İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/10/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ve davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ... PETROLLERİ A.Ş., 5015 sayılı Kanun ve ilgili mevzuat kapsamında Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'nun (EPDK) tanzim ettiği “Dağıtıcı Lisan…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/947 KARAR NO : 2025/1379 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 21/01/2022 NUMARASI : 2014/939 Esas - 2022/27 Karar DAVA: TAZMİNAT İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/10/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ve davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ... PETROLLERİ A.Ş., 5015 sayılı Kanun ve ilgili mevzuat kapsamında Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'nun (EPDK) tanzim ettiği “Dağıtıcı Lisansı” kapsamında akaryakıt sektöründe faaliyet göstermekte olduğunu, bu faaliyeti çerçevesinde bizzat belirlediği noktalarda, kendi marka ve logosu altında, ... standartlarında kurulacak/ kurulu akaryakıt istasyonlarında akaryakıt satış faaliyetini gerçekleştirmek için; öncelikle istasyonların kurulu bulunduğu / kurulacak gayrimenkuller üzerinde, Kira Anlaşması veya intifa hakkı tesisi ile kullanım hakkına sahip olduğunu, gayrimenkul malikleri ile müvekkil şirket arasında akdedilen işbu anlaşmalar neticesinde müvekkil şirketin kullanım hakkına sahip bulunduğu gayrimenkuller üzerinde kurulu/kurulacak akaryakıt istasyonlarının işleticiliği, malik veya malikle bağlantılı gerçek veya tüzel kişilere verebildiği gibi malikle hiç bağlantısı olmayan 3. kişilere de tevdi edilebileceğini, bu kapsamda, davalının maliki bulunduğu İstanbul İli, Küçükçekmece İlçesi, 2. Bölge İkitelli, Kartaltepe Mevkii adresinde kain ve tapu sicilinde, ... Ada da kayıtlı bulunan gayrimenkul üzerinde müvekkil şirket lehine 17.09.1998 tarihinden geçerli olmak üzere 20 yıl süreli intifa hakkı tesis edildiğini, intifa bedelinin tamamı müvekkil şirket tarafından peşin olarak ödenmiştir. Yukarıda bahsi geçen intifa hakkı nedeniyle müvekkil şirketin kullanım hakkına sahip olduğu gayrimenkul üzerinde kurulu akaryakıt istasyonunun işleticiliği/ bayiliği, ... marka ve logosu altında faaliyette bulunmak üzere akdedilen Bayilik Anlaşması ve ekleri gereğince davalı ... ... Ürünleri Gıda Nakliye ve Otomotiv Tic. Ltd. Şti. (“Bayi”) tevdi edildiğini, anılan anlaşmalar çerçevesinde davaya konu gayrimenkul üzerindeki akaryakıt istasyonunda ... marka ve logosu altında ... ürünlerinin satışının intifa hakkı süresince devam edeceği inancıyla müvekkil şirket tarafından akaryakıt istasyonunun faaliyetinin geliştirilmesi ve iyileştirilmesi amacıyla önemli değere sahip yatırımlar yapılmış, davalı bayinin satış faaliyetinin geliştirilmesi ve diğer bayiler arasındaki rekabelçi konumunu güçlendirmesi için satış teşvik primi veya başka adlar altında finansal destek ödemelerinde bulunulduğunu, Rekabet Kurulu, resmi internet sitesinden 12.03.2009 tarihinde gerçekleştirdiği, akaryakıt sektörüyle ilgili genel bir bildirim ile; Taraflar (Bayi-Malik / Dağıtım Şirketi) arasında bayilik sözleşmesi ile bağlantılı kredi sözleşmeleri ekipman sözleşmeleri uzun süreli kira sözleşmeleri ya da uzun süreli intifa hakkı tanınması gibi şahsi ya da ayni hakların da rekabet yasağı (Rekabetin Korunması Hakkında Kanun 4. Madde) kapsamında değerlendirileceğini, 18.09.2005 tarihinden önce yapılmış olan ve süresi beş yılı aşar sözleşmelerin, Rekabet Kurulu tarafından uygulanan “azami hadde indirme” ilkesi gereğince 18.09.2010 tarihine kadar Tebliğ'de (2003/3 ve 2007/2 sayılı Rekabet Kurulu Tebliğleri ile Değişik, Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği ) yer alan muafiyetten yararlanabileceği, bu tarihten sonra muafiyet koşullarının ortadan kalkacağı, dağıtıcı ile bayi arasında imzalanan bayilik sözleşmesinin ve buna bağlı olarak intifa / kira sözleşmelerinin 18.09.2010 tarihine kadar 2002/2 sayılı Tebliğ uyarınca muafiyetten yararlanabileceği. 18.09.2005 tarihinden sonra yapılan sözleşmelerin süreleri ne olursa olsun yapıldıkları tarihten itibaren ilk beş yıllık süre boyunca muafiyetten yaralanabileceğine, beş yılı aşan süreler bakımından Tebliğ'de belirtiler muafiyet koşullarının ortadan kalkacağı, belirtildiğini, Rekabet Kurulu daha sonrasında yine resmi internet sitesinden yayınladığı “İntifa Hakkı ve Benzeri Etkiye Sahip Sözleşmeler İle İlgili Sık Sorulan Sorular ve Cevaplar” başlıklı yazısında (Ek 4 ) belirtilen anlaşmaların beş yılı aşan süreler bakımından 4054 sayılı Kanun'un 4. Maddesi kapsamında yasak bir anlaşma olarak değerlendirileceği ve yine aynı Kanunun 56. Maddesi gereğince geçersiz hale geleceği bu geçersizlik nedeniyle yerine getirilmiş edimlerin istenmesi haline tarafların iade borcumun Borçlar Kanunu'nun 63. ve 64. Maddelerine tabi olacağı, tarafların beş yılı aşan süreler bakımından münasip bir tazminat ödemek durumunda kalabileceği belirtildiğini, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 56. Maddesi gereğince aynı kanunun 4. Maddesine aykırı olduğu gerekçesi ile Rekabet kurulu tarafından geçersiz sayılan anlaşmalar nedeniyle tarafların birbirlerine verdikleri her şey BK nun 63 ve 64 çerçevesinde iadeye tabi olacaktır. Rekabet Kurulumun anılan duyurusu sonrasında müvekkil lehine 17.09.1998 tarih ... sayılı yevmiye numarası ile tesis edilen 20 yıl süreyle geçerli intifa hakkının ve anılan gayrimenkul üzerinde kurulu akaryakıt istasyonunun, Malik/bağlantılı olduğu kişilerce isletilmesine ilişkin müvekkil şirketle imzaladığı Bayilik Anlaşması ve Protokollerin, 18.09.2010 tarihini aşan süreleri geçersiz kılındığını, yukarıda arz olunan nedenlerle; fazlaya ilişkin her türlü hakkımız saklı kalmak kaydıyla; davalının maliki bulunduğu gayrimenkul üzerinde müvekkil şirket lehine tesis edilen hukuksal tasarruf hakkı için davalılara ödenen peşin ivaz bedelinin, geçersiz kılınan süresine (işlememiş süre) tekabül eden kısmının yargıtay içtihatlarında kabul edilmiş denkleştirici adalet ilkesine göre hesaplanacak güncelleştirilmiş miktarı olan 11.464,28 TL'nin Münhasıran, anılan gayrimenkul üzerinde kurulu akaryakıt satış istasyonunun faaliyetinin ve satışının geliştirilmesinde kullanılmak üzere, müvekkil tarafından “prim”, “yatırım destek” ve /veya her ne nam altında olursa olsun ödenen ticari teşvik bedellerinin, işlememiş süreye tekabül eden kısmının yargıtay içtihatlarında kabul edilmiş denkleştirici adalet ilkesine göre hesaplanacak güncelleştirilmiş miktarından kalan bakiye alacak tutarı 2.474,91-TL'nin anılan istasyondaki ticari faaliyetin geliştirilmesi için münhasıran davaya konu akaryakıt istasyonunda müvekkil tarafından gerçekleştirilen kalıcı yatırımların (mütemmim cüz niteliğindeki yatırımlar, malzeme teçhizat, demirbaş desteği), işlememiş süreye tekabül eden Yargıtay içtihatlarında kabul edilmiş denkleştirici adalet ilkesine göre hesaplanacak güncelleştirilmiş miktarı olan 48.138,18 TL'nin - davalıdan temerrüt - (ödeme) tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsil olunarak müvekkil şirkete ödenmesine alacaklarının tamamı teminatsız olduğunu, işbu dava sonucu verilecek kararın kesinleşmesine kadar geçerli olmak üzere istasyonun kurulu bulunduğu gayrimenkul'ün 3. kişilere devir ve temliki ile üzerinde şahsi ve/veya ayni hak tesisinin önlenmesi için tedbir kararı verilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesi talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı ... Petrolleri A.Ş. söz konusu akaryakıt istasyonuyla ilgili olarak, müvekkiline ait 30.000,00 TL tutarındaki teminat mektubunu dava konusu sözde alacağını bahane ederek nakde çevirmek suretiyle haksız tahsilat yaptığını, bu haksız tahsilatın iadesi için tarafımızdan İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/459 esas sayılı dosyası ile davacı ... Petrolleri A.Ş. aleyhine dava açıldığını, davacı tarafından haksız olarak yapılan tahsilat iş bu davanın içeriğini doğrudan etkilediğinden İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesince iş bu davayla birleştirme kararı verildiğini, davacının dava konusu talepleriyle ilgili olarak daha önce İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2010 / 154 Esas sayılı dosyasıyla dava görülmüş ve davacının davası reddedildiğini, davacı ile müvekkilinin arasında 17.09.1998 başlangıç tarihli-20 yıl süreli intifa sözleşmesi düzenlendiğini, yapılan intifa sözleşmesi karşılığı davacı tarafından müvekkilime verilen rakam 20 yıl için sadece 2.750,00 TL' olduğunu, müvekkili aynı sektörde çalışan rakipleri bu intifa sözleşmeleri karşılığı milyon dolarlar alırlarken müvekkiline ödene sadece günkü kur üzerinden 10.000,00 USD'dir. gerçekte zenginleşen davacının olduğunu, çünkü başka firmalara 20 yıllık intifa sözleşmeleri karşılığı milyon dolarlar vermişken müvekkilime sadece 10.000,00 USD verdiğini, hal böyle iken bir de davacı süresi dolmayan 8 yıl için iade ve bir takım bedeller istendiğini, oysa ki davacının müvekkilime borcu vardır zira bayilik anlaşması ile taahhüt edilen ton başı satış primleri bugüne kadar ödenmediğini, müvekkilinin hali hazırda sebepsiz zenginleşmiş bir durumu söz konusu olmadığını, B.K.m 63 gereği müvekkilinin almış olduğu hiçbir şeyi geri verme yükümlülüğünün olmadığını, önemle belirtmek gerekir ki iş bu dava kalan intifa bedellerinin iadesi davasının olmadığını, davacı iş bu davayla müvekkilinin haksız olarak elde ettiği kazancı geri vermesini talep ettiğini, müvekkilinin hiçbir haksız kazancı olmamakla birlikte müvekkilinin davacıya peşin alınan intifa bedellerinden kalan süreyi iade etmesi gerektiği biran kabul edilse bile müvekkilinin maksimum sorumluluğu; alınan 20 yıllık intifa bedeli 10.000,00 USD Aylık İntifa Bedeli 10.000,00 USD / 240 ay — 41,66 USD İntifada geçen süre ” 18.09.2010 - 17.09.1998 — 144 ay ( intifanın bitiş tarihi rekabet kurumunun kararı baz alındığında ) Kalan süre 5 240 ay - 144 ay — 96 ay Kalan intifa bedeli — 96 ay X 41,66 USD — 4.000 USD 1 USD — 1.487 TL Çintifanın bitiş tarihi 18.09.2012 baz alındığında ) 4.000 USD X 1.487,00 TL 5.948 TL olabileceğini, fakat müvekkilinin yukarıda da bahsettiğimiz gibi bu rakamdan da sorumlu tutulması mümkün olmadığını, hal böyle iken davacının dava dilekçesiyle müvekkilinden talep ettiği rakamı neye göre belirleyip hesap ettiğini anlamak mümkün olmadığı gibi kabul etmek de mümkün olmadığını, müvekkilinin davacıya gerçekte hiçbir borcu olmadığı halde davacı bu sözde alacağını bahane edip talep edebileceği maksimum rakamdan daha fazla olan yukarıda bahsettiğimiz sadece alınan akaryakıt bedelinin ödenmesinin güvencesi için verilmiş 30.000,00-TL tutarındaki teminatı haksız olarak nakde çevirmekle kalmamış bir de iş bu davayı ikame ettiğini, zaman aşımı itirazlarının kabulüne, haksız açılan davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir. DAVA: Birleşen İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/459 Esas 2012/6 karar sayılı dosyasında;Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında 17/09/1998 başlangıç tarihli intifa karşılığı akaryakıt dağıtım anlaşması imzalandığı, taraflar arasındaki ticari ilişki anlaşmalar protokol borç ve taahhüt senetlerinden doğan 30.000,00-TL tutarındaki borç ve taahhütleri ile müşterilerin veya talimatıyla üçüncü kişilere sevk ya da teslim edilen veya edilecek ya da satılacak her türlü akaryakıt ... müştakları sıvılandırılmış ... gazları her cins makine yağları ve bunların kapları her türlü emti malzeme teçhizat veya alet ve edavatı kullanmaları sırasında ya da bir yerden bir yere nakilleri esnasında kısmen veya tamamen hasara uğramaması halinde bundan tevaellüt edecek bilumum zarar ve ziyanın karşılanması vesair tüm ticari muamelelerden yada müvekkili tarafından davalıya tevdi edilen veya edilecek senet taahhütnamelerden doğan borçları karşılığında ... Güneşli Ticari Şubesine ait 30.000,00-TL bedelli 26/11/2012 tarihli teminat mektubu verildiği, rekabet kurumunun 12/03/2009 tarihinde yayınlanan akaryakıt sektöründe ilgili bildirimi ile 18/09/2005 tarihinden önce yapılmış olan ve süresi 5 yılı açan sözleşmelerin rekabet tarafından uygulanan azami halde bildirilmesi ilkesi gereği 18/09/2010 tarihine kadar tebliğde yer alan muafiyetten yararlanabileceği ve bu tarihten sonra muafiyet koşullarının ortadan kalkacağının bildirilmesi üzerine davalıya mevcut sözleşme kapsamında gönderilen ihtarname ile ticari ilişkinin sona erdiğinin ve yenilenmeyeceğinin ihtar edildiğini, ve davalı müvekkile ait taşınmaz üzerindeki intifasını kaldırarak sözleşmenin belirlenen tarihten sonra sona ermesi sebebiyle iade talep etme hakkında sahip olduğundan bahisle İstanbul 1. ATM'nin 2010/154 esas sayılı dosyası ile açılan davanın reddedildiğini, bunun üzerine davalının dava konusu teminat mektubunun paraya çevirmek suretiyle haksız yere tahsil ettiğini, neticeden haksız yere tahsil edilen 30.000,00-TL ve ticari itibarın zedelenmesi nedeniyle 10.000,00-TL manevi tazminatının davalıdan tahsiline, masraf ve vekalet ücretine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin istasyonda kurulu bulunduğu gayrimenkuller üzerinde kira anlaşması veya intifa hakkı tesisi ile kullanım hakkında sahip olduğu, gayrimenkul malikleri ile müvekkili şirket arasında akdedilen anlaşmalar neticesinde müvekkili şirketin kullanım hakkına sahip bulunduğu gayrimenkuller üzerinde akaryakıt istasyonlarının işleticili maliki veya malikle bağlantılı gerçek veya tüzel kişilere verebileceği gibi malikle hiç bir bağlantısı olmayan 3. Kişilere de tevdi edebileceğini, davalıya 20 yıl süreli olarak intifa hakkı tesis edilerek bedelin tamamı davalıya peşin olarak ödendiğini, Rekabet Kurumunun ilgili kararı ile muafiyet kapsamı dışında kalan bedelin tahsilinin imkansız hale geldiğini, davaya konu teminat mektubunda yer alan 32.474,91-TL prim bedeli iadesine ilişkin alacaktan mahsup edilen ve müvekkili tarafından 16/09/2011 tarihinde İstanbul 26. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/388 Esas sayılı dosyasında dava açıldığını, neticeden işbu davanın İstanbul 26. ATM'de açılan davanın ile birleştirilmesine, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ,...İntifa süreleri ise, 18.09.2005 tarihinden itibaren, 5 yıllık bayilik anlaşmalarından bağımsız olarak 10- 15- 20 yıl olarak tesis edilmeye devam ettiği, 18.09.2010 tarihinden sonra da, intifa ve bayilik anlaşmaları azami 5 yıllık (istisnalar hariç) olarak tesisi edilmesi mevzuat gereği yerine getirildiği, davacının intifa sözleşmesinin geçersiz kalan bölümüne tekabül eden intifa bedelini sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre davalı şirketten talep edebileceği, zenginleşmenin konusunun bir miktar “para'dan ibaret olması nedeniyle, sebepsiz zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten itibaren herhangi bir temerrüt ihtarına gerek kalmaksızın davalının davacıdan yasal faiz isteyebileceği, bu konuda davacının iyiniyetli olmasının sonuca bir etkisinin olmadığı, iade edilmesi gereken intifa bedelinin dava tarihi itibariyle 13.781.98 TL olarak bilirkişilerce hesaplandığı, ancak taleple bağlılık ilkesi gereğince davacının dava dilekçesinde 11.464,28-TL yönünden talep ettiğini, davacının teşvik prim bedeli talep etme şartlarının oluşmadığı, davacının ariyet olarak vermiş olduğu inallara karşılık dava tarihi itibariyle talep edebileceği alacak miktarının 21.792.20 TL olduğu, karşı dava yönünden, Davalının teminat mektubunun 16.09.2011 tarihinde nakde çevrildiği, karşı davalıdan talep edebileceği, alacak miktarının 30.000.00 TL'nın davalıdan tahsilinin talep edilebileceği, davacının dava dilekçesinde faiz talep etmediği anlaşılmakla, 30.000,00-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacılar 10.000,00-TL tutarında manevi tazminat talep etmiş ise de, hangi kişilik hakkının saldırıya uğramış olduğu, kişilik değerlerinde ne gibi bir manevi zarara uğradığını kanıtlayamamış olup, Kanunun manevi tazminat istemi için aradığı koşulların, davacı yararına gerçekleşmediği anlaşılmaktadır. Davacının herhangi bir kişilik haklarının zarara uğradığının ispat edilememiş olması tespit edilmiş olmakla manevi tazminat koşulları da oluşmamıştır. Açıklanan nedenlerle 01.06.2020 tarihli bilirkişi raporunda asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın kısmen kabulüne," karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı şirket tarafından davalıya bayilik anlaşmasının imzalanması ertesinde verildiği fatura tarihleriyle de sabit olan, satış teşvik primleri intifa hakkının süresi içinde davalıya ödendiğini, davalının, satış teşvik priminin intifa hakkı ve bayilik anlaşmasının sona erdiği tarihten sonraki döneme isabet eden kısmını iade etmekle yükümlü olduğunu, birleşen davada talep edilen nakde çevrilen banka teminat mektubu bedeli, davacının satış teşvik prim alacağından mahsup edilmiş olduğundan, birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, asıl dava dilekçesi ile talep ettiğimiz ariyet olarak verilmiş olan mallar ile kalıcı yatırımların denkleştirici adalet ilkesi gereğince güncellenmiş değeri üzerinden davanın kabulü gerektiğini, kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, yerel mahkeme tarafından asıl davada faiz başlangıcı ve faiz türüne ilişkin verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, talep edilen alacakların avans faizi ile temerrüt tarihinden itibaren tahsili gerektiğini, somut uyuşmazlıkta her iki tarafın da tacir olduğunu ve yasal faiz yerine avans faizine hükmedilmesi gerektiğini, ayrıca EPDK'nın anılan duyurusu gereği anlaşma ve protokollerin 18.09.2010 tarihini aşan süreleri geçersiz kılındığını ve 18.09.2010 tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın, asıl davada kısmen reddine dair kısmı ile birleşen davada kısmen kabulüne dair kısmının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davalı-karşı davacı istinaf dilekçesinde özetle: asıl dava yönünden davacının davalıya cari mutabakat mektubu gönderdiğini, 31/10/2010 tarihi itibariyle hiçbir hak alacağı kalmadığını alenen tekrar ettiğini, dosyada yapılan son bilirkişi incelemesinin eksik ve usulsüz olduğunu, taraflar arasında herhangi ariyet sözleşmesi bulunmadığını, iddia edilen intifa ödemesinin muvazaalı olduğunu, bu hususlar nazara alınmadan kurulan hükmün eksik ve hatalı olduğunu, karşı dava yönünden ise 30.000 TL tutarındaki teminat mektubunun hukuka aykırı olarak nakde çevrildiği tarihten itibaren faiz yürütülmesi gerektiğini, faizin asıl alacağa bağlı feri borç olduğundan yargılama safhasında ıslah olunmasına rağmen aksi yönde karar verilmesinin kaldırmayı gerektirdiğini beyanla, ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE : Asıl dava; davalı adına kayıtlı taşınmaz üzerinde davacı lehine tesis olunan intifa hakkının; rekabet kurumu kararı nedeniyle davalı tarafça bayilik sözleşmesinin sona erdirilmesi üzerine, süresiden önce terkin edilmesi nedeniyle, bakiye süreye tekabül eden intifa bedelinin, sabit yatırım tutarı ve akaryakıt satış istasyonunun faaliyetlerini ve satışını geliştirilmesinde kullanılmak üzere davacı tarafından "prim", yatırım destek ve /veya her nam altında olursa olsun ödenen ticari teşvik bedellerinin ödetilmesi istemine ilişkindir. Birleşen dava; davacı bayinin davalı dağıtım şirketine vermiş olduğu teminat mektubunun haksız olarak nakde çevrildiği iddiasıyla 30.000 TL mektup bedelinin ve 10.000 TL manevi tazminatın tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı asıl ve birleşen davacı istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Davacı tarafça davalı hakkında İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2010/154 E. Dosyası ile 10/03/2010 tarihinde dava açılmış, mahkemece 2012/6 sayılı karar ile sözleşmenin halen ayakta ve intifa hakkının tapu sicil müdürlüğünden kaldırılmamış olması gerekçeleri ile bu aşamada dava açmakta hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Eldeki asıl dava; 16/09/2011 tarihinde bakiye süreye tekabül eden intifa bedeli, sabit yatırımlardan iade edilmeyenlerin bedeli ve ticari teşvik bedellerinin ödetilmesi istemi ile açılmıştır. Birleşen dava; 21/12/2011 tarihinde davacı bayinin davalı dağıtım şirketine vermiş olduğu teminat mektubunun haksız olarak nakde çevrildiği iddiasıyla 30.000 TL mektup bedelinin ve 10.000 TL manevi tazminatın tahsili istemine ilişkindir. Dosyaya toplanan delillerden davacı ile davalı arasında üzerinde düzenleme tarihi bulunmayan 1 yıl süreli bayilik sözleşmesi düzenlendiği, ayrıca davacı ile davalı arasında istasyon olarak kullanılacak taşınmaz üzerine 2.750.000.000.- eski TL (2.750,00 Yeni TL) karşılığında 20 yıl süreli davacı lehine intifa hakkı kurulmasına ilişkin 17/09/1998 tarihli resmi senedin yapıldığı, rekabet kurumunun düzenleyici işlemi sonrası davalı tarafça bayilik sözleşmenin feshedildiği ve davacı tarafça 10/12/2010 tarihinde tapu sicil müdürlüğüne " yukarıda özellikleri belirtilen taşınmaz üzerindeki lehtarı olduğum/olduğumuz intifa hakkının tamamından bedelini aldığımdan/bedelsiz olarak, çıplak mülkiyet malikleri lehine terkinini talep ederim/ederiz." şeklindeki tescil istem belgesi ile intifa hakkı sonlandırılmıştır. Asıl dava yönünden istinaf sebepleri değerlendirildiğinde: İntifa ivaz bedeli: İntifa hakkının kalan süreye yönelik bedelinin istenebilmesi için dava tarihinden önce intifa hakkının Tapu Sicil Müdürlüğü'nden terkininin yapılması gereklidir. İntifa hakkının bedelsiz terkin edilmesi halinde artık bakiye intifa bedelini istenemez. (Y19.HD.nin 25.03.2016 tarih ve 2015/12031 esas-2016/5462 karar, yine aynı Dairenin 2016/18133 Esas - 2017/4083 Karar sayılı ilamı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2020/4403 Esas - 2020/6283 Karar sayılı ilamı, İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesinin 2018/702 Esas - 2019/1321 Karar sayılı ilamları) "intifa hakkının tamamından bedelini aldığımdan/bedelsiz olarak," terkin edilmesi karşısında intifa hakkının kullanılmayan süreye ilişkin talebin reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne dair verilen karar isabetli değildir. Sabit yatırım bedeli yönünden; Akaryakıt bayiliği ilişkisinin sona ermesi halinde, dağıtım şirketi akaryakıt istasyonuna yapmış olduğu kalıcı yatırım bedellerini koşulları olması halinde sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre isteyebilir. Ancak bunun için dahi bu sabit yatırımların halen bayi tarafından kullanılmaya elverişli olması ve bayinin bundan fayda temin etmesi gerekmektedir. Bu durumda kalıcı yatırımların talep edilebilmesi için yapılan yatırımın kalıcı niteliğinde kabul edilip edilmeyeceği, akdin feshinden sonra da davalıların aynı kalıcı yatırımı kullanarak ticaretine devam edip etmediği, bir başka deyişle anılan kalıcı yatırımın taşınmaza değer katıp katmadığı tespit edilerek, şayet bu yatırımın taşınmaza değer kattığının yani davalıların yapılan kalıcı yatırımı kullanarak ticaretine devam ettiğinin saptanması halinde bunun davacı tarafından talep edilebileceği gözetilerek karar verilmesi gerekir (Emsal Yargıtay 11 HD. 2020/4907 e. 2021/1346 K) 01/06/2020 tarihli bilirkişi heyeti raporunda özetle; Sabit yatırım olarak belirlenen ve davacıya iade edilemeyen; ... .../ lpg inşaat işleri bedeli (boru hattı, yeraltı otogaz tankı 10.000 lt, alüminyum bina kaplaması 250 m2, neseflik tesisatı tadilatı ve tesis ed., dolum standardizasyonu, acil stop butonu, dijital hava su saati için davacı tarafça yapılan yatırım bedelinden, işbu yatırım harcamalarına ilişkin birikmiş Amortisman değerleri düşüldükten sonra 31.12.2010 tarihli net defter kayıt değerleri toplamının 21.792.20 TL olduğu tespiti ile işbu tutarın davalıdan talep edilebileceği görüşü bildirilmiştir.Bilirkişi raporunda bahsedilen sabit yatırımların raporda belirtilen bedel kadar iadesi gerektiği anlaşılmakla ilk derece mahkemesinin bu yöndeki kabulünde bir isabetsizlik yoktur. Satış teşvik primi: Bayilik sözleşmesi kapsamında davalıya 2 adet fatura karşılığı verilen satış teşvik priminin sektörel değerlendirme ile intifa süresine paralel olarak verilmediği, tarafları arasında akdedilen bayilik sözleşmesi kapsamında ve sözleşme süresince kullanılmak üzere davalıya verildiği, sözleşmenin süreli olması ve sürenin dolmuş olması nedeniyle bu bedelin amacına ulaşmış olduğu, bu durumda satış teşvik bedelinin intifa hakkının kullanılmayan süresine tekabül eden kısmının talep edilemeyeceği anlaşılmakla bu kalem yönünden davanın reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik yoktur. Hüküm altına alınan davacı alacağı her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendiren ticari işten kaynaklanmakla avans faizi yürütülmesi gerekirken yasal faize hükmedilmesi ise isabetli olmamıştır. Birleşen dava yönünden: dosyaya kazandırılan 26/01/2015 tarihli bilirkişi raporu ile davalı tarafından davacıya tevdi edilmiş veya edilecek senet, taahhütnamelerden doğacak borçları karşılığında verilen teminat mektubunun bulunduğu, mali yönden yapılan incelemede davacının 31/12/2010 tarihi itibarıyla cari hesap borç /alacağının bulunmadığı, davalıya gönderilen 18/01/2011 tarihli mutabakatta davalı yanın davacıya bakiyesinin 0,01 TL olduğu ve tarafların bu konuda mutabık oldukları 16/09/2011 tarihinde mektubun haksız olarak nakde çevrildiği tespit edildiği görüşü bildirilmiştir. Davalı istinaf dilekçesinde teminat mektubu bedelinin satış teşvik primi alacağından mahsup edildiğini savunmuş ise de asıl davada satış teşvik primi alacağı yönünden davalının bir hakkı bulunmadığına yönelik verilen karar karşısında teminat mektubunun haksız olarak nakte çevrildiği sonucuna ulaşılmakla davanın 30.000 TL asıl alacak yönünden kabulüne dair verilen kararda bir isabetsizlik yoktur. Davacı taraf dava dilekçesinde faiz talebinde bulunmamış, tahkikat bittikten sonra şifahi olarak ıslah talebinde bulunarak mektubun paraya çevrildiği tarihten itibaren faiz talebinde bulunmuş ise de 6100 sayılı HMK 177 maddesinin açık hükmü karşısında tahkikat bitinceye kadar ıslah talebinde bulunulabileceği anlaşılmakla ilk derece mahkemesince birleşen dava alacağına faiz hükmedilmemiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Açıklanan nedenlerle intifa bedelinin reddine ve asıl davada avans faizi yerine yasal faiz yürütülmesine ilişkin kararda isabet görülmemiştir. Birleşen dava yönünden tarafların istinaf talebi reddedilmiş olmakla birlikte hükümlerin bir bütün olması gerektiğinden hüküm tekrarı yapılarak karar yazılmıştır. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda asıl dava yönünden davacının istinaf talebinin reddine, davalının istinaf talebinin kabulüne, birleşen dava yönünden; davacı ve davalının istinaf taleplerinin reddine, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Birleşen dava yönünden davacı ve davalının istinaf taleplerinin reddine,Asıl dava yönünden; davacının istinaf talebinin reddine, davalının istinaf talebinin KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,a-Asıl dava yönünden: Davanın KISMEN KABULÜNE; 21.792,20 TL sabit yatırım bedelinin dava tarihi olan 16/09/2011 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birilikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,2-Fazlaya ilişkin talebin reddine,3-Alınması gereken harç 1.488,62 TL olup, başlangıçta alınan 921,85 TL'den mahsubu ile 566,77 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,4-Davacı tarafından yatırılan 921,85 TL peşin harç, 19,40 TL keşif harcı olmak üzere toplam 1.117,25 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,5-Davacı tarafından yargılama sırasında yapılan 18,40 TL başvuru harcı, 295,70 TL posta ve tebligat gideri, 4.925,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 5.239,10 TL yargılama masrafının davanın kabul ve red oranına göre 1.839,18 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,6-Davalı tarafından yapılan 1.625,00-TL bilirkişi ücretinin davanın red ve kabul oranına göre 1.060,00-TL'nin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, bakiyesinin davalı üzerinde bırakılmasına,7- Davacı duruşmalarda kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 21.792,20 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, 8- Davalı duruşmalarda kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 30.000,00 -TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine, b-Birleşen dava yönünden: Davanın KISMEN KABULÜNE; 1-30.000,00 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,2-Manevi tazminat yönünden davanın reddine,3-Harçlar yasası uyarınca alınması gerekli 2.049,30-TL ilam harcının başlangıçta peşin olarak alınan 594,00-TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.455,30-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,4-Davacı tarafından yapılan 18,40-TL başvurma harcı, 594,00- TL peşin harç, 2,90-TL vekâlet harcı olmak üzere toplam 615,30-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,5- Maddi tazminat talepleri yönünden davacı duruşmalarda kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 5.100,00- TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, 6-Manevi tazminat talepleri yönünden Davalı duruşmalarda kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 5.100,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine7-Davacı tarafından yapılan 12,00-TL davetiye giderinin davanın kabul ve red oranı dikkate alınarak 9,00 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,8-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca artan gider avansının davacı tarafa; davalı tarafından yatırılan ve artan delil avansının kendisine iadesine,9-Kanun yolu yargılaması yönünden harç ve yargılama masrafları; Asıl dava yönünden; a-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,b-Davalı tarafından yatırılan 220,70 TL istinaf başvuru harcı ve 54,00 TL posta masrafı olmak üzere toplam 274,70 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Birleşen dava yönünden; a-Davacı vekilince yatırılan 80,70 TL istinaf karar harcının alınması gereken 615,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 534,70 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,b-Davalı vekilince yatırılan 512,32 TL istinaf karar harcının alınması gereken 2.049,30 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.536,98 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,c-Davacı ve davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama masraflarının üzerlerinde bırakılmasına, 10-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 14/10/2025