İSTİNAF KARAR TARİHİ: 05/11/2025 KARAR YAZIM TARİHİ: 05/11/2025 KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 21/05/2025 tarih ve 2024/181 E - 2025/480 K kararına karşı süresi içinde davacı, davalı ...Anonim Şirketi ve davalı ... Ltd. Şti.vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Yüklenici firmalar bünyesinde çalışan davacılar ..…
T.C. KAYSERİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1831 KARAR NO : 2025/1969 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 21/05/2025 NUMARASI: 2024/181 E. - 2025/480 K. DAVANIN KONUSU: Tazminat (Rücuen Tazminat) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 05/11/2025 KARAR YAZIM TARİHİ: 05/11/2025 KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 21/05/2025 tarih ve 2024/181 E - 2025/480 K kararına karşı süresi içinde davacı, davalı ...Anonim Şirketi ve davalı ... Ltd. Şti.vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Yüklenici firmalar bünyesinde çalışan davacılar ... vekili tarafından müvekkili teşekkül aleyhine Ankara 59. İş Mahkemesinin 2021/289 - 305 (Eski Esas:Ank. 42. İş Mah. E. 2020/857 - 873) 17 adet dosya ile alacak davaları açıldığını, yapılan yargılama neticesinde Yargıtay incelemesinden geçen dosyaların kesinleştiğini ve mahkeme kararında belirtilen tutarlar ve ferilerinin icra dosyalarına ödendiğini, masraflar dahil toplamda müvekkilinin 283.014,64-TL ödeme yaptığını ancak bu bedelin ödeme tarihinden tahsil tarihine kadar hesaplanacak avans faizi ile birlikte sözleşme hükümleri uyarınca sorumlulukları oranında yüklenicilerden tahsilinin gerektiğini, yapılan arabuluculuk görüşmelerinden bir sonuç alamadıklarından bahisle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile müvekkili teşekkül aleyhine Ankara 59. İş Mahkemesinin adı geçen dosyalarından kaynaklı olarak müvekkilinin ihale makamı sıfatı ile ödemek zorunda kaldığı toplam 283.014,64-TL'nin her bir ödemenin yapıldığı tarihten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan sorumlulukları oranında tahsiline, yargılama giderlerinin davalılara tahmiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir. Davalı ...A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle: öncelikle davanın hak düşürücü süreler içerisinde açılıp açılmadığının, taleplerin zamanaşımına uğrayıp uğramadığının tespitinin, dava şartlarından hukuki yararın, görev ve yetki koşullarının bulunup bulunmadığının incelenmesini ve ayrıca kesin hüküm, derdestlik ve husumet itirazlarının bulunduğunu, bunlardan birinin varlığı halinde davanın usulden reddinin gerektiğini, davacı tarafın rücu hakkının TBK'nun 73. Maddesi uyarınca zaman aşımına uğradığını, dava dışı işçiler tarafından Ankara 59. İş Mahkemesi nezdinde açılan "toplu iş sözleşmesinden kaynaklı" alacak davaları neticesinde davacı tarafından dava dışı işçilere ödenen alacak bedellerinin talep edildiğini, söz konusu bedellerin müvekkili firmanın ihale sözleşmesini imzalamasından önce TES-İŞ Sendikası tarafından başlatılan ve 6356 Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanununun hükümleri gereği otomatik işleyen sürecin sonunda Yüksek Hakem Kurulu kararı ile yürürlüğe giren toplu iş sözleşmesinden kaynaklandığını, belirtilen dönemde işçilerin müvekkili şirket çalışanı olmadıkları, ... şirketinin çalışanı olduklarını, davacı tarafından müvekkili firma ve diğer alt işveren firmalar açısından taleplerin ayrı ayrı talep edilmesi gerekirken tek bir alacak kalemi altında talepte bulunulmasının yasaya aykırı olduğunu, davacı şirketin taleplerinin somutlaştırılmadığını, bu şekilde arabuluculuk sürecinin tamamlandığını ve bu şekilde dava açıldığını, işçilerin müvekkili şirket ve diğer davalılar nezdinde çalışma sürelerinin farklı olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkilinin bir sorumluluğu doğacaksa bile bunun sadece kendi sözleşme süresi ile sınırlı olduğunu, davanın reddine, yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Ltd. Şti. yetkilisi cevap dilekçesinde özetle: alacak davaları ile ilgili 17 kişiden 7 kişinin 15/02/2019 - 30/11/2020 tarihleri arasında firmasında çalıştığını, bu tarihler dışındaki ödemelerden sorumlulukları bulunmadığını, işçilerin kendi firmasında çalıştığı dönemlere ilişkin herhangi bir alacağı kalmadığını, ödemelerin ilgililere yapıldığını, herhangi bir ücret alacağı kalmaması nedeniyle sahibi olduğu şirketin bu davadan çıkarılması talebinin bulunduğunu, neticeten şirketinde çalışan 7 işçinin TİS kapsamında tüm alacaklarının ödendiğini, müvekkili şirketin bu dava ile ilgisi bulunmadığını, söz konusu işçi alacaklarından da şirketinin sorumluluğunun bulunmadığını beyan etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkeme kararında; "...4857 sayılı yasanın 112. maddesi gereğince, Ankara 59. İş Mahkemesi'nin 2021/289..305 Esas sayılı dosyalarından verilen kararlar gereği Ankara 26. İcra Müdürlüğü'nün... Esas, .......... Esas sayılı dosyalarından dava dışı işçilere ödenen ücret, ikramiye, yakacak yardımı, bayram yardımı, çocuk yardımı ve öğrenim yardımı alacakları davacı kurum tarafından ödenmiştir. Ödemeler mahkeme ilamına dayandığından eldeki davada mahkememizce yeniden hesaplanılmasına gerek yoktur. Yargıtayın güncel uygulamasına göre taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmesi ve eki şartnamelerde açıkça işçi alacaklarından işverenin sorumlu olacağına dair hüküm bulunmaması halinde bu alacakların tamamından yüklenicinin sorumlu olacağı ve işverenin ödeme yapması halinde bu ödemenin tamamını yükleniciye rücu edebileceği kabul edilmektedir. Bu nedenle 28/01/2025 tarihli bilirkişi ek raporunun tam rücu ihtimaline göre yapmış olduğu hesaplamalar hükme esas alınarak açılan davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir. Davalı Tasfiye Halinde ... Limited Şirketi yetkilisi ...duruşmalardaki beyanlarında kendi döneminde çalışan işçilerin ücretlerinin ödendiğini ileri sürmüş ise de bu yönde dosyaya sunulmuş bir delil bulunmamaktadır. Emsal olarak gösterdiği Yargıtay 9. HD 2022/17091 Esas, 2022/17239 Karar sayılı karar ise eldeki davada davacının dayanak gösterdiği davalardan birisi olup ... şirketi o davada taraf değildir, TEİAŞ aleyhine işçilik alacağına hükmedilmiştir. Eldeki dava da o davada ... aleyhine hükmedilen tazminatın rücu istemine ilişkindir. Sonuç olarak alınan bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Davanın kısmen kabulü ile, 160.415,03-TL rücuen tazminatın ödeme tarihi olan 09/12/2022 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalı ...A.Ş.'den tahsili ile davacıya ödenmesine, 24.483,27-TL rücuen tazminatın ödeme tarihi olan 01/04/2023 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalı ... Ltd. Şti.'den tahsili ile davacıya ödenmesine, 27.692,18-TL rücuen tazminatın ödeme tarihi olan 09/12/2022 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalı Tasfiye Halinde ... Ltd. Şti.'den tahsili ile davacıya ödenmesine,40.956,51-TL rücuen tazminatın ödeme tarihi olan 09/12/2022 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalı ...A.Ş.'den tahsili ile davacıya ödenmesine, Davacının fazlaya dair talebinin reddine,..." şeklinde karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı, davalı ...Anonim Şirketi ve davalı ... Ltd. Şti.vekillerince yasal süresinde istinafa başvurulmuştur. İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Ankara 59. İş Mahkemesinin 2022/289 - 305 Esas arası toplam 17 adet dosyasına ve Ankara 26. İcra Müdürlüğünün ... E, ... E,... E,... E, ..., ... E,... E , ... E., ... E, ... E, ... E , ...E, ... E, ...E, ... E, ... E,... E, sayılı dosyalarına yapılan mahkeme kararlarından kaynaklı tüm ödemelerin, yargılama giderleri vs.'den iade alınan harç ve bakiye gider avanslarının düşülmesi ile bulunan miktarların,ödeme tarihlerinden tahsil tarihine kadar; icra dosyası ödemelerinin yapıldığı tarihler de hesaplanacak avans faizi ile birlikte dikkate alınarak, yükleniciler ile yapılan sözleşme hükümleri gereğince davalılardan sorumlulukları oranında tahsili talepli davada hükme esas alınan hatalı rapor neticesinde yerel mahkeme kısmen kabul kararı verilmesinin hukuka aykırı olup kararın bu haliyle ortadan kaldırılması gerektiğini, açılan davada gerekçelerinin yine 17 adet mahkeme hükmüne dayanmakta olup , bu haliyle kararın hukuka aykırı olduğunun ortada olduğunu, 27.11.2024 Tarihli Bilirkişi Raporunun 4 nolu bendinde " 01.04.2023 tarihinde 2021/289 Esas hukuk dava dosyası, 2022/20796 Esas sayılı icra dosya borcu + stopaj + dava dosya masrafı, harç, gider avansı olarak 29.540,46-TL ödeme yapılmıştır. Bu rakamı toplam ödeme olan 283.087,45-TL den mahsup etiğimizde ise 09.12.2022 tarihinde (283.087,45 - 29.540,46) = 253.546,99-TL ödeme yapılmıştır. " şeklinde ifade edilen mahsup hesaplamasının kaynağı açıklanmaksızın hesap hatası ile davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, gerek hükme esas alınan Bilirkişi raporu gerekse yerel mahkemece , dosya içerisinde yer alan bilgi ve belgelerle ilgili hatalı tespitler yaptığını ve netice itibariyle istinafa konu hatalı kararın ortaya çıktığını beyan ederek Kayseri 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/181 Esas 2025/480 Karar Sayılı mahkeme ilamının incelenerek müvekkil idare yararına kaldırılıp bozulmasına, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı taraflar üzerinde bırakılmasını talep etmiştir. Davalı ... Ltd. Şti. Vekilince sunulan istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İşbu davanın toplu iş sözleşmesinden kaynaklı işçilik alacaklarının rücuen tahsil istemine ilişkin olduğunu, işbu davada dava tarafından; personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alım ihale sözleşmesi kapsamında çalışmış işçilerin, Ankara 59. İş Mahkemesi nezdinde açtıkları "toplu iş sözleşmesinden kaynaklı" alacak davaları (yakacak, bayram, fark ücret, ikramiye, çocuk yardımı, öğrenim yardımı vb) neticesinde hak kazandıkları tutarları takibe koydukları Ankara 26.İcra Müdürlüğü'ne ödenen bedellerin rücuen tahsilinin talep edildiğini, yerel mahkeme tarafından kurulan hükümde 27.11.2024 tarihli bilirkişi kök raporunun ve 28.01.2025 tarihli ek bilirkişi raporunun hükme esas alındığının anlaşıldığını, her iki bilirkişi raporunda; 4857 Sayılı İş Kanunu'nun 2/6 fıkrasına, Borçlar Kanunu'nun 167 nci maddesine, ihale sözleşmelerinin (22) ve (36.2.9.) maddelerine, Yargıtay 13 ve 23 Hukuk Daireleri'nin kararlarına atıfla, işçilerin toplu iş sözleşmeleri ile kazandıkları hak ve alacaklardan alt işverenin tamamen veya yarı yarıya sorumlu olduğu sonucuna varılarak hesaplamalar yapıldığını,yerel mahkemenin hukuki nitelemede hata yaptığını, bu davanın temyiz incelemesinin yapılacağı Yargıtay 6.H.D.'sinin kararlarına göre toplu iş sözleşmesinden kaynaklı işçilik alacaklarının alt işverenden rücu edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, gerek 27.11.2024 tarihli Bilirkişi Kök Raporu'nda gerekse 28.01.2025 tarihli Ek Raporda Yargıtay 13 ve 23. Hukuk Daireleri'nin kararlarına atıfla bazı değerlendirmeler yapıldığının görüldüğünü, halbuki söz konusu kararların da işbu davayla hiçbir ilgisinin olmadığını, dava konusu hizmet alım sözleşmesine dayanak ihalenin yaklaşık maliyet hesaplarında, yüklenicilerin bu ihaleye verdiği tekliflerde, toplu iş sözleşmesine ilişkin herhangi bir öngörünün, kalem veya bedel bulunmadığını, imzalanmış hizmet alım sözleşmelerinin hiçbir hükmünde toplu iş sözleşmesine ilişkin bir düzenleme olmadığı gibi hizmet alım sözleşmelerinde toplu iş sözleşmesi ile belirlenen ücret ve sosyal haklardan kaynaklanan farkların alt işveren tarafından karşılanacağına ilişkin bir düzenleme de bulunmadığını, yapılan tespitler ışığında müvekkili firmanın hizmet alımına ilişkin sözleşmeyi imzaladığı sırada bilmediği, sözleşmeyi imzaladıktan 33 ay sonra yürürlüğe giren bir toplu iş sözleşme nedeniyle işçilerin elde ettiği ilave işçilik alacaklarından sorumlu olmasının mümkün olmadığını ileri sürerek Kayseri 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin usul ve yasaya aykırı 21.05.2025 tarihli 2024/181 Esas ve 2025/480 Karar sayılı kararının kaldırılması ve yeniden yargılama yapılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... A.Ş vekilince sunulan istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Zamanaşımı ve hak düşürücü süre yönünden inceleme yapılmadığını,4857 Sayılı Kanunun 6.maddesinin 3.fıkrası ''… işyeri veya işyerinin bir bölümü hukukî bir işveren birlikte sorumludurlar. Ancak bu yükümlülüklerden devreden işverenin sorumluluğu devir tarihinden itibaren iki yıl ile sınırlıdır.'' hükmüne haiz olduğunu, devir tarihinde işyerinde veya bir bölümünde mevcut olan iş sözleşmeleri bütün hak ve borçları ile birlikte devralana geçtiğini, devralan işverenin, işçinin hizmet süresinin esas alındığı haklarda, işçinin devreden işveren yanında işe başladığı tarihe göre işlem yapmakla yükümlü olduğunu, bu nedenlerle müvekkili firmanın devir tarihinden itibaren iki yıllık sorumluluk süresinin dolduğunu, rücu talebinin hukuki dayanağının yetersiz olduğunu, müvekkili şirketin hangi dönemlerde hangi işçiyi ne kadar süre çalıştırdığına dair SGK hizmet dökümleri ve diğer belgeler somut olarak incelenmeden, salt bilirkişi raporundaki “toplam gün sayısı” esas alınarak sorumluluğun belirlendiğini, bu yaklaşımın, her yüklenici açısından objektif sorumluluk ölçüsünü ihlal etmekte olup, kusur oranı dikkate alınmadan müvekkili aleyhine karar verilmesi hakkaniyete aykırı olduğunu, toplu ödeme içeriğinin somutlaştırılmadığını, somut taleplerin ayrımının yapılmadığını, bilirkişi raporundaki eksikliklere dayanılarak hüküm kurulduğunu, davalıların tacir olduğu kabul edilerek ticari iş hükümlerinin uygulandığını ve 3095 sayılı Yasa'nın 2/2. maddesi uyarınca ticari avans faizi uygulanmasına karar verildiğini, ancak, işçilik alacağı yönünden yapılan ödeme bir kamusal borç ifası niteliğinde olup, davalı yükleniciye yöneltilebilmesi için arada ticari ilişki bulunması gerektiğini, oysa burada kamu kurumu ile yüklenici arasındaki ilişki “kamu ihalesi ilişkisi” olup, ticari iş sayılmasına elverişli olmadığını, Davacı tarafından müvekkili firma ve diğer alt işveren firma açısından talepler ayrı ayrı talep edilmesi gerekirken tek bir alacak kalemi altında talepte bulunulmasının usul ve yasalara aykırı olduğunu, nitekim davacı tarafından işbu dava ikame edilmeden önce yapılan ticari arabuluculuk başvurusu sürecinde müvekkili şirket tarafından, hangi personelin, hangi dönem çalışması açısından, hangi TİS uyarınca hükmedilen işçilik alacağı açısından talepte bulunulduğu ve birden fazla alt işveren şirket olması nedeni ile hangi şirket açısından ne kadar alacak talebinde bulunulduğunun sorulduğunu, davacı tarafından talepler somutlaştırılmadığını ve talepleri somutlaştırmaksızın süreci anlaşmama ile sonuçlandırmak istediklerinin bildirildiğini, yani davacı tarafından dava dışı personellerin hangi şirketlerde hangi tarihlerde çalıştıkları tespit edilmeden işçilik davalarının rücu edilmesinin yanında bu sefer aynı mantıkla yine tüm alt işverenler açısından talepler somutlaştırılmaksızın davanın ikame edildiğini, davacı tarafından ikame edilen işbu davada birden fazla davalı olup, ihale sözleşmeleri ve süreleri birbirinden farklı olduğunu, kabul etmemekle birlikte dava dışı işçilerin müvekkil şirket ve diğer davalılar nezdinde çalışma sürelerinin farklı olduğunu, bu minvalde müvekkili firma açısından sorumluluk olmadığını beyanla ve kabul etmemekle birlikte bir alacak talebinde bulunulacaksa bile bunun müvekkili firmanın ihale süresi ile sınırlı olması gerektiğini, davacı tarafın taleplerini netleştirmemiş olup, kül halinde talepte bulunduğunu, bu nedenle hukuki yararı bulunmadığından davanın reddi gerektiğini, nitekim davacının dava ile talep ettiği bedeli açıkça belirtmesi ve hangi davacıdan ne kadar talepte bulunduğunu herhangi bir soru işareti kalmaksızın belirlemesi gerektiğini, davalı firmaların ihale sözleşme sürelerinin farklı olması farklı tutarlardan sorumlu olabilecekleri durumu karşısında tüm dava değeri açısından her bir davalının sorumlu tutulmasının usul ve yasalara aykırı olduğunu, kabul etmemekle birlikte; müvekkilinin bir sorumluluğu doğacaksa bile bu sadece kendi sözleşme süresi ile sınırlı olduğunu, zira diğer davalı alt işverenler ile müvekkili şirket arasında işyeri devri olmayıp, çalışma ve sorumluluk sürelerinin farklı olduğunu, bu nedenle tüm dava değeri açısından her davalının ayrı ayrı sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, buradan hareketle davacıya taleplerini netleştirmesi için süre verilmesi gerektiğini, aksi halde davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, öte yandan davacının davasını tüm alt işverenler açısından ayrı ayrı ikame etmesi gerektiğini, nitekim sorumluluk bedellerinin farklı olup, mahkeme tarafından her bir alt işveren açısından ayrı ayrı yargılama yapılarak ayrı ayrı hüküm kurulması gerektiğini, davacı... tarafından rücu taleplerinin somutlaştırılmaksızın, hangi işçinin hangi alt işverende ne kadar çalıştığı, hangi işçilik alacağının hangi döneme ait olduğu belirtilmeden toplu şekilde ve tek kalemde dava açıldığını, oysa her bir alt işverenin farklı sözleşme süreleri, çalışma koşulları ve yükümlülükleri bulunduğundan, her bir davalı açısından taleplerin ayrı ayrı somutlaştırılması gerektiğini, bunun yapılmadan "müştereken sorumluluk" iddiasıyla açılan işbu davada, davacı tarafın hukuki yararının bulunmadığının açık olup, usulden reddi gerektiğini, istinafa konu kararın, kesinleşmiş mahkeme kararları ile sabit olan çalışma dönemlerine rağmen, çalışılmayan süreler için müvekkili şirketin sorumlu tutulması, rücu hesaplamasının somut fiili duruma değil, soyut bir oransal dağıtıma dayanması, Davacı tarafın taleplerini somutlaştırmaksızın, belirsiz ve soyut biçimde dava açması, Bilirkişi raporundaki hukuka ve usule aykırı hesaplama yöntemlerinin esas alınması sebepleriyle bozulması gerektiğini ileri sürerek Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 21.05.2025 tarih ve 2024/181 Esas-2025/480 Karar sayılı "Kısmen Kabul" kararının istinaf incelemesi neticesinde bozularak, kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılarak müvekkili şirket yönünden davanın tümden reddine karar verilmesini talep etmiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: H.M.K 355. Maddesi gereğince inceleme Kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı dava dilekçesinde; Yüklenici firmalar bünyesinde çalışan davacılar TES-İŞ tarafından, şirketleri aleyhine, Ankara 59. İşMahkemesinin 2022/289 -305 (Eski Esas:Ank. 42. İş Mah. E. 2020/857 - 873) Esas sayılı dosyaları ile 17 adet dosya ile alacak (İşçi ile İşveren İlişkisinden Kaynaklanan yakacak, bayram, fark ücret, ,ikramiye, çocuk yardımı, öğrenim yardımı ve diğer alacaklar) davalarını açıldığını, yapılan yargılama neticesinde Yargıtay incelemesinden geçen dosyalar kesinleştiğini ve mahkeme ilamında belirtilen tutarlar ve ferilerinin Ankara 26. İcra Müdürlüğü'nün aşağıda listede belirtildiği şekilde ödendiğinden bahisle eldeki davayı açmıştır. Yargıtay 6.HD 2023/432 Esas 2024/24 Karar, 2021/6426 Esas 2023/1085 Karar sayılı ilamları incelendiğinde; Dava, iş sözleşmesinden kaynaklı işçilik alacaklarının üst işveren davacı tarafından dava dışı işçilere ödenmesi sebebiyle hizmet alım sözleşmesine dayanılarak davalı alt işverenlerden rücuen tazmin isteminden kaynaklanmaktadır. İlk derece mahkemesince dava dışı işçiye bireysel iş sözleşmesinden kaynaklı olarak ödenen kıdem tazminatı ile yıllık izin ücreti alacağının rücuna ilişkin kısmen kabul hükmü kurulmuşsa da; temyiz dilekçesi kapsamına göre temyize konu uyuşmazlık, toplu iş sözleşmesinden kaynaklı işçilik alacaklarını dava dışı işçilere ödeyen davacı Bakanlığın bu tutarlardan münhasıran sorumlu olup olmadığı ve alt işverenlere rücu edilip edilemeyeceği noktasında toplanmaktadır. Davacı ile davalılar arasında tıbbi kayıt hizmetleri alımına dair sözleşmeler 01/01/2012-31/12/2013 dönemi için davalı ... Ltd.Şti. ile 01/11/2013-01/08/2016 dönemi için de davalı ...Ltd.Şti. ile imzalanmıştır. Davalıların istihdam ettiği işçilerinin Türkiye Sağlık İşçileri Sendikasına üye oldukları, toplu iş sözleşmesinin Yüksek Hakem Kurulunun 19.04.2013 tarihli kararı ile 01.01.2013-31.12.2014 dönemi için bağıtlandığı, toplu iş sözleşmesinin taraflarının davalı alt işveren ... Ltd.Şti. ile Türkiye Sağlık İş Sendikası olduğu, dava dışı 50 işçinin davacı aleyhine iş mahkemelerinde açtğı toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan işçilik alacaklarının tahsiline ilişkin davaların davacı aleyhine sonuçlandığı ve davacının davalılardan alamadığı toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan işçilik alacaklarını işçilere ödediği anlaşılmaktadır. Anayasal bir hak olan toplu iş sözleşmesi ve toplu sözleşme yapma hakkı, hukuki kaynağını Anayasadan alan ve sosyal taraflara yasa gücünde düzenleme yapma yetkisini veren sosyal bir haktır. Toplu iş sözleşmesinde aksi belirtilmedikçe iş sözleşmeleri toplu iş sözleşmesine aykırı olamaz. İş sözleşmelerinin toplu iş sözleşmesine aykırı hükümlerinin yerini toplu iş sözleşmesindeki hükümler alır. Toplu iş sözleşmesinde iş sözleşmelerine aykırı hükümlerin bulunması hâlinde ise iş sözleşmesinin işçi yararına olan hükümleri geçerlidir. (6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu m. 36) Toplu iş sözleşmesinden taraf işçi sendikasının üyeleri yararlanır. Toplu iş sözleşmesinden, sözleşmenin imzalanması tarihinde taraf sendikaya üye olanlar yürürlük tarihinden, imza tarihinden sonra üye olanlar ise üyeliklerinin taraf işçi sendikasınca işverene bildirildiği tarihten itibaren yararlanır. Toplu iş sözleşmesinin imza tarihi ile yürürlük tarihi arasında iş sözleşmesi sona eren üyeler de, iş sözleşmelerinin sona erdiği tarihe kadar toplu iş sözleşmesinden yararlanır (6356 sayılı Kanun m. 39). İşletme toplu iş sözleşmesi kapsamında olan ya da toplu iş sözleşmesi bulunan bir işyeri veya işyerinin bir bölümünün devrinde, devralan işverenin aynı işkoluna giren işyeri veya işyerlerinde yürürlükte bir toplu iş sözleşmesi var ise; devralınan işyeri veya işyerlerinde uygulanan toplu iş sözleşmesinden doğan hak ve borçlar, iş sözleşmesi hükmü olarak devam eder. Devralan işverenin işyeri ya da işyerlerinde uygulanan bir toplu iş sözleşmesi yok ise; devralınan işyerinde yürürlükteki toplu iş sözleşmesinden doğan hak ve borçlar, yeni bir toplu iş sözleşmesi yapılıncaya kadar toplu iş sözleşmesi hükmü olarak devam eder (6356 sayılı Kanun m. 38). Yukarıda yer verilen düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere toplu iş sözleşmesi niteliği gereği kamu düzeninden olup, bireysel iş sözleşmelerinden farklı olarak sözleşmeye taraf olmayanları da bağlar. Zira 6356 sayılı Kanun'un m. 38/1 inci maddesinde, işyeri devri halinde devralınan işyerinde yürürlükteki toplu iş sözleşmesinden doğan hak ve borçların, yeni bir toplu iş sözleşmesi yapılıncaya kadar toplu iş sözleşmesi hükmü olarak devam edeceği düzenlenmiştir. Davacı kurum ile davalı arasında yapılan hizmet sözleşmesi ile davalı yüklenici bir işi kendi işçileri ile yapmayı üstlenmiştir. Çalışan işçiler davalı işçileridir. Davacı işverenin iş hukukuna göre işçiye karşı sorumlu olmasına ilişkin hükümlerin taraflar arasındaki sözleşme ilişkisine yansıtılması mümkün değildir. İşçinin davacı işveren ile bir ilişkisi bulunmadığından sözleşmede aksine bir hüküm bulunmaması halinde yüklenici işçinin tüm sosyal ve maddi haklarından sorumludur. Bununla beraber toplu iş sözleşmelerinin yukarıda anlatılan kamu düzeni gereği sözleşmede aksine hüküm olsa dahi işvereni bağlar. Sözleşme tarihinden sonra yapılan toplu iş sözleşmesi hükümlerine göre işçiye bir ödeme yapılmışsa davacı işveren ile davalı yüklenici arasında yapılan hizmet sözleşmesinin önceden imzalanmış olması halinde işveren (kurum) toplu iş sözleşmesi uyarınca işçiye ödediği bedeli talep edemeyecektir. Aksi halde talep hakkı vardır. Çünkü yüklenici toplu iş sözleşmesinin varlığını bilerek hizmet sözleşmesi imzalamıştır." şeklinde tespitlere yer verildiği görülmüştür. Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde rücuya konu alacakları toplu iş sözleşmeleri kapsamında ödenen alacaklar olduğu anlaşılmakta olunup bu durumda mahkemece davacıya toplu iş sözleşmelerini sunması için süre verilip davacı tarafça sunulduğu takdirde dosyanın tekrar aynı bilirkişiye tevdi edilerek bilirkişiden davacı ile davalılar arasında imzalanan sözleşme tarihleri ile toplu iş sözleşme tarihinin karşılaştırılması ve buna göre Sözleşme tarihinden sonra yapılan toplu iş sözleşmesi hükümlerine göre işçiye bir ödeme yapılmışsa davacı işveren ile davalı yüklenici arasında yapılan hizmet sözleşmesinin önceden imzalanmış olması halinde işveren (kurum) toplu iş sözleşmesi uyarınca işçiye ödediği bedeli talep edemeyeceği aksi halde sözleşme hükümleri uyarınca işçiyi çalıştırdığı süre ile sınırlı şekilde hesaplama yaptırılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik incele ile karar verilmesi usul ve yasaya aykırı görülmüştür. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Tarafların istinaf başvurularının ayrı ayrı KABULÜ ile; 2-HMK'nın 353/1-a.6 md. gereğince, KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 21/05/2025 tarih ve 2024/181 E - 2025/480 K sayılı kararın KALDIRILMASINA, 3-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle yukarıda belirtilen eksiklikler giderildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, 4-Taraflarca yatırılan istinaf karar harcının talepleri halinde kendilerine ayrı ayrı iadesine , 5-İstinaf incelemesi duruşmalı olarak yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 7-H.M.K. 302/5 maddesi gereğince iş bu ilamın kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararın yerine getirilmesi için gerekli bildirilmlerin, H.M.K. 359/4 maddesi gereğince iş bu kararın taraflarına tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına, Dair, dava dosyası üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince, KESİN olarak oybirliği ile karar verildi. 05/11/2025