T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2024/722 - Karar No:2026/396 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/722 KARAR NO : 2026/396 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA BATI 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 07/02/2024 NUMARASI : 2022/469 E-2024/102 K ASIL DAVA KONUSU : Tapu İptali ve Tescil, Alacak (Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARŞI DAVA KONUSU : Alacak…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2024/722 - Karar No:2026/396 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/722 KARAR NO : 2026/396 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA BATI 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 07/02/2024 NUMARASI : 2022/469 E-2024/102 K ASIL DAVA KONUSU : Tapu İptali ve Tescil, Alacak (Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARŞI DAVA KONUSU : Alacak (Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 09/04/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 09/04/2026 Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan asıl ve karşı davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili: Taraflar arasında Ankara 3.Noterliğinin 24/12/2015 tarih ve ... yevmiye nolu düzenleme şeklinde arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin yapıldığını, ancak davalının sözleşmeye aykırı hareket ettiğini, müvekkilinin sözleşme ile yapmayı üstlendiği taşınmaz üzerinde, daha önceden başlanmış ve yarım bırakılmış inşaat olduğu için ve daha önce ki müteahhitler tarafından ...(...)’den başka kişilere bağımsız bölüm satışı yapıldığı ve tapuları da verildiği için hem villaların ve hem de ...’nin projelerinin onaylanması ve inşaat ruhsatının alınması için tüm maliklerin (kooperatifin ve/veya daha önceki müteahhitlerden dükkan/işyeri satın alan kişilerin) vekaletnameleri ve muvafakatnameleri gerektiğini, tüm maliklerin vekaletnameleri ve muvafakatnameleri olmadan projelerin onaylanıp inşaat ruhsatı alınamadığını, davalı kooperatif yönetiminin, sözleşme gereği ... ve villalara ait ruhsatın alınması için vermesi gereken vekaletnameleri ve muvafakatnameleri ruhsatların alınması zamanında vermediğini, hatta vekaletname ve muvafakatnamelerin alınmasına engel olduğunu, davalı kooperatifin işlerini yaptırdığı firmalar arasında yaşamış olduğu hukuki ve fiili ihtilaflardan dolayı vekaletnameler ve muvafakatnamelerin alınamadığını, yine müvekkilinin A ve B bloklarda sözleşme gereği yapması gereken tüm imalat ve işleri yapmasına rağmen % 50 aşamaya gelindiğinde verilmesi gereken 1 adet villayı ve A ve B konut bloklarının tamamlanarak % 100 aşamasına gelindiğinde vermesi gereken bir (1) adet villayı veya bunlara karşılık gelen ...’den dükkan tapusunu (165x2=330m2 dükkan tapusunu) dahi vermediğini ve temerrüde düşenin yine davalı kooperatif olduğunu, A ve B bloklarda yapılacak imalatlarla ilgili davalı kooperatif tarafından müvekkiline teslim edilmesi gereken projelerin fiili olarak teslim edilmediğini, müvekkilinden C ve D bloklar için çizilen projeler baz alınarak imalatların yapılmasının istenildiğini, müvekkilinin de C ve D bloklar için çizilen projeler baz alarak imalatlarını tamamladığını, sonrasında ise yapılan imalatlar projeye uygun yapılmamış gibi bahaneler üretilmiş ve ..., ... gibi kurumlarla yaşanan sıkıntıların müvekkiline yüklenmeye çalışıldığını, müvekkilinin sözleşme gereği ... ve villa inşaatlarını yapmak istediğini, ancak davalı kooperatifin bilinçli olarak sözleşmenin ifasını engellediğini, yine bu meyanda davalı taraf ... için kurulmuş olan kat irtifakının iptali için Ankara Batı 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/354 E sayılı dosyası ile dava açtığını, açılan söz konusu davanın reddedildiğini, söz konusu davada verilen kararda müvekkilinin davalı kooperatifle yapmış olduğu sözleşmenin devam ettiğinin açıkça belirtildiğini, tüm bu sebeplerle taraflar arasında yapılmış olan sözleşmenin müvekkil firma tarafından aynen ifasına karar verilmesini talep etme ve sözleşme gereği müvekkiline verilecek olan taşınmazların tapularının iptal edilerek müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmek gerektiğini önceki müteahhit (...Adi Ortaklığı) tarafından yapılan imalat ve işlerin tespiti için davalı kooperatif tarafından Ankara Batı 2.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/10 D.iş dosyası üzerinden rapor alındığı, A ve B bloklar için söz konusu bu tespit dosyası raporunda tespit edilen işlerin haricinde kalan imalat ve işlerin tamamının müvekkili tarafından yapılıp tamamlandığını, müvekkilinin Ankara 61. Noterliğinin 11.10.2016 tarih ve ... yevmiye sayısı ile davalı kooperatife çekmiş olduğu ihtarname ile davalının sözleşme gereği üzerine düşen edimleri yerine getirmediği ve aynı zamanda A ve B bloklarda yapmış olduğu imalatların bedelinin ödenmesinin ihtar edildiğini, ancak bu ihtara rağmen davalının herhangi bir bedel ödemediğini, davalı tarafından Ankara Battı 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2017/42 D.İş sayılı dosyası üzerinden yaptırılan tespitin kabulünün mümkün olmadığını, tespitin eksik ve tamamen davalının talepleri doğrultusunda yapıldığını, müvekkil tarafından tespite itiraz edildiğini, müvekkilin yapmış olduğu imalat ve işlerin bedellerinin Bayındırlık Fiyatları üzerinden değil, piyasa fiyatları üzerinden hesaplanması gerektiğini belirterek taraflar arasında yapılmış olan Ankara 3. Noterliğinin 24.12.2015 tarih ve ... yevmiye nolu düzenleme şeklinde arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin ifasına, sözleşme gereği müvekkiline verilecek olan ...Parselde kain taşınmazda (...) bulunan 1.kat 10 nolu dükkanın, alt zemin kat 01 nolu mağazanın, zemin kat 11 nolu mağazanın, alt zemin kat (02,03,04,05,06,07,08,09,12,13,14 ve 15 nolu) tapulu dükkanların ve aynı ada parselde 12 adet villa tapularının iptal edilerek müvekkili adına tesciline, müvekkilinin A ve B bloklarda yapmış olduğu imalat ve işlerin karşılığı olarak öncelikle sözleşme gereği müvekkiline verilmesi gereken 2 villaya karşılık gelen ...’den 330 m2 dükkan tapusunun iptal edilerek müvekkili adına tesciline, mümkün olmadığı taktirde yapmış olduğu imalat ve işlerin karşılığı olarak (yapılan işlerin bedeli, KDV’si ve müteahhitlik karı olarak) fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 300.000,00 TL’nin davalıya gönderilen ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizleri ile birlikte davalı kooperatiften tahsiline, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla kira bedeli olarak şimdilik 10.000,00 TL’nin davalıya gönderilen ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizleri ile birlikte davalı kooperatiften tahsiline, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkilinin zararlarına karşılık şimdilik 10.000,00 TL’nin işleyecek ticari temerrüt faizleri ile birlikte davalı kooperatiften tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı- karşı davacı vekili:Davacının iddialarının yerinde olmadığını, Ankara Batı Sulh Hukuk Mahkemesince yapılan Teknik Tespit bilirkişi raporunda görüleceği üzere 11 katlı A ve B Bloğun tüm beton imalatları, tuğla örümü, dış iç sıvaları, çatıları, (A Blok dış sıva, mantolama, boya dâhil) pek çok iş ve imalat bitmiş vaziyette kendisine teslim edildiğini, ayrıca teslim edilen A ve B Blokların ... Belediyesi İmar Müdürlüğü onaylı inşaat ruhsatları bulunduğunu, A ve B Blokların ilk inşaat ruhsat tarihinin 9.5.2005 gününe dayandığını, A ve B Bloklara ilişkin sözleşme tarihinde güncel olanlarla beraber eski inşaat ruhsatlarının ekte sunulduğunu, inşaat ruhsatında görüleceği üzere A ve B Bloklara ilişkin tüm projelerin olduğunu ve yükleniciye teslim edildiğini, inşaat ruhsatı olmayan yapıda çalışma yapılmasının mümkün olmadığını, bu kapsamda A ve B blokların inşaat ruhsatlarının bulunması projelerinin de olduğuna yasal karine olduğunu, projeleri olmayan yapının belediye imar müdürlüğünce inşaat ruhsatına bağlanmasının yasal olarak mümkün olmadığını, gönderilen ihtarnamelerle süre uzatımları verilmesine rağmen davacının edimini yine yerine getirmediğini, bu defa 2016 yılı Genel Kurulunda karar almış ve söz konusu karar gereğince yüklenicinin A ve B Bloklardaki imalatları 30/05/2017 tarihine kadar tamamlaması ve iskana hazır hale getirmesi şartıyla sözleşmede öngörülen arsa rayiç bedeli kadar cezai şartın ödenmesinden muaf tutulmasını ve 1.10.2016-1.4.2017 tarihleri arası 6 aylık dönem için ek kira alacak davası açılmamasına hükmedildiğini, bu genel kurul kararının 13.5.2017 günü yükleniciye tebliğ edildiğini, ancak yüklenici edimini yine yerine getirmediğini, daha sonra, kalan işleri yapmayacağını sözlü olarak belirten ve şantiyeyi terk eden davacıya, davalı kooperatifçe, yaptığı işlerin karşılığında hakkediş olarak AVM dükkanlarından, davacının talebinden 5 m2 fazla olarak toplam 170 m2 tapu devri yapılmış, sonrasında da davacının "..geri kalan işleri bitiremeyeceğini, AVM için muvafakat alamadığını, villa için de ruhsat alamadığını yazılı olarak belirtmiş ve işleri bıraktığını belirterek, nihai hesaplaşma için kooperatifle birlikte hareket ederek, Ankara Batı Sulh Hukuk Mahkemesi'ne tasfiye hakkedişinin tespiti için müracaatta bulunmayı..." kabul etmiş olduğunu, Ankara Batı 3. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2017/42 D.İş sayılı dosyasında taraflar birlikte bilirkişi tespiti yaptırdığını, söz konusu mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesiyle verilen raporda; davalının yapmış olduğu ve yapamadığı işlerin karşılaştırmasının sözleşme kapsamında yapılmış ve davalının 2017 yılı birim fiyatlarıyla alabileceği meblağın tespit edildiğini, bununla beraber A ve B Bloklarda yaptığı iş ve imalatlar karşılığı yükleniciye devredilmiş olan 170 m2 arsa paylı dükkânın 2017 yılı değerinin karşılıklı mutabakatla Ankara Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Fakültesi Dekanlığına tespit ettirildiğini, davacının yarım bıraktığı A ve B konut bloklarındaki eksik iş ve imalatların, davacının şantiyeden el çekmesi ve sözleşmeyi ifa etmeyeceğini beyan etmesi sonrasında, müvekkili kooperatif tarafından tamamlanmış ve müteahhit alacağından mahsup edilerek ve bloklar iskana hazır hale getirilerek, üyelerin ikametine sunulmuş olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin; gerek sözleşme hükümleriyle kendiliğinden münfesih hale geldiğini, gerekse de müvekkili kooperatifin gönderdiği haklı feshe dair ihtarname ve en önemlisi de karşılıklı mutabakat çerçevesinde sona ermiş olduğunu, Ankara 3. Noterliğince onaylanan .../24.12.2015 tarihli sözleşmenin 9’uncu maddesi birinci fıkrası “sözleşme yükümlülük ve sorumluluklarını ihlal eden yüklenici A ve B Bloklardaki daire başına (88 daire) 750 TL/aylık kira ödemekle yükümlüdür. Ceza ödemesi 5 ayı aşamaz. Aştığı takdirde sözleşme fesh edilmiş sayılır.” hükmü bulunduğundan, yüklenici aylık 750 TL’den 88 daire için toplam 5 aylık 330.000,00 TL kira bedelini ödemesi gerektiğini, yüklenicinin bunu nakit olarak ödemeyip yazılı talebi ve rızası üzerine bu meblağın hakkediş tutarından mahsup edilmesi nedeniyle, müvekkilince kira tutarı 88 daire sahibinin aidatlarına mahsuben daire sahiplerine ödenmiş ve yapılan işlem 06.04.2017 tarihli yazı ile kooperatifçe yükleniciye bildirildiğini, nitekim sözleşme gereği ve karşılıklı mutabakat üzerine Bilirkişi Heyetince hazırlanan hakkediş raporunda, 330.000,00 TL tutarlı kira kesintisi düşülerek (minha edilerek) hazırlanmış olduğunu, bu itibarla, sözleşmede geçen 5 aylık kira süresi 1 Ekim 2016 günü nihayet bulmuş ve sözleşme bu tarihte kendiliğinden münfesih hale geldiğini, ancak yüklenicinin şantiyeyi terk etmemiş, kooperatif yönetim kurulundan ve kooperatif genel kurulundan aldığı ek sürelerle kooperatifi oyalamış ve üyeler mağdur ettikten sonra, sonunda yapamayacağını bildirerek yarım bırakılan işlerin kooperatifçe tamamlatılmasını talep ettiğini, bunun üzerine, kooperatif 50 adet sözleşme ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı fiyatlarıyla 2 milyon TL tutarlı işleri çok daha uygun bedelle tamamlayarak A ve B bloktaki hak sahiplerine 2017 Aralık ayında dairelerini teslim ettiğini, dolayısıyla A ve B Bloktaki 88 üyeye ilave 12 aylık daha kira ödemesi yapılması gerektiğini, nitekim 2018 yılı Genel Kurulu Kararı gündem mad. 11 gereğince A ve B Bloktaki 88 daire sahibine bu gecikme nedeniyle ilave 12’şer aylık kira bedeli ödenmesine karar verildiğini, bu kapsamda ilave kira bedeli talep etmek gerektiğini, müvekkilinin, konut bloklarında iskân almak için SGK'dan ilişiksizlik belgesi almak zorunda kaldığından, yüklenicinin çalıştırdığı işçilerin işçilik sigorta bedeli olarak 107.276,00TL 'yi ödemiş olduğundan bu meblağın istirdadı, bilirkişi ücreti olarak davalı firma payı olan meblağı, kooperatifin yaptığı fazla ödemenin geri iadesi ve cezai şart için iş bu davayı açmak gerektiğini, her ne kadar sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğinin tespiti amacıyla Ankara 15. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2020/340 esas sayılı dosyasında dava açtıklarını belirterek asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüyle taraflar arasında düzenlenen 24/12/2015 tarihli, Ankara 3. Noterliği'nin 23981 yevmiye numaralı arsa payı karşılığı inşaat hakkı sözleşmesi ileriye dönük olarak sona erdiğinden (münfesih hale geldiğinden) ve yapılan feshin haklı olduğu bu davada da, davanın konusu itibarıyla tespit edileceğinden; fazlaya dair hakları saklı kalarak şimdilik (SGK ve bilirkişi ücretlerinden mütevellit) toplam 123.176,00 TL alacağın ödeme tarihlerinden başlayan faiziyle birlikte davalıdan alınarak müvekkile verilmesine, ... İnş. Ltd. Şti.’nin A ve B bloklara yaptığı giderlerin tespiti için 2017/20 D.İş dosyasında Ankara Batı 3.Sulh Hukuk Mahkemesine açılan tespit davası ile mahkemece iki tarafın yazılı ve sözlü mutabakatı ile atanan inşaat, makine ve elektrik mühendislerinden oluşan 3 kişilik bilirkişi heyetince 2017 Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Birim Fiyatları ile hesaplanan hakediş tutarı: 1.636.984,00 TL olduğundan ve yüklenicinin yaptığı işler karşılığı ... inşaat Ltd. Şti.’ne kooperatifçe devredilen 170 m2 arsa paylı dükkânın ... Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Fakültesi Dekanlığınca (Taşınmaz Geliştirme ve Yönetimi ABD) 2017 yılı değerleme bedeli 1.750.811,78 TL olduğundan; müvekkili kooperatif 113.827,00 TL tutarlı alacaklı olduğu görüldüğünden, fazlaya dair hakları saklı kalarak şimdilik 1.000,00 TL alacağın ödeme tarihlerinden başlayan faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacı müvekkile verilmesine, sözleşmenin 7’inci maddesi ilk fıkrası hükmünce sözleşme şartlarını yerine getirmeyen yüklenicinin arsa sahiplerine arsa rayiç bedeli kadar cezai şart ödemesi gerektiğinden, fazlaya dair hakları saklı kalarak bu kapsamda şimdilik 1.000,00 TL alacağın, fiilen ödenmesi gereken tarihlerinden başlayan faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacı müvekkile verilmesine, yukarıda 7'inci maddede yer verilen ek kira talebi için, fazlaya dair hakları saklı kalarak bu kapsamda şimdilik 1.000,00TL kira alacağının fiilen ödenmesi gereken tarihlerinden başlayan faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesini istemiş, 28.12.2022 tarihli ıslah dilekçesiyle, 1000,00 TL lık cezai şart talebini 649.000,00 TL artırarak 650.000,00 TL olarak ıslah ettiklerini belirtmiş, bu durumda ilk davada 125.176,00TL olan müddeabihin 649.000,00TL arttırılarak 774.176,00TL olarak ıslahına ve davalı firmadan alınarak davacı kooperatife verilmesine, alacaklara, SGK prim ödemesi ve bilirkişi ücretleri yönünden, ödemelerin yapıldığı tarihten, arsa rayiç bedeli için de dava tarihinden itibaren işleyen yasal faizine hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiş, karşı davacı vekili 26.04.2023 tarihli dilekçesiyle bilirkişi ücretlerine ilişkin talebini Ankara Batı 3.SHM’nin 2017/42 Diş sayılı dosyada karşı tarafın payına düşen 10.000,00TL ile ... Üniversitesi taşınmaz değerleme bilirkişi ücretinden yine karşı tarafın payına düşen 5.900,00TL olmak üzere toplam 15.900,00TL’nın karşı davada talep edilen ve karşı davalının payına düşen bilirkişi ücreti miktarı olduğunu, SGK prim borçları için ödedikleri tutarın 107.276,00TL olduğunu açıklamıştır. İlk Derece Mahkemesince: Asıl ve karşı davada talep, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkin olduğu, taraflar arasındaki eser sözleşmesinden kaynaklanan asıl ve karşı davadaki alacakların tespiti açısından farklı bilirkişi kurullarından raporlar alındığı, mahkemeye en son rapor sunan bilirkişi kurulu kök ve ek raporlarına göre;müteahhidin yaptığı imalat bedeli ile tapusu verilen yerlerin bedeline ilişkin TÜİK Eşya Fiyat Endeksi verileri esas alınarak yapılan hesaplama uyarınca davalı/karşı davacının, davacı/karşı davalıya fazladan dava tarihi itibarıyla 184.051,50TL, keşif tarihi itibarıyla 301.945,44TL ödeme yaptığı, bu tutarı talep etme hakkı bulunduğu, davalı/karşı davacının cezai şart talep etme hakkı bulunduğu, cezai şarta konu arsa rayiç bedelinin dava tarihi olan Temmuz 2020 itibariyle 4.500 birim metrekare fiyatı x 34.296 metrekare = 154.332.000,00 TL, keşif tarihi olan Ekim 2021 itibariyle 5.750 birim metrekare fiyatı x 34.296 metrekare = 197.202.000,00TL olduğunun tespit edildiği, bu raporun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğu, zira bu raporun tarafların ortak iradeleri ile belirlediği bilirkişiler tarafından bütün raporlar, tarafların itirazları birlikte değerlendirilerek bilimsel gerçekliğe uygun bir şekilde oluşturulduğu, dolayısıyla, davacı tarafın bu aşamada yeniden bilirkişi rapor alınması yönündeki talebinin reddedildiği, asıl davada davacının alacağının fazladan ödendiği tespit edilen- (dava tarihi itibariyle) 184.051,50TL olduğunun belirlendiği, karşı davada ise; asıl dava davacısının sözleşmeye aykırı olarak hareket ederek villa inşaatına başlanmaması ve AVM inşaatının devam ettirilmemesi nedeniyle karşı dava davacısı kooperatifin alacak hakkı doğduğu, davacı müteahhidin sözleşmeye aykırı davranmadığını kanıtlayamadığı, bu konuda davacı müteahhide ek süreler verildiği, buna rağmen üzerine düşen edimi yerine getirmediği vicdani kanaatine varıldığından karşı davanın kabulüne karar verildiği, hüküm kurulurken karşı davada ıslah edilen miktarın dikkate alındığı ve kalan miktar için karşı dava davacısı kooperatifin fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına karar verildiği gerekçesiyle, asıl davanın kısmen kabulü ile, 184.051,50TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, karşı davanın kabulü ile, toplam 774.176,00TL'nin (126.176,00TL'si için dava tarihinden, 648.000,00TL için ıslah tarihinden) işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, davalı/ karşı davacının fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına karar verilmiştir. Davacı-karşı davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Mahkemece verilen kararın hukuka ve dosya mendericatına uygun olmadığını, denetime elverişli olmayan bilirkişi raporunu dikkate alarak karar verildiğini, keşif yapılarak yeni bir bilirkişi kurulundan rapor alınmasına ilişkin taleplerine rağmen farklı bilirkişi kurulundan rapor alınmadığını, başka bir kuruldan rapor alınmamasına rağmen gerekçeli kararda farklı bilirkişi kurullarından rapor alındığı yönde gerekçe oluşturulduğunu, mahkemenin eksik ve denetime elverişsiz raporları dikkate alarak karar verdiğini, ... ve villa inşaatlarına başlanamamasının müvekkilden değil, bilirkişilerin de vurguladığı gibi davalı/k.davacı kooperatifin vekaletname ve muvafakatnameleri vermediğinden, kendisine ve üye Mine Kanat'a verilen vekaletnamelere istinaden müvekkiline vekaletname ve muvafakatname vermemesinden kaynaklandığını, bilirkişilerin müvekkilinin hakediş alacağını 1.636.984,00 TL üzerinden değerlendirmesinin doğru olmadığını, Ankara Batı 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2017/42D.iş sayılı dosyasının sonuç kısmı dikkate alınarak değerlendirme yapmalarının doğru olmadığını, müvekkilinin hiçbir şekilde işi bırakmadığını, işi tasfiye etmediğini, müvekkilinin hiçbir zaman şantiyeden el çekmek istemediğini, davalı/k.davacı kooperatifin müvekkilinin yapmış olduğu hak edişinin %30 fazlasını müvekkiline ödemekle yükümlü olduğunu, dava açılmadan 2017/42 D.iş dosyası üzerinden alınan raporda müvekkilinin alacağından kiranın düşülmesinin ve bununla birlikte davalı-karşı davacı kooparetif tarafından yapıldığı iddia edilen işlerin bedellerinin müvekkilinin hesaplanan hakedişinden mahsubunun da doğru olmadığını, davalı- karşı davacı kooperatif üyelerinin A ve B blokta oturduklarını, yani A ve B bloktaki işlerin tamamının bitmiş durumda olduğunu, tanıkların müvekkili firmanın işini yapan taşeronlar olduğunu, tanık beyanlarının da davalı/k.davacı kooperatifin çıkarmış olduğu her türlü hukuki ve fiili zorluğa karşı A ve B blokta ki sözleşme gereği yapması gereken işlerin müvekkilince tamamladığını gösterdiğini, ayrıca sundukları hesap cetvelleri ve taşeronlar tarafından yapılan işleri gösteren listeler ve belgelerin hiç değerlendirmeye alınmadığını, müvekkilinin yapmış olduğu işlerin tamamı tespit edilmediği gibi, tespit edilen işler ve bedelleri de eksik olarak tespit edildiğini, müvekkilince yapılan imalat ve işlerin bedellerinin piyasa fiyatları üzerinden hesaplanması gerektiğini, müvekkil firma için 24.06.2016 tarihinden dava tarihi olan 24.07.2020 tarihine kadar kira hesaplaması yapılması gerekirken, hesaplama yapılmamasının doğru olmadığını, müvekkiline fazladan tapu devri yapıldığı, müvekkilinin menfi ve müspet zararı bulunmadığına ilişkin yöndeki tespit, görüş ve kanaatlerine katılmadıklarını, karşı taraf vekaletname ve muvafakatname vermediği için ... ve villa inşaatlarına başlanılamadığını, bundan dolayı da müvekkilinin büyük kar kaybının yani müspet zararının söz konusu olduğunu, karşı taraf lehine cezai şart hesaplanması ve mahkemenin de bu yönde karar vermesinin doğru olmadığını, davalı/karşı davacı tarafın karşı davasındaki taleplerini kabul etmemekle birlikte, davalı/karşı davacı tarafın kendisinin de beyan ettiği gibi kooperatif genel kurulunda cezai şartların uygulanmayacağı yönde kararlar alınmış olup almış olduğu kararlarla cezai şart ve kira bedeli hükümlerinden vazgeçmiş olan davalı/karşı davacı tarafın kira bedeli ve cezai şart bedeli talep etmesi ve bu yönde karar verilmesinin kabul edilemez olduğunu, piyasa rayiç bedeli üzerinden cezai şart hesaplanmasının da mümkün olmadığını, mahkemenin davalı/k.davacı tarafın fazlaya ilişikin haklarının saklı tutulması yönünde vermiş olduğu kararın ve de davalı/karşı davacı tarafın SGK borçlarını ve D.iş dosyası bilirkişi ücreti ve Ankara Üniversitesinden alındığı ileri sürülen değerleme raporu ücretinin müvekkil firmadan talep etmesi doğru olmadığı gibi mahkemenin bu yönde karar vermesinin de doğru olmadığını belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına, yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yapılarak asıl davadaki tüm taleplerinin ve davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı-karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Mahkeme kararında 20.10.2023 tarihli bilirkişi raporuna itibar edildiği ve raporun hükmü kurmaya elverişli olduğu belirtilmiş olmasına ve söz konusu raporda müvekkilinin, davacı- karşı davalı firmaya dava tarihi itibariyle fazladan 184.051,50 TL ödeme yaptığı ve bu meblağı geri talep etmeye hakkı bulunduğu belirtilmesine, keza gerekçeli kararda da bu husus yazılmasına karşın hüküm kısmında sehven davacı- karşı davalı lehine 184.051,50 TL'ye hükmedildiğini, mahkeme hükmünün hatalı olduğunu, infaza elverişli olmadığından kaldırılması gerektiğini, bilirkişi raporlarına yaptıkları itirazlarının ek raporda dikkate alınmayıp, mahkeme kararında da buna değinilmemiş olduğundan, ticari ilişkideki eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini, kararın hüküm kısmında, kooperatifin davalıya yapmış olduğu ödemenin, davacı müteahhidin alacağından fazla olduğu gerçeğinin görmezden gelindiğini, davacı/karşı davalı firmanın, kalan işleri yapmayacağını sözlü olarak belirtip şantiyeyi terk ettikten sonra, kooperatifçe, firmanın yaptığı işlerin karşılığında hakkediş olarak AVM dükkanlarından, firmanın talebinden 5 m2 fazla olarak toplam 170 m2 tapu devri yapıldığını, sonrasında da davacı firmanın, geri kalan işleri bitiremeyeceğini, AVM için muvafakat alamadığını, villa için de ruhsat alamadığını yazılı olarak da belirttiğini ve işleri bıraktığını belirterek, nihai hesaplaşma için kooperatifle birlikte hareket ederek, Ankara Batı Sulh Hukuk Mahkemesi'ne tasfiye hakkedişinin tespiti için müracaatta bulunmayı kabul ettiğini, nitekim Ankara Batı 3. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2017/42 D.İş sayılı dosyasında yaptırılan bilirkişi incelemesinde tarafların birlikte bilirkişi tespiti yaptığını ve bilirkişi ücretini de yarı yarıya yatırmak konusunda anlaştıklarını, söz konusu mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesiyle verilen raporda; firmanın yapmış olduğu ve yapamadığı işlerin karşılaştırmasının sözleşme kapsamında yapıldığını ve firmanın alabileceği meblağın tespit edildiğini, daha sonra firmanın eksik bıraktığı A ve B konut bloklarındaki eksikliklerin, davacının şantiyeden el çekmesi ve sözleşmeyi ifa etmeyeceğini beyan etmesi sonrasında, kooperatif tarafından yapıldığını, sözleşme kapsamında yapılması gereken villalar ile AVM'ye ise, davacı firmaca, yapım için gerekli olan muvafakatler alınamadığı için hiç başlanmadığını, dolayısıyla firmanın bu konuda herhangi bir tapu devri veya kira isteyemeceğinin açık olduğunu, dosyaya sundukları kök rapora ve ek rapora karşı olan beyanlarını ve itirazlarını tekrar ettiklerini, bilirkişi raporunda yazılan ve davacı/karşı davalı müteahhidin kira talep edebileceği yönündeki görüşün afaki bir yaklaşım ve hiçbir mesnedinin olmadığını belirterek, karardaki davacı/k.davalı yönünden verilen kabul kararının; olay ve dosya gerçekliğine, bilirkişi raporuna ve kararın gerekçe kısmına, dolayısıyla usul ve yasaya aykırı olması nedeniyle, işbu haksız ve yersiz hüküm yönünden istinafen yeniden tetkikiyle mahkeme kararının kaldırılmasına ve davacının hiç alacağının bulunmaması nedeniyle, davacı/k.davalı yönünden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Asıl ve karşı dava, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanmış olup,, mahkemece asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Anayasa'nın 141/3. maddesine göre bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Adil yargılanma hakkının sağlanması kapsamında kararların gerekçeli olmasıyla ilgili kamu düzenine ilişkin hükümlere 6100 sayılı HMK’da da yer verilmiştir. HMK 297. maddeye göre hükümde tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri yer almalı ve sonuç kısmında da taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. 6100 Sayılı HMK’nın 298/2. maddede ise “Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.” hükmü mevcuttur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 24.02.2010 tarihli 2010/1-86 Esas ve 2010/108 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; “Yasa'nın anladığı anlamda oluşturulacak hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Zira tarafların bu dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.”( Yargıtay (kapatılan) 15. Hukuk Dairesi' 2019/3473 E-2020/2358 K, 09/09/2020) Somut olayda; mahkemece gerekçe kısmında birçok heyetten rapor alındığı belirtilmiş olmakla birlikte tek heyetten asıl ve üç adet ek rapor alındığı, raporlar kapsamında yükleniciye fazla ödeme yapıldığının tespit edildiği belirtilmiş olup bununla birlikte kurulan hükümde davacı/karşı davalı yüklenicinin bakiye alacağı yönünden asıl davada kısmen kabul kararı verildiği, istinafa konu gerekçedeki açıklamalarla kurulan hükmün çelişik nitelikte olduğu gibi asıl ve karşı davaya ilişkin ayrı ayrı hüküm kurulmakla birlikte karşı davanın kabulüne denildiği halde hükmolunan bedelin " davacıdan alınarak davalıya ödenmesine" şeklinde hüküm kurulmuş olması da çelişki olduğu gibi infazda da tereddüt yaratacak nitelikte bulunduğu anlaşılmıştır. Bu durumda kararın gerekçesi ile hüküm fıkrası arasında çelişki yaratılması nedeniyle diğer yönleri incelenmeksizin mahkeme kararının kaldırılması gerekmiştir. Açıklanan nedenlerle, sair istinaf nedenleri ve esası incelenmeksizin taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a.4 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne, 2-Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/02/2024 gün ve 2022/469 E- 2024/102 K sayılı kararının HMK'nın 353/1-a.4 maddesi gereğince kaldırılmasına, 3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 4-Davacı- karşı davalı tarafından asıl ve karşı dava için ayrı ayrı yatırılan 427,60 TL ve 13.220,99 TL peşin istinaf karar harçlarının istek halinde kendisine iadesine, 5-Davalı- karşı davacı tarafından asıl davaya ilişkin kararın istinafı nedeniyle yatırılan 427,60 TL ve 2.715,54 TL olmak üzere toplam 3.143,14 TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, 6-Taraflarca ödenen istinaf kanun yoluna başvurma harçları ve yaptıkları istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek kararda dikkate alınmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince KESİN olarak 09/04/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ... e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır