11. Hukuk Dairesi 2020/3092 E. , 2021/3951 K. "" MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 5. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada Kütahya 1. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 12.01.2018 tarih ve 2016/192 E- 2018/22 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine-kabulüne dair Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi'nce verilen 02.07.2019 tarih ve 2018/1566 E- 2019/433 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi …
**11. Hukuk Dairesi 2020/3092 E. , 2021/3951 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 5. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada Kütahya 1. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 12.01.2018 tarih ve 2016/192 E- 2018/22 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine-kabulüne dair Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi'nce verilen 02.07.2019 tarih ve 2018/1566 E- 2019/433 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davacı aleyhine davalı tarafından 130.000.-TL'lik borcu içeren bonoya (kambiyo senedine) dayalı olarak takip başlatıldığını, davalının davacının damadı olduğunu, 2014'ün yaz aylarında davalının davacıya "baba kredi çekeceğim kefil olur musun" diyerek senede imza attırdığını, davacının öz kızının eşine banka kredisi konusunda yardımcı olma maksadıyla imza attığını ve kandırıldığını, taraflar arasında böyle bir borcun olmadığını, senette "malen" kaydının da olduğunu ve bir mal alışverişinin de bulunmadığını belirterek, haksız ve kötü niyetli takip nedeni ile davacının borçlu olmadığının tespitine ve davalının %20 kötü niyet tazminatı ödemesine karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, davacının ticaretle uğraşan bir kişi olduğunu, banka kredisi çekilirken bonoya imza atılmayacağını bildiğini, davacının iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, "malen" kaydının ise matbu olarak senette bulunduğunu, bunun tarafların senedi düzenlerken bilinçli yaptıkları bir tercih olmadığını, alacağın kaynağının davalının sahibi olduğu ve 1993 ile 2000 yılları arasında davacı ve oğluna kiraya verilen işyerinden kaynaklı olduğunu, bu yeri davalının davacıya kiraya verdiğini, davacı ve oğlunun burayı kahvehane olarak işlettiğini, yıllarca birikmiş kira borçlarına ve gecikme tazminatına karşılık bu senedin düzenlendiğini belirterek davanın reddini istemiştir.