T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:13/04/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:08/11/2022 DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:13/04/2026 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendiri…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:13/04/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:08/11/2022 DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:13/04/2026 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili şirkette İşyeri Ekstra Sigorta Poliçesi ile sigortalı bulunan ... Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.'ye ait iş yerinde bulunan malların 16/12/2018 tarihinde haksız yere alınması/emniyeti suiistimal edilmesi neticesinde meydana gelen hasar nedeniyle, müvekkili şirketin kendi sigortalısına 14.505,05 TL sigorta tazminatı ödediğini, TTK'nın 1472. Maddesine göre halefiyet ilkesinin olduğunu, sigortalı iş yerinin Antalya ... Sitesi içerisinde faaliyet sürdürdüğünü, ... Sitesi güvenliğinin ise ... Ltd. Şti. firması tarafından sağlandığını, sorumlu ... Ltd. Şti. aleyhine Antalya 1. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını fakat 13/11/2019 tarihinde yapılan itiraz ile bu takibin durduğunu, 16/12/2018 tarihinde sigortalı iş yerinde meydana gelen hırsızlık olayına ilişkin 19/01/2019 tarihli ... numaralı Hırsızlık Ekspertiz raporu alındığını, davalı şirketin borcu ödemediğini beyan ederek, davanın kabulü ile itirazın iptaline, %20'den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili, müvekkili şirketin akşam saat ... ile sabah ... saatleri arasında 8 güvenlik görevlisi ve 1 güvenlik amiri olmak üzere toplam 9 kişiyle sanayi sitesi içerisinde genel kontrol, kapı girişleri kontrolü gibi görevleri üstlendiğini, müvekkili şirketin baktığı yerde 2200'ün üzerinde dükkan, toplamda 3 mahalle büyüklüğünde, çevresinde hernagi bir güvenlik önlemi bulunmayan ve kamuya açık yollar ile banka, düğün salonu gibi herkesin kullanımına açık tesisler barındıran bir alan olduğunu, bu doğrultuda müvekkili şirket personellerinin görev saatlerinde dahi anılan muhite giriş ve çıkışı engellemek ya da içeriye girişi yasaklamak gibi bir hakkı ya da yetkisi bulunmadığını, buna ek olarak müvekkili şirket personellerinin görev tanımının, genel kolluğa yardımcı devriye hizmetleri olarak tanımlandığını, bununla birlikte kişileri dışarı çıkmak ya da içeri girişi engellemek gibi bir yetkisinin bulunmadığını, müvekkili şirketin 1/4 oranında personel ile hizmet verdiğini, olayda sigortalanan üçüncü şahsın kusur durumunun ve yine iddia edilen hırsızlık olayında ihmal ve kusurunun irdelenmesi ve bu doğrultuda rapor tanzim edilmesi gerektiğini, ... San. Tic. Ltd. Şti. yetkilisi ...'dan 19/12/2018 tarihinde ... Polis Merkezi Amirliği'nce alınan şikayetçi ifade tutanağında; 16/12/2018 tarihinde saat ... sıralarında dükkan faaliyetlerinin sona erdiğini, ayrıldıklarını, hırsızlık anını gören kameranın olmadığını beyan ettiklerini, müvekkili şirketin görev saati dışında olayın olduğunu beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;"... davalı güvenlik şirketinin, dava dışı site yönetimi ile aralarında akdettikleri güvenlik sözleşmesi uyarınca söz konusu sanayi sitesinin güvenlik hizmetini üstlenmesi nedeni ile sanayi sitesinde bulunan işyerlerinin güvenliğini sağlaması ve hırsızlık olayının meydana gelmemesi için gerekli kontrol ve tedbirleri alması gerektiği, güvenlik sözleşmesinin "müşterilerin sorumlulukları" başlığının güvenlik zaafiyetleri ile ilgili konularda site yönetimine talepte bulunabileceği ancak böyle bir talepte bulunduğu hususunun iddia ve ispat edilemediği, site yönetimi tarafından sözleşme ve güvenlik talimatları ile güvenlik şirketine çok geniş yetkiler verildiği halde hırsızlığa konu emtiaların çalınmasının zaman alacağı, davalı şirket çalışanlarının bu yetkileri kullanmadığı 40 kişilik güvenlik tavsiyesine rağmen yeterli personel çalıştırılmaması da göz önünde bulundurulduğunda, hırsızlık olayının meydana gelmesinde davalı şirketin asli kusurlu bulundukları kanaatine varılarak, bu konuda takdiren davalıya %70, dava dışı site yönetimine gerekli denetim ve kontrol yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle %30 oranında kusur yüklenmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. Olayda dava dışı sigortalıya kusur izafesi yapılmamıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 61. maddesinde; "Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır" denilerek, müteselsil sorumluluk düzenlenmiş olup, davalı güvenlik şirketi ile dava dışı site yönetiminin bu kapsamda kusurları oranında değil, müteselsilen sorumlu bulundukları kanaatine varılmıştır. Dava dışı sigortalının kusurunun bulunmadığı da dikkate alınarak, 22/09/2022 tarihli raporda belirlenen gerçek zarar miktarı 12.329,29 TL üzerinden davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir. Her ne kadar davalı taraf ısrarla olay saatinin belirlenemediği savunmasına bulunmuş ise de; olay tarihi 16/12/2018 olup, pazar gününe denk gelmektedir. Dolayısıyla sözleşmenin 4.8. maddesi gereği davalı güvenlik şirketi tüm gün (...-... ile ...-...) sanayi sitesinin güvenliğinden sorumlu olup, kamera sisteminin görüntülerinin takibi ve güvenlik işlerinin takibinden sorumlu olduğundan bu savunmaya itibar edilmemiştir. Böylelikle toplanan tüm deliller ışığında; davacı sigorta şirketinin sigortalısına yaptığı ödemeyi halefiyet ilkesi uyarınca sorumlulardan rücuan talep edebileceği, davalının sorumlu bulunduğu, yapılan ödemenin haklı olup gerçek zarar miktarı 12.329,29 TL'den davalının sorumlu olduğu, davacının yalnızca asıl alacak yönünden talepte bulunduğu, talep edilen alacağın yargılamayı gerektirdiği ve likit olmadığı kanaatine varılarak davanın kısmen kabulüne, davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine" gerekçesiyle davanın kısmen karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin güvenlik hizmeti vermiş olduğu alanın çok geniş bir alana sahip olduğunu, güvenlik hizmeti verilen alana ilişkin olarak Emniyet Genel Müdürlüğü Özel Güvenlik Denetleme Başkanlığı tarafından inceleme yapıldığını ve Valilik tarafından hizmet verilen alanda 40 kişi ile güvenliğin sağlanması gerektiği kararı verildiğini, müvekkili şirketin hizmet sağlayan şirket konumunda olduğunu ve müvekkili şirketin vereceği hizmetin sınırlarının taleple bağlı olduğunu, müvekkilinden talep edilen personel sayısının 13 olduğunu, müvekkili şirketin personel sayısını belirlemede herhangi bir yetkisinin bulunmadığını, müvekkili şirket ile hırsızlık olayının meydana geldiği dükkan sahibi arasında güvenliğin sağlanması ile ilgili bir sözleşme bulunmadığını, ... Sitesi Kooperatifi ile güvenlik sözleşmesi imzalandığını, imzalanan sözleşmede, özel güvenlik mali sorumluluk sigortası ile sınırlı olduğu, meydana gelen hırsızlık olaylarının tazminine ilişkin bir bedel ödenmeyeceğinin açıkça belirtildiğini, görev tanımlarının kolluk kuvvetlerine yardımcı olmak olduğunu, özel güvenlik görevlilerinin sorumluluğunun bundan öteye gitmeyeceğini, müvekkilinin kusurlu hizmet verdiğinin ispatlanamadığını, raporlarda da herhangi bir kusur tespitinin ve hatta kusur oranın bulunmadığını, müvekkili şirketin sorumluluğunun personelin hizmet saatlerinde söz konusu iş yerinde hazır bulundurması olduğunu, müvekkili şirketin güvenlik kamerası konusunda hiçbir hizmetinin söz konusu olmadığını, raporda ise kameralardan da bahsedildiğini, Ceza Mahkemesi kararında, ... ile ... aralarında hırsızlığın yaşandığının belirtildiğini, oysa müvekkili şirketin saat ...'dan itibaren güvenlik hizmeti sağladığını, davacı tarafın "ya tutarsa" mantığı ile hareket ettiğini, hırsızlık olayının müvekkili şirketin güvenlik hizmeti verdiği saatler arasında olduğunun kesin bir delille ispat edilemediğini, tespit edilmiş bir zararın bulunmadığını beyan ederek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, sigortacının iş yerinde hırsızlık nedeniyle oluşan zararın sigortalıya ödenmesi sonucu, ödenen bedelin güvenlik şirketine rücusu amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. Mahkemece, yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosyanın incelenmesinden, taraflarca olaya ilişkin soruşturma/ceza dosyasının delil olarak bildirilmediği anlaşılmış ise de, hakimin davayı aydınlatma ödevi gereği, ceza dosyasının istenilerek incelenmesi ve davaya etkisinin tartışılması gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi hatalı olmuştur. Yine alınan bilirkişi raporlarında, davalının hangi konularda kusurlu olduğunun sözleşme kapsamında net tespit içermemesi, kaldı ki alınan bilirkişi raporuna karşı davalının, güvenlik kameraları noktasında sorumluluğunun bulunmadığı gibi yönlerden esaslı itirazları bulunmasına rağmen, bu itirazlar karşılanmadan eksik inceleme ile karar verilmesi de hatalıdır. Mahkemece yapılması gereken iş, ceza dosyasının istenilmesi, ardından dosyanın iş güvenliği uzmanı, sigorta uzmanı, makine bilirkişilerinin de içerisinde bulunduğu yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak, olayın ne suretle meydana geldiğinin net olarak tespit edilmesi, olayın yine dosya kapsamındaki raporlara göre meydana geldiğinin kabulü halinde ise, sözleşme uyarınca davalının iş tanımının tespit edilerek, sözleşmedeki iş tanımına aykırı bir ihmali veya kasti davranışı bulunup bulunmadığının tespit edilerek, tarafların meydana gelen zarardan dolayı kusurları bulunup bulunmadığının/ kusur oranlarının tespit edilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesinden ibarettir. Sonuç olarak, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE, 2-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/11/2022 tarih ve ... Esas - ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının ilk derece mahkemesince talebi halinde davalıya İADESİNE, 5-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesinde yapılacak yargılama sonunda dikkate ALINMASINA, 6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 7-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının ilk derece mahkemesince ilgiliye İADESİNE, 8-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve HMK'nın 353/1-a maddesince kesin olarak karar verildi. ...