Hukuk Genel Kurulu 2009/4-362 E., 2009/400 K. Hukuk Genel Kurulu 2009/4-362 E., 2009/400 K. - HABERLEŞME HÜRRİYETİNİN GİZLİLİĞİ - TAZMİNAT DAVASI- 5271 S. CEZA MUHAKEMESİ KANUNU [ Madde 170 ] - 818 S. BORÇLAR KANUNU [ Madde 41 ] - 1086 S. HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU(MÜLGA) [ Madde 573 ] - 1412 S. CEZA MUHAKEMELERİ USULÜ KANUNU (MÜLGA) [ Madde 137 ] - 2802 S. HAKİMLER VE SAVCILAR KANUNU [ Madde 5 ] "" Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan incelemesi sonucunda ilk …
Hukuk Genel Kurulu 2009/4-362 E., 2009/400 K. **Hukuk Genel Kurulu 2009/4-362 E., 2009/400 K.** **- HABERLEŞME HÜRRİYETİNİN GİZLİLİĞİ - TAZMİNAT DAVASI**- 5271 S. CEZA MUHAKEMESİ KANUNU [ Madde 170 ] - 818 S. BORÇLAR KANUNU [ Madde 41 ] - 1086 S. HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU(MÜLGA) [ Madde 573 ] - 1412 S. CEZA MUHAKEMELERİ USULÜ KANUNU (MÜLGA) [ Madde 137 ] - 2802 S. HAKİMLER VE SAVCILAR KANUNU [ Madde 5 ] **"İçtihat Metni"** Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan incelemesi sonucunda ilk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 4.Hukuk Dairesince ; "Davacı vekili 14.10.2008 havale tarihli dava dilekçesinde; davalıların kamuoyunda Ergenekon davası olarak bilinen davanın hazırlık soruşturmasını yapan ve iddianamesini yazan Cumhuriyet Savcıları, davacının ise davanın sanıklarından B… ….. G… ……'ın nişanlısı olduğunu, davacı hakkında dinleme karan alındığını, sohbet niteliğindeki davacının yakınları ve nişanlısı ile olan telefon konuşmalarının tutanakla belirlenerek iddianamenin ekinde yer alması nedeniyle bir kısım medyada ve internet sitelerinde yayınlanmasından dolayı davalıların büyük bir kusur, ihmal ve dikkatsizliklerinin bulunduğunu, CMUK'nın 137.maddesine göre soruşturma sonunda koğuşturmaya yer olmadığı veya delil niteliği taşımadığı görüldüğünde bu zabıtların imha edileceğini, özel sohbet niteliğinde olan suç ve delil niteliği taşımayan tutanağın üst tarafında açık kimliğinin bulunduğunu bu konuşmaların imha edilmemesi nedeniyle davacı hakkında kamuoyunda ve yakın çevresinde yanlış ve asılsız intibaların oluşmasına sebebiyet verdiğini ileri sürerek Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesince koruma altına alınan özel yaşam ve haberleşme hürriyetinin gizliliği hakkının ihlal edilmesi nedeniyle manevi tazminat isteminde bulunmuştur. Davalılar ise verdikleri ayrı ayrı dilekçelerle, iddiaların yaptıkları görev ve yargı faaliyetine ilişkin olduğunu, her türlü delilin soruşturmada kullanılabileceğini, davacının isminin "x şahıs" olarak belirtildiğini, davacı hakkında isnat ve suçlamalarda bulunulmadığını, belirterek HUMK'na dayalı tazminat şartları bulunmadığından davanın reddini istemişlerdir. Davacının iddiası itibariyle zararlandırıcı eylemin BK'nun 41.maddesinde ifadesinde bulan haksız eyleme dayandığı anlaşılmaktadır. HUMK'nun 573 ve devamı maddesinde ifadesini bulan "hakimlerin hukuki sorumluluğu" kapsamı içinde kabul edilse dahi davalıların Cumhuriyet Savcısı olmaları itibariyle Cumhuriyet Savcılarının faaliyetlerinin yargısal değil idari nitelik taşımasına göre bu davada HUMK'nun 573. ve devamı maddelerinin uygulanması olanaklı değildir. Somut olayda davacı, zararını hizmet kusurundan değil davalıların özensiz davranışlarından kaynaklandığını açıklayarak davasını kişisel kusura dayandırmış olmakla; davalıların BK'nun 41.maddesi uyarınca kusurlu olup olmadığının genel hükümlere göre incelenerek karar verilmesi için yetkili ve görevli Adliye Mahkemelerinde sonuçlandırılması gerekmektedir.