İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/01/2026 Taraflar arasındaki asıl ve birleşen davanın yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı asıl davanın kabulüne , birleşen davada şirket yönünden açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddine, davalı ... yönünden açılan davanın kabulüne yönelik hükme karşı süresi içinde davalı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLA…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/1800 KARAR NO : 2026/40 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 04/10/2023 NUMARASI : 2021/673 Esas - 2023/710 Karar ASIL DAVA-BİRLEŞEN DAVA: Kayyımlık- Ticari Şirket Yöneticilerin Azli İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/01/2026 Taraflar arasındaki asıl ve birleşen davanın yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı asıl davanın kabulüne , birleşen davada şirket yönünden açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddine, davalı ... yönünden açılan davanın kabulüne yönelik hükme karşı süresi içinde davalı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ ASIL DAVA: DAVA: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkillerinin ortağı olduğu davalı şirketin son ortaklar kurulunun 05/03/2015 tarihinde yapıldığını, davalı şirket tarafından dava dilekçesinde belirtilen mahkemelerde bir kısım davalar açıldığını, davaların şirketi temsil ve ilzam için vekaletname verilen şirketin 3.ortağı ...'nın eşi ... tarafından takip edilmediğini, dosyaları takip eden avukata şirket kayıtları ve ilgili belgelerin verilmediğini, şirket kasasında para olmasına rağmen gider avansı ödenmediği için davaların takip edilmediğini ve HMK 150.maddesine göre davaların düştüğünü, yasal süresi içinde yenilenmeyen davaların açılmamış sayılmalarına karar verildiğini, söz konusu davaların sözleşmeden kaynaklanan alacaklara ilişkin olduğunu ve 10 yıllık zaman aşımı süresinin 30/11/2021 tarihi itibariyle dolacağını, mevcut durumun görüşülmesi, şirketin 3.ortağına verilen vekaletnamenin sonlandırılması ve ortaklar kurulu toplantısı yapılması için müvekkilleri tarafından diğer ortak ... ve eşine ihtarname keşide edildiğini, ancak bugüne kadar herhangi bir girişimde bulunmadıklarını, ...'nın imzası olmadan şirket adına herhangi bir işlem yapılamadığını, ...'nın karar almaya yanaşmadığını belirterek şirket alacaklarının zaman aşımına uğrayacağını ve bu kapsamda olmak üzere öncelikle davalı şirkete kayyım atanmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesini talep ve dava etmiştir. BİRLEŞEN DAVA: DAVA: Birleşen İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/785 E. Sayılı dava dosyasına sunulan dava dilekçesinde özetle; Davacılar vekili müvekkillerinin davalı şirketin ortağı olduğunu, davalı şirket ... hacminin genişlemesi üzerine ... bünyesinde bulunan bir kısım sanayi ve hizmet tesislerine işgücü destek hizmeti sağlayan ... ...A.Ş. ile ticari faaliyete başlandığını, bu şirket koordinatörlüğünde ... fabrika ve tesislerine işgücü destek hizmeti sağlandığını, bu hizmetleri düzenleyen sözleşmenin 31/03/2010 tarihinde sona erdiğini, ... ...A.Ş.'nin ... bünyesinde bulunan şirketler arasındaki koordinasyonu sağlama işinden çekildiğini ve davalı şirketin doğrudan sözleşme yapması gerektiğinin bildirildiğini, sözleşme yapılması için ... tarafından banka teminat mektubu istendiğini, teminat mektuplarının temininin zorlaştığını, davalılardan ...'nın eşi ...'nın eşinin teminat mektup sorununu çözeceğini belirttiğini, ...'nın şirkete ortak yapılması ve içeriğinin ... tarafından belirlenecek bir vekaletname verilmesi taleplerinin kabulü ile müvekkillerinden ...'ün 16800 adet hissesinin 700.000,00 TL karşılığında 04/02/2011 tarihinde ...'ya devredildiğini ve ticaret sicilinde yayınlandığını, aynı tarihli ortaklar kurulu kararı ile şirketin ... ile birlikte davacılardan herhangi biri tarafından atılacak müşterek imza ile temsiline karar verildiğini, , hisse devrinden sonra ...'nın eşi ...'ya vekaletname verdiğini ve şirketin her anlamda temsil ve ilzamının bu şahsa bırakıldığını, davalı ... ve ... tarafından vekaletnamenin şirket aleyhine kullanıldığını ve şirketin içini boşaltmaya yönelik eylemlerde bulunduklarını, şirketin ...'ya karşı borçlandırıldığını,sonrasında sermaye arttırım kararı alındığını ve davalının alacaklı olduğu iddia edilen miktardan sermaye borcunu ödemiş gibi gösterildiğini, diğer ortakların ise şirkete sermaye olarak borçlu kalmasının sağlandığını, bankalarda bulunan şirket hesaplarındaki paraların ...'nın şahsi hesabına aktarıldığını, devirden önce davalı şirketin sosyal güvenlik primi ve vergi borcu bulunmadığını, devirden sonra vergi ve sigortaların ödenmediğini, en son ortaklar kurulunun 05/03/2015 tarihinde yapıldığını,o tarihten beri genel kurul yapılıp şirketin işleyişi hakkında karar alınmadığını, davalı ...'nın eşi birlikte davalı şirketi zarara soktuğunun açık olduğunu ve müdürlük yetkisinin kaldırılması gerektiğini, İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/673 esas sayılı dosyası ile davalı şirkete kayyım atanması ve tedbir talepli dava açıldığını, TTK 630/2 m. anlamında bir talepte bulunulmadığından dolayı taleplerinin reddedildiğini, bu nedenle TTK 630/2 m. anlamında taleplerini içeren ... bu davayı açtıklarını, şirket ortaklarından ...'nın imzası olmadan şirket adına herhangi bir işlem yapılamadığını ve davalının bu noktada karar almaya yanaşmadığını belirterek şirket ortaklarından ...'nın imzası olmadan şirket adına hiçbir işlem yapılamadığını, davalının karar almaya da yanaşmadığını, şirket hakkında açılacak davaların zaman aşımı sürelerinin 30/11/2021 tarihinde dolacağını, bu nedenle öncelikle davacılara şirket adına dava açma yetkisi verilmesini, ortaklar arasında muhtelif dava dosyaları nedeniyle husumet olduğundan şirket yönetimi imkansız hal aldığından davaların açılması ve takibi için şirkete kayyım atanmasını talep etmiştir. CEVAP: Dava ve birleşen davada davalılara usulüne uygun yapılan tebligatlara rağmen davalılar tarafından asıl ve birleşen davaya karşı cevap dilekçesi sunulmamıştır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "... Mahkememizde açılan davalar, TTK 630/2 maddesinde düzenlenen limited şirket yöneticisinin haklı sebeple azli ve davalı şirkete bu nedenle kayyım atanması taleplerine ilişkindir. Uyuşmazlık davalı ... yönünden haklı sebeple azil koşullarının oluşup oluşmadığı noktasındadır. Somut uyuşmazlığa uygulanması gereken 6102 sayılı TTK'nın 630/2. maddesi uyarınca her ortak, haklı nedenlerin varlığı halinde limited şirket yöneticilerinin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını mahkemeden talep edebilirler. Maddenin sonraki fıkrasında ise yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesinin veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesinin haklı sebep olarak kabul olunacağı düzenlenmiştir. Bu durumda, mahkemece, her somut olayın özelliğine göre açıklanan biçimde azil için haklı nedenlerin oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Gerek mahkememiz dosyasında alınan bilirkişi raporunda gerekse taraflar arasında görülüp sonuçlandırılan İstanbul Anadolu 4. ATM dava dosyası içeriği ve bu dosyada alınan bilirkişi raporları, dosyaya gelen cevabi yazılar bir arada incelendiğinde davalı şirketin banka hesaplarından davalı ...'nın şahsi hesaplarına para gönderildiği bu para aktarımlarının sebeplerine ilişkin açıklama sunulmadığı, şirketin 2015 yılından buyana genel kurul toplantılarının yapılmadığı, davalının genel kurulu toplantıya çağırma görevini yerine getirmediği, şirketin tahsil edilmeyen şüpheli alacak kaydına alınan alacakları yönünden hukuki süreçleri takip etmediği, yöneticinin şirket ana sözleşmesinden doğan yükümlülüğünü ağır bir şekilde ihlal ettiği, bağlılık ve özen yükümlülüğüne uymadığı, diğer ortakların zararına yol açtığı sonucuna varılmış davalı ... yönünden açılan davanın kabulüne, ... Ltd. Şti.'nin müdürü olan davalının TTK 630/2 maddesi uyarınca yöneticilik görevinden azline, Ortaklar kurulu kararı ile yeni müdür seçimi yapılana kadar olmak kaydıyla kararın kesinleşmesinden itibaren şirket yönetimine kayyım olarak daha önce mahkememizce görevlendirilen ...'ın atanmasına karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. Ayrıca 6102 sayılı TTK'nun 630/2.maddesine istinaden açılan limited şirket müdürünün haklı sebeplerin varlığı sebebi ile azli istemine ilişkin davada husumetin azli istenen müdüre yönetilmesi gerekli ve yeterli olup, ayrıca limited ortaklığın dava edilmesi zorunlu olmadığından, birleşen davada davalı şirket hakkında açılan davanın pasif husumet nedeni ile reddine" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın gerekçesinin yalnızca hatalı bilirkişi raporuna dayandırıldığını, bilirkişilerin, iki kez ek süre verilmesine rağmen tam 9 ay sonra ancak raporu tanzim edebildiklerini, bilirkişilerin görevlerini zamanında ifa etmemesinin yargılamayı sürüncemede bıraktığını,bilirkişilerin yalnızca vergi beyannamesi incelemesi yaparak müvekkili üzerine atılı iddiaların doğru olduğuna kanaat getirdiklerini, bilirkişi heyetinin hiçbir şekilde defter ve belge incelemesi yapmadan müvekkilinin alacak hakkının hukuka uygun olmadığına kanaat getirdiğini, bilirkişi raporu usulüne uygun şekilde hazırlanmadığından ötürü mahkemece hükme esas alınmasının kabul edilemeyeceğini, yerel mahkemenin objektif unsurları göz önünde bulundurarak inceleme yürütmesi ve özen yükümlülüğüne aykırılığın ağırlığı, derecesi, niteliği ve ortaklar ile ortaklık nezdinde oluşan zararı incelemesi gerekirken yalnızca hatalı bilirkişi raporuna dayalı olarak karar vermesinin hatalı olduğunu, yerel mahkemenin "müvekkilinin, şirket çıkarlarına aykırı davrandığı sonucuna hangi gerekçelerle ulaştığı ve şirket bir zarara uğramışsa dahi bu zararın somut değeri ne orandadır" gibi göz ardı edilemeyecek önemdeki incelemeleri dahi yapmaktan imtina ettiğini, şirket defterleri müvekkilinde olmadığından ötürü bu defterler mahkemeye sunulamadığını ancak u delilleri sunması gereken tarafın davacı taraf olduğunu,Av. ... tarafından yapılan ödemelerin tüm ortaklara yapıldığı tespit edildiğini, dolayısıyla sanki müvekkil tüm tahsil edilen tutarı kendi uhdesine geçirmiş gibi bir algı yaratılmasını anlamanın mümkün olmadığını, Savcılık raporunda ve İstanbul Anadolu 4.Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/1259 Esas sayılı dosyasından tespit edildiği üzere müvekkiline yapılan para aktarımı yahut müvekkilin şirketten aldığı paraların hesabı muhasebe kayıtlarıyla sabit olduğunu, bu aktarımların hepsinin kaynağının belli olduğunu, somut olayda yöneticinin azli için haklı sebeplerin oluşmadığını, mahkemenin haksız ve mesnetsiz kararının istinaf incelemesiyle kaldırılması gerektiğini, davacı taraf iddialarını ispat etmekle yükümlü olmasına rağmen hiçbir somut belge sunmadığını, mahkemenin soyut gerekçelerle hüküm kurduğunu, müvekkili ...’nın hesabına şirket ödemelerinin yapıldığı iddia edilmişse de bu ödemelerin tüm ortaklara yapılan rutin ödemeler olduğunu, bu hususun muhasebe kayıtlarıyla da sabit olduğunu, nitekim müvekkilinin kendi hesabına gelen şirket ödemelerini yine şirket hesabına aktardığını, müvekkili kendi hesabına gelen ödemeleri şirket hesabına aktarmakla yetinmeyip, şirketin vergi ve SGK borçlarını dahi kendi ödemek zorunda kaldığını, gerekçe olarak müvekkilinin uzun zamandır genel kurul için çağrıda bulunmadığı söylenmişse de bu husus hakkında hiçbir değerlendirme yapılmadığını, hangi aralıklarda genel kurulun toplanması gerektiği yahut ne zamandır kurulun toplanmadığının belirlenmediğini, asla kabul anlamına gelmemekle beraber bir an için davacının iddialarının haklı sebebe dayandığı kabul edilse dahi somut bir zararın oluştuğu ispatlanamadığından yine de iddiaların reddi gerektiğini, açıklanan nedenlerle İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/673 Esas - 2023/710 Karar Sayılı kararına karşı istinaf başvurularının esastan kabulü ile kararın kaldırılmasına ve yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE: Asıl dava, şirket alacaklarının tahsili için dava açılması ve takibi için davalı şirkete kayyım atanması; birleşen dava davalı ...'nın müdürlükten azli istemine ilişkindir. Eldeki davada ilk derece mahkemesince 15.12.2021 tarihli duruşmada birleşen dava dosyasında davacı ve davalılar aynı zamanda müşterek imza yetkilisi olup, şirketin davada temsili mümkün olmadığından davalı şirketi temsil etmek üzere temsil kayyımı olarak resen Av. ...'ın atanmasına, 21.12.2021 tarihli ara karar ile temsil kayyımı olarak atanan ...'a ihtiyati tedbiren davalı şirket adına dava açma ve takip etme ve bu işlemler için yapılması gerekli diğer usuli işlemleri yapma yetkisi tanınmasına karar verilmiştir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda asıl davanın kabulü ile ortaklar kurulu kararı ile yeni müdür seçimi yapılana kadar olmak kaydıyla kararın kesinleşmesinden itibaren şirket yönetimine kayyım olarak daha önce mahkemece görevlendirilen ...'ın atanmasına, birleşen davada davalı şirket yönünden açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddine, davalı ... yönünden açılan davanın kabulüne, ... Ltd. Şti.'nin müdürü olan davalının yöneticilik görevinden azline karar verilmiş, davalı ... vekilince yöneticilik görevinden azil kararına karşı istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık, davalı şirket müdürünün azline ilişkin haklı sebeplerin oluşup oluşmadığı noktasındadır. Dosya kapsamına göre davalı ... Ltd. Şti.'nin ortakları davacılar ve davalı ... olup, 04.02.2011 tarih ve 2011/01 karar sayılı ortaklar kurulu kararıyla şirket müdürlüğüne, aksi kararlaştırılıncaya kadar, şirket ortaklarından ..., ... ve ...'nın seçildiği, şirketin temsil, ilzam ve idaresinde ...’nın imzası yanında diğer müdürler ... veya ...’nin herhangi birinin atacakları müşterek imza ile şirketi her hususta temsil ve ilzam hususunda yetki verildiği, davalı şirket adına davalı ... ve davacı ... tarafından davalı ...’nın eşi olan ...’ya "araç satış yetkisi, bankalara ilişkin genel yetki, ihalelere girme ve istihkak alım yetkisi, muhasebeci e-bildirge, e-beyanname yetkisi" gibi hususlarda Kartal 3.Noterliği’nin 15.02.2011 tarih ve ... yevmiye numaralı vekaletnamesi ile yetki verildiği anlaşılmaktadır. Somut uyuşmazlıkta davacı tarafça davalı şirket müdürünün azline dayanak olarak ileri sürülen sebepler, şirket hesaplarında bulunan 2.400,000 TL'nin şirket muhasebecisi tarafından şahsi hesaplarına geçirildiğinin öğrenilmesi üzerine Kadıköy 7. Noterliği'nde 23.02.2011 tarihinde 2.400.000 TL üzerinden düzenlenen ibranamede imzası bulunanların huzurunda 1.000.000 TLlik kısmın elden davalının eşi ...'ya verilmesi ve bu paranın şirket ortağı ...'nın şahsi hesabına yatırılarak sonrasında aynı paranın şirket hesaplarına borç olarak gönderilmesi; davalı şirketin imza yetkisi değişmesine rağmen eski imza sirküleri bankalara ibraz edilerek ve ortaklar ... ve ...'nin imza kaşeleri kullanılmak suretiyle şirket hesaplarından bir kısım paranın davalının şahsi hesabına geçirilmesi; ..., ... Bank, ... Bank, ... Bankası ve ...'tan şirket işlerinde kullanılmak üzere davalı şirket adına çekilen ve davacının da kefil olduğu nakdi kredilerin davalının şahsi hesaplarına aktarılarak şirketin sürekli borçlandırılması; İstanbul (Kapatılan) 25. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/449 Esas 2014/33 Karar sayılıyla ilamıyla davalı şirket lehine hükmedilen alacağın şirket hesaplarına aktarıldıktan sonra 4.710.000 TL'sinin şirketle hiçbir ilgisi ve hiçbir alacağı olmayan, ...'nın yanında çalıştırdığı ...'ın ev hanımı olan eşi ... hesabına aktarılması; vergiler ve sigortaların ödenmeyerek davalı şirketin zarara uğraması; 05.03.2015 tarihinden bu yana herhangi bir ortaklar kurulu toplantısı yapılmaması; davalı şirket tarafından muhtelif şirketlere karşı 15.05.2008 tarihli 5763 Sayılı yasa ile yasanın 24. Maddesi değişik 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu 81/1-1 bendine ilave edilen ve 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren düzenlemeye istinaden açılan davalarda, şirketi temsil ve ilzam için vekaletname verilen davalının eşi ... tarafından davaların takip edilmemesi ve dosyaları takip eden avukata şirket kayıtları ve ilgili belgelerin verilmemesi; gider avansı ödenmemesi nedeniyle davaların açılmamış sayılmasına karar verilmesi ve söz konusu davaların yeniden açılması için gerekli ... ve işlemlerin yapılması konusunda herhangi bir girişimde bulunulmaması şeklinde sıralanmıştır.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 625. ve 626. maddelerine göre, müdürler görevlerini tüm özeni göstererek yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini dürüstlük kuralı çerçevesinde gözetmekle yükümlüdürler. Müdürler, kanunların ve şirket sözleşmesinin genel kurula görev ve yetki vermediği bütün konularda görevli ve yetkilidirler. Kural olarak şirketler genel kurul tarafından seçilen yöneticileri tarafından temsil ve ilzam edilmesi gerekir. Şirket yönetiminin genel kurulca seçilmiş yöneticilerle yapılması, zorunluluk olmadıkça şirket yönetimine müdahale edilmemesi esastır. TTK'nın 630/2. maddesi uyarınca her ortak, haklı nedenlerin varlığı halinde limited şirket yöneticilerinin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını mahkemeden talep edebilirler. Anılan maddenin sonraki fıkrasında ise; yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesinin veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesinin haklı sebep olarak kabul olunacağı düzenlenmiştir. Bu durumda, davacının, şirket müdürünün azli veya temsil yetkisinin sınırlandırılmasını gerektiren haklı sebeplerin varlığını ispat etmesi gerekir. Haklı sebeplerin varlığının iddia ve ispat edilmesi halinde, mahkemece müdürün yetkisinin sınırlandırılması veya tamamen kaldırılması mümkündür. Haklı sebep, kanunda tanımlanmamıştır. Somut olayın özelliğine göre hakim haklı sebebin varlığını takdir edecektir. Haklı sebep, genel olarak limited şirketin idare ve temsil yetkisinin kullanılmasında basiretsizlik, ağır ihmal ve benzeri haller olarak sayılabilecektir. Bu nedenle davacı tarafça, öncelikle azli veya temsil yetkisinin sınırlandırılmasını gerektiren haklı sebeplerin varlığı ispat edilmek zorundadır. Haklı sebep, müdürünün şahsında ortaya çıkmakla birlikte haklı sebebin oluşmasında müdürün kusuru aranmaz (Prof.Dr. Ersin Çamoğlu, Limited Ortaklıklar Hukukunun Temel İlkeleri, s.178) Diğer bir deyişle TTK 630/2-3. maddesi kapsamında açılan azil davalarında davalı müdür haklı sebebin ortaya çıkmasında kendi kusuru bulunmadığını ileri sürse dahi mahkeme vasıtasıyla azilden ya da yetkilerinin sınırlandırılmasından kurtulamaz (Prof.Dr. Oruç Hami Şener, Limited Ortaklıklara İlişkin Emsal Yargıtay Kararlarının Değerlendirilmesi, s. 449) Yargıtay 11 Hukuk Dairesinin 17.04.2019 tarih 22018/ 365 esas 2019/3074 karar sayılı kararında şirket kayıtların usulüne uygun tutulmasının, kayıtların düzenli olmamasının, şirketin herhangi bir mal ve hizmet almaksızın karşılıksız borçlandırılmış olmasının, şirket paralarının davalı müdüre ait hesaptan işlem görmesinin, şirketin içinin boşaltılmasının özen yükümlülüğüne aykırılık nedeni ile azil için haklı neden teşkil edeceği açıklanmıştır.Dosya kapsamına sunulan ticaret sicil kayıtlarından 05.03.2015 tarihinden itibaren davalı şirketin genel kurul toplantılarının yapılmadığı anlaşılmakta olup, davacılar tarafından davalı ... ve eşi hakkında tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında dolandırıcılık, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçuna ilişkin yapılan şikayet üzerine İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/14152 soruşturma numaralı dosyasında yapılan inceleme sonucunda takipsizlik kararı verildiği, yine davacılar tarafından davalı ... ve eşi hakkında şirket ortaklarının vermiş olduğu vekaletnamenin azli istemiyle açılan İstanbul Anadolu 4 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/1259 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sonunda davalı ...'ya karşı açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, vekâlet verenin şirket tüzel kişiliği olması sebebiyle davalı ...'ya karşı açılan davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verildiği, kararın temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiği görülmektedir.Eldeki uyuşmazlıkta davalı şirkete ait ticari defterlerin sunulmaması nedeniyle vergi beyannameleri ile BA-BS formları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmış ve davalı şirketin 2021 yılında mali tablolarda yer alan 2016 yılından devir gelen 1.874.285,25 TL vadesi geçmiş ertelenmiş veya taksitlendirilmiş borcu bulunduğu, bu borcun SGK/vergi borcu olabileceği, beyannamelerin ekinde sunulmuş olan mali tablolarda şüpheli alacaklar hesabında 2016-2017-2018-2019-2020-2021 yıllarına ilişkin yer alan tutarların tahsil kabiliyeti kalmayan veya hukuki süreci başlatılmış olan alacaklar olduğu, tutarların aynı şekilde yıllarca devam ettiği , alacağın kaynağının Kurumlar Vergisi Beyannamesinde tespiti mümkün olmayıp, ticari defter kayıtları üzerinde inceleme yapılması gerektiği, bu yıllara ilişkin BA-BS formlarının boş olarak tahakkuk ettirildiği, davalı şirketin teknik iflasta olmadığı tespit edilmiştir. Soruşturma dosyasında ve vekaletnamenin azli davasında alınan bilirkişi raporlarının değerlendirildiği ek bilirkişi raporunda da davalı ...'nın şirketten olan alacak hakkına ilişkin hususların tespit edilemediği, bu nedenle soruşturma dosyasından alınan rapordaki kanaatten farklı yönde görüş oluştuğu belirtilmiştir. Somut olayda ispat yükü davacılar üzerinde olup, davacı taraf, davalı şirket müdürünün azlini gerektiren haklı sebeplerin varlığını usulüne uygun delillerle ispatlamakla yükümlüdür. Bu kapsamda davacı tarafça bilirkişi incelemesine ve İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/1259 Esas sayılı dosyasına sunulan bilirkişi raporuna dayanılmış olup, mahkemece şirket defter ve kayıtlarının incelenmesi amacıyla oluşturulan ara karara rağmen davalı şirket defterleri dosyaya sunulmamıştır. Şirkete ait ticari defter ve kayıtların tutulması ve saklama yükümlülüğü limited şirketlerde müdürlere ait olup, şirket defterlerini ibraz konusunda davacıların yanısıra davalı şirketin müdürlerinden olan davalının da yükümlülüğü bulunmakta olup, bu durumda mahkemece vergi beyannameleri ile İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/1259 Esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporları celp edilerek davalı müdürün azlini gerektiren sebepler konusunda değerlendirme yapılmasında usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir. Dosya kapsamına sunulan davalı ... Ltd. Şti. tarafından açılan davalara ilişkin mahkeme kararlarının incelenmesinde; İstanbul Asliye 3. Ticaret Mahkemesi'nin 2016/1001 Esas, 2017/336 Esas; İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/1057 Esas; İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/333 Esas; İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/1025 Esas, İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/1025 Esas; İstanbul 14.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/1001 Esas; İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/1042 Esas; İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/1040 Esas; İstanbul Anadolu 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/341 Esas; İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/1037 Esas; İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/337 Esas; İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/1014 Esas sayılı dava dosyalarında, davaların akip edilmemesi nedeniyle açılmamış sayılmalarına karar verildiği; İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/1000 Esas, İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/337 Esas ve İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/1021 Esas sayılı dava dosyalarında davacı tarafından davanın esas itibarıyla dayandığı belge ve kayıtların sunulmadığı belirtilerek ispatlanmayan davanın reddine karar verildiği, bu dosyalarda davalı şirket vekilinin müvekkilinden bilgi, belge ve masraf taleplerinin sonuçsuz kalması nedeni ile vekillik görevini gereği gibi ifa edemediğinden vekillikten çekilme dilekçesi sunduğu görülmüştür. Davalı şirkete ait vergi beyannamelerinde 2016-2021 yıllarına ilişkin olarak şüpheli alacak olarak belirtilen tutarların, tahsil kabiliyeti kalmayan veya hukuki süreci başlatılmış olan alacaklar olduğu yapılan bilirkişi incelemesi ile tespit edildiği gibi davalı şirket tarafından açılan yukarıda dosya numaraları yazılı davalarda hukuki süreçlerin takip edilemediği hatta bu nedenle mahkemece temsil kayyımı olarak atanan kayyıma ihtiyati tedbiren davalı şirket adına dava açma ve takip etme ve bu işlemler için yapılması gerekli diğer usuli işlemleri yapma yetkisi tanınmasına karar verildiği gözetildiğinde davacılardan biriyle birlikte davalı şirketi temsil ve ilzam hususunda yetkili kılınan davalının, özen yükümlülüğüne aykırı davrandığının kabulü gerekir. Diğer yandan İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/1259 Esas sayılı dosyasına sunulan bilirkişi raporunda, davalı şirketin banka hesabındaki bir miktar paranın, davalının eşinin vekaleti bulunduğu dava dışı bir başka şahsın hesabına aktarıldığı tespit edilmiştir. Bu paranın hesaba aktarılma sebebi ve dayanakları konusunda davalı tarafça somut bir delil sunulmamış olmakla izahı yapılamayan para transferleri nedeniyle davalının özen ve bağlılık yükümlülüğü ihlal ettiğinin kabulü gerekir. Soruşturma dosyasında alınan ve takipsizlik kararına dayanak teşkil eden bilirkişi raporunda, davalı ...'nın yanı sıra diğer şirket ortakları olan davacılara da ödeme yapıldığı belirtilmiş ise de anılan raporda, davalı şirkete ait banka hesabından dava dışı ...'a ait banka hesabına yapılan havaleler hakkında yapılan bir tespitin bulunmadığı gözetildiğinde mahkemece İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/1259 Esas sayılı dosyasına sunulan bilirkişi raporundaki tespitler değerlendirilmek suretiyle davalının müdürlük görevinden azlini gerektirir haklı somut sebeplerin bulunduğunun kabulü yerinde olmuştur. TTK 625. ve 626.maddelerine göre müdür, görevini tüm özeni göstererek yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini dürüstlük kuralı çerçevesinde gözetmekle yükümlü olup, somut olayda davalının müdürlük görevini dürüstlük kuralı çerçevesinde gereken özeni göstererek yerine getirmediği, dolayısıyla azil için haklı sebeplerin bulunduğu anlaşılmakla mahkemece davalı ... Ltd. Şti.'nin müdürü olan davalı ... ...'nın yöneticilik görevinden azline karar verilmesinde isabetsizlik yoktur. HMK'nın 282. maddesi uyarınca hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer deliller ile birlikte serbestçe değerlendirecek olup, bilirkişi raporları takdiri delil niteliğinde olduğundan hukuki değerlendirmenin mahkeme tarafından yapıldığı gözetildiğinde ilk derece mahkemesince verilen karar yerinde olup, davalının tüm istinaf sebeplerinin reddi gerekmiştir.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı ... vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 20/01/2026