T.c. ADANA Bam 3. HUKUK DAİRESİ Esas-karar No: 2024/1398 - 2026/1021 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1398 KARAR NO : 2026/1021 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : .... Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 21/12/2023 NUMARASI : 2021/176 Esas, 2023/715 Karar DAVACI : ... - VEKİLİ : Av. DAVALI : Türkiye Sigorta Anonim Şirketi VEKİLLERİ : Av.…
T.c. ADANA Bam 3. HUKUK DAİRESİ Esas-karar No: 2024/1398 - 2026/1021 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1398 KARAR NO : 2026/1021 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : .... Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 21/12/2023 NUMARASI : 2021/176 Esas, 2023/715 Karar DAVACI : ... - VEKİLİ : Av. DAVALI : Türkiye Sigorta Anonim Şirketi VEKİLLERİ : Av. İHBAR OLUNANLAR : 1- DAVA : Tazminat (Ölüm ve cismani zarar sebebiyle açılan tazminat) KARAR TARİHİ : 31.03.2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 31.03.2026 .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 21.12.2023 tarih ve 2021/176 Esas, 2023/715 Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların iddia ve savunmalarının özeti: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 20.08.2013 tarihinde meydana gelen kazada müvekkilinin yaralandığını, müvekkili ...'ın ... plakalı, dava dışı ...'ın sürücüsü olduğu araçta yolcu olarak bulunduğunu, yine dava dışı ...'un sürücüsü olduğu ... plaka sayılı araç ile müvekkilinin bulunduğu aracın kazaya karıştığını, ceza dosyasından alınan kusur raporuna göre tüm kusurun karşı araç sürücüsü ...'ta olduğunu, iş bu yaralanma sebebiyle müvekkilinin beden gücü kaybına uğradığını, bu nedenlerle; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 50,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 50,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 100,00 TL tazminatın sigorta şirketine başvuru tarihini takip eden 8. iş gününün bitimi tarihinden itibaren işleyecek ticari (avans) faizi ile birlikte müşterek ve müteselsil durumuna göre davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. ISLAH : Davacı vekili 25.10.2023 tarihli dilekçesi ile dava değerini fazlaya ilişkin talep hakları saklı kalmak kaydıyla 242.602,92 TL kalıcı maluliyet, 76,07 TL geçici işgörmezlik tazminatı olmak üzere toplamda 242.678,99 TL'nin raporda belirtildiği gibi 27/12/2019 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline şeklinde ıslah etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu kazaya ... plakalı aracın müvekkili nezdinde sigortalı olduğunu, maluliyet oranı ve %100 kusur durumuna binaen davacıya 7.321,01 TL ödeme yapıldığını, geçici iş göremezlik talebinin poliçe teminatı kapsamında olmadığını, hesaplama aşamasına davacı gelirinin asgari ücret olarak ele alınması gerektiğini, dava öncesi ödeme olduğu için temerrüt olgusunun gerçekleşmediğini, bu nedenlerle davanın reddini talep etmistir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davanın kabulü ile, geçici iş göremezlik tazminatı olarak 76,07 TL ve sürekli iş göremezlik tazminatı olarak 242.602,92 TL olmak üzere toplam 242.678,99 TL'nin 27/12/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verildiği görüldü. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davacı vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; gerekçeli kararın 2. maddesinde arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına yazılacağı yerde, sehven davacıdan alınmasına hükmedilmiş olduğunu, yine gerekçeli kararın 5. maddesinde yargılama giderleri arasında 1.360,00 TL ATK fatura ücreti yazıldığını oysa dosya içerisinde 27/05/2022 tarihli 1.360,00 TL ve 25/11/2022 tarihli 3.078,00 TL ATK Üst Kurul faturasının bulunduğunu ve 3.078,00 TL fatura bedelinin yargılama giderine eklenmediğini, talepleri uyarınca asıl alacağa avans (ticari) faiz işetilmesi gerekirken yasal faize karar verildiğinden kararın bu yönden de kaldırılmasının gerektiğini, kararın herhangi bir sebeple kaldırılması halinde ise güncel karar tarihine göre ve lehe verilerin kullanılıp alınacak hesap raporu doğrultusunda davanın kabulünü talep ettiklerini beyan ederek kararın kaldırılması ile talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davalı vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas alınan ATK raporu ile davacı tarafından sigorta şirketine yapılan başvuruda sunulan ... Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesinin maluliyet raporları arasında fark bulunduğunu, bu farklılığın maluliyet oranında zaman içinde ortaya çıkan artış / gelişen durum olup olmadığı, tedavilerinin ne zaman sona erdiği, vücut çalışma gücü kaybının hangi tarihte kesin olarak belirlenebilir duruma geldiği, maluliyet oranının artmasında davacının kusurunun bulunup bulunmadığı değerlendirilmemiş ve bu yöndeki itirazlarının değerlendirilmemiş olduğunu, davacı tarafça müvekkili şirkete başvuruda sunulan rapora göre hesaplama yapılıp ödendiğini, sonrasında alınan ATK raporuna göre maluliyetin artmış olmasının müvekkili sigorta şirketinin kusurundan kaynaklanmamakta olup 25.05.2023 tarihinden önce müvekkili şirketin temerrüdünün söz konusu olmadığını ve bu nedenle kabul anlamına gelmemekle birlikte, faiz başlangıcının 25.05.2023 tarihi olması gerekirken yerel mahkemece hatalı değerlendirme ile 27/12/2019 tarihi olarak belirlenmiş ve belirlemenin neye göre yapıldığına ilişkin gerekçeli kararda bir açıklamaya yer verilmemiş olduğunu, müterafik kusur indirimi yapılmasının gerektiğini, aktüer raporunun hatalı olduğunu beyan ederek kararın kaldırılması ile talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49, 50, 54/1-3 ve 55. maddeleri kapsamında, trafik kazasına dayalı açılan, çalışma gücünün azalmasından veya yitirmesinden doğan (malüliyet) maddi tazminat davası olup, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş ve verilen kararı davacı vekili ve davalı vekili istinaf etmiştir. Davalı vekilinin usulüne uygun başvuru şartının sağlanmadığına yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde; Dava açmadan evvel önce gerekli evraklar ile zararın karşılanması için 2918 sayılı KTK 97. md.si gereği usulüne uygun şekilde başvuru yaptığı, bu başvurunun davalı sigorta şirketi tarafında kabul edildiği hatta davalı sigorta şirketi tarafından başvurulan evraklar üzerinde inceleme yapıldığı anlaşılmakla, faiz başlangıç tarihinin hatalı belirlendiğine ilişkin istinaf başvurusu kabul edilmemiştir. Davalı vekilinin hükme esas alınan maluliyet raporuna yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde ; Bilindiği üzere Yargıtayın yerleşik uygulamasına göre maluliyet oranları Adli tıp Kurumu 3. İhtisas dairesi ya da Üniversitelerin Adli Tıp Anabilim dalı başkanlığından oluşturulacak bilirkişi heyetinden kaza tarihi itibari ile yürürlükte olan mevzuat yönetmelik hükümlerine uygun olacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Buna göre 11.10.2008 ile 01.06.2015 tarihleri arasındaki meydana gelen kazalar için 11.10.2008 tarih ve 27021 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan "Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği" çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu alınması gerekmektedir. Mahkemesince hükme esas alınan 31.08.2022 tarihli ATK maluliyet raporunun, kaza tarihi olan 20.08.2013 tarihinde yürürlükte bulunan 11.10.2008 tarih ve 27021 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan "Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği" hükümlerine düzenlendiği ve kaza ile oluşan yaralanma arasında illiyet bağı kurulacak şekilde davacının iş bu kaza nedeni ile %10 oranında kalıcı bir maluliyetinin bulunduğu tespit edilmiştir. Bu nedenle davalı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusu haksız bulunmuştur. Davalı vekilinin müterafik kusur indirim yapılmasına yönelik istinaf başvurusunun değerlenrdilmesinde; Zararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı TBK'nın md. 52. maddesinde düzenlenmiştir. Zarar görenin kusurunun, zararın meydana artmasına etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması söz konusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılmasını da gerektirebilir. Somut olayda, davacı araçta yolcu olarak bulunduğu, araç sürücüsünün B sınıfı sürücü belgeli olduğu ve sürücü alkol kontrol sonucunun 0.00 (sıfır) promil olduğu, kaza esnasında istiap haddinin aşılmadığı, davacının emniyet kemeri takıp takmadığının belirsiz olduğu ve fakat davacının kaza esnasında araçtan fırlama gibi emniyet kemerinin takılı olmadığının gösterir emarelerin de bulunmadığı anlaşılmakla müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğine ilişkin istinaf başvurusu haksız bulunmuştur. Davalı vekilinin hükme esas alınan hesap raporuna yönelik istinaf başvurusunun değerlenrdilmesinde; Yargıtay tarafından verilen emsal kararlarda mağdurların zararının ve zararın kapsamının belirlenmesinde TRH 2010 mortalite tablosunun uygulanması ve progresif rant yönteminin kullanılması içtihat edilmiştir.( Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 24.02.2021 tarih ve 2019/3292 Esas, 2021/1848 Karar Sayılı kararı, Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 14.01.2021 tarih ve 2020/2598 Esas, 2021/34 Karar Sayılı kararı, Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 22.12.2020 tarih ve 2019/5206 Esas, 2020/8874 Karar Sayılı kararı, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 21/06/2021 gün ve 2021/ 2457 esas ve 2021 / 3304 karar sayılı kararı, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/13625 esas ve 2022/8912 karar sayılı 16/06/2022 günlü kararı) İlk derece mahkemesi tarafından tarafından hükme esas alınan 22.10.2023 tarihi hesap bilirkişi raporu incelendiğinde bilirkişinin davacının zararın belirlenmesine ilişkin olarak “…TRH 2010 mortalite tablosunun uygulanması ve progresif rant yöntemi….” tespitlerile davacının kalıcı maluliyet zararı belirlenmiştir. Şu durumda, yukarıda açıklanan yerleşik Yargıtay kararları ile mağdurların zararının ve zararın kapsamının belirlenmesinde TRH 2010 mortalite tablosu ve ayrıca progresif rant yönteminin uygulanması içtihad edildiğinden, hesaplama yöntemine ilişkin istinaf haklı görülmemiştir. Davacı vekilinin yargılama giderlerinin hatalı belirlendiğine ve uygulanması gereken faiz türüne ilişkin istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde; İlk derece mahkemesinin kararında, arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına yazılacağı yerde, sehven davacıdan alınmasına hükmedilmiş olduğunu, yine yargılama giderleri arasında 1.360,00 TL ATK fatura ücreti yazıldığını oysa dosya içerisinde 27/05/2022 tarihli 1.360,00 TL ve 25/11/2022 tarihli 3.078,00 TL ATK Üst Kurul faturasının bulunduğunu ve 3.078,00 TL fatura bedelinin yargılama giderine eklenmediğini anlaşılmış ancak bu husus ilik derece mahkemesinin hükmün tamamlanması müessesesi ile tamamlandığı anlaşılmıştır. Keza yasal faiz dışında bir faiz türünün uygulanması gerektirir bir ticari iş bulunmadığından bu husustaki istinaf başvurusu haksız bulunmuştur. HMK'nın 355. maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, ilk derece mahkemesince davanın yazılı şekilde karar verilmiş olmasında, usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İlk Derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğundan, davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcının, peşin yatırılan 427,60 TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 304,40 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 16.577,40 TL istinaf karar harcının, peşin yatırılan 4.144,35 TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 12.433,05 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 4-Davacı ve davalı tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansının bulunması halinde, karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, 6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361. maddesi gereğince; Dairemizin kararının taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde kararı veren Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'ne, yahut temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine veya Dairemize gönderilmek üzere İlk Derece Mahkemesi'ne verilebilecek bir dilekçe ile YARGITAY'A TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile karar verildi. 31.03.2026 Başkan Üye Üye Katip ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır