T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1496 - 2025/1799 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1496 KARAR NO : 2025/1799 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 06/04/2023 NUMARASI : 2022/396 E. - 2023/141 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkem…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1496 - 2025/1799 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1496 KARAR NO : 2025/1799 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 06/04/2023 NUMARASI : 2022/396 E. - 2023/141 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 06/04/2023 tarih ve 2022/396 E. - 2023/141 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkilinin 2010/58148, 2012/39108, 2013/31831 sayılı "... şekil", "...", "..." ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalı gerçek kişinin bu markalar ile karıştırılma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki "..." ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere diğer davalı Kuruma başvurduğunu, 2020/94104 kod numarasını alan başvuruya müvekkilince yapılan itirazın, davalı Kurum tarafından reddedildiğini, alınan kararın hatalı bulunduğunu, müvekkilinin yetkili olduğu "... Gıda Üretim Pazarlama Ticaret Limited Şirketi" şahıs şirketi bünyesinde "..." markasını kullandığını, ...'nın %80’nini kapsayan satış mağazası bulunduğunu, bu sayede tanınmış marka statüsüne ulaştığını, 08/04/2021 tarihinde kullanım ispatı dilekçesi ile markaların faturalarının, marketlerdeki satış görsellerinin, internet hesaplarının paylaşıldığını, ancak YİDK tarafından müvekkiline ait olan markaların kullanımının yeterli delillerle ispatlanamadığının kabul edildiğini, 2017-2018-2019-2020-2021-2022 tarihli faturaları bulunduğunu, "..." markasının ilk kez 10.06.2014 tarihinde müvekkili tarafından tescil ettirildiğini, davalıya ait markanın müvekkili markası ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, davalının, müvekkili markasından haberdar bulunmamasının mümkün olamayacağını, başvurunun kötü niyetle yapıldığını ileri sürerek, YİDK'in 2022-M-9404 sayılı kararın iptali ile dava konusu markanın tescil başvurusunun reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, davacının itirazına mesnet markaların kullanımının ispatına ilişkin delil sunulmadığını veya sunulan delillerin yeterli olmadığını, bu nedenle SMK'nın 6/1 maddesi kapsamında yapılan incelemede dikkate alınmadığını, diğer davacı iddialarının ispatlanamadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı, davaya cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, YİDK kararının iptali davası yönünden; dava konusu marka tescil başvurusunun ilanına davacı şirket tarafından yapılan itiraz neticesinde başvuru sahibi davalı tarafından itiraza dayanak markaların kullanımının ispatının talep edildiği, Kurum incelemesi sonucunda, itiraza gerekçe olarak gösterilen 2012/39108 sayılı markanın kullanımının ispatına yönelik sunulan delillerin yetersiz olduğu, sunulan delillerin, beş yıldan uzun süredir ciddi kullanımı ispatlar nitelikte olmadığı kanaatine varıldığı, davacı tarafın, markalarını kullandığını ispatlayamadığından, YİDK karar iptali davası bakımından davacıya ait 2012/39108 sayılı markanın SMK'nın 6/1 maddesi anlamında değerlendirmeye alınamayacağı, SMK'nın 6/1 maddesi şartlarının somut olayda bulunmadığı, hükümsüzlük davası yönünden ise dava konusu marka kapsamında yer alan 29. sınıftaki "Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Zeytin, zeytin ezmeleri. Hayvansal kaynaklı sütler; bitkisel kaynaklı sütler; süt ürünleri (tereyağı dahil). Yenilebilir bitkisel yağlar. Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. Kuru yemişler. Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. Yumurtalar, yumurta tozları. Patates cipsleri." malları ile 35. sınıftaki "Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Zeytin, zeytin ezmeleri. Hayvansal kaynaklı sütler; bitkisel kaynaklı sütler; süt ürünleri (tereyağı dahil). Yenilebilir bitkisel yağlar. Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. Kuru yemişler. Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. Yumurtalar, yumurta tozları. Patates cipsleri. Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Makarnalar, mantılar, erişteler. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Tuz. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç. Pekmez. İşlenmemiş tarım ve bahçecilik ürünleri, tohumlar. Ormancılık ürünleri. Canlı hayvanlar (kuluçkalık yumurtalar, döllenmiş yumurtalar dahil). Canlı ve kurutulmuş bitkiler ve otlar. Hayvan yemleri. Malt (insan tüketimi için olmayan) mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)" bakımından "..." ve "..." markalarının görsel ve işitsel bakımdan ortalama düzeyde tüketici nezdinde bir bütün olarak yaratacağı algı ve izlenim itibariyle benzer olduğu, davacının tanınmışlık iddiası bakımından herhangi bir bilgi, belge sunmadığı, tanınmışlığın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, YİDK'in 2022-M-9404 sayılı kararının iptali talebine ilişkin davanın reddine, 2020/94104 sayılı markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkin davanın kısmen kabulüne, 2020/94104 sayılı markanın 29. sınıftaki "Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Zeytin, zeytin ezmeleri. Hayvansal kaynaklı sütler; bitkisel kaynaklı sütler; süt ürünleri (tereyağı dahil). Yenilebilir bitkisel yağlar. Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. Kuru yemişler. Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. Yumurtalar, yumurta tozları. Patates cipsleri." malları ile 35. sınıftaki "Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Zeytin, zeytin ezmeleri. Hayvansal kaynaklı sütler; bitkisel kaynaklı sütler; süt ürünleri (tereyağı dahil). Yenilebilir bitkisel yağlar. Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. Kuru yemişler. Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. Yumurtalar, yumurta tozları. Patates cipsleri. Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Makarnalar, mantılar, erişteler. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Tuz. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç. Pekmez. İşlenmemiş tarım ve bahçecilik ürünleri, tohumlar. Ormancılık ürünleri. Canlı hayvanlar (kuluçkalık yumurtalar, döllenmiş yumurtalar dahil). Canlı ve kurutulmuş bitkiler ve otlar. Hayvan yemleri. Malt (insan tüketimi için olmayan) mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)" yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, dava konusu markanın tüm sınıflar yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesi gerektiğini, zira davalının müvekkiline ait marka ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olan '...'' markasını, diğer sınıflar için kullanabilmesinin, müvekkili markasının geri dönüşü olmayan zararlar görmesine yol açacağını, başvuruya itiraz aşamasında davalı Kuruma ve ilk derece mahkemesine 317 adet faturanın, markanın internet hesaplarının, satış mağazalarındaki fotoğrafların ve basına yansıyan haberlerin sunulduğunu, sunulan delillerle "..." markasının tanınmışlığının fazlasıyla ispatlandığını, müvekkiline ait "..." markasının, Türkiye çapında dahi en iyi sucuklar listesine girdiğini, bu sebeplerle ilk derece mahkemesinin tanınmışlık iddiasına ilişkin bilgi ve belge sunulmadığına dair tespitinin gerçeğe aykırı olduğunu, ayrıca davaya konu markanın müvekkili markası ile iltibas yarattığı kanaatine varıp, markanın tanınmışlığının ve kullanımının yetersiz olduğu tespitinin birbiri ile çelişkili bulunduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İlk derece mahkemesince YİDK kararının iptali istemli davada, dava konusu marka tescil başvurusunun ilanına davacı şirket tarafından yapılan itiraz neticesinde, başvuru sahibi davalı tarafından itiraza dayanak markaların kullanımının ispatının talep edildiği, Kurum incelemesi sonucunda, itiraza gerekçe olarak gösterilen markaların kullanımının ispatına yönelik sunulan delillerin yetersiz olduğu kanaatine varıldığı, davacı tarafın, markalarını kullandığını ispatlayamadığı, YİDK kararının iptali davası bakımından davacıya ait 2012/39108 sayılı markanın SMK'nın 6/1 maddesi anlamında değerlendirmeye alınamayacağı gerekçesiyle bu yönden davanın reddine karar verilmiştir. İptali talep edilen 2022-M-9404 sayılı YİDK kararında ise "Yayına itiraz sahibinin, MDB'nin bu kararına karşı Kurul nezdinde yapmış olduğu ve işbu incelemenin konusunu oluşturan itirazında, kullanımın yeterli delillerle ispatlanamadığı yönündeki MDB değerlendirmesine ilişkin herhangi bir itirazda bulunmadığı ve karara itiraz dilekçesinde bu hususla ilgili herhangi bir gerekçe ya da açıklamaya yer vermediği tespit edilmiş olmakla birlikte, kullanım ispatı konusunun daha önceki aşamada (MDB nezdindeki yayına itiraz sürecinde) tartışılmış olması, kullanım ispatı konusunun ana uyuşmazlığa (SMK m. 6(1)) bağlı ve aynı uyuşmazlık içinde çözülmesi gereken bir mesele olması nedeniyle ve Kurul kararının bütünlüğü de gözetilerek yapılan incelemede MDB'nin kullanımın ispatlanamadığı yönündeki değerlendirmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Dolayısıyla, kullanım ispatı talebine konu gerekçe markaların kullanımlarının ispatlanamadığı sonucuna varılmış olduğundan, SMK m. 19(2) hükmü uyarınca, söz konusu markalara dayalı olarak SMK m. 6(1) kapsamında yapılan itirazın reddi gerekmiştir." gerekçesine dayanılmıştır. Davacının itirazına mesnet olarak gösterilen 2010/58148, 2012/39108, 2013/31831 sayılı markalar açısından itiraz sürecinde davalı tarafca kullanmama def'i ileri sürülmüş, sunulan deliller üzerine Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından kullanımının ispatlanamadığı yönünde tespit ve değerlendirme yapılmıştır. Bu karara yönelik olarak Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu nezdinde itiraz edildiğine ve yapılan itirazın Markalar Dairesi Başkanlığı kararının bütününe yönelik olduğuna göre, YİDK'in yukarıda belirtilen değerlendirmesinin yerinde olmadığı anlaşılmaktadır. Diğer taraftan söz konusu durumun usuli kazanılmış hak yaratması da söz konusu olmayacaktır. Bu kapsamda usule ait kazanılmış hak müessesi ile ilgili açıklama yapmak gerekmektedir. Öncelikle usule ait kazınılmış hak usul hukukunun dayandığı ana esaslardandır ve kamu düzeni ile de ilgilidir. Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HUMK)’nda “usuli kazanılmış hak” kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktaydı. Usulî kazanılmış hak kurumu, davaların uzamasını ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak amacıyla Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri hâline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda da usulî kazanılmış hakka ilişkin açık bir düzenleme bulunmamakta ise de, bu ilkenin uygulanma gerekliliği HMK hükümleri karşısında da varlığını sürdürmektedir. Yargısal ve bilimsel içtihatlarda “usulî kazanılmış hak” ya da “usulî müktesep hak” olarak adlandırılan bu ilke Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.02.1988 tarihli ve 1987/2-520 Esas, 1988/89 Karar sayılı kararında “Mahkemenin bozma kararına uymasıyla meydana gelen bozma gereğince işlem yapma ve hüküm verme durumu, taraflardan birisinin lehine ve diğeri aleyhine hüküm verme neticesini doğuracak bir durumdur ve buna usulî kazanılmış hak denilmektedir...” şeklinde tanımlanmaktadır (Yargıtay HGK, 2023/5-1067 Esas, 2025/388 Karar). Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, usulî kazanılmış hak, davaların uzamasını ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak amacıyla Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş, anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade ettiğine göre, yargısal bir faaliyet yapmayan idari bir makamın kararına yönelik olarak açık bir şekilde itiraz edilmemesi halinin diğer taraf yararına usuli kazanılmış hak yaratmasından bahsedilemeyecektir. Markanın kullanılma zorunluluğu, SMK'nın 9. maddesinde düzenlenmiştir. Kullanım ispatı ise SMK m. 9/1 ve 19/2’de düzenlenmektedir. Buna göre içerik bakımından markanın tescil edilmiş olduğu mallar ve/veya hizmetler kapsamında kullanıldığı, nitelik bakımından kullanımın ciddi olduğu, kişi bakımından markanın sahibi veya sahibinin izni kapsamında üçüncü kişiler tarafından kullanıldığı, yer bakımından Türkiye’de kullanıldığı ve zaman bakımından kullanımın tescilden itibaren beş yıl içerisinde gerçekleştiği ya da bu süre içerisinde kullanmamaya dair haklı sebeplerin bulunduğunun ispatı gerekmektedir. Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda, "İtiraza gerekçe olarak gösterilen 2012 39108 ... markaların tüm mal ve hizmetler yönünden kullanımının ispatlanmasını talep edildiği ancak incelemede sunulan delillerin yetersiz olduğu, sunulan delillerin, beş yıldan uzun süredir ciddi kullanımı ispatlar nitelikte olmadığı" açıklamasına yer verilmiş olup, ayrıntılı ve gerekçeli olmayan bu açıklamaya dayalı olarak hüküm kurulması mümkün değildir. Gerçekten de davacı tarafından marka işlem dosyasına çok sayıda fatura, fiyat listeleri, market tezgah görselleri, internet haber görselleri, facebook sayfa örnekleri, mağaza tabela görseli sunulmuş olup, bu delillerin her birinin ayrı ayrı değerlendirilmesi, davacının itirazına mesnet markaların kullanımını ispata yeterli olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir. O halde ilk derece mahkemesince, SMK'nın 19/1 maddesindeki "Kurum gerekli gördüğü takdirde taraflardan ek bilgi ve belge sunmalarını isteyebilir." hükmü de gözetilerek, davacının marka işlem dosyasına sunduğu kullanıma ilişkin delillerin, itiraza mesnet markaların kullanımlarını ispata yeterli olup olmadığı husunda ek ya da yeni bir bilirkişi raporu alınması ve sonucuna göre YİDK kararının iptali talebi bakımından değerlendirme yapılması gerektiğinden, yetersiz inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır. Bu itibarla, yukarıdaki belirtilen hususların araştırılması işbu dava yönünden esasa etkili delil niteliğinde bulunduğundan, davacı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülebilmesi için mahkemesine iadesine, kararın niteliğine göre, davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulü ile Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 06/04/2023 gün ve 2022/396 E. - 2023/141 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE, 3-Davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 4-Davacı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 179,90-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davacıya iadesine, 5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, 7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 09/10/2025 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 09/10/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.