7. Hukuk Dairesi 2012/9775 E. , 2013/6945 K. Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı ile davacı tarafından katılma yolu ile istenilmiş olup, davalı tarafın temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşılmakla; dosya incelendi. Gereği görüşüldü: 1-Davacı taraf hükmü süresinde temyiz etmemiş davalı tarafın temyizine katılmıştır. Ne var ki, davalı tarafın süresinde olan temyiz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ tarihi olan 17.09.2012 tarih…
**7. Hukuk Dairesi 2012/9775 E. , 2013/6945 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı ile davacı tarafından katılma yolu ile istenilmiş olup, davalı tarafın temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşılmakla; dosya incelendi. Gereği görüşüldü: 1-Davacı taraf hükmü süresinde temyiz etmemiş davalı tarafın temyizine katılmıştır. Ne var ki, davalı tarafın süresinde olan temyiz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ tarihi olan 17.09.2012 tarihi ile davacı tarafın hükmü cevaben temyiz ettiği 01.10.2012 tarihi arasında 1086 sayılı HUMK’nun 432/2. maddesinde öngörülen on günlük sürenin geçmiş olduğu anlaşılmaktadır. Açıklanan nedenlerle; davacı tarafın katılma yolu ile temyiz isteminin süre yönünden REDDİNE, peşin ödenen harcın istek halinde davacı tarafa iadesine, 2-Davalı tarafın temyiz itirazlarına gelince; dava taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatın aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir. İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, bu yolla saptanan dava niteliğine ve özellikle iddia ve savunmanın kıymetlendirilmesi yönünden bilgilerine başvurulan ve hükme dayanak yapılan uzman bilirkişi raporunun niteliği, içeriği ve dosya kapsamında toplanıp değerlendirilen delillere, delillerin takdir, tahlil ve tartışımına ilişkin hükümde gösterilen gerekçelere göre, dava konusu bina(ev) niteliğindeki muhdesatın davacı tarafça meydana getirildiğinin belirlenmesinde bir isabetsizlik bulunmayıp az yukarıda adı geçen davalının bu hususa yönelen sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ne var ki, gerek eski Medeni Kanun ve gerekse sonradan yürürlüğe giren Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre arz üzerindeki bütünleyici parça nitelikli muhtesatların mülkiyetinin arzın mülkiyetine tabi olduğu ve dava konusu muhdesatın kadastro tespitinden sonra meydana getirildiği gözetildiğinde, sadece muhtesatın davacı tarafça meydana getirildiğinin tespitine karar verilmekle yetinilmesi, muhdesatın mülkiyetin tespiti ile tapu kaydına şerh ve tescil edilmesi istemlerinin ise reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalı tarafın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde ise de, yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirmediğinden, hüküm yerinin ikinci fıkrasından “..ve bu evin davacıya ait olduğunun…, …bu hususun tapunun beyanlar hanesine şerh ve tesciline...” sözlerinin çıkarılmasına, hükmün düzeltilen bu şekli ile ONANMASINA, hüküm düzeltilerek onandığından harç alınmasına yer olmadığına, peşin ödenen harcın istek halinde davalıya iadesine, 18.04.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.