7. Hukuk Dairesi 2012/4165 E. , 2012/9816 K. "İçtihat Metni" Davalı vekilinin temyiz talebine ilişkin verilen ek kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, dosya incelendi, gereği görüşüldü: Dava, elektrik aboneliğinden kaynaklanan alacak bakımından menfi tespit istemine ilişkindir. Mahkemece davanın ıslah edilmiş haliyle kabulüne karar verilmiş, davalı vekilinin temyiz istemi yerel mahkemece, harcın süresinde yatırılmadığı gerekçesiyle ek karar ile red edilmiştir. Da
**7. Hukuk Dairesi 2012/4165 E. , 2012/9816 K.** **"İçtihat Metni"** Davalı vekilinin temyiz talebine ilişkin verilen ek kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, dosya incelendi, gereği görüşüldü: Dava, elektrik aboneliğinden kaynaklanan alacak bakımından menfi tespit istemine ilişkindir. Mahkemece davanın ıslah edilmiş haliyle kabulüne karar verilmiş, davalı vekilinin temyiz istemi yerel mahkemece, harcın süresinde yatırılmadığı gerekçesiyle ek karar ile red edilmiştir. Davalı vekili ek karar ve esasa ilişkin karara karşı temyiz isteminde bulunmuştur. 1-Davalı vekili temyiz dilekçesini 07.03.2012 tarihinde Yazı İşleri Müdürüne havale ettirmiş, anılan dilekçe 13.03.2012 tarihinde temyiz harcı yatırılarak temyiz defterine kaydedilmiştir. Kararın davalıya tebliğ tarihi 21.02.2012 dir. Bu tarihten itibaren 15 günlük temyiz süresi 13.03.2012 tarihinde dolmaktadır. Ancak davalı vekili bu tarihte temyiz dilekçesini Yazı İşleri Müdürüne havale ettirmiştir. Halen yürürlükte bulunan HUMK'un 434/3. maddesi gereğince temyiz harcının süresi içinde yatırılması şarttır. Ancak 25.01.1985 gün ve 5/1 Sayılı İçtihatı Birleştirme Kararı gereğince, Yazı İşleri Müdürünün, ilgiliden ödenmesi gereken harcı hesaplayıp bu harcı istediğini ve fakat ilgilinin yatırmadığını belgelemesi durumunda temyiz isteminin harcın yatırılmamış olması nedeniyle red edileceği, aksi halde temyizin süresinde olduğunun kabulü gerekeceği belirtilmiştir. Somut olayda temyiz dilekçesi kendisine ibraz edilen Yazı İşleri Müdürü, ödenmesi gereken harç tutarını hesaplayıp ödeme yolunda ilgilisine herhangi bir talimat verdiğine ilişkin ne temyiz dilekçesinde bir kayıt belirtmiş ne de harici bir tutanak düzenleyip ibraz etmiştir. Bu durumda havale tarihi itibarıyla temyizin süresinde olduğunun kabulü ile, mahkemenin 19.03.2012 tarihli ek kararının kaldırılması gerekmiştir. 2-Davalı vekilinin esas karara yönelik temyiz itirazlarına gelince; iddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, bu yolla saptanan dava niteliği ile dosya kapsamında toplanıp değerlendirilen delillere, delillerin takdir, tahlil ve tartışımına ilişkin esas kararda gösterilen gerekçelere göre davalının aşağıdaki bent kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde değildir. 3-Dava dilekçesinde, davalı tarafından istenen 22.223,00 TL tutarında borçlu olmdığının tespiti istenilmiştir. Mahkemece yargılama sırasında alınan bilirkişi raporu ile, davacının 1.388,00 TL borcunun olduğu belirlenmiş, davacı vekili 26.12.2011 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değerini 20.835,00 TL olarak ıslah etmiştir. Borcun tamamını dava konusu edip bilahare kısmen haklı olduğu anlaşılan davacının, ıslah dilekçesi ile haksız olduğu kısmı dava dışına çıkaracak şekilde ıslah yapması usulen mümkün değildir. Böyle bir ıslah olsa olsa, ıslah edilen tutarın davacı yanca da borç olarak kabul edildiği sonucunu doğurur. O halde, mahkemece davacının borçlu olduğu tutarın da bulunduğu gözetilerek, davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile tümünün kabulü bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin ek karara yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile ek kararın kaldırılmasına, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalının esasa yönelik sair temyiz itirazlarının reddine, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde ilgilisine iadesine, 24.12.2012 gününde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY YAZISI Mahkeme kararlarının temyiz yöntemi HUMK'nun 434.maddesinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre temyiz isteği harca tabi ise temyiz harcının yatırıldığı tarihte karar temyiz edilmiş sayılır. HUMK'nun 432.maddesinde ise temyiz süresinin 15 gün olduğu ve sürenin taraflardan herbirine tebliğ ile işlemeye başlayacağı hükme bağlanmıştır. Davalı vekili 07.03.2012 tarihli temyiz dilekçesinde mahkemenin gerekçeli kararını 20.02.2012 tarihinde tebellüğ ettiğini açıkça belirtmiştir. Yerel mahkemenin gerekçeli kararının davalı vekiline tebliğine ilişkin tebligat parçası incelendiğinde tebliğin 20.02.2012 tarihinde yapıldığı görülmüştür. (Yerel mahkemenin temyiz isteminin reddine ilişkin kararında davalı vekilinin gerekçeli kararı tebellüğ tarihini 21.02.2012 olarak yazmasının yanlışlık sonucu olduğu yukarıdaki saptamalar ile anlaşılmıştır.) Davalı vekili temyiz dilekçesini 07.03.2012 tarihinde mahkeme Yazı İşleri Müdürüne havale ettirmiştir. Temyiz harç ve giderlerini ise 13.03.2012 tarihinde yatırmıştır. Hem temyiz dilekçesinin havale ettirildiği tarihte ve hem de temyiz harç ve giderlerinin yatırıldığı tarihte temyiz süresi geçirilmiş olduğundan yerel mahkemenin 19.03.2012 tarihli temyiz isteminin süreden reddi kararının doğru olduğu ve onanması gerektiği düşüncesinde olduğumdan bozma yönündeki çoğunluk görüşüne katılmıyorum.