İSTİNAF KARAR TARİHİ : 28/04/2026 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ : 30/04/2026 Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; 06/02/2017 tarihinde davacı müvekkili ........’un d…
T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ... T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ: 28/04/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ..... (...) ÜYE : ..... (...) ÜYE : ..... (...) KATİP : ..... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 11/12/2025 NUMARASI : ... Esas ... Karar DAVACI : ........ VEKİLİ : Av..... DAVALI : ........ VEKİLİ : Av..... DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) İSTİNAF KARAR TARİHİ : 28/04/2026 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ : 30/04/2026 Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; 06/02/2017 tarihinde davacı müvekkili ........’un da içerisinde yolcu olarak bulunduğu dava dışı sürücü ........ sevk ve idaresindeki ........ plaka sayılı otobüsün seyir halinde bulunduğu esnada aynı istikamette ve önünde seyreden sürücü ........ sevk ve idaresindeki ........ plaka sayılı araca, sürücüsü tespit edilemeyen ........ plaka sayılı aracın çarpması neticesi sürücü ........’nun araç hakimiyetini kaybederek arkasında ve aynı istikamette seyreden sürücü ........ sevk ve idaresindeki ........ sayılı araca çarpması ile dava konusu kazanın meydana geldiğini, kaza tespit tutanağında belirtilen diğer araçların karıştığı zincirleme trafik kazası neticesinde müvekkili davacının ağır şekilde yaralandığını, geçici ve kalıcı işgöremezliğe maruz kaldığını, bu sebeple bakıcı ihtiyacının da doğduğunu, kaza tespit tutanağı ile de sabit olduğu üzere yargılama konusu kazanın oluşumunda yolcu konumunda bulunan müvekkili davacının hiçbir kusurunun bulunmadığını, dava konusu trafik kazasına kusuru ile sebebiyet veren ........ plaka sayılı otobüsün kaza tarihi itibariyle geçerli ........ nolu Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi uyarınca davalı sigorta şirketinin müvekkilinin uğradığı maddi zararları tazmin ile yükümlü olduğunu, yargılama konusu trafik kazasının sonucunda ağır şekilde yaralanan müvekkilin kalça kemiklerinde kırıklar, kaval kemiklerinde kırıklar, kollarında ve bacaklarında yaralanma başta olmak üzere vücudunun çeşitli yerlerinde çok sayıda kırık, yaralanma, ezilme ve berelenmelerin meydana geldiğini, bahse konu kaza neticesinde müvekkilinin kalçasına platin takıldığını, kollarında ve bacaklarında sinir hasarının meydana geldiğini, dava konusu kaza sonrasında Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne kaldırılan müvekkiline yapılan ilk müdahalenin ardından, Konya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk edildiğini, burada yatarak tedavi gördüğünü ve cerrahi operasyonlar geçirdiğini, işbu kazada müvekkili ........’un ağır şekilde yaralanması, geçici ve kalıcı işgöremezliğe maruz kalması sebebiyle uğramış olduğu bakiye maddi zararların tazmini için gerekli bilgi, belge ve evraklarla birlikte davalı ........ A.Ş.’ye 03.08.2018 tarihli dilekçe ile başvuruda bulunulduğunu, ancak davalı şirket tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığı gibi cevap dahi verilmediğini, tüm bu nedenlerle kalıcı iş göremezlik bedeli olarak şimdilik 1.500,00-TL, geçici iş göremezlik bedeli olarak şimdilik 2.000,00-TL, bakıcı gideri tazminatı olarak şimdilik 100,00-TL olmak üzere toplam 3.600,00-TL bakiye maddi tazminatın kaza tarihi olan 06/02/2017 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden tahsili ile müvekkil, davacıya ödenmesine karar verilmesini, her türlü yargılama harç ve giderleri ile vekâlet ücretinin davalı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesine talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Açılan davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, dava dilekçesinde bahsi geçen ........ plaka sayılı aracın müvekkil şirkete 23/10/2016-23/10/2017 tarihleri arasında geçerli ........ numaralı KTK Zorunlu Mali Mesuliyet (Trafik) Poliçesi ile sigortalı olduğunu, bu poliçeden dolayı sorumluluklarının sigortalının kusuru oranında olmak üzere, ölüm/sakatlık halinde azami 330.000,00-TL ile sınırlı olduğunu, bu poliçeden dolayı müvekkili şirkete müracaat edilerek ihbarda bulunulduğunu ve şirket tarafından ........ numaralı hasar dosyasının açıldığını, meydana gelen zarara ilişkin tazminatın ödenebilmesi için de zarar görenlerin bu zararlarının uzman bilirkişilerce ayrı ayrı hesap ettirildikten sonra sonuca göre karar verilmesi gerektiğini, bu çerçevede aktüer hesabı yapılmış ve 64.162,14-TL bedelin davacıya ödendiğini, davacı yana yapılan ödemeye rağmen davacı yanın, tekrar aynı trafik kazası nedenine dayanarak iş bu davayı açmakta iyi niyetli olmadığını ve bu nedenle davacının “maluliyet tazminatı”na ilişkin talebinin reddinin gerektiğini, davayı kabul etmemekle birlikte meydana gelen kazada davacı yan müterafik kusurlu olmasından dolayı belirlenecek tazminatta indirim yapılması gerektiğini, davacı yan 11/03/2017 tarihinde Köprübaşı Polis Merkezi Amirliğinde vermiş olduğu ifadesinde ; ".... servis kalabalık olduğundan dolayı yer yoktu bu yüzden servisin ön kapı kısmı merdivenlerde oturuyordum..... çarpmanın etkisi ile kapıya doğru hareket ettim sağ kol sağ ayak ve kalça kısımlarım kapıya sıkışması sonucu yaralandım. ...." şeklinde beyanda bulunduğunu, davacının kazanın meydana gelmesinde kusurlu olmasa da zararın artmasında yadsınamayacak derecede kusurunun bulunduğunu, meydana gelen kazanın davacının da beyanından anlaşılacağı üzere iş kazası olduğundan müvekkil şirketin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, ZMSS genel şartlarına göre “geçici iş göremezlik zararı” ile “geçici bakıcı giderleri” poliçe teminatı kapsamında olmadığını, davacı yana SGK tarafından rücuya tabi ödeme yapılıp yapılmadığı veya gelir bağlanıp bağlanmadığının tespiti için ilgili SGK İl Müdürlüğü’ne müzekkere yazılması gerektiğini, huzurdaki davada, 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ve eki olan TRH 2010 tablosunun uygulanması gerektiğini, tüm bu nedenlerle müvekkili şirket aleyhine açılan haksız ve hukuka aykırı davanın reddini ve yargılama gideri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; "Somut olayda, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre yapılan değerlendirmeler hükme esas alınmış ve PMF 'ye göre yaptırılan hesaplama uyarınca davalı şirket tarafından davacıya 27/04/2018 tarihinde yapılan ödemenin davacının zararını karşıladığı belirlenmiştir. Her ne kadar raporda davalının %90 kusur durumuna göre hesaplama yapılmış ise de davalının %100 kusurlu olduğu ancak %20 oranında müterafik kusur indirimi uygulanacağından yine ödemenin davacının zararını karşıladığı değerlendirilmekle davanın reddine karar vermek gerekmiştir." şeklinde davanın reddine dair hükmün kurulduğu anlaşılmıştır. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemece hükme esas alınan tazminat hesaplama yönteminin hatalı olduğunu, PMF 1931 bakiye yaşam tablosuna göre yapılan hesaplamanın kabul edilerek davanın reddine karar verildiğini, ancak Yargıtay yerleşik içtihatlarında kabul gören TRH 2010 bakiye yaşam tablosu ve progresif ranta göre yapılan hesaplamaların hükme esas alınıp davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, Yargıtay kararlarında da destek tazminatı hesabında TRH 2010 Tablosu'nun ve %1,8 teknik faiz uygulanmadan hesaplama yapılması gerektiğinin belirtildiğini, bunun yanı sıra kaza tarihine göre maluliyet oranının "Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik"e göre belirlenmesi gerektiğini, Sayın Mahkeme tarafından "Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği"ne göre yapılan değerlendirmelerin hatalı olduğunu, Yargıtay kararlarının da maluliyet oranlarının kaza tarihine göre yürürlükteki ilgili yönetmelikler dikkate alınarak yapılması gerektiğini belirttiğini, bu nedenle müvekkilinin maluliyetinin doğru şekilde belirlenmesi ve o maluliyet üzerinden TRH 2010 tablosuna ve progresif rant yöntemine göre hesap yapılması gerektiğini, eksik belirlenen maluliyet oranını kabul etmediklerini belirterek, istinaf taleplerinin kabulü ile Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi kararının bozulmasına, tehir-i icra taleplerinin kabulüne, davanın tamamen kabulüne, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. DAİREMİZİN KALDIRMA KARARINDA Somut olayda Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanmak Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre maluliyet yönünden rapor alınmak üzere dosya NEÜ Adli Tıp Kurumuna gönderilmiş olup sunulan raporda; Kalıcı maluliyet %39.2, kaçınılmaz tedavi gideri 9.000,00-TL ve geçici iş göremezlik süresi 18 ay, bu sürenin 6 ayında başkasının bakım ve yardımına ihtiyaç duyulacağı belirlenmiştir. Davalı tarafça ise dosyaya sunulan uzman raporunda ise davacının çalışma gücü kaybı yönetmeliğine göre %12,1 oranında malul kaldığı belirtilmiş ve söz konusu raporun eksik yönleri bu raporda tartışılmıştır. Davalı taraf rapora yönelik somut itirazlar sunmaktadır. Bilindiği üzere 6100 sayılı HMK'nın 293. maddesinde düzenlenen uzman görüşü, tarafların uyuşmazlığın aydınlanabilmesi, anlaşılabilmesi ve iddia ve savunmaların ispatı içen kendisinin belirlediği özel ve teknik bilirkişiden bir konuda bilgi alması olarak düzenlenmiş olup, uygulamada özel bilirkişi adı da verilmektedir. Taraflar kendi koruyabilmek ve alınan bilirkişi raporundan tatmin olmamaları halinde olayın tam olarak aydınlanmasını sağlamak ve doğru ve adil kararın verilmesi için uzman görüşü alıp mahkemeye ibraz edebilecektir. Mahkeme özellikle özel ve teknik bilgiyi gerektiren konularda, tarafın sunduğu uzman görüşünün dava konusuyla ilgili olması halinde mutlaka dikkate almak ve değerlendirmek zorundadır. Bu anlamda alınan bilirkişi raporuna, taraflardan biri, uzman görüşüne dayanmak suretiyle itiraz etmiş ve ve bu itirazlar mahkeme tarafından hiç değerlendirmeye alınmamış ve itirazlar gerekçeli bir şekilde karşılanmamış ise uzman görüşüne dayanan tarafın 6100 sayılı HMK'nın 27., Anayasa'nın 36. ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukuki dinlenme hakkını ihlal etmiş olabilecektir. Dosyaya ibraz edilen uzman görüşünde bilirkişi raporu ile tespit edilen görüşlerinin aksine tespit ve görüşler ileri sürülmüş olup, bilirkişi raporu ile uzman görüşü ciddi şekilde çelişkiler içermektedir. Alınan bilirkişi raporu ile uzman görüşü arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla maluliyet durumunun tespit edilmesi için İstanbul ATK ya gönderilerek Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre rapor alınması yerine yetersiz ve esaslı itiraza uğrayan rapora dayanılarak uzman görüşü karada gerekçeli olarak değerlendirilip tartışılmadan karar verilmiş olması doğru olmayıp itiraz yerindedir. GEREKÇESİYLE YAPILAN KALDIRMA NETİCESİ ATK tarafından belirtilen eksiklikler giderildikten sonra mahkememize sunulan 09/06/2023 tarihli raporda özetle; davacının vücut engellilik oranının %0 olduğu, iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 18 aya kadar uzayabileceği, başka birisinin bakımına muhtaç durumda olmadığı ancak iyileşme süresi içerisinde 2 ay bakıcı ihtiyacı olduğunu bildirir rapor sunulduğu görülmüştür. Dosyanın yeniden ATK'ya tevdine karar verilmiştir. Mahkemeye sunulan 17/10/2024 tarihli ATK 2.Üst Kurulu raporunda özetle; davacının 30/03/2013 tarih ve 28603 sayılı resmi gazetede yayımlanan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere verilecek sağlık kurulu raporları hakkında yönetmelik hükümlerine göre değerlendirildiğinde, kişinin tüm vücut engellilik oranının %3 olduğu, 11/10/2008 tarih ve 27021 sayılı resmi gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma gücü kaybı oranı tespit işlemleri yönetmeliği hükümlerine göre %1.2 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, iyileşme süresinin 18 aya kadar uzayabileceği, başka birisinin sürekli bakımına muhtaç durumda olmadığı, ancak iyileşme süresi içerisinde 2 ay boşunca başka birisinin yardımına muhtaç duyabileceğini bildirir rapor sunulduğu görülmüştür. Her ne kadar dairemizin önceki kararlarında ve uygulamasında ANAYASA MAHKEMESİNİN 09/10/2010 TARİHLİ RESMİ GAZETEDE YAYIMLANAN 17/07/2020 TARİHLİ VE 2019/40 ESAS,2019/40 SAYILI KARARINA GÖRE VE YİNE ANAYASA MAHKEMESİNİN 14/02/2023 TARİHLİ RESMİ GAZETEDE YAYIMLANAN 2021/82 ESAS ,2022/167 KARAR SAYILI İLAMLARI GEREĞİNCE, YİNE DANIŞTAY 8.DAİRESİNİN 2022/786 ESAS 2025/6004 KARARI İLE YİNE DANIŞTAY 8. DAİRESİNİN 2022/772 ESAS 2025/4513 KARAR SAYILI İLAMLARI GEREĞİNCE, DAİREMİZCE HER İKİ ANAYASA MAHKEMESİ İPTAL KARARLARI VE SONRASI DANIŞTAY DAİRESİNİN İPTAL KARARLARI GEREĞİNCE ZARAR GÖREN MAĞDURLARIN MALULİYETLERİNİN ÖZÜRLÜLÜK ÖLÇÜTÜ YÖNETMELİĞİ İLE ERİŞKİNLER İÇİN ENGELLİLİK YÖNETMELİĞİNİN UYGULAMA YÖNETMELİĞİNİN UYGULANMA İMKANI OLMAYACAĞINDAN BAHİSLE ÇALIŞMA GÜCÜ VE MESLEKTE KAZANMA GÜCÜ KAYBI ORANI TESPİT İŞLEMLERİYÖNETMELİĞİNE GÖRE BELİRLENMESİNE YÖNELİK , Dairemizin 2024/1471 ve 2024/1331 esas sayılı dosyalarında buna yönelik verilen direnme kararlarımızın Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08/04/2016 tarihli 2025/488 esas 2026/223 karar ve 2025/489 esas ve 2026/224 sayılı dosyalarıyla bozulmakla verilen, bu bozma kararları esas alınarak, Dairemizin yerleşik uygulamasından dönülmek suretiyle , BU ÇERÇEVEDE; Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının tespiti açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, kaza tarihi itibariyle geçerli yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. Bu yönetmelikler ve geçerli olduğu tarihler; - 11.10.2008 tarihine kadar “Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü”, - 11.10.2008-01.09.2013 tarihleri arasında “Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği”, - 01.09.2013-01.06.2015 tarihleri arası “Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği” (Bu yönetmeliğin eki %60 maluliyeti belirlemek için düzenlenmiştir. %60‘ın altı ve üstü yoktur. Bu nedenle bir önceki yönetmelik çizelgesi uygulanacaktır.) (Maluliyet Bilirkişi Kongresi) - 01.06.2015-20.02.2019 tarihleri arası Genel Şartlar Ek 6. Maddesine göre 30/3/2013 tarihli “Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik”, - 20 Şubat 2019 tarihinden sonra “Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik” şeklindedir. Somut olayda İDM ce kaza tarihinde geçerli olmayan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik hükümlerinin uygulandığı görülmektedir. Bu kapsamda hükme esas alınan maluliyet raporunun HAKSIZ FİİL TARİHİNDE GEÇERLİ YÖNETMELİK HÜKÜMLERİNE GÖRE yapılmadığı, Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere verilecek sağlık kurulu raporları hakkında yönetmelik hükümlerine göre alınan rapora itibar edilmesi gerektiği anlaşılmaktadır. İtiraz edenin TRH 2010 1.8 Teknik Faiz Uygulamasına yönelik itirazı ile ilgili olarak; 09.10.2020 tarihli resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi’nin 17.07.2020 tarihli ve 2019/40 E., 2020/40 K. Sayılı iptal kararı ile KTK 90.maddesi; “Maddi ve manevi tazminat: (2) Madde 90 – (Değişik:14/4/2016-6704/3 md.) Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun (…)(2) öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun (…)(2) düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.” Şeklindedir. Türk Borçlar Kanunu 55.maddesi ise; “Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu kanun hükümlerine ve sorumluluk ilkelerine göre hesaplanır…” şeklinde düzenlenmiş olup, tazminat hesabına ilişkin Karayolları Trafik Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu’nda açık bir hüküm bulunmamaktadır. Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümezliği ilkesi yargılaması tamamlanmış davalarla ilgili olup, mevcut davalar bakımından Anayasa Mahkemesi kararının uygulanması geriye yürümezlik ilkesinin ihlal niteliğinde değildir. TRH 2010 Tablosu ve %1,8 teknik faiz indirimi suretiyle hesaplama usulü ZMSS genel şartları ile getirilmiş olduğundan, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı gereği hesaplamada bu usulün uygulanması söz konusu olmayacaktır. Diğer taraftan Genel Şartların halen yürürlükte olduğu, iptal kararı ile sadece bazı maddelerinin iptal edildiği dikkate alınarak buna göre ZMSS genel şartlarında getirilen % 1,8 teknik faiz indirimi kısmının gerçek zarar ilkesine aykırı oluşu sebebiyle uygulanmaması gerekmektedir. Yargıtay 17.HD. nin konuya ilişkin 2019/3292 E. 2021/1848 K. Sayılı 24.02.2021 tarihli güncel kararı uyarınca “Bu durumda mahkemece, ZMSS Genel Şartları ekindeki cetvellere göre (devre başı ödemeli belirli rant yöntemi, % 1,8 teknik faizle) tazminat hesabının yapılmasına ilişkin olarak KTK'nun 90. maddesinde yapılan değişikliğin Anayasa Mahkemesince iptal edildiği, Dairemiz Yargıtayda uygulama birliğinin sağlanması yönünde tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosunun esas alınması için içtihat geliştirdiği ancak hesaplamalarda progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen (işleyecek) devredeki gelirlerin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi suretiyle tazminatın hesaplanması için bilirkişiden ek rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi için yerel mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.” kararı ile Yine Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/15277 esas, 2022/4707 karar sayılı ilamında belirtildiği üzere; Destek alacağı hesaplanır iken desteğin bakiye ömür süresinin TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenmesi ve işleyecek (bilinmeyen) devre hesaplamasında her yıl için gelirin %10 artırılıp %10 iskonto edilmesi esasına dayanan progresif rant yönteminin kullanılmasıyla hesaplamanın yapılması gerekir. BU HALE GÖRE Alınan son rapora göre davacının 30/03/2013 tarih ve 28603 sayılı resmi gazetede yayımlanan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere verilecek sağlık kurulu raporları hakkında yönetmelik hükümlerine göre değerlendirildiğinde, kişinin tüm vücut engellilik oranının %3 olduğu, TRH 2010 bakiye yaşam tablosu uyarınca hesaplanan maddi zararın ise davalı sigorta şirketince 27.04.2028 tarihinde yapılan ödeme ile karşılanmadığı ve 05.09.2025 hesap/rapor tarihi ile TRH 2010 bakiye yaşam tablosu uyarınca yeniden yapılan hesaplamaya göre davacının; 37.564,03-TL geçici iş göremezlik ve 3.199,50-TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 40.763,53-TL tedavi gideri zararının olduğu ve bu miktar tedavi zararının kaza tarihinde geçerli tedavi klozu teminat limitinde kaldığı, yine toplam 449.291,36 TL sürekli iş göremezlik/sakatlık zararının olduğu ve bu miktar sakatlık zararının ise sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin güncellenmiş hâlinin mahsubundan (449.291,36-118.844,10)=330.447,26 TL bakiye zararın kaldığı ve bu miktardan ise (330.000,00-118.844,10)=211.155,90 TL'sinin kaza tarihinde geçerli sakatlık klozu teminat limitinde kaldığını bildirir rapor sunulduğu görülmüştür. DAVACININ 09/03/2020 TARİHLİ İSLAH DİLEKÇESİNDE 265.837,86-TL bakiye sürekli iş göremezlik tazminatı, 2.000-TL geçici işgöremezlik tazminatı ve 100-TL bakıcı gideri tazminatı olmak üzere TOPLAM 267.937,86–TL bakiye maddi tazminatını talep ettiği anlaşılmış olup, sürekli işgörmezlik zararının 211.155,90 TL'sinin davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekmektedir. İtiraz yerindedir. KEZA mütarafik kusura ilişkin olarak 6098 sayılı Türk Borçlar Yasasının, "Tazminatın belirlenmesi" üst başlıklı 51/1 maddesi hâkimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirleyeceği hükme bağlanmıştır. Tazminattan indirim sebeplerini düzenleyen, Türk Borçlar Yasasının 52.maddesinde öngörülen sebepler, daha çok zarar görenle ilgilidir. "Hiç kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağı" yönündeki genel hukuk ilkesinin etkisiyle, maddede sayılan belirli hal ve durumlarda tazminattan indirim yapılması mümkün bulunmaktadır. Anılan madde kapsamında yer alan indirim sebeplerinden bir kısmı; zarar verici fiile rıza, ortak veya kişisel kusurdur. Zarar gören, zararlandırıcı olayın sebep olacağı zarara önceden razı olabilir. Zarar gören, zarara açık veya örtülü bir irade beyanıyla razı olabileceği gibi, rızanın, diğer bir takım olgulardan da çıkarılması mümkündür. Makul bir insanın aynı şartlarda kendi yararı gereğince yapmaması gereken harekette bulunması da, zarar görenin ortak kusurunu ifade etmektedir. Zarar görenin bu kusuru, illiyet bağını kesmeyecek yoğunlukta ise tazminattan bir indirim sebebidir. Burada da hâkim, somut olayın özelliklerini dikkate alarak, hakkaniyet düşüncesiyle indirim yapabilecektir. Müterafik kusur ise; aynı şartlar altındaki makul, dürüst ve ortalama bir kişinin, kendi menfaati icabı, zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçınması gereken bir davranış tarzını ifade etmektedir. (EREN, Fikret. Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2015. S. 582) Zararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur Borçlar Kanunu'nun 44. maddesinde (6098 sayılı TBK md. 52) düzenlenmiştir. Buna göre zarara uğrayan, zarar doğuran eyleme razı olmuş veya kendisinin sebep olduğu hal ve şartlar zararın meydana gelmesine etki yapmış veya tazminat ödevlisinin durumunu diğer bir surette ağırlaştırmış ise, hakim tazminat miktarını hafifletebilir. Müterafik kusur indiriminde her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek uygun oranda bir indirim yapılmasını gerektirir ve zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde BK.nun 44. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Davacının emniyet kemeri takmadığı,merdiven boşluğunda seyahat ettiği anlaşılmaktadır. (TBK. md. 52) uyarınca kusur olarak değil müterafik kusur olarak değerlendirilerek hesaplama yapılması, buna göre hesaplanan maddi tazminattan %20 oranda müterafik kusur indirimi yapılması gerekmektedir.ancak bu husus GERÇEK ZARAR MİKTARINDAN hesaplanması gerekir. Hesaplanan gerçek zarar dikkate alındığında ve %20 müterafik kusur düşüldüğünde 211.155,90 TL'sinin davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekmektedir. HMK'nin 355. maddesinde, “ İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak, bölge adliye mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir.” 353. maddesinde, “ (1) Ön inceleme sonunda dosyada eksiklik bulunmadığı anlaşılırsa; ... b) Aşağıdaki durumlarda davanın esasıyla ilgili olarak; 1)..., 2) Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında, ... duruşma yapılmadan karar verilir.” düzenlemelerini içermektedir. Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde, ilk derece mahkemesinin kararında yukarıda belirtilenler dışında HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden herhangi bir yanlışlığın da bulunmadığı gözetilerek davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçeler doğrultusunda kabulü, incelenen kararın HMK’nin 353/1-b maddesinin (2) numaralı alt bendi uyarınca düzeltilmek üzere kaldırılması ve yeniden hüküm tesis edilmesine dair aşağıdaki hükmün kurulmasına karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçeler doğrultusunda kabulü ile incelenen kararın HMK’nin 353/1-b maddesinin (2) numaralı alt bendi uyarınca düzeltilmek üzere KALDIRILMASI VE DÜZELTİLEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA HÜKÜM KURULMAK suretiyle; Davacının davasının talep artırım dilekçeside nazara alınmak suretiyle KISMEN KABULÜ İLE; 1-) 211.155,90 TL sürekli iş göremezlik tazminatının (bakiye poliçe limitinin 265.837,86-TL olması da nazara alınarak) davalının temerrüt tarihi olan 17/08/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-) 2.000,00-TL geçici iş göremezlik tazminatı ile 100,00-TL bakıcı gideri talebinin poliçe limitinin dolması nedeniyle reddine, 3-)Poliçe limiti dışındaki talepleri yönünden davacının ilgililere dava açmakta muhtariyetine, İlk Derece Yargılaması Yönünden; 4-Alınması gereken 14.424,05 TL harçtan peşin alınan 938,75 TL harcın mahsubu ile bakiye 13.485,30 TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 5-Davacı tarafından yatırılan 979,90 TL harç giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 6-Davacı tarafından yapılan 1.577,05 TL tebligat ve posta gideri, 7.778,00 TL adli tıp ve bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 9.355,05 TL yargılama giderinden kabul ve red oranına göre 7.371,77 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 7-Davalı tarafından yapılan 367,30 TL yargılama giderinden kabul ve red oranına göre hesaplanan 77,50 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, bakiye kısmın davalı üzerinde bırakılmasına, 8-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 9-Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 10-6100 Sayılı HMK'nın 323–333. maddeleri gereğince hükmün verilmesinden kesinleşmesine kadar olan dönemde davacının sorumlu olduğu yargılama giderleri de ödendikten sonra var ise karar kesinleştiğinde; Kullanılamayan ve bakiye kalan gider avansının Hukuk/Muhakemeleri Kanunun Gider Avansı Tarifesinin 5. Maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra talep eden tarafından hesap numarası bildirilmiş ise iade elektronik ortamda hesaba aktarmak suretiyle, talep eden tarafından hesap numarası bildirilmemiş ise masrafı avanstan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak iadesine, İstinaf Yargılaması Yönünden; 11-İstinaf başvurma harcı dışında istinaf peşin harcı olarak alınan istinaf karar harcının talep halinde davacı tarafa iadesine, 12-Davacı tarafından yapılan 2.002,00 TL istinaf başvuru gideri ile 45,00 TL tebligat gideri olmak üzere toplam 2.047,00 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 13-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nun 361 maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren İKİ HAFTA içinde temyiz yolu açık olmak üzere OYBİRLİĞİ ile karar verildi.30/04/2026 ..... ..... ..... ..... Başkan Üye Üye Katip ... ... ... ... E imza E imza E imza E imza Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.