7. Hukuk Dairesi 2011/983 E. , 2011/1374 K. Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Kadastro sırasında dava konusu 101 ada 117 parsel sayılı 201081,03 m2 yüzölçümündeki taşınmaz devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğundan söz edilerek ham toprak niteliğiyle davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Dav…
**7. Hukuk Dairesi 2011/983 E. , 2011/1374 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Kadastro sırasında dava konusu 101 ada 117 parsel sayılı 201081,03 m2 yüzölçümündeki taşınmaz devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğundan söz edilerek ham toprak niteliğiyle davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı ... kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak taşınmazın belirli bölümüne yönelik olarak dava açmış, yargılama sırasında bağışlamaya da dayanmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın uzman bilirkişi tarafından düzenlenen 24.09.2008 tarihli rapor ve haritasında (A) harfi ile işaretli 7352,90 m2 yüzölçümündeki taşınmaz bölümünün aynı ada da son parsel numarası ile davacı ... adına tapuya tesciline, geriye kalan 193723,13 m2 yüzölçümündeki bölümün ise tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece toplanan ve doğru olarak değerlendirilen delillere tespitte saptanan hukuksal olgulara dosya içeriğine ve dava niteliğine göre davalı Hazine'nin sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak, temyiz konusu 101 ada 117 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespiti 26.7.1972 tarihinden sonra yapılmıştır. 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmüne göre bir kimse aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden zilyetlikle sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüm yüzölçümünde taşınmaz malı iktisap edebilir. Her ne kadar, mahkemece davanın dayanağını oluşturan 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmü uyarınca araştırma ve soruşturma yapılmış ise de, davacının müstakil zilyetliği 20 yılı doldurmadığından taşınmazı bağışlayan kişi yönünden de belgesiz araştırması yapılmamış olması nedeniyle, bu doğrultuda yapılan araştırma ve soruşturma da yöntemine uygun olmadığı gibi ayrıca yetersizdir. O halde bu konuda sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için adına tescile karar verilen zilyet davacının bayii ... adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla başkaca taşınmaz mal tespit yada tescil edilip edilmediği Kadastro Müdürlüğü, Tapu Sicil Müdürlüğü ve Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüklerinden ayrı ayrı sorulup saptanmalı, tespit edilen taşınmazlar varsa sözü edilen taşınmazların tespit tutanakları ve varsa dayanakları kayıtlar, davalı iseler dava dosyaları getirtilmeli, bu yolla sağlıklı biçimde bir kontrol ve denetim yapılmalı, bundan sonra sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece böylesine bir araştırma ve soruşturma yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, kabule göre de; (A) harfi ile işaretli 7352,90 m2 yüzölçümündeki taşınmaz bölümünün ifrazından sonra geriye 193728,13 m2 kalmasına rağmen hesap hatası sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması dahi isabetsiz, davalı Hazine'nin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 09.03.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.