11. Hukuk Dairesi 2021/5453 E. , 2022/6870 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 19.01.2021 tarih ve 2020/781 E. - 2021/42 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutan
**11. Hukuk Dairesi 2021/5453 E. , 2022/6870 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 19.01.2021 tarih ve 2020/781 E. - 2021/42 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davacının iş yerinde hırsızlık olayı meydana geldiğini ve davacıya ait kıymetli evrakların çalındığını, çalınan çekler arasında keşidecisi dava dışı Ateş İth. San. ve Tic. Ltd. Şti. olan 15.000.- TL tutarlı çekin de olduğunu, bu çek için çek iptali davası açıldığını ve çek iptali kararı verildiğini ve kararın kesinleştiğini, iptal edilen bu çeke dayanılarak davalı tarafından İnegöl 1. İcra Müdürlüğü'nün 2012/4373 Esas sayılı icra dosyası ile davacı aleyhine icra takibi başlatıldığını, çekteki imzanın davacı şirket yetkilisine ait olmadığını, çekteki ciro zincirinin kopuk olduğunu, söz konusu çekin davacının müşterilerinden olan dava dışı, Ateş İth. San. ve Tic. Ltd. Şti.’den ticari ilişki sebebiyle alınmış çeklerden olduğunu, buna dair tahsilat makbuzu bulunduğunu, çalıntı çekler ile ilgili Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı nezdindeki soruşturmanın devam ettiğini, davalının kötüniyetli olduğunu, çekin çalıntı olduğunu bildiğini ileri sürerek, çekin istirdatına, çekin ödenmesi halinde çek bedelinin istirdatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davalının davaya konu çeki iyi niyetli 3. kişi olarak bir önceki cirantadan ciro yoluyla devraldığını, çeki kendisine verenden öncekiler ile ilgili durumu bilecek durumda olmadığını, davalının ancak çeki ele geçirmede kusuru olursa davacıya karşı sorumluluğu olabileceğini, davacının, davalının ağır kusurlu olduğunu ispat etmesi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İlk Derece Mahkemesi, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacının lehtar, davalının ise hamil konumunda olduğu, imza definin mutlak defilerden olup sonraki cirantalara karşı ileri sürülebilirse de davacının menfi tespit talebinde bulunmadığı, doğrudan çekin aslını ya da tutarını istediğini, bu durumda hamilin bu çeki kötüniyetle bir başka deyişle lehtar ciro imzasının davacıya ait olmadığını bile bile iktisap ettiğini ispatlanması gerektiği, dosya içerisine bu iddiayı teyit eden herhangi bir delil sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 11/10/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Dava, davacının lehdarı olduğu işyerinden çalınan ve ciro imzası sahte olan çek nedeniyle Menfi Tesbit ve İadesi, bedelinin ödenmiş olması durumunda bedelin iadesi istemine ilişkindir. Dava konusu çek, davacı lehine düzenlenmiş olup, çekin davacı tarafından ciro edildiği, en son davalı yetkili hamil iken 26.07.2012 tarihinde takibe konulduğu, çek bedelinin 09.08.2012 tarihinde keşideci tarafından ödendiği, 23.08.2011 tarihinde davacı tarafından zayi'i nedeniyle Kıymetli Evrakın İptali istemiyle Bakırköy 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011/601 esas sayılı dosyasında açılan davada davanın kabulü ile dava konusu çekin iptaline 14.12.2011 tarihinde karar verildiği, yargılama sırasında alınan 11.02.2016 tarihli bilirkişi kurulu raporu ile çekteki ciro imzasının davacı yetkilisine ait olmadığı mütalaa edilmiştir. Yerel Mahkemece davanın kabulüne ilişkin 14.04.2016 tarihli karar Y.19.H.D 01.04.2019 tarihli kararı ile "dava konusu çekte davacı lehtar, davalı ise hamil konumundadır. İmza def'i mutlak def'ilerden olup sonraki cirantalara karşı ileri sürülebilirse de davacının menfi tesbit talebinde bulunmadığı, doğrudan çekin aslını ya da tutarını istediği, bu durumda hamilin bu çeki kötü niyetle bir başka deyişle lehdar ciro imzasının davacıya ait olmadığını bile bile iktisap ettiğini ispatlaması gerekir. Dosya içerisine bu iddiayı teyit eden herhangi bir delil sunulmadığı görülmekle mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerektiği" gerekçesi ile bozulmuş, Yerel mahkemece bozma ilamına uyularak yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiştir. Davacı, dava dilekçesinde davanın menfi tesbit ve istirdat davası olduğunun, çek nedeniyle sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını açıklayarak, dilekçenin sonuç kısmında çekin hırsızlık neticesinde elinden çıktığını bildirerek iadesini, tahsil edilmiş olması durumunda bedelinin iadesini istemiştir. Dava dilekçesi bir bütün olarak incelendiğinde menfi tesbit talebini içermektedir. Kaldı ki çekin hırsızlık suçu neticesinde elden çıkması nedeniyle çek'in iadesi talebi aynı zamanda menfi tesbit istemini de içermektedir. Çekteki ciro imzasının davacı yetkilisine ait bulunmamasına, sahtelik iddiasının herkese olduğu gibi davalı hamile karşı da ileri sürülebilecek olmasına, bu halde davalının iyiniyet savunmasının dinlenemeyecek bulunmasına göre yerel mahkemenin 14.12.2011 tarihli davanın kabulüne ilişkin kararı usul ve yasaya uygundur. Dairenin 01.04.2019 tarihli bozması, maddi hataya müstenit olduğundan usuli kazanılmış hak doğurması mümkün değildir. Bu halde yerel mahkemece davanın kabulüne karar verilmek üzere temyize konu kararın bozulmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde usul ve yasaya aykırı kararın onanmasına ilişkin sayın çoğunluk görüşüne karşıyım.