11. Hukuk Dairesi 2011/13406 E. , 2012/20715 K. "" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 11.05.2011 tarih ve 2011/138-2011/190 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi asıl ve birleşen davada davacı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilek…
**11. Hukuk Dairesi 2011/13406 E. , 2012/20715 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 11.05.2011 tarih ve 2011/138-2011/190 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi asıl ve birleşen davada davacı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı, asıl davasında; davalı şirkette %25 oranında nama yazılı hissesinin olduğunu, davalının çoğunluk hissedarı ortağı ile aralarında 3 yıldan beri geçimsizlik bulunduğunu, açtığı bir çok davanın devam ettiğini, bu ortağın kendi imzasını taklit ederek payını kendisine satmış gibi işlem yaparak 26.07.2002 tarihli genel kurulda bu devrin onaylanmasını sağladığını, anılan genel kurulda çağrı usulüne uyulmadığını, denetçi raporunun olmadığını, nama yazılı hissedarlara taahhütlü mektupla çağrı yapılmadığını, adresinin hayali bir adres olarak gösterildiğini, çoğunluk sahibi ortağın bir çok usulsüzlüğünün bulunduğunu ileri sürerek, 26.07.2002 tarihli genel kurul toplantısının yok sayılmasına, birleşen davasında da, davalının imzasını iradesi dışında kullanarak yok pahasına dava dışı şirketteki %25 payını kendisine devir etmiş gibi sözleşme hazırladığını, bunu da genel kurulda onaylattığını, 4-5 trilyon değerindeki şirketteki hissenin, üstelik kullandığı kredilere 1.5 trilyonluk kefaleti olduğu halde 3.750.000.000 TL’ye satışının hayatın olağan akışına aykırı bulunduğunu, ayrıca aralarında husumetin derecesi ve davalar düşünüldüğünde böyle bir satım yapılmasının imkansız olduğunu, önceden boş olarak imzalanan ve kasada bulunan kağıtların kullanılmış olabileceğini, satışta hilenin ve gabinin bulunduğunun açık olduğunu ileri sürerek, 28.06.2002 tarihli satış sözleşmesinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, hisse devir sözleşmesindeki imzanın davacıya ait olduğunun ortaya çıktığını savunarak, asıl ve birleşen davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, asıl davanın, davacının aktif taraf ehliyetinin bulunmaması, birleşen davanın ise sübut bulmaması nedeniyle reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı temyiz etmiştir. 1-) Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin birleşen davaya yönelik temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.