İSTİNAF KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:12/03/2025 DAVA:Rücuen Tazminat (Trafik Kazasından Kaynaklanan) KARAR TARİHİ:16/03/2026 KARAR YAZIM TARİHİ:30/03/2026 Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonucunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosyada duruşma yapılmasını gerektiren eksiklik görülmediğinden Hukuk Mu…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ TÜRK MİLLETİ ADINA İSTİNAF KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:12/03/2025 DAVA:Rücuen Tazminat (Trafik Kazasından Kaynaklanan) KARAR TARİHİ:16/03/2026 KARAR YAZIM TARİHİ:30/03/2026 Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonucunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosyada duruşma yapılmasını gerektiren eksiklik görülmediğinden Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a-6 cümle uyarınca istinaf incelemesinin duruşmasız yapılmasına karar verilerek, dosya incelendi; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ DAVACI İSTEMİNİN ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 25/05/2010 tarihinde, davalı nezdinde karayolu motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesiyle sigortalı olan ... adına kayıtlı ve ... idaresindeki ... plaka sayılı aracın davacı şirkete bağlı otellerde konaklayan turistler için düzenlediği tur seferi sırasında sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu tek taraflı trafik kazası yaptığı ve araçta tur rehberi olarak görevlendirilen ...'in vefat ettiği, ölenin hak sahipleri tarafından davacı aleyhinde Antalya 2. İş Mahkemesinin ... esasında maddi ve manevi tazminat davası açıldığı ve burada verilen tazminat kararının Antalya 5. İcra Dairesinin... sayılı dosyasında icra takibine konduğu, ilamlı icra takibinden dolayı davacı tarafından hak sahiplerine 11/02/2019 tarihinde 388.124,85 TL tazminat ödemesi ve ayrıca bu ilama bağlı harç masrafı olarak 13.629,00 TL ödendiği, bozma sonrası tazminat tutarlarının değiştiği, ayrıca Antalya 6. İş Mahkemesinin ... esasında bakiye zarar iddiası ile tazminat dosyası açıldığı, davalı sigorta şirketinin hesaplanan zarardan poliçe kapsamında sorumluluğu bulunduğu, ancak sigorta şirketleri arasındaki ihtilaftan dolayı bu bedellerin davacı tarafça ödenmek zorunda kalındığı, riziko tarihi itibariyle poliçe limiti 175.000,00 TL olup garame hesabına göre ödenen bedelin 48.612,47 TL tutarındaki kısmından davalının sorumlu olduğu, yine sorumlu olunan miktara tekabül eden 5.647,37 TL vekalet ücreti, 518,60 TL ilam harcı ve 75,00 TL yargılama giderinden ibaret hükmün ferilerini davalının ödemekle yükümlü tutulması gerektiğini beyanla 48.612,47 TL'nin 25/05/2010 tarihinden, 5.647,37 TL vekalet ücreti, 518,60 TL ilam harcı ve 75,00 TL yargılama giderinden ibaret toplam 6.240,97 TL'nin 28/07/2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. DAVALI CEVABININ ÖZETİ: Davalı vekili davaya cevap dilekçesinde özetle; genel yetki kuralına göre davalı gerçek veya tüzel kişinin yerleşim yeri mahkemesinin yetkili olduğu, müvekkili şirketin faaliyet merkezinin İstanbul ilinde bulunduğu, İstanbul Asliye Mahkemelerinde davanın görülmesi gerektiği, davacı yanın rücu alacağı istemiyle huzurdaki davayı açtığı ancak müvekkili sigorta şirketi ile davacı firma arasında rücu ilişkisine konu edilebilecek herhangi bir sözleşme bulunmadığı, rücu talebinin hukuki dayanaktan yoksun olduğu, ayrıca garame hesabı ve yargılama giderinden müvekkili firmanın sorumluluğunun tespiti hususunda yeterli açıklama yapılmadığı, rücu istemine konu edilen Antalya 2. İş Mahkemesince verilen tazminat ilamında müvekkili firmanın sigortalısı ve kaza yapan aracın maliki olan ... hakkındaki davanın atiye bırakıldığı, ayrıca hem tazminat davasından hem de ilamlı icra takibinden müvekkili sigortanın zamanında haber edilmediği, böylece rücu istemine ilişkin davada savunma hakkının kısıtlandığı ve yine icra takibine ödeme yapabilme olanaklarının bulunmadığını, bu durumlardan dolayı tazminattan indirim yapılması gerektiği, dava öncesi temerrüt oluşmadığı, olay tarihinden faiz isteminin yersiz olduğu, taraflar arasında ticari bir iş söz konusu olmadığından avans faizi yerine yasal faiz istenmesi gerektiğini beyanla davanın reddini istemiştir. DELİLLER: Antalya 2. İş Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası örneği, Antalya 5. İcra Dairesinin... sayılı dosyası örneği, bilirkişi raporu, tüm dosya kapsamı. İDM KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; davalı nezdinde zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı olan aracın karıştığı tek taraflı trafik kazası sonucu araç içerisinde yolcu konumunda seyahat eden ve aynı zamanda davacı şirketin çalışanı olan ...'in hayatı kaybettiği, ölenin yakınları lehine hükmolunan tazminat ilamlarının icra takibine konduğu ve ölenin yakınlarının zararının davacı tarafından tazmin olunduğu, davacı firma ile davalı sigorta şirketinin kaza sonucu husule gelen ölüm nedeniyle vefat edenin yakınları lehine takdir olunan destekten yoksun kalma zararından müteselsilen sorumlu olduğu, davacı firmanın kendi payından fazla yaptığı ödeme hususunda yaptırılan hesaplattırmaya göre bilirkişi tarafından tazminat ve ferileri dahil 54.126,30 TL'den davalı sigorta şirketinin poliçesi kapsamında sorumlu olduğunun belirlendiği, raporun usule uygun olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne ve 54.126,30 TL'nin 11/02/2019 ödeme tarihinden işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsiline, fazlaya dair istemin ise reddine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili sigorta şirketi ile davacı firma arasında öncesinde kurulmuş bir sözleşme ilişkisi bulunmadığından rücu koşullarının oluşmadığı ve müvekkili firmaya husumet yöneltilemeyeceğini, davacı firmanın çalışanın görevi sırasında geçirdiği trafik kazası sonucu vefatı nedeniyle ölenin yakınlarına iş veren olarak ödeme yaptığını, müvekkili sigorta şirketinin trafik poliçesindeki sigortalısının ... olduğunu, davacı tarafından müvekkilinin sigortalısı ... adına ödeme yapılmadığını, bu halde davacı şirketin olayda zarar gören üçüncü kişi konumunda bulunmadığı gibi sigorta poliçesinde sözleşmenin tarafı konumunda yer almadığını, bundan ayrı olarak kaza yapan aracın uzun süreli kira sözleşmesiyle kiraya verildiğini, araç maliki sigortalının işleten sıfatını kaybettiğini, böylece araç malikinin zararı tazmin yükümlülüğü olmadığı ve sigortalının sorumluluğunu teminat altına alan müvekkili sigorta şirketinin de tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmadığını, yine sigorta poliçelerinde sıralı sorumluluk ilkesi geçerli olup öncelikle zararın tazmininin aracın ZKTMS sigortacısı olan ... Sigorta A.Ş.'de olduğu, belirtilen poliçe kapsamında riziko tarihi itibariyle kişi başı 175.000,00 TL ölüm teminat limiti bulunduğunu, ikinci sırada ise müvekkili firmanın aynı tutarda ölüm teminat limitiyle sınırlı sorumlu olduğunu, öncelikle ilk sorumlu şirketin teminat limitinin aşılıp aşılmadığının belirlenmesi icap ettiğini, iş gezisi sırasında vuku bulan trafik kazası sonucu hayatını kaybeden çalışanın ölümü nedeniyle oluşan zarardan davacı şirketin iş veren olarak sorumlu iken müvekkili firmanın ise gerçek zarar ilkesi ve sigorta genel şartları kapsamında, sürücünün kusuru oranında ve azami teminat limitiyle sınırlı olduğunu, yani davacı ile davalının zarardan aynı miktarda sorumlu olmadıkları halde belirtilen hususların raporda dikkate alınmadığını, davacı firmanın rücu talebiyle ilk kez 09/12/2020 tarihinde müvekkili şirkete başvuru yaptığını, belirtilen tarihten daha önce hem davadan hem de icra takibinden müvekkilinin haberdar edilmediği halde dava tarihinden ve başvuru yapılan günden önceki bir tarihin temerrüt tarihi olarak belirlenmesinin ve taraflar arasında ticari bir iş söz konusu olmadığı halde avans faizi işletilmesinin isabetsiz olduğunu beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir. İSTİNAFA CEVAP: Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; husumete ilişkin olarak davalının sigorta ve müvekkili şirket arasında sözleşme bulunmadığından rücu koşullarının oluşmadığını belirttiğini, ancak eldeki davada müteselsil sorumluluğa göre kazada ölenin hak sahiplerinin uğradığı zararı tazmin eden müvekkilinin fazla yaptığı ödemeye dair diğer zarar sorumlusuna rücu talebinde bulunduğunu, sigortalısının işleten sıfatının kalktığının da soyut ve mesnetsiz olduğu, gerekli incelemeler yapılmadan garame hesabı yoluna gidildiğini, ilk derece mahkemesinin benimsediği bilirkişi raporunun usule uygun olduğunu, faiz başlangıç tarihi ve türü yönünden de kararda bir isabetsizlik olmayıp davalı yana tazminat davasında ihbar yapılmamış olması yahut icra takibinden haberdar edilmemesinin müteselsil sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağını beyanla istinaf talebinin reddini istemiştir. G E R E K Ç E Uyuşmazlık, trafik kazasına bağlı yapılan tazminat ödemesinin rücuen tahsili isteğine ilişkindir. Davalının, araç işleteninin zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu aracın tek taraflı trafik kazasına karışması sonucu dava dışı ... yaşamını yitirmiş, bu kişinin yakınlarına mahkeme kararı uyarınca yapılan icra dosyasında davacı tarafından destekten yoksun kalma tazminat ödemesi yapılmıştır. Davacı ödediği tazminatları ve fer'ilerini zarar sorumlusu olan araç işleteni ...'ın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olan davalıdan tahsili için iş bu davayı açmış, ilk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. 6100 Sayılı HMK.'nun 355. maddesi gereğince istinaf dilekçesinde gösterilen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılan istinaf incelemesi sonucunda; 25/05/2010 tarihinde dava dışı ...'ın sürücüsü ve davalının sigortalısı olan ...'ın maliki ve işleteni olduğu aracın tek taraflı trafik kazasına karışması sonucu araçta bulunan ... vefat etmiş ve onun haricinde araçta bulanan çok sayıda kişi vefat etmiş ve yaralamıştır. Trafik kazası sonucu vefat eden ... mirasçıları tarafından açılan dava sonucunda Antalya 2. İş Mahkemesinin ... esas - ... karar sayılı dosyasında verilen karar ile; " 1-Davacılar tarafından davalılar ... Turizm, ... ve ... Sigorta aleyhine açılan davanın yargılama sırasında atiye bırakıldığı anlaşılmakla, bu davalılar yönünden esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 2-Davacı ... için 487.976,32 TL maddi tazminat ve davacı ... için 148.492,13 TL maddi tazminatın, davacılar ... ve ... için ayrı ayrı 1.000,00'er TL maddi tazminatın davalılar Antalya ... Otelcilik ... Ltd. Şti, davalı .... ... Ltd. Şti., davalı ... mirasçıları ve ... Sigorta A.Ş. (sigorta şirketinden poliçe limitleri dahilinde dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesine)'den kaza tarihi olan 25/05/2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine, 3-Davacı ... için 10.000,00 TL manevi tazminatın, davacı ... için 40.000,00 TL manevi tazminatın, davacı ... ve ... için ayrı ayrı 30.000 TL manevi tazminatın, davacı ..., ... ve ... için ayrı ayrı 10.000,00 TL manevi tazminatın davalılar Antalya ... Otelcilik ... Ltd. Şti, davalı .... ... Ltd. Şti., davalı ... mirasçılarından kaza tarihi olan 25/05/2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine" karar verilmiş , bu kararın temyiz incelemesinde davacı eş ...' e verilen maddi tazminat yönünden bozulması üzerine yeniden yapılan yargılama neticesinde bu kez Antalya 2. İş Mahkemesinin ... esas - ... karar sayılı dosyasında verilen karar ile; daha önceki karardan yalnızca davacı ... için hükmolunan maddi tazminat miktarında değişiklik yapılarak davacı ... lehine 243.988.16 TL tazminata hükmolunmuş, verilen bu karar temyizde onanmak suretiyle 17/12/2020 tarihinde kesinleşmiştir. Antalya 2. İş Mahkemesinin ... esas - ... karar sayılı dosyasında verilen karar sonrasında kararın kesinleşmesi beklenilmeksizin Antalya 5. İcra Dairesinin... esas sayılı dosyasında ... ve ...'in alacakları için takip yapılmış, bu takip sırasında davacı Antalya ... Otelcilik Turizm .... Limited Şirketi tarafından 11/02/2019 tarihinde ...'in alacakları için vekiline haricen 388.124,85 TL ödeme yapılmış ve bu ödemenin alındığı alacaklı vekili tarafından icra dosyasına bildirilmiştir. Somut dosyada uyuşmazlık, ... için yapılan bu ödemenin araç işleteninin zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olan davalıdan rücuen tahsili gerekip gerekmediğine ilişkindir. Rücuya esas olan Antalya 2. İş Mahkemesinin ... esas - ... karar sayılı dosyasında (öncesinde Antalya 2. İş Mahkemesinin ... esas - ... karar sayılı dosyası) alınan kusura ilişkin bilirkişi raporu ile; ... Turizm ...... Ltd. Şti.'nin %30, somut dosya davacısı Antalya ... Otelcilik Turizm .... Limited Şirketi'nin %10, sürücü ...'ın %40 ve araç işleteni ...'ın %20 oranında kusurlu oldukları belirlenmiştir. İlk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda ... için ödeme tarihindeki verilere göre destekten yoksun kalma tazminatı yeniden hesaplanmış, sürücünün tek taraflı trafik kazası yönünden %100 kusurlu olması nedeniyle davalının sorumluluğu bu kusur oranı üzerinden değerlendirilerek, maddi tazminat alabilecek olan tüm hak sahipleri yönünden garame hesabı yapılmak ve davalının sıralı sorumluluk nedeniyle dava dışı ... Sigortadan sonra ikinci sırada sorumlu olduğu gözetilmek suretiyle davacının rücuen talep edebileceği alacağın tespiti yoluna gidilmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, sigorta şirketlerinin poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere sorumlu olduğu gözetilerek ...'in vefatından dolayı onun hak sahipleri olan ..., ..., ... ve ... açısından sigorta şirketlerinin sorumluluğunun tespiti için tüm hak sahipleri yönünden garame hesabı yapılmasında ve davalının sıralı sorumluluk nedeniyle dava dışı ... Sigortadan sonra ikinci sırada sorumlu olduğu gözetilmek suretiyle tazminatın tespiti yoluna gidilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak, davalı sigorta şirketi önceki davada davaya dahil bulunmadığına göre kural olarak iadenin kapsamı, davacının mahkum olup ...'e ödediği para yönünden rücuya esas mahkeme kararında hükmolunan tazminat miktarı ve ödeme kesinleşmeden önce yapıldığından bu tazminatlara ödeme tarihine kadar işleyecek faiz ve ilgili davada hükmedilen avukatlık ücreti ve yargılama giderlerinden ibarettir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise ödeme tarihindeki verilere göre ... için destekten yoksun kalma tazminatının yeniden hesabı yapılmış olup, bu şekilde yapılan rücuya esas miktarın tespiti isabetli değildir. Yukarıda açıklanan kurala uygun olarak rücuya esas miktarın tespiti için yapılması gereken iş; bilirkişiden alınacak rapor yoluyla, Antalya 2. İş Mahkemesinin ... esas - ... karar sayılı dosyasında hükmolunan tazminat miktarları ve bu miktarlara ödeme tarihine kadar işleyecek faiz miktarının tespit edilmesini ve ilgili kararda hükmolunan feriler de dikkate alınarak davacının rücuya esas olan tazminat miktarının belirlenmesini sağlamaktır. Öte yandan, 6098 sayılı TBK. 61, 62 ve 167/2 md. (818 Sayılı BK'nun ise 50, 51 ve 146. maddeleri) gereğince müteselsil sorumlulukta tazminatın kendi payına düşenden fazlasını ödeyen kişi, diğer müteselsil sorumluların kusurları oranına göre fazla ödemesini talep edebilecektir. Bu durumda, somut dosya açısından rücuya esas olan tüm tazminatlardan davalının sigortalısı olan ...'ın kusuru olarak belirlenen %20 oranında kusur indirimi yapmak suretiyle ortaya çıkacak miktarlar üzerinden garame hesabı yapılarak ve davalının sıralı sorumluluğu da değerlendirilerek asıl alacak ve ferileri yönünden davalının sıralı sorumluluk nedeniyle dava dışı ... Sigortadan sonra ikinci sırada sorumluluğu bulunup bulunmadığının ve sorumluluğu varsa rücu edilecek tazminat miktarının hesaplanması gerekirken, 6098 sayılı TBK. 61, 62 ve 167/2 md. (818 Sayılı BK'nun ise 50, 51 ve 146. maddeleri) gözetilmeden, bilirkişi raporundaki kusura ilişkin hatalı değerlendirmelere itibar edilerek ve hatta davacının belirlenen kusur oranı dahi düşülmeksizin davalının rücuen tazminat sorumluluğuna karar verilmesi doğru görülmemiştir. İlk derece mahkemesince yukarıda yapılan açıklamalara uygun şekilde bilirkişiden rapor alınması gerekirken, yazılı olduğu şekilde hüküm kurmaya elverişli olmayan rapora göre hüküm kurulması yerinde olmamıştır. Bilindiği üzere, 7251 Sayılı Kanunun 35. maddesi ile değişik 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkra a-6 ıncı bendinde; "Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş” olması halinde kararın esasının incelenmeden kararın kaldırılmasına karar verileceği hüküm altına alınmıştır. Deliller toplanmış olmasına rağmen delilleri değerlendiren bir karar verilmemiş olması (örneğin sadece zamanaşımı yönünden karar verilmesi), delillerin kısmen eksik toplanması ve bu kısmının değerlendirilmemesi, hükmün esasını etkileyen en önemli delilin (maddi olayda olduğu gibi hüküm kurmaya elverişli tazminat raporu alınmadan) toplanmaması madde kapsamında değerlendirilmelidir. Karşılaştırılmalı hukukta bu konu örneğin İsviçre’de “…önemli vakıaların tamamlanması gerekiyorsa…”, Alman Hukukunda ise “…eksiklik nedeniyle kapsamlı ya da çok emek harcayarak delil toplanması gerekiyorsa…” şeklinde düzenleme altına alınmıştır. Hüküm kurmaya elverişli olmayan tazminat bilirkişisi raporları dikkate alınmak suretiyle eksik inceleme ile karar verilmesi hem yukarıda gösterilen düzenlemelere, hem de 6100 sayılı HMK’nun 27. maddesinde yer verilen Hukuki Dinlenilme, Anayasanın 36. ve AİHS’nin 6. maddesinde hüküm altına alınan Adil Yargılanma Haklarına aykırılık teşkil eder. 6100 Sayılı HMK’nun 30. maddesinde belirtilen Usul Ekonomisi İlkesi gözetilerek veya üstü kapalı buna dayanılarak Adil Yargılanma ve Hukuki Dinlenilme Hakkı bertaraf edilemez. Hal böyle olunca açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; davalı vekilinin tazminat hesabına yönelen istinaf isteminin kabulü ile 6100 Sayılı HMK.'nun 353/1 inci fıkrasının (a-6) bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararının esası incelenmeden kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebeplerine göre diğer istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin tazminat miktarına yönelen istinaf isteminin KABULÜNE, 2-Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas - ... Karar sayılı, 12/03/2025 tarihli kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1 fıkra (a-6) bendi gereğince ESASI İNCELENMEDEN KALDIRILMASINA, 3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 4-Davalı vekilinin diğer istinaf istemlerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 5-Davalı tarafından peşin yatırılan 1.683,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının Hazineye gelir kaydına, 924,34 TL istinaf karar harcının isteği halinde iadesine, 6-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, harç tahsil/ iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, İlişkin dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda 16/03/2026 tarihinde, 6100 sayılı HMK'nun 353. maddesi (1-a) bendi gereğince KESİN olarak oy birliğiyle karar verildi. ...