Hukuk Genel Kurulu 2013/1007 E. , 2014/537 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki “manevi tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 25. Asliye Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 12.11.2009 gün ve 2009/348 E., 2009/416 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 22.03.2011 gün ve 2010/1107 E., 2011/3015 K. sayılı ilamı ile; (...Dava, basın yoluyla kişilik hakların…
**Hukuk Genel Kurulu 2013/1007 E. , 2014/537 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki “manevi tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 25. Asliye Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 12.11.2009 gün ve 2009/348 E., 2009/416 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 22.03.2011 gün ve 2010/1107 E., 2011/3015 K. sayılı ilamı ile; (...Dava, basın yoluyla kişilik haklarına saldırıdan dolayı uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istem reddedilmiş; karar, davacı tarafından temyiz olunmuştur. Davacı, 09.09.2009 günlü Taraf gazetesinde, davalılardan ... tarafından yazılan “Solduyu” başlıklı köşe yazısında yer alan sözlerin kişilik haklarına saldırı oluşturduğunu belirterek, davalıların manevi tazminat ile sorumlu tutulmalarını istemiştir. Davalı yan ise, yazı bir bütün olarak değerlendirildiğinde, sert bir anlatım içerse de yazıda yer verilen sözlerin basın özgürlüğü kapsamında olduğunu ileri sürerek istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuşlardır. Yerel mahkemece, tümü incelenenen yazının eleştiri sınırları içersinde kalındığı, basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, davacının kişilik haklarına saldırı niteliğinde olmadığı gerekçesiyle, istem reddedilmiştir. Basın özgürlüğü, Anayasanın 28. maddesi ile 5187 sayılı Basın Yasasının 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu nedenle ayrı bir konumu bulunmaktadır. Bunun içindir ki, bu tür davaların çözüme kavuşturulmasında ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması, genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerin değerlendirilmesinden farklı bir yöntemin izlenmesi gerekmektedir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir. Ne var ki basın özgürlüğü sınırsız olmayıp, yayınlarında Anayasanın Temel Hak ve Özgürlükler bölümü ile Türk Medeni Kanununun 24 ve 25. maddesinde yer alan ve yine özel yasalarla güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunulmaması da yasal ve hukuki bir zorunluluktur.