İSTİNAF KARAR TARİHİ: 19/11/2025 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 19/11/2025 Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 2024/565 Esas 2025/669 Karar sayılı ilamına karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya dairemize gelmekle dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda ; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; " Müvekkiller aleyhine Kayseri Genel İcra Dairesi ... sayılı icra dosyasından icra takibi yapı…
T.C. KAYSERİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ ESAS NO: 2025/1910 KARAR NO: 2025/2124 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 03/07/2025 NUMARASI: 2024/565Esas - 2025/669Karar DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 19/11/2025 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 19/11/2025 Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 2024/565 Esas 2025/669 Karar sayılı ilamına karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya dairemize gelmekle dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda ; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; " Müvekkiller aleyhine Kayseri Genel İcra Dairesi ... sayılı icra dosyasından icra takibi yapıldığını, müvekkilin davalı tarafa borcunun olmadığını, davalı, sahte evrak tanzim ederek davacı müvekkiller aleyhinde Kambiyo senedi düzenlemiş ve bu senedini de icra takibine koyduğunu, davalı dava konusu senedin lehdarı olarak görünen ...'ın babası olduğunu, davalı ve oğlu lehdar ... sahte evrak tanzim etmiş ve müvekkile adına imza ederek icra takibi başladığını, resmi evrakta sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarını işlediğini bu konuda suç duyurusunda bulunulduğunu, arabuluculuk aşamasının anlaşamama ile sonuçlandığını, davacıların turizm başta olmak üzere birçok iş kolunda faaliyet gösterdiğini, bir dönemde davalının oğlu ... ile ticari faaliyetleri olmuş ancak taraflar daha sonra kendi aralarında anlaşarak ticari faaliyetleri sonlandırdığını, imzaların müvekkillere ait olmadığını, kriminal raporu aldırılmasını ve imza incelemesi yapılmasını talep ettiklerini, davalı taraf alacaklı olduğunu ispat etmek zorunda olduğunu, bu nedenlerle davanın kabulüne, Kayseri Genel İcra Dairesi ... esas sayılı dosyasında icra takibinin durdurulması, müvekkillerin borçlu olmadığının tespitini, davalı tarafın kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına " karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı müvekkilin oğlu ... ile davacı ... Beraber ortak otel işletmeciliği yaptığını, davalı müvekkil ile hiç bir alacak verecek ilişkisi olmadığını ve dahi tanımadıklarını ileri sürmüş ise de davacı ... ile davalı müvekkilin daha önceden yine alacak verecek ve borç ilişkisi olup icra dosyası ile yine mahkemeleri dahi olduğunu, işbu dosyada da daha önceki dosyada olduğu gibi müvekkilden borç para alıp karşılığında senet verdiklerini ve yine aldıkları borç parayı ödememeye çalıştıklarını, müvekkil Kayseri ili ...ilçesi ...mahallesinde bulunan arsasını sattığını ve arsasının parasını Davacı ...'e borç olarak verdiğini, borcun karşılığında dava konusu senedi imzaladığını, konusu senedi o tarihte dolar kuru üzerinden dolara çevirip dolar senedi olarak verdiğini, davacı borçlu kötüniyetli olup haklı olan alacağını hem ödememek için hemde sürüncemede bırakmak amacı ile böyle bir işe giriştiğini, kötü niyetle açılan davanın reddine, kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacılar üzerine bırakılmasını " talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda; "Açıklanan gerekçeler ışığında, davalı her ne kadar ciranta konumunda olsa da cevap dilekçesinde kendisinden borç para alıp senedi verdiklerini beyan etmiştir. Somut olayda ne kadar senet lehtarı davalı değil ise de kendi anlatımı ile gerçekte lehtar olduğu ve imzaların sahte olduğunu bilmesi gerektiği, lehtar görünenin de davalının babası olması karşısında davalının kötüniyetli olduğundan tazminata hükmedilmiştir. Kötü niyet tazminatı ise dava tarihindeki kur üzerinden belirlendiğini, .." gerekçesiyle Davacıların davasının kabulü ile; Kayseri Genel İcra Dairesinin ... esas sayılı dosya kapsamında ve bu dosyaya konu bono ve ferileri nedeniyle davacıların davalıya borçlu olmadığının tespitine, 2-İİK'nun 72/5 maddesi uyarınca takibin davacı yönünden derhal durdurulması amacıyla Kayseri Genel İcra Dairesine müzekkere yazılmasına, 3-Dava tarihindeki 17.570,00 USD'nin Merkez Bankası Efektif satış kuru üzerinden 1 USD = 33,1314 TL (17.570,00 USD*33,1314= 582.118,69 TL) alacağın %20 oranında hesaplanan 116.423,73 TL kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacılara verilmesine, karar verilmiştir. İşbu kararı davalı vekili süresinde istinaf etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Eksik inceleme sonucu karar verildiğini, davaya konu senetlerin imza incelemesi yapılmadan apar topar karar verildiğini, dosyada bilirkişi raporu alınmadan karar verildiğini, ara karar davalı vekili olarak taraflarına hiç tebliğ edilmediğini, dosyada uyap üzerinden yapılacak incelemede 08.05.2025 tarihli ara kararın taraflarına tebliğ edilmediğinin tespit edileceğini, tebliğ edilmemesine rağmen karar kurulması usul ve yasaya aykırı olduğunu, bilirkişi incelemesi yapılmamış olmasına rağmen alınacak ilk bilirkişi rapor ücretinin davacı tarafından değilde davalı taraf olarak taraflarından karşılanmasına dair ara kararın tesis edildiğini, bu ara kararın doğru olmadığını, alınacak ilk bilirkişi ücret bedelinin davacı tarafından karşılanması gerektiğini, 03.07.2025 tarihli celsede dosyaya delil avansı yatırılmadığı için dosyanın bilirkişiye verilmediğinin yazıldığını, delil avansı yatırılmadığı için dosyanın bilirkişiye gönderilmediğinin yazıldığını, sonrasında mahkeme tarafından rapor alındığı belirtildiğini, bu çelişkiyi anlamanın mümkün olmadığını, rapor alındı ise taraflarına hiç tebliğ edilmediğini, özet olarak; eksik inceleme sonucu karar verildiğini, bilirkişi incelemesi hiç yapılmadığını, Cumhuriyet savcılığı dosyası tarafından aldırılan bilirkişi raporuna göre dosya karara çıkarıldığını, davalı taraf olarak bilirkişi ücretinin taraflarından karşılanmasına karar verildiğini ancak yokluğunda verilen bu kararın taraflarına hiç tebliğ edilmediğini, tebliğ edilmeyen ara karara göre dosya karara çıkarıldığını, dosyanın imza yönünden Adli tıp uzmanından rapor aldırılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiğini, o nedenle hataya düşülen bu karara itiraz etmek zorunlu hale geldiğini, arz ve izah edilen nedenlerden ötürü ,istinaf talebinin kabulü ile; Kayseri 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/565 Esas, 2025/669 Karar sayılı dosyasında verilen kabul kararın kaldırılarak davanın reddine dair karar verilmesini yargılama giderleri, istinaf harç ile ücreti vekaletin karşı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davacılar vekili istinaf dilekçesine karşı sunduğu cevap dilekçesinde özetle ; Davalı vekilinin istinaf dilekçesi ile aleyhe ileri sürdüğü iddialar hukuki dayanaktan yoksun olup, sayın mahkemenin usul ve yasaya uygun kararını ortadan kaldırmaya yönelik iyi niyetten uzak girişimler olduğunu, davalı tarafın yargılama sürecindeki tavrı ve istinaf dilekçesindeki iddiaları, açık bir şekilde iyi niyetten uzak ve davanın uzamasına yönelik girişimler olduğunu, davalı vekili, duruşmalara mazeret bildirmeksizin katılmadığını, ancak buna rağmen dava konusu senede ilişkin yeni bir bilirkişi raporu alınmasını talep ettiğini, bu durumun davalının hem yargılamaya karşı ciddiyetsiz bir tavır sergilediğini hem de mevcut delilleri yok sayarak hukuki süreci sabote etme niyetinde olduğunu gösterdiğini, dosyada zaten bir kriminal rapor mevcutken, yeni bir rapor talebinde bulunulması, tamamen kötü niyetli bir yaklaşım olduğunu, davalı vekili istinaf dilekçesinde, kararın "eksik inceleme" sonucu verildiğini ve "bilirkişi raporu alınmadan karar verildiğini" iddia ettiğini, bu iddia, yerel mahkemenin gerekçeli kararındaki somut tespitlerle çelişmekte ve tamamen gerçeğe aykırı olduğunu, kriminal rapor zaten dosya içerisinde mevcut olduğunu, görüldüğü üzere, dosya kapsamında bilirkişi incelemesi yapıldığını ve bu inceleme neticesinde düzenlenen rapor, mahkemece hükme esas alındığını, bu rapor, adi bir bilirkişi raporu değil, alanında uzman ve resmi bir kurum olan Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü'nden alındığını, resmi evrak niteliğinde bir belge olduğunu, davalının, hukuka uygun şekilde elde edilmiş bu delili görmezden gelerek "eksik inceleme" yapıldığını iddia etmesi, davanın esasıyla ilgili değil, sadece yargılamayı uzatmaya yönelik kötü niyetli bir yaklaşım olduğunu, davalı vekili, ceza soruşturmasında elde edilen kriminal raporun hukuk dosyasında delil olarak kullanılamayacağını iddia ettiğini, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 292. maddesi uyarınca, başka bir yargılama dosyasında oluşturulan delillerin incelenmesi mümkün olduğunu, yerel mahkemenin, davalı tarafından ileri sürülen imza inkârını çürütmek için bu raporu değerlendirmesi isabetli olduğunu, davalının, kendi imzasını taşıyan bir senetten doğan borçtan kurtulmak amacıyla yaptığı bu istinaf başvurusu, temelden yoksun ve iyi niyet kurallarına aykırı olduğunu, arz ve izah edilen nedenlerle, davalı tarafın istinaf dilekçesindeki iddialarının dayanaktan yoksun olduğu, yerel mahkemenin kararının usul ve yasaya uygun olduğu açıkça görüldüğünü, davalı tarafın kötü niyetli istinaf başvurusunun esastan reddine, yerel mahkeme kararının onanmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzeniyle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Dava, icra takibinden sonra açılan İİK'nun 72. maddesi hükmü gereğince açılan menfi tespit davasıdır. Davacıla keşideci, bondoda imza inkarı nedeniyle menfi tespit istemine ilişkindir. Davalı bonoda hamil- cirantadır. İmza inkarı herkese karşı ileri sürülebilen mutlak defidir. Dava, bonodan dolayı borçlu bulunmadığının tespitine ilişkindir. Menfi tespit davasında kambiyo senedinin tüm unsurlarıyla geçerli olduğunu ispat külfeti davalıdadır. Soruşturma dosyasında kriminal tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda imzanın davacıların el ürünü olmadığının belirlendiği görülmüşse de ilk derece mahkemesi tarafından kıymetli evrak-bono üzerindeki imzanın incelemeye tabi tutulmadığı bilirkişi incelemesi yapılmadığı, buna rağmen ilk derece mahkemesince kararda bir yerde bilirkişi raporu alındığından bahsedilmişse de bir noktada delil avansı yatırılmadığı için inceleme yapılamadığı şeklinde çelişki içerir surette gerekçe oluşturulduğu görülmüştür. Burada ispat yükümlülüğü davalıda olmakla delil avansını yatırma sorumluluğunun davalıda olduğu, davalıya bu konuda ihtaratta bulunulması gerektiği ve bunun sonucuna göre karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. Şayet imzanın aidiyeti tespit edilemediği durumda bunun sonuçlarına davalının katlanması gerekmektedir. Tüm bu nedenlerle bononun düzenleme tarihinden evvel incelemeye esas teşkil edecek davacıların imza asıllarının temini ile bono aslının ATK Fizik İhtisas Dairesi'ne gönderilerek rapor alınması gerekirken eksik inceleme ve araştırma sonucu davanın kabulü kararı yerinde görülmemiştir. Aynı zamanda incelenen dava dosyasında davalı tarafa delil avansını yatırması için kesin süre verilmiş, ancak sonucu ihtar edilmeden karar verilmiştir. Mahkeme duruşma zaptında, belirlediği masrafı kalem kalem açıklamalı, her kalemin miktarını ayrı ayrı göstermeli, kesin sürede yatırılmamasının sonuçlarını da tebligat zarfına açıkça yazmalıdır. Açıklanan nedenle, mahkemece, verilen kesin sürenin sonucu usule uygun ihtar edilmeden ve davalının HMK. 'nun 27. maddesinde düzenlenen hukuki dinlenilme hakkı korunmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir. (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2018/4089 Esas 2020/894 Karar, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2017/2906 Esas 2019/2485 Karar) Kabule göre de; Davaya ve takibe dayanak senedin davacılar tarafından davalı lehine düzenlenmediği, davalı -ciranta hamil tarafından kambiyo takibine konu edildiği, davalının davacının imzasının sıhhatini bilebilecek durumda olmadığı, davalının icra takibinin başlatılmasında haksız ve kötü niyetli olduğunun kabul edilmesi mümkün görülmemiştir. (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2023/258 Esas 2024/2242 Karar Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/318 Esas 2024/3932 Karar) Yukarıda belirtilen gerekçelerle sonuç olarak HMK'nın 355. Maddesi uyarınca istinaf başvurusu sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda istinaf eden davalı vekilinin istinaf sebepleri yukarıda belirtilen yönlerden yerinde görüldüğünden HMK'nın 353/(1)-a.6. maddesi gereğince istinafa konu edilen yerel mahkeme kararın kaldırılmasına, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-a.6. maddesi gereğince Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle yukarıda belirtilen eksiklikler giderildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye geri gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ İLE , 2-HMK'nın 353/1-a.6 md. Gereğince, Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 2024/565 Esas 2025/669 sayılı kararın KALDIRILMASINA, 3-HMK'nun 353/1-a.6 maddesi gereğince Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle yukarıda belirtilen eksiklikler giderildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye geri GÖNDERİLMESİNE, 4-Davalı vekili tarafından yatırılan istinaf karar harcının talepleri halinde davalıya iadesine, 5-İstinaf incelemesi duruşmalı olarak yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf yoluna başvurma harcının ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 7-HMK'nın 302/5 maddesi gereğince iş bu ilamın kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararın yerine getirilmesi için gerekli bildirilmlerin, HMK'nın 359/4 maddesi gereğince iş bu kararın taraflarına tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına, Dair, dava dosyası üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince, KESİN olarak oybirliği ile karar verildi. 19/11/2025