönelik olduğundan sanık ... hakkında tek yağma suçundan ceza verilmesi gerektiğinden, eylemin tehdit suçunu oluşturmadığı nedeniyle bozma kararı verilen sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.