7. Hukuk Dairesi 2025/2087 E. , 2025/5471 K. "" MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/140 E., 2025/397 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Düzce 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/181 E., 2024/376 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazır…
7. Hukuk Dairesi 2025/2087 E. , 2025/5471 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/140 E., 2025/397 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Düzce 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/181 E., 2024/376 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... Köyü Tüzel Kişiliğine bağlı 47 numaralı parselde (yeni 1 03... parsel) bulunan, müvekkilinin 633 sayılı ... Kuruluş ve Görevleri Hakkındaki Kanun'un 1 ve 35. maddelerine istinaden yönetim yetkisinde olan ... Mahallesi Camiinin minaresinde hiçbir yasal ve hukuki sebebe dayanmadan davalı tarafın baz istasyonu kurduğunu, bu yerin işletme ve kiraya verme yetkisinin ... ... Başkanlığında olduğunu, ancak dava konusu yerin kira sözleşmesi ile dava dışı Köy Tüzel Kişiliği tarafından davalı tarafa kiraya verildiğini, 2006 yılından bu yana ilgili yerin kullanımının devam ettiğinin idarelerine bildirildiğini, ibadet yerlerinde baz istasyonu kiralamalarının yapılmasında kamu yararı ve hukuka uyarlık bulunmadığı yönünde yargı kararlarının bulunduğunu, ... ... Başkanlığının 25.02.2019 günlü, 45641 sayılı yazıları ile camilerde baz istasyonlarının kurdurulmaması, hâlen kurulu olanların kaldırılması gerekliliğinin bildirildiğini iddia ederek; el atmanın önlenmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; baz istasyonu kira sözleşmesi ile kurulduğundan görev itirazının bulunduğunu, sulh hukuk mahkemesinin görevli olduğunu, davacının müvekkilinin fuzuli şagil olduğunu iddia ederek ecrimisil talep etmek üzere işbu davayı açtığını, kira sözleşmesinin dava dışı ...ve ... A.Ş. tarafından imzalandığını, adı geçen Şirkete davanın ihbar edilmesini istediğini, husumet itirazında bulunduğunu, dava konusu taşınmazın Köy Tüzel Kişiliği mülkiyetinde olduğunu, tasarruf yetkisinin tapu kayıt malikine ait olduğunu belirterek davanın usul ve esastan reddini savunmuştur. 2. İhbar olunan vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Düzce 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 07.11.2024 tarihli ve 2023/181 Esas, 2024/376 Karar sayılı kararındaki "...baz istasyonunun kurulduğu caminin 1 03... No.lu parselde olduğu, parselin ise Köy Tüzel Kişiliğine ait olduğu, camideki baz istasyonu ilgili ihbar olunan Şirket ile dava dışı Köy Tüzel Kişiliği arasında kira sözleşmesi bulunduğu, kiralanan yerin davalı tarafından ihbar olunandan kiralandığı, ancak bu yer üzerindeki baz istasyonunun ekipmanlarının davalıya ait olduğunun, davalının 10.05.2024 tarihli beyan dilekçesi ile sabit olduğu, davanın davalıya yöneltilmesinde hukuka aykırı bir yön bulunmadığı, ancak caminin bulunduğu taşınmaz Köy Tüzel Kişiliğine ait olup davacının bu parsel üzerinde bulunan cami ile ilgili olarak müdahalenin men'ini talep edebilip edemeyeceğinin belirlenmesi gerektiği, camiye ilişkin dosya incelendiğinde camiye 1999 yılından itibaren davacı tarafından din görevlisi atandığının anlaşıldığı, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 16/A hükmünde camiler Kamu mallarından sayılmış ve bağlı olduğu il, ilçe, belediye, köy ve mahalle gibi ilgili mahalli idare birlikleri tüzel kişiliği adına tesbit edileceğinin hükme bağlandığı, bu Kanun hükmünden de anlaşılacağı gibi camilerin özel mülkiyete konu edilemeyecek herkesin kullanımına açık kamuya ait orta malı olduğu, 633 sayılı ... ... Başkanlığının Kuruluş ve Görevleri Hakkındaki Kanunun 35. maddesine göre, hakiki ve hükmi şahıslar tarafından yapıldığı halde izinli veya izinsiz olarak ibadete açılmış bulunun cami ve mescitlerin yönetiminin 3 ay içinde Başkanlığa devredileceği hükmüne yer verildiği, anılan yasal düzenleme, sadece cami ve mescitler ile ilgili olarak oluşturulmuş bir yönetim varsa bunun 3 ay içinde Başkanlığa devredilmesini düzenlemekte olup, gerçek veya tüzel kişilerin cami inşa ettikleri özel mülkiyetlerine dahil taşınmazların mülkiyetinin devri veya niteliğinin değiştirilmesi ile ilgili olmadığını, ... ibadete açılmış cami ve mescitlere imkânlar nisbetinde kadro tahsis edip, buralarda görev yapanların mesleki ehliyetleriyle ilgili esas ve usulleri düzenleme ve atamalarda bulunduğunu, cami ve mescitlerin yönetim ve denetiminin adı geçen Başkanlığa ait olduğunu, mülkiyeti ise tapu kaydında malik bulunanlarda olup, somut olayda taşınmazın malikinin köy tüzel kişiliği olduğu sabit olduğundan davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığı" gerekçesiyle davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-(d) hükmü uyarınca davanın usulden reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 27.02.2025 tarihli ve 2025/140 Esas, 2025/397 Karar sayılı kararındaki "... İlk Derece Mahkemesince davacının dava konusu taşınmazda ayni veya şahsi bir hakkının bulunmaması nedeniyle, diğer bir ifadeyle davacı sıfatının bulunmamasından ötürü davanın aktif husumet ehliyeti yokluğundan ötürü reddine karar verilmesi gerekirken, aynı zamanda dava şartı olan 6100 sayılı Kanun'un 114/1-(d) hükmü uyarınca aktif 'dava ehliyeti' yokluğundan ötürü reddine karar verilmiş olması doğru olmamakla birlikte, bu yanlışlık yargılamayı gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 353/1-b-2. hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak, düzelterek yeniden esas hakkındaki kararla hüküm kurulmasının uygun görüldüğü" gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin kamu düzenine ilişkin re'sen dikkate alınan nedenlerle kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacının davasının aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 1. Kararın hukuka aykırı olduğunu, 2. Davacının; cami, mescit ve Kur'an kurslarının sevk idaresi görevinin kapsamına bu yerlerin eklentilerinin yönetiminin de dahil olduğu hususunun göz ardı edildiğini, 3. Anayasa'nın 136. maddesinde, özel kanunu dahilinde din hizmetlerini ifa eden ... ... Başkanlığının bu hizmetleri yürüttüğü yerlerin Kamunun kullanımına ayrılmış olan yerler olduğunu, 4. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 715. maddesinde Kamuya ait malların Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğunun kabul edildiğini, bununla birlikte Kamuya ait malların kazanılması, bakımı, korunması, işletilmesi ve kullanılmasının özel hükümlerle düzenleneceğinin belirlendiğini, 5. 633 sayılı ... Kuruluş ve Görevleri Hakkındaki Kanunun 1, 35 ve ek 4. maddelerinin dikkate alınması gerektiğini, 6. Dava konusu yerin yönetim yetkisinin davacıya ait olduğunu, davalının müvekkiline karşı ileri sürebileceği hiçbir hukuki gerekçesinin bulunmadığını, 7. Danıştay 13. Dairesinin 10.02.2012 günlü, 2009/1632 Esas, 2012/331 Karar sayılı kararında "ibadet yerleri olan camilerin ve mescitlerin doğrudan baz istasyonu kurulmak amacıyla kiraya verilmesine olanak sağlayan düzenlemede, ibadet yerlerinin özelliği ve kullanımı dikkate alındığında; cami, mescit ve müştemilatının baz istasyonu olarak kiralanmasında kamu yararı ve hukuka uyarlılık görülmediği…" şeklinde hüküm kurularak cami, mescit ve müştemilatında baz istasyonu kurulmasının mümkün olmadığına hükmettiğini, 8. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20.02.2013 tarihli ve 2012/4575 Esas, 2013/249 Karar sayılı kararında da; "...konutların bulunduğu yere yakın bir mesafeden cami ve müştemilatına kurulan bir baz istasyonunun çevreye zarar verme ihtimali olmayan daha müsait bir alanda kurulması olanağının dikkate alınması gerektiğinin" vurgulandığını, 9. Davanın reddine karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek temyiz isteminde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, el atmanın önlenmesi istemine ilişkindir. 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Davacı ... vekili, mülkiyeti dava dışı Köy Tüzel Kişiliği adına kayıtlı taşınmazda bulunan camide kurulu baz istasyonunun camilerin yönetim yetkisinin müvekkiline ait olduğu iddiasıyla davalı gsm operatörünün haksız el atmasının önlenmesine karar verilmesini istemiştir. 3. Mülkiyet hakkı, 4721 sayılı Kanun'un 683 - 778.maddeleri arasında düzenlenmiş olup, mülkiyetin unsurlarını belirten 683. maddede: "Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız el atmanın önlenmesini de dava edebilir." şeklinde düzenlenmiştir. Yine, aynı Kanun'un 684. maddesinde, mülkiyet hakkının kapsamı belirlenmiş; bu maddede "Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçasına da malik olur." hükmüne yer verilmiştir. Taşınmaz mülkiyetinin içeriğinin düzenlendiği aynı Kanun'un 718. maddesinde, arazi üzerindeki mülkiyetin, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsayacağı, bu mülkiyetin kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapıların, bitkilerin ve kaynakların da gireceği belirtilmiştir 4. 633 sayılı ... ... Başkanlığının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun'un "Görev" başlığını taşıyan 1.maddesinde; "İslam Dininin inançları, ibadet ve ahlak esasları ile ilgili ... yürütmek, din konusunda toplumu aydınlatmak ve ibadet yerlerini yönetmek üzere; Başbakanlığa bağlı ... kurulmuştur." düzenlemesi yer almaktadır. Aynı Kanun'un "Camilerin ibadete açılması ve yönetimi" başlığını taşıyan 31.07.1998 tarih ve 4379 sayılı Kanun'un 1. maddesiyle değişik 35.maddesinde ise; "Cami ve mescitler ... ... Başkanlığının izni ile ibadete açılır ve Başbakanlıkça yönetilir. Hakiki ve hükmi şahıslar tarafından yapıldığı halde izinli veya izinsiz olarak ibadete açılmış bulunan cami ve mescitlerin yönetimi 3 ay içinde ... ... Başkanlığına devredilir. ... ... Başkanlığınca buralara imkânlar nispetinde kadro tahsis edilir. Kadro tahsis edilinceye kadar buralarda görev yapanların mesleki ehliyetleri ile ilgili esas ve usuller yönetmelikle düzenlenir." hükmü bulunmaktadır. 633 sayılı Kanun'un anılan yasal düzenlemeleri, sadece cami ve mescitlerle ilgili olarak oluşturulmuş bir yönetim varsa bunun üç ay içinde ...'na devredilmesini düzenlemektedir. 5. Bu açıklamalara göre somut olayda; dava konusu caminin üzerinde bulunduğu 1 03... parsel (eski 47 parsel) sayılı taşınmaz tapuda bahçeli kargir cami ve şadırvan vasfıyla dava dışı ... Köy Tüzel Kişiliği adına kayıtlıdır. Adı geçen Köy ile davanın ihbar edildiği Şirket arasında 04.05.2021 tarihli 6 yıl süreli gsm tesis ve ekipmanlarının işletilmesi şeklinde kullanım amacıyla dava konusu yer ile ilgili kira sözleşmesi yapılmış, ihbar olunan Şirket ile davalı Şirket arasında ise alt kira sözleşmesi imzalanmıştır. 6. İlk Derece Mahkemesince 24.05.2024 tarihinde fen, elektrik ve inşaat bilirkişileri refakatiyle yapılan keşifteki gözlemde dava konusu baz istasyonunun caminin çatısında olduğu, söz konusu çatıda birden fazla baz istasyonu bulunduğu tespit edilmiştir. Dosyaya ibraz edilen 05.08.2024 tarihli teknik bilirkişi raporunda dava konusu yerde çok sayıda baz istasyonu bulunduğu, bunlardan 2 adedinin davalı Şirkete ait olduğu, geri kalan baz istasyonlarının ise dava dışı gsm operatörü şirketlere ait olduğu, davalıya ait 2 adet dava konusu baz istasyonunun teknik şartlara ve güvenlik mesafelerine uygun olduğu tespit edilmiştir. 7. Dava konusu caminin bulunduğu taşınmazın mülkiyet hakkı dava dışı Köy Tüzel Kişiliğine aittir. ... ... Başkanlığının görev alanına giren yönetim işlerinden hiçbiri, mülkiyet hakkı kapsamında bulunan "taşınmaz üzerinde tasarruf yetkisinin kullanılması" anlamına gelmemekte; malikin taşınmaz üzerindeki "tasarruf yetkisini" daraltacak mahiyet de taşımamaktadır. (HGK 03.02.2010 gün, 2010/4-4 Esas - 2010/56 Karar sayılı karar). Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesince davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamıştır. 8. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Davacı Kurum harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.12.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy çokluğuyla karar verildi. K A R Ş I O Y 1. Uyuşmazlık, müdahalenin men'i talebine ilişkindir. 2. İlk Derece Mahkemesince (İDM) davacı ... Başkanlığının bu davayı açmaya yetkisinin bulunmadığından bahisle davanın aktif dava ehliyeti yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiştir. Kararın istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince (BAM) istinaf talebi kabul edilerek esas hakkında yeniden hüküm kurulmuş ve yine davacının davasının aktif husumet ehliyet yokluğu gerekçesiyle reddi yönünde hüküm kurulmuştur. Dairemizin Sayın Çoğunluğunca da anılan karar onanmıştır. 3. Sayın Çoğunluk ile aramızda oluşan uyuşmazlık ... ... Başkanlığının bir caminin minaresine kurulan baz istasyonu yönünden müdahalenin men'i davası açma hususunda aktif husumet ehliyetinin bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. 4. Anayasa'nın 24. maddesinde herkesin vicdan, dini inanç ve kanaat hürriyetine sahip olduğu hükme bağlanmıştır. Bu hüküm çerçevesinde Devletin negatif yükümlülükleri olduğu gibi pozitif yükümlülükleri de bulunmaktadır. Bu çerçevede anılan hüküm uyarınca Devletin pozitif yükümlülükleri kapsamında ibadet yerlerinin korunması ve bunların düzenli bir şekilde işlemesini sağlamanın da bulunduğu açıktır. 5. Nitekim bu pozitif yükümlülük kapsamında 633 sayılı ... ... Başkanlığının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun'un "Görev" başlığını taşıyan 1. maddesinde "İslam Dininin inançları, ibadet ve ahlak esasları ile ilgili ... yürütmek, din konusunda toplumu aydınlatmak ve ibadet yerlerini yönetmek üzere; Cumhurbaşkanlığına bağlı ... kurulmuştur." hükmüne yer verilerek bir ibadet yeri olan camilerin yönetimi ... ... Başkanlığına bırakılmıştır. Keza aynı Kanun'un "Camilerin İbadete Açılması ve Yönetimi" başlığını taşıyan 35. maddesinde de: "Cami ve mescitler ... ... Başkanlığının izni ile ibadete açılır ve Başkanlıkça yönetilir. Hakiki ve hükmi şahıslar tarafından yapıldığı hâlde izinli veya izinsiz olarak ibadete açılmış bulunan cami ve mescitlerin yönetimi üç ay içinde ... ... Başkanlığına devredilir. ... ... Başkanlığınca buralara imkanlar nispetinde kadro tahsis edilir. Kadro tahsis edilinceye kadar buralarda görev yapanların mesleki ehliyetleri ile ilgili esas ve usuller yönetmelikle düzenlenir." denilmek suretiyle camilerin yönetimi konusunda ... ... Başkanlığının tek yetkili kurum olduğu açıkça ve bir kez daha vurgulanmıştır. 6. Hiç kuşkusuz Kanun'da bu yetkinin ... ... Başkanlığına verilmesi cami ve müştemilatının amacına uygun olarak kullanılmasını sağlama, fiziki yapıyı ve dinî fonksiyonu koruma ve denetleme ihtiyacından kaynaklanmaktadır. ... ... Başkanlığına Kanun'la bu yetki verilmiş iken Başkanlığın caminin ibadet yeri olma hüviyetine zarar verecek müdahaleleri önleme konusunda gerekli hukuki yollara başvurma yetkisinin bulunmadığını söylemek, çok eksik ve sorunlu bir yaklaşıma tekabül edebilecektir. Buna göre caminin mülkiyetinin Köy Tüzel Kişiliğinde olduğundan bahisle Köyün caminin müştemilatına ibadet mekânının ruhuyla bağdaşmayacak bir ticari işletmeye burayı kiralaması (faraza caminin bodrum katının düğün salonu olarak kullanılması yönünde sözleşme yapılması) buna örnek gösterilebilir. Bu tür bir durumda Başkanlığın ibadetin huzurunu, mekânsal bütünlüğünü ve halkın dinî hassasiyetlerini koruma amacıyla söz konusu müdahaleyi ortadan kaldırmak üzere dava açamayacağını söylemek Kanun'la Başkanlığa verilen yetkiyi anlamsız hâle getirebilecektir. 7. ...'e verilen yönetme yetkisi aynı zamanda ibadet özgürlüğüne ilişkin kamu düzenini koruma yükümlülüğünün bir gereği olarak kabul edilebilir. ... ... Başkanlığına Kanun'la verilen yönetim yetkisi gözetildiğinde camilerin kullanım amacına aykırı olacak şekilde yapılan müdahale ve tecavüzlere karşı dava açma yetkisi bağlamında Başkanlığın doğrudan ve korunmaya değer kamusal bir menfaatinin bulunmadığını benimsemek makul görünmemektedir. 8. Esasen Köy Tüzel Kişiliğinin dava konusu yeri cami olarak tahsis etmekle buranın yönetim yetkisinin ... ... Başkanlığına geçeceğini bildiği ve buranın korunmasıyla ilgili birtakım yetkileri Başkanlığın da kullanabileceğini kabul ettiğinin değerlendirilmesi gerekir. 9. Açıklanan nedenlerle ... ... Başkanlığının söz konusu davayı açma hususunda aktif husumet ehliyetinin bulunduğu düşünüldüğünden Sayın Çoğunluğun aksi yöndeki onama kararına iştirak edilememiştir.