T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/727 Esas KARAR NO : 2025/2206 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi NUMARASI : 2021/946 Esas - 2022/1057 Karar TARİH: 29/11/2022 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 25/12/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanu…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/727 Esas KARAR NO : 2025/2206 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi NUMARASI : 2021/946 Esas - 2022/1057 Karar TARİH: 29/11/2022 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 25/12/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı taraf ... plakalı aracın satışının yapacağı taahhüdü ile müvekkilini dolandırmış olduğunu, araç üzerinde kredi bulunduğunu, kredi kapaması yapabilmeleri için 80.000,00-TL ödemeye ihtiyaçları olduğu şeklinde kandırmak suretiyle ödeme almış olduklarını, sonrasında ise ne araba satışını ne de para iadesi yapmamış olduklarını, bu hususta savcılığa da gerekli şikayetlerin yapılacağını, Davalının ödemeyi iade de etmemesi üzerine taraflarınca Bakırköy 15. İcra ünün ... E. Sayılı dosyasından davalı aleyhine takip başlatılmış olduğunu, davalı tarafından takibe itiraz edilmiş olduğunu, müvekkili ile davalı tarafın araç alım satımı hususunda anlaşmış olduklarını, Davalı tarafın müvekkiline kendi adına kayıtlı ... plakalı 2020 model ... marka aracın satışını yapacağını taahhüt etmiş ve aracın ruhsatını da davacıya whatsapp üzerinden göndermiş olduğunu, davalı tarafın, ... plakalı aracın üzerine kredi olduğunu belirtmesi üzerine müvekkilinin; Vakıfbank üzerinden, davalıya ait ... iban numaralı hesabına 80.000,00-TL"... kredi kapama ödemesi" açıklamasıyla, ... işlem referans numarası ile davalı şirket hesabına göndermiş olduklarını, davalı tarafın kredi kapama bedeli için müvekkilinden para almasına rağmen söz konusu aracın hiçbir zaman müvekkiline satılmamış olduğunu, davalı şirket ile hem aracın satışı hem de paranın iadesi için yazışarak ve telefon ile defalarca görüşme yapılmasına rağmen söz konusu bedelin ödenmemiş olduğunu, Yukarıda açıklanan ve re'sen gözetilecek nedenlerle; Bakırköy 15. icra Müdürlüğü ... E. Sayılı takibe yapılan haksız ve kötü niyetli itirazın iptali ve takibin devamına, Haksız ve kötü niyetli itiraz nedeni ile davalı aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine, Yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı aleyhine hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı adına dava dilekçesi ve tensip zaptı ekli duruşma gün ve saatini bildirir davetiyenin usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen davalı tarafından cevap dilekçesi sunulmamış, davalı vekili duruşmadaki beyanlarında davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 29/11/2022 tarih ve 2021/946 Esas - 2022/1057 Karar sayılı kararında; "Dava, taraflar arasında akdedilmesi planlanan ancak akdedilmeyen araç satım sözleşmesi kapsamında davacı tarafından davalıya gönderilen araç üzerindeki krediye ilişkin kredi kapama bedelinin iadesine ilişkin alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptaline ilişkindir. (...)Somut davada; davacı vekili tarafından davalı ile aralarında dava konusu ... plakalı aracın davalı tarafından kendilerine satışı konusunda sözlü olarak anlaştıklarını, bu sebeple aracın üzerindeki kredinin kapanması için davalıya 80.000,00-TL bedel ödediklerini, ancak davalı tarafından aracın davacı şirkete resmi devrinin yapılmadığını ve teslim edilmediğini ve bedelin iade edilmediğini iddia etmiş ve bedelin araç için ödendiğine dair "... kredi kapama ödemesi" açıklamalı banka dekontu sunmuştur. Davalı vekili tarafından aşamalardaki beyanlarında dava konusu aracın davacının tek yetkili olduğu ... ... Madencilike devredildiğini, bedelin bir kısmının davacı bir kısmının bu şirket tarafından ödendiğini ve aracı davacının isteği üzerine bu şirkete devrettiklerini ve bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Taraflar arasında 80.000,00-TL bedelin araç satışı için gönderildiğine ilişkin taraflar arasında ihtilaf bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki ihtilaf davalı tarafça bu bedel karşılığında davacıya karşı edimin yerine getirilip getirilmediği, aracın davacının yetkilisi olduğu diğer şirkete devri hususunda davacının talebi olup olmadığı, davacının ödenen bedelin iadesini talep edip edemeyeceği hususlarındandır. 2918 sayılı KTK'nın 20/d-son hükmüne göre; "Tescil edilmiş araçların her çeşit satış ve devirleri, satış ve devri yapılacak araçtan dolayı motorlu taşıtlar vergisi, gecikme faizi, gecikme zammı, vergi cezası ve trafik idari para cezası borcu bulunmadığının tespit edilmesi ve taşıt üzerinde satış ve/veya devri kısıtlayıcı herhangi bir tedbir veya kayıt bulunmaması halinde, araç sahibi adına düzenlenmiş tescil belgesi veya trafik tescil kayıtları esas alınarak noterler tarafından yapılır. Noterler tarafından yapılmayan her çeşit satış ve devirler geçersizdir." Bu hüküm uyarınca, KTK hükümlerine tabi bir aracın devrinin noterde resmi şekilde yapılması gerekmektedir. Noterde resmi şekilde yapılmayan satış sözleşmesi geçersizdir. Geçersiz sözleşmelerde ise taraflar 6098 sayılı TBK'nun 77-82. maddeleri uyarınca aldıklarını sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri vermelidir.Taraflar arasında sözleşmenin varlığı hususunda ihtilaf bulunmadığı hallerde yapılan ödemelerde kapora veya araç bedeli şerhinin varlığı halinde bu ödemeler ihtilafsız olan sözleşme kapsamında yapılan ödemeler olarak kabulü gerekecek olup bunun başka bir borcun ifası kapsamında yapılan ödemeler olduğuna yönelik iddia halinde ispat yükü bunu iddia eden kişide olacaktır. (Emsal Yargıtay HGK'nın 10/06/2009 tarih, 2009/19-206 esas ve 2009/246 karar sayılı ilamı) Ancak taraflar arasında varlığı ihtilaflı olan sözleşme kapsamında araç bedeli olarak ödeme yapıldığına ilişkin havale dekontlarında şerh bulunması sözleşmenin varlığına delalet etmeyeceğinden sözleşmeyi ve yapılan ödemelerin bu sözleşme sözleşme kapsamında olduğu iddiasını ödemeyi yapan, somut olayda davacı ispat etmelidir. (Emsal Yargıtay 13. HD'nin 08/07/2015 tarih, 2015/10719 esas ve 2015/23628 karar sayılı ilamı). Taraflar arasında aracın satımına ilişkin sözleşme olduğuna ve yapılan ödemenin bu sözleşme kapsamında yapıldığına ilişkin ihtilaf bulunmamaktadır. Taraflar arasında haricen satım sözleşmesi kurulmuş, satıma konu araç davacıya teslim edilmemiş ve resmi devri yapılmamıştır. Davalı vekili tarafından süresinde cevap dilekçesi sunulmamış ve süresinden sonra yapılan davacı vekili tarafından muvafakat edilmeyen savunmasına göre davacının isteği üzerine dava konusu aracın davalının yetkili olduğu şirkete devredildiğini beyan etmiştir ve bu beyanına ilişkin geçerli ve kesin delil dosyaya sunmamıştır. Kaldı ki savunması savunmanın genişletilmesi niteliğinde olduğundan ve davacı vekili tarafından muvafakat edilmediğinden Mahkememizce savunmasına itibar edilmemiştir. Dava konusu icra takibi araç satış sözleşmesi için davacı tarafından ödenen kaparodan kaynaklanmaktadır. 6098 Sayılı 177. maddeye göre "Sözleşme yapılırken bir kimsenin vermiş olduğu bir miktar para, cayma parası olarak değil sözleşmenin yapıldığına kanıt olarak verilmiş sayılır. Aksine sözleşme veya yerel âdet olmadıkça, bağlanma parası esas alacaktan düşülür." Yapılan ödemenin bağlanma parası (pey akçesi) değil de cayma (akçesi) parası olduğunun kabul edilmesi için sözleşme ile kararlaştırılmış olması gerekir. Dolayısıyla, yapılan ödemenin cayma parası olduğu ispat edilmedikçe bağlanma parası olarak kabulü yasa gereğidir. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin T. 23.3.2004 E.2003/6039-K. 2004/3240 sayılı kararında, açıkça cayma tazminatı olduğu şart edilmedikçe kaparo, pey akçesi gibi verilen paraların, cayma tazminatı olamayacağından akdi bozmakta haklı olsun olmasın onu veren tarafın istirdada yetkili olduğuna karar verilmiştir. Yine Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin T. 19.1.2017 E. 2016/10641-K. 2017/263 sayılı kararında, avans olarak ödenen paranın TBK madde 178 uyarınca cayma tazminatı olarak öngörülmediği, bu sebeple akdi bozulmasında tarafların haklı haksız olduğuna bakılmaksızın TBK madde 177 uyarınca onu veren tarafın, karşı taraftan istirdada yetkili bulunduğuna karar verilmiştir. Davacı tarafından verilen kaparo bedelinin, araç devrinin yapılmaması sebebi ile sebepsiz zenginleşme hükümleri kapsamında davalı tarafından iade edilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. Davacı tarafından verilen paranın dava konusu araç için kaparo olarak verildiği ve aracın davalı tarafça resmi devrinin yapılmadığı, bedelin davacı tarafça ödenip davacının yetkili olduğu diğer şirket tarafından ödenmediği, buna rağmen davalı tarafça aracın davacının diğer şirketine devrinin yapıldığı, davacı şirketin aracın devrinin yapıldığı şirketin yetkilisi olmasının sonuca etkili olmadığı, her iki şirketin farklı tüzel kişiliğinin bulunduğu, davacının yaptığı ödeme karşılığında davalının davacıya karşı edimini yerine getirmediği ve sebepsiz zenginleştiği ve bu nedenle davacının ödediğini geri istemeye hakkı olduğu anlaşıldığından davacının davasının kabulüne, alacak likit olduğundan davacı lehine 2004 Sayılı İİK'nun 67/2 maddesi uyarınca asıl alacak üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur."gerekçesi ile, '' 1-Açılan davanın KABULÜ İLE;-Davalı borçlunun Bakırköy 15. İcra Dairesi'nin ... esas sayılı icra takip dosyasındaki icra takibine yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin kaldığı yerden aynen devamına, -Hüküm altına alınan asıl alacağın % 20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, '' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosya kapsamında sundukları savunmalarına, süresinde sunulmadığından itibar edilmediğini ve bu hususun gerekçeli kararda ifade edildiğini ancak dosyadaki delil durumunun, hiç bir savunma olmasa dahi davanın ispatına elverişli olmadığını; istinaf taleplerine konu dosyanın, ticari satım nedeniyle açılan itirazın iptali davası olduğunu; itirazın iptali talep olunan Bakırköy 15. İcra Müdürlüğü'nün 2021//9775 esas sayılı icra dosyasındaki takip talebinde de takibe konu alacağın, cari hesap alacağı olarak gösterildiğini, Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda tarafların birbirlerine BA ve BS formu düzenlememiş olduğunu; davacının dava dosyasına sunduğu bir satım sözleşmesi mevcut olmadığını; davacı tanığı dahi, bir otomobilin davacıya ait şirkete müvekkil tarafından satıldığını, farklı araçların satımı konusunda da tarafların görüştüğünü ancak satış sözleşmesi yapılmadığını açık şekilde beyan ettiğini, İlk derece mahkemesinin, dava konusu icra takibinin araç satış sözleşmesi için davacı tarafından ödenen kaparodan kaynaklandığı, davacı tarafından verilen kaparo bedelinin, araç devrinin yapılmaması sebebiyle sebepsiz zenginleşme hükümleri kapsamında davalı tarafından iade edilmesi gerektiği kanaatine varıldığı gerekçeleri gösterilerek davanın kabulüne karar verildiğini, istinaf istemlerine konu davanın, ticari satım nedeniyle açılan itirazın iptali davası olduğunu; bu davada müddeinin ticari satımı ispatlaması gerektiğini; dosya kapsamında ticari satım ispatlanamamış olup mahkemece ticari satımın ispatı aranması gerekirken sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanılmasının, taleple bağlılık ilkesi gereği isabetsiz olduğunu, Davacının sunduğu ödeme dekontu açıklamasının ''... Kredi Kapama Ödemesi'' şeklinde olduğunu; ödemenin kaparo ödemesi olarak kabul edilmesi için bu ibarenin dekonta açıkça yazılması gerekmekte olduğunu; dekontta yer almayan ibarenin neye göre kaparo bedeli olarak kabul edileceğinin ilk derece mahkemesi tarafından izah edilemediğini; davanın itirazın iptali davası olması sebebiyle, davanın konusunun ancak takip talebindeki alacak sebebiyle sınırlı olması gerektiğini; takip talebinde alacak sebebi olarak ''sebepsiz zenginleşme'' veya ''kaparo iadesi'' gösterilmediğini; icra dosyasında cari hesap ve banka dekontu, alacak dayanağı olarak sunulmadığını ve ödeme emri ekinde tebliğ edilmediğini; takip talebinde gösterilmeyen bir sebebe dayanılarak itirazın iptali davasının kabulünün mümkün olmadığını (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/2076 E., 2020/117 Karar Sayılı İlamı), müvekkilin icra dosyasına vaki itirazının yerinde olduğunu; takip dayanağı olarak gösterilenden başka belgenin (banka dekontunun) itirazın iptali davasına konu edilmesinin, davanın niteliğine aykırı olduğunu; icra dosyasına sunulmamış olan evrakın itirazın iptali davasına dayanak gösterilmesi halinde, dosya borçlusunun cari hesabı ve dekontu inceleme olanağı dahi elinden alınmış olacağını; sayılan nedenlerle, davacının dava dilekçesi ekinde sunduğu ''cari hesap ekstresi'' ve ''ödeme dekontu'' evrakının, itirazın iptaline ilişkin olarak açılan davada hükme esas alınmaması ve davanın reddedilmesi gerekirken bu belgelere itibar edildiğini, hatta dekontun kaparo ödemesine ilişkin olduğu ve sebepsiz zenginleşmenin gerçekleşmiş olduğu gibi isabetsiz çıkarım ve gerekçelerle davanın kabulüne karar verildiğini; müvekkilin itirazına konu icra dosyası alacak dayanağının anlaşılmasına elverişli bir belge içermediğinden, müvekkilin itirazının yerinde olduğunu, icra dosyasına alacaklı/davacı tarafından İİK 58 maddesine aykırı olarak hiç bir dayanak belge sunulmadığını; bu halde, ticari satıma istinaden açılan davada ticari satımın ispat edilemediğinin kabulü ile ispat edilemeyen davanın reddi gerektiğini, davadaki savunmalarına itibar edilmese dahi kanunun emredici hükmüne aykırı olarak açılan icra dosyasına vaki müvekkili itirazı yerinde olduğundan, davacının taleplerinin reddi gerektiğini, İleri sürerek, arz ve izah edilen ve resen nazara alınacak nedenlerle, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda davanın reddine, yargı giderleri ile vekalet ücretinin karşı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; taraflar arasında varlığı iddia olunan araç satış ilişkisi kapsamında ödenen 80.000,00-TL bedelin, araç devrinin gerçekleşmediğinden bahisle iadesi amacıyla başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı yan; taraflar arasında ... plakalı aracın davacıya devri hususunda anlaşma yapıldığını, davalının araç üzerindeki rehnin kaldırılması için kredi borcunun kapanması gerektiğinden bahisle, 80.000,00-TL gönderilmesini talep ettiğini, davacının bu bedeli göndermesine rağmen aracın davacıya devir ve tescilinin yapılmadığını, ödenen peşinatın da iade edilmediğini ileri sürmüştür. Davalı yan; davaya süresinde cevap vermemekle birlikte, taraf defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına dair ara karara istinaden, davalı defter sunmadığı için, davacı defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu tanzim edilen rapora karşı sunduğu beyan dilekçesi ile aşamalarda sunduğu savunmalarında, taraflar arasında anılan aracın davacı şirkete satışı 270.000,00-TL bedel ile satışı hususunda anlaşıldığını, ne varki davacı şirket talebi üzerine aracın dava dışı ... ... Lojistik Özel Eğitim İnşaat Sanayi ve Dış Ticaret A.Ş.'ye noter sözleşmesi ile devredildiğini, ödemenin bir kısmının davacı bir kısmının ise dava dışı ... Şirketi tarafından yapıldığını, her iki şirketin ortak ve yetkilisinin aynı olduğunu, davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece icra dosyası, taraf şirketlerin ba-bs formları, dava konusu aracın kredi borcunun kapanışına ilişkin bilgiler, davacı ve dava dışı ... Şirketi sicil kayıtları, dava konusu aracın dava dışı şirkete devrine ilişkin noter satış sözleşmesi dosya arasına alınmış, davacı tanığı dinlenilmiş, davalı defter sunmadığından davacı defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu tanzim edilen mali bilirkişi raporu da dosya arasına alınmış ve yukarıda yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Davalı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; dava konusu takipte alacağın sebebinin, kaparo iadesi değil cari hesap alacağı olarak gösterildiği, davacının bu sebeple bağlı olduğu, dayanak belgelerin takip dosyası ekinde sunulmadığı, davacının sunduğu 80.000,00-TL'lik dekont üzerinde kaparo açıklaması değil, kredi kapaması açıklaması bulunduğu, davanın reddi gerektiği yönündedir. Dava konusu takip dosyası kapsamından, davacının davalı aleyhine 80.000,00-TL cari hesap alacağı açıklaması ile ilamsız takip başlattığı, takip dayanağı belgenin icra dosyası içerisinde bulunmadığı, öte yandan davacının incelenen ticari defter ve kayıtları kapsamından davalı ile olan ticari ilişkisini kendi defterlerinde açık hesap üzerinden yürütüğünün ve davalıya havale yolu ile yaptığı 80.000,00-TL ödemeyi de (havale açıklaması ile birlikte) bu açık hesaba davalı aleyhine borç kaydettiğinin anlaşıldığı, ticari ilişkinin açık hesap üzerinden yürütülmesi ve ifa edilmeyen araç satışından doğduğu iddia olunan iade borcunun defterde kayıtlı olması, takip tarihi itibariyle bakiye açık hesap alacağının da 80.000,00-TL görünmesi karşısında, davacının takip talebinde açık hesaba dayanmasının ve itirazın iptali davasında da bakiye açık hesabın dayanağını teşkil eden temel ilişkiye dayanmasında usulsüzlük bulunmadığı, davalının takipte talep edilen alacak ile davada talep edilen alacağın aynı olmadığına ve takibin usulsüz olduğuna yönelik istinaf sebebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Dosya içeriği belgelere göre; dava konusu ... plakalı aracın satışı hususunda tarafların anlaştıklarında ihtilaf bulunmadığı, davalının devrin 270.000,00-TL bedel üzerinden davacı talimatı ile dava dışı ... Şirketi'ne yapılacağı hususunda tarfaların anlaştıklarını, 190.000,00-TL'lik ödemenin ... şirketi, dava konusu 80.000,00-TL'lik ödemenin ise davacı tarafından yapıldığını kabul ettiği, bu savunmanın bağlantısız bileşik ikrar mahiyetinde olduğu ve ispat yükünün yer değiştirdiği, gerek davacının, gerekse dava dışı ... Şirketi'nin davalıya yaptığı ödemelere ilişkin dekontların dosya arasına sunulduğu, bu durumda davalının, araç devrinin ...'e yapılması hususunda davacı ile anlaşıldığını, her ne kadar aracın dava dışı ...'e noterde devrine ilişkin sözleşmede satış bedeli 190.000,00-TL ise de, gerçek satış bedelinin 270.000,00-TL olduğunu, dolayısıyla davacıya iadesi gereken bir tutar bulunmadığını ispatla yükümlü olduğu, dosya kapsamına bu savunmaları ispata elverişli delil sunulmadığı, öte yandan bir an için araç devrinin davacı talimatı ile dava dışı ... Şirketi'ne yapıldığının ispatlandığı varsayımında dahi, davalının ... plakalı aracın 190.000,00-TL bedelle dava dışı ...'e devredildiğine ilişkin noterde yapılan sözleşmenin aksini, diğer ifade ile satış bedelinin 270.000,00-TL olduğunu, 80.000,00-TL'nin de noter sözleşmesindeki resmi devir bedelini aşan gerçek satış bedelinin bakiyesi olarak tahsil edildiğini yazılı delil ile kanıtlamak zorunda olduğu, davalının resmi satış senedinin aksini ispatlar delil sunamadığı, bu saptamalar karşısında mahkemece davanın kabulüne dair verilen kararda isabetsizlik bulunmadığı, davalının aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesince davanın kabulüne dair verilen kararda usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi, kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından davalının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 5.464,80-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 1.366,20-TL harcın mahsubu ile bakiye 4.098,60-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 25/12/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.