T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1719 - 2025/2062 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1719 KARAR NO : 2025/2062 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 01/06/2023 NUMARASI : 2022/174 E. - 2023/226 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Marka Kararının İptali ile Tescil Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1719 - 2025/2062 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1719 KARAR NO : 2025/2062 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 01/06/2023 NUMARASI : 2022/174 E. - 2023/226 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Marka Kararının İptali ile Tescil Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 01/06/2023 Tarih ve 2022/174 Esas - 2023/226 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin 40 yıldır ambalaj sektöründe faaliyet yürüttüğünü, 99/003625 sayılı "... + şekil" ve 2015/83275 sayılı "... ambalaj + şekil" markalarının 06 ve 16. sınıflarda tescilli olduğunu, müvekkilinin 2020/114507 sayılı ve "... ..." ibareli marka başvurusunun 06, 16, 17, 20 ve 40. sınıf mal ve hizmetlerde tescili için yapılan başvurunun davalı şirketin "..." ibareli markalarına dayanarak yaptığı itiraz üzerine diğer davalı ... 2022-M-2176 sayılı YİDK kararıyla kısmen reddedildiğini, oysa taraf markalarının benzer olmadığını ve tüketiciler nezdinde karıştırılmayacağını, başvurunun esas unsurunun "..." ibaresi olduğunu, müvekkilinin bu ibare üzerinde kazanılmış hakkının bulunduğunu, "..." ibaresi zayıf bir marka olduğundan davalının bu ibarenin üçüncü kişilerce kullanımına katlanması gerektiğini ileri sürerek, davalı ... YİDK kararının iptaline ve dava konusu marka başvurusunun talep edilen tüm mal ve hizmetler bakımından tescil işlemlerinin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı Şirket vekili, müvekkilinin "..." ibareli markaların hak sahibi olduğunu, başvuru ile mesnet markalar arasında işaret ve emtia benzerliği bulunduğunu, başvurunun iltibasa sebebiyet vereceğini, "..." ibaresinin çatı markası olarak değerlendirilmesi gerektiğini, dava konusu markanın seri marka imajı oluşturduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, başvuru kapsamından çıkartılan 06 ve 16. sınıfta yer alan bütün malların davalı yanın markasındaki mallar ile aynı / aynı tür olduğu; davacı yan markasında "... ..." ibaresinin, davalı yan markalarında "..." ibaresinin yer aldığı; taraf markalarında gerek anlamsal, gerek sesçil gerek de görsel olarak ön plana çıkan unsurlardan bir tanesinin "..." ibaresi olduğu, davacı markasındaki "..." kelimesinin davacının lider/çatı markası olduğunun kabul edilmesi gerektiği, "lider, çatı veya şemsiye" olarak tabir edilen markaların, bir markanın üst kimliğini, ürünün firma aidiyetini vurgulayan işaretler olduğu, bu işareti muhtelif ürünlerde gören tüketicilerin ürünün kalitesi ve standardı konusunda bir garanti mesajı aldıkları, yeni gördükleri markalara karşı bile olumlu bir imaj aktarımı ile yaklaşabilecekleri; somut olayda da söz konusu durumun gerçekleştiği, dolayısıyla lider markayı içeren marka işaretinde ayırt ediciliği üzerinde toplayan unsurun bu çatı/lider markalar değil, bu markanın yanında kullanılan ve asıl olarak ürünü başka ürünlerden ayırma fonksiyonunu yerine getiren kelimeler/işaretler olduğu; bu bağlamda çatı/lider markanın marka sahibini ve ürün aidiyetini ortaya koymaya, bu markanın yanında kullanılan ayırt edici işaretin ise ürünü diğer ürünlerden ayırt etmeye yaradığının kabul edildiği; çatı ve zayıf marka tespitleri ve uygulamaları kapsamında, taraf markalarında yer alan ortak "..." ibaresinin, uyuşmazlık konusu sınıflar ve hitap edilen tüketici kesimi, ortalama alıcı kitlesi ve nihayetinde halk nezdinde, davalı şirketin tescilli markalarında yer alan malları/hizmetleri ve davaya konu markanın tescile konu edilen malları açısından tanımlayıcı hale ulaşmadığı, kullanım şekli itibariyle cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirtmediği, malların zamanını göstermediği; diğer bir deyiş ile ayırt edici özelliğe sahip olduğu; sonuç olarak, davalı markalarında "..." ibaresi dışında başkaca ayırt edici unsurun yer almadığı, davacı yan markasında da esas unsur olarak "..." ibaresinin sayılması gerektiği, ön planda asli ve ayırt edici unsur olarak aynı ibarelerinin kullanıldığı, davacı markasında yer alan şeklin ise markaya ayırt edicilik katmadığı, taraf markalarında ayırt edici, esas unsurun görsel, anlamsal ve seçil olarak benzer olduğunun kabul edilmesi gerektiği, bu hali ile de taraf markaları arasında görsel, işitsel ve anlamsal açıdan benzerlik bulunduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, "..." ibaresinin zayıf marka olduğunu, mahkemece bu ibarenin mahiyetinin hukuka aykırı biçimde değerlendirilmediğini, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını, müvekkilinin "..." ibaresi üzerindeki kazanılmış hakkının ilk derece mahkemesince değerlendirilmediğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK marka Kararının iptali ile tescil istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İşlem dosyasının incelenmesinden, davacı şirketin, "... ..." ibaresinin, 06, 16, 17, 20 ve 40. sınıf mal ve hizmetlerde tescili için diğer davalı Kuruma başvurduğu, davalının "..." ibareli markalarına dayalı olarak, iltibas ve kötüniyet iddiasıyla başvuruya itiraz ettiği, davalının itirazının Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından reddine karar verildiği, davalının bu karara karşı yaptığı itirazının ise bu kez YİDK'nın 2022-M-2176 sayılı kararıyla kısmen kabul edilerek 06 ve 16. sınıf bir kısım malların başvurunun kapsamından çıkartıldığı, anılan kararın davacıya 10.03.2022 tarihinde tebliğ edildiği ve işbu davanın iki aylık hak düşürücü süre içerisinde 09.05.2022 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesinin kabulü ve istinaf itirazları gözetildiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlık dava konusu "... ..." ibareli başvuru ile davalının itirazına mesnet "..." ibareli markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca iltibas bulunup bulunmadığı noktasındadır. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1. maddesi uyarınca, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (karıştırılma) kavramının da açıklanması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408-409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir. Öte yandan, markaların ayırt edicilik güçlerinin de iltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde dikkate alınması gerekmektedir. Zira, ayırt edici niteliği zayıf olan markalar yönünden iltibas ihtimali daha düşük olacaktır. Diğer bir deyişle, tescili istenilen mal ve hizmetleri, diğer işletmelerin mal ve hizmetlerinden ayırt etme gücü düşük kalan, zayıf marka olarak nitelendirilebilecek markaların koruma alanı daha dar bulunmaktadır. Böyle durumlarda, küçük farklılıklar dahi tescil olunmak istenen markaya ayırt edicilik kazandırabilecektir. Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında, dava konusu başvuru "... ..." ibaresinden oluşmaktadır. Davalının redde mesnet markaları da "..." ibarelidir. Görüldüğü üzere taraf markalarında "..." ibaresi ortak olarak yer almakta olup, uyuşmazlık da bu durumdan kaynaklanmaktadır. Ancak, İngilizce "..." ibaresi Türkçe "..." kelimesinin karşılığı olup, bu hali ile ayırt ediciliğinin zayıf kabul edilmesi gerekmektedir. Dava konusu markada ayırt ediciliği düşük "..." ibaresi dışında davacının çatı markası olan "..." ibaresi yer almaktadır. İlk derece mahkemesince, benzerlik değerlendirmesinde davacının çatı markasının değil, bu markanın yanında kullanılan ibarenin asıl olarak ürünü başka ürünlerden ayırma fonksiyonunu yerine getiren kelime olduğunun kabulü ile sonuca ulaşılmış ise de; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20.12.2018 tarih ve 2017/11-114 E.-2018/1995 K. sayılı kararından da anlaşılacağı üzere, lider markayı takip eden ve ayırt ediciliği oldukça zayıf tali bir ilave niteliğindeki ibarelerin varlığı halinde asıl vurgu lider marka üzerinde olacaktır. Somut uyuşmazlıkta da aynı durum söz konusu olup, başvuruda yer alan "..." ibaresi dava konusu markayı mesnet markalardan yeterince uzaklaştırmıştır. Nitekim, "..." kelimesinin ayırt ediciliğinin düşük olduğu kabul edilerek, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 09.04.2025 tarih ve 2024/4176 E.-2025/2279 K. sayılı kararında "..." ibaresi; 07.10.2024 tarih ve 2023/5161 E.-2024/7091 K. sayılı kararında "... ..." ibaresi ve "..." ibareli markalarda benzer bulunmamıştır. Bu durumda, Dairemizce, taraf markaları arasında "..." ibaresinin ortaklığından kaynaklı iltibas ihtimali bulunmadığı, tüketicilerin dava konusu başvuruyu gördüklerinde bunu davalının redde mesnet markalarından hemen ve ilk bakışta ayırt edebilecekleri kanaatine varılmış, ilk derece mahkemesinin aksi yöndeki kabulü isabetli bulunmamıştır. Taraf marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığından, Dairemizce reddedilen mallar bakımından emtia benzerliği incelemesine gerek görülmemiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan Dairemizce bu yönden dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmemiş, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmemiştir. Her ne kadar davacı tarafça, dava konusu başvurunun uyuşmazlık konusu hizmetler bakımından tescil işlemlerinin devamına karar verilmesi talep edilmiş ise de, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nın 22.03.2017 tarih ve 2017/11-78 E.-2017/521 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere mahkemelere tescil isteminin kabulü ya da reddi yönünde tanınmış bir yetki bulunmadığından ve tescil işleminin idari nitelikte bir işlem olup Kurul kararının kabulüne bağlı doğal bir sonuç olduğundan davacının bu talebi yerinde görülmemiş, anılan talep ayrı bir dava olarak nitelendirilemeyeceğinden, bu talebin reddi nedeniyle davalılar yararına vekalet ücretine hükmedilmemiştir. Bu itibarla, taraf marka işaretleri arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında iltibas bulunmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, ilk derece mahkemesince yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış; HMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK 'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 01/06/2023 gün ve 2022/174 Esas - 2023/226 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-Davanın KABULÜ ile ... 2022-M-2176 sayılı YİDK kararının İPTALİNE, 3-Davacı vekilinin tescil talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70-TL harcın davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 5-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca belirlenen 40.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 3.100,00-TL bilirkişi ücreti, 185,00-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 236,00-TL tebligat ve posta gideri, 738,00-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcından oluşan toplam 4.259,00-TL'ye, 80,70-TL başvurma harcı, 80,70-TL peşin harç tutarı eklenerek oluşan toplam 4.420,40-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalılar tarafından ilk derece ve istinaf yargılaması sırasında herhangi bir gider yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333), 9-Davacı vekilli tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 269,85-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talebi halinde davacıya iadesine, 10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 31/10/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 11/11/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.