T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/91 KARAR NO : 2026/219 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 07/11/2024 NUMARASI : 2022/273 Esas - 2024/810 Karar DAVANIN KONUSU: İflas (Adi Takipten Doğan İtirazın Kaldırılması Ve İflas (İİK 156)) KARAR TARİHİ: 11/02/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi ; GEREĞİ DÜŞÜ…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/91 KARAR NO : 2026/219 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 07/11/2024 NUMARASI : 2022/273 Esas - 2024/810 Karar DAVANIN KONUSU: İflas (Adi Takipten Doğan İtirazın Kaldırılması Ve İflas (İİK 156)) KARAR TARİHİ: 11/02/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi ; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili şirket tarafından davalı şirkete verilen internet reklam hizmetlerine ilişkin olarak düzenlenen: toplam 54.645,21-USD bedelli fatura bedelinin tahsil edilemediğinden davalı aleyhine İstanbul 7. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası üzerinden iflas yoluyla başlatılan takibe 04.03.2022 tarihinde davalı tarafın itirazı neticesinde takibin durduğunu, alacağın halen tahsil edilemediğini belirterek davalı tarafın itirazının kaldırılmasına, neticeten davalı şirketin iflasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili süresi içerisinde cevap dilekçesi sunmamış, yargılama aşamalardaki beyanlarında davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, " ...Bilirkişi raporu gerekçeli, denetlenebilir, dosya içeriğine uygun ve uyuşmazlığı çözmeye yeterli görüldüğünden mahkememizce de benimsenmiş ve hükme esas alınmıştır. Takibin devamına karar verilmesinin ardından icra dairesinden depo kararına esas olmak üzere dosya hesabı yapılması talep edilmiş; icra dairesi tarafından yapılan hesaplama İİK'nun 158. maddesi gereğince davalı şirketler vekillerine ve davalı şirketlere usulüne uygun olarak ayrı ayrı tebliğ edilmiştir. Usulüne uygun tebliğe rağmen verilen 7 günlük süre içerisinde mahkememiz veznesine veya icra veznesine depo bedelinin yatırılmadığı gibi alacaklıya da herhangi bir ödemenin yapılmadığı" gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı şirketin iflasına karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; Davacı taraf sunduğunu iddia ettiği hizmetleri ya sunmadığını ya da eksik ya da kusurlu sunduğunu, davacı şirketin vermiş olduğunu iddia ettiği "internet reklam hizmetlerinin" müvekkil şirketin tespitleri sonucu verilmediği ve bot hesaplar üzerinden müvekkilin aldatıldığı tespit edildiğini, davacı tarafların beyanları doğru kabul edilerek hesap bilirkişisinden ziyade uzman bir bilişimci bilirkişi eşliğinde yapıldığı iddia edilen reklamların bot hesaplar aracılığı ile yapılıp yapılmadığının araştırılması gerektiğini, bu süreçte müvekkilinin de ciddi anlamda zarara uğratıldığını, müvekkilinin içine düşürüldüğü dar boğazdan kaynaklı zaten zor bir süreç yaşarken sayın yerel mahkemenin bu yok sayarak aldırdığı depo kararı hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, İİK 154. vd. maddelerinde düzenlenen iflas yolu ile takibe karşı yapılan itirazın kaldırılması ile borçlu şirketin iflasının istemine ilişkindir.2004 Sayılı İİK nun 154 vd maddelerinde iflas yoluyla takip düzenlenmiştir. Maddede, İflas yolu ile takipte yetkili merciinin, borçlunun muamele merkezinde bulunan icra dairesi olduğu, 154/3.fıkrada ise, borçlu ile alacaklının yetkili icra dairesini yazılı anlaşma ile tayin etmişlerse, o yerin icra dairesinin dahi iflas takibi için yetkili sayılacağı, iflas davaları için yetki sözleşmesinin yapılamayacağı, iflas davasının mutlaka borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yer ticaret mahkemesinde açılacağına yer verilmiştir. Maddedeki iflas davasının açılacağı yetkili yer mahkemesinin yetkisi, mutlak yetki olup, kamu düzenine ilişkindir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 114/1- ç bendinde, yetkinin kesin olduğu hallerde, mahkemenin yetkili bulunması dava şartları arasında sayılmıştır. Yani aynı yasanın 115.maddesinde belirtildiği gibi, mahkemece, davanın her aşamasında ve kendiliğinden araştırılması gerekir. 156/4 fıkrada ise, iflas istemek hakkının ödeme emrinin tebliğ tarihinden bir sene sonra düşeceğine yer verilmiştir. Bu süre hak düşürücü süre olup, mahkemece kendiliğinden gözetilir ve süresinde açılmayan dava reddedilir. Ayrıca, iflas ödeme emri tebliğ edilmeden açılan takipli iflas davası dinlenemeyeceğininden, davanın hak düşürücü süre içerisinde açılıp açılmadığı ve diğer şartlarının re’sen incelenmesi gerekecektir.İİK'nın 158.maddesinde "Alacaklının iflas takibi kesinleştiğinde l66. maddenin ikinci fıkrasındaki usulle ilan edilir. İflas talebinin ilanından itibaren onbeş gün içinde diğer alacaklılar davaya müdahele veya itiraz ederek iflası gerektiren bir hal bulunmadığını ileri sürerek mahkemeden talebin reddini isteyebilirler. Mahkeme, icra dosyasını celbeder ve basit yargılama usulüne göre duruşma yaparak, gerek iflas talebini gerek itiraz ve defileri umumi hükümler dairesinde tetkik ve intac eder. Şu kadar ki, borçlu takibe karşı usulü dairesinde itiraz etmemiş veya itiraz ve defileri varit görülmemişse mahkeme yedi gün içinde faiz ve icra masrafları ile birlikte borcunu ifa veya o miktar meblağın mahkeme veznesine depo edilmesini borçluya veya iflas davasında kendisini temsil etmiş olan vekiline, dava vicahda devam ediyorsa duruşmada, aksi takdirde Tebligat Kanunu hükümleri dairesinde yapılacak tebliğ ile emreder. Borçlu imtina ederse ilk oturumda iflasına karar verilir." düzenlemesi yer almaktadır. Takibe itiraz edildiğinden, mahkemece öncelikle itirazın kaldırılması talebi yönünden genel hükümlere göre alacağın mevcut olup olmadığı, muaccel hale gelip gelmediği hususları incelenerek değerlendirilme yapılması gerekmektedir. Dosya kapsamına göre; davacı tarafından davalı şirket aleyhine İstanbul 7. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile 8 adet faturaya istinaden 54.645,21 USD tutarında alacağın tahsili amacıyla iflas yolu ile adi takip başlatıldığı, takip tarihi itibariyle 1 USD'nin TL karşılığı belirtilerek harca esas değeri gösterildiği, ödeme emrinin 03/03/2022 tarihinde davalı borçlu şirkete tebliğ edildiği, 04/03/2022 tarihinde davalı borçlu şirket vekilince ödeme emrine, tüm borca ve ferilerine itiraz edilmesi üzerine eldeki davanın hak düşürücü süresi içinde, davalı borçlunun sicil adresinin yetki çevresinde bulunan Asliye Ticaret Mahkemesinde açıldığı, İİK'nın 160. maddesi uyarınca davacı tarafından iflas avansı yatırıldığı anlaşılmıştır."İflas davasının açıldığı ticaret mahkemesinde, icra mahkemesindeki gibi sıkı şekil şatlarına tâbi bir yargılama yapılmayıp, HMK’nın genel hükümleri uygulanır. Basit yargılama usulünün uygulanacağı iflas davasında borçlu evvelce ödeme emrine karşı ileri sürdüğü itiraz sebepleri ile bağlı olmaksızın meselâ, takip konusu borcu ödemiş olduğu ya da borcun zamanaşımına uğradığı itirazını cevap dilekçesinde beyan edebilir.İflas davasında alacaklı, alacağını ispat bakımından İİK’nın 68. maddesinde tahdidi olarak sayılmış bulunan belgelerle bağlı değildir. Alacaklı normal bir alacak davasında olduğu gibi alacağın varlığını HMK’ya göre mümkün olan her türlü delil ile ispat edebilir. Mahkemenin yapacağı inceleme sonucunda borçlunun borçlu olmadığı kanısına varılırsa iflas davasının reddine karar verilir. İflas davasının reddi kararı maddi anlamda kesin hüküm teşkil eder ve alacaklı iflas takibi ve davası konusu yapılmış alacak için borçluya karşı yeni bir alacak davası açamaz. Yapılan inceleme sonucunda alacağın mevcut olduğu kabul edilirse borçlunun itirazının kesin olarak kaldırılmasına karar verilir. Bu halde iflas takibi kesinleşeceğinden iflas talebini İİK'nın 166. maddesindeki usule göre ilan edilir. Akabinde davalı borçluya takip konusu borcu ödemesi için İİK'nın 158. maddesine uygun olarak bir depo kararı çıkarılır. Bu depo kararı ile mahkeme, borçluya yedi gün içerisinde faiz ve icra giderleri ile birlikte borcunu ifa etmesini veya o kadar miktarı mahkeme veznesine depo etmesini emreder (m.158, II c. 2). Borçlu yedi günlük depo süresi içerisinde faiz ve giderleri ile birlikte borcu ödemez veya mahkeme veznesine depo etmez ise, mahkemece depo kararından sonraki ilk oturumda borçlunun iflasına karar verilir." ( Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 21/12/2021 tarih 2019/(15)6-574 E., 2021/1710 K. Sayılı ilamı)Taraflar arasındaki ticari ilişkinin tespiti için dayanak faturaların, davalının BA formlarının tarafların dava konusu borç dönemine ilişkin ticari defter ve kayıtların ve davalı tarafça sunulan e-posta yazışmaların incelenerek faturaların tarafların ticari defterlerinde kayıtlı olup olmadığının, davalıya tebliğ edilip edilmediğinin, davalının faturalara itirazının olup olmadığının incelenmesi sureti ile takibe konu faturalar nedeni ile davalının davacıya borcu bulunup bulunmadığının, var ise takip tarihi itibari ile alacak miktarının tespiti için bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup alınan 07.03.2023 tarihli bilirkişi heyeti raporunda özetle; " ...Dosya kapsamındaki mail yazışmalarına göre davacı tarafça davalı adına takibe konu faturaların bildirimlerinin yapılmış olduğu, işbu bildirimlere davalının hiç bir itirazı bulunmadığı, söz konusu yazışmalarda davalı tarafın sürekli olarak borcu daha ileri vadede ödemek için bildirimde bulunduğu, davalının inceleme gününde herhangi bir defter, belge ibraz etmediği, davalı ile ilgili sunulan BA form dökümlerine göre davacının takibe konu ettiği faturaların ikisinin ( 31/01/2021 tarih 11.639,81 USD ve 1.740,08 USD olanlara ilişkin) bildiriminin yapılmış olduğu, davalı tarafın 31.01.2021 tarihi sonrasında taraflar araasında ki mail yazışmalarına karşın söz konusu faturalar ile bağlı olunan vergi dairesine bildirimde bulunmadığının belirlendiği, ancak davalının hem ocak ayı bildirimleri hem de mail yazışmaları ile arada ki ilişkiyi kabul ettiği nazara alındığında davacının takibe konu ettiği 54.645,21 USD tutarındaki brocu ne şekilde ödediğine dair ispat külfetinin olduğunun kabulünün gerektiği ancak davalının davacı şirketten aldığı mal ve/veya hizmetin karşılığını tamamen ödediğini ispat edici mahiyette dosyaya vesaik sunmadığı nazara alı ndığında 24.02.2022 takip tarihi itibari ile davalı taraftan 54.645,21 USD asıl alacaklı olduğunun ispatlandığı, bu itibarla takibin 54.645,21 USD üzerinden devami ile davacı asıl alacağı 54.645,21 USD'nin davacı talebi doğrultusunda 3095 S.K. nun 4489 S.K. nun ile değişik 4/a maddesi gereğince birer yıllık dönemler itibariyle vadeli USD doları ve Euro hesaplarına Devlet Bankalarınca uygulanan en yüksek faiz oranı üzerinden kademeli olarak basit usulde (3095 SK. m.3) temerrüt faizi hesaplamasının yapılabileceği, mahkemenin davacının mail sunmuş olduğu apostil vesaiklerini ve davalının kabulüne ilişkin mail yazışmalarını kabul etmemesi durumunda ise davacının 24.02.2022 takip tarihi itibari ile davacının asıl alacağının 13.379,89 USD olacağının belirlendiği..." şeklinde tespit ve görüşe yer verilmiştir.Dosya kapsamına göre; taraflar arasında internet reklam hizmeti verilmesi konusunda ticari ilişki bulunmaktadır. Davacı tarafça söz konusu hizmet ilişkisi kapsamında verildiği iddia olunan reklam hizmetinden dolayı takibe konu 9 adet toplam 54.645,21 USD tutarlı fatura düzenlenmiştir. Davalı tarafça hizmetin alındığına ilişkin söz konusu faturalardan 31/01/2021 tarihli olan 2 adedi Vergi Dairesi'ne bildirmiş, 31.01.2021 tarihi sonrasında herhangi bir indirim yapılmamış ise de dosyaya sunulan mail yazışmalarından, söz konusu tüm faturaların davalıya bildirildiği, davalının söz konusu faturalara ve borca bir itirazı bulunmadığı, ödemelerin vadesine ilişkin görüşmeler yapıldığı anlaşılmıştır. Nitekim söz konusu mail yazışmalarına davalı tarafça gerek ilk derecedeki yargılama sırasında gerekse de dairemize sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde bir itirazı bulunmamaktadır. Dolayısıyla söz konusu hizmetin verildiği karine olarak davalı tarafça kabul edilmiştir. Ancak davalı, hizmetin gereği gibi verilmediğini, reklamların bot hesaplar aracılığı ile yapıldığını savunmuştur. Diğer bir ifade ile hizmetin ayıplı verildiğini iddia etmiştir.Taraflar TTK 16. madde hükmünce tacir olduğundan Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 13/10/2015 tarih ve 2015/8094 Esas, 2015/12630 Karar sayılı içtihadında da belirtildiği üzere ayıp ihbarının TTK’nin 23/3. maddesinde öngörülen süreler içinde yapılması gerektiği gözetildiğinde, davalının ayıp iddiasını ve ayıp ihbarının yasal süre içerisinde ve TTK'nin belirttiği şekilde geçerli olarak yapıldığını kanıtlaması gereklidir. Davaya konu somut olayda ise, davalı taraf her ne kadar hizmetin ayıplı olduğunu iddia etmiş ise de hizmetin ayıplı verildiğine ilişkin süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunmadığı, davacının, sözleşmeye uygun olarak düzenlenen takibe konu faturalardan dolayı alacaklı olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin bu yöndeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.6098 sayılı TBK'nın "Ülke parası ile" başlıklı 99. maddesinde "Konusu para olan borç Ülke parasıyla ödenir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla da ödenebilir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini isteyebilir." hükmüne yer verilmiştir. Bu itibarla davacı tarafın TBK 99. Maddesi uyarınca seçimlik hakkına istinaden döviz cinsinden alacağının, fiili ödeme günündeki rayiç değer üzerinden talep etmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Alınan bilirkişi raporu sonrasında, davalının icra dosyasına yapmış olduğu itirazın kaldırılmasına, takibin devamına karar verildikten sonra İİK'nın 158/1 ve 166/2 maddesinde belirtilen usule göre mahkemece iflas davası 13/05/2024 tarihinde Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde, 18/05/2024 tarihinde Akşam Gazetesi ile www.....com internet sayfasında ilan edilmiş, akabinde davalı borçluya takip konusu borcu ödemesi için İİK'nın 158. maddesine uygun olarak bir depo kararı çıkartılmıştır.Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 05/09/2013 tarihli 2013/4197 E. 2013/5054 K.sayılı kararı; "...İİK'nın 158. maddesine göre depo emrinin, verildiği güne kadar alacağın esas ve eklentileri hesaplattırılıp, buna göre bulunacak miktar üzerinden verilmesi ve bu miktarın 7 gün içinde depo edilmemesi halinde iflasa karar verileceği ihtarını içermesi gerekir. Mahkemece verilen depo emrinde, icra dosyasındaki borcun asıl alacak, faiz ve diğer giderleri ile birlikte icra dosyasına ödenmesi veya mahkeme veznesine depo edilmesi istenilmiş olup; asıl alacak, işlemiş faiz, icra masrafı ve vekalet ücreti kalemlerinden oluşan meblağ açıkça belirtilmediğinden çıkartılan depo emri İİK'nın 158. maddesi hükmüne uygun değildir..." Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 26/10/2020 tarihli 2017/3091 E. 2020/3281 K.sayılı kararı; "...Dava, iflas istemine ilişkindir. İİK'nın 158. maddesine göre depo emrinin, verildiği güne kadar alacağın esas ve eklentileri hesaplattırılıp, buna göre bulunacak miktar üzerinden verilmesi ve bu miktarın 7 gün içinde depo edilmemesi halinde iflasa karar verileceği ihtarını içermesi gerekir. Depo kararı, verildiği gün için hesaplanan alacağı içermelidir.Somut olayda mahkemece, 31.01.2017 tarihli celsede depo kararına esas olmak üzere dosya borcunun 07.03.2017 tarihi itibariyle hesaplanması için Kuşadası 1. İcra Müdürlüğüne müzekkere yazılmasına karar verilmiş ise de icra müdürlüğüne gönderilen yazıda dosya hesabının 03.07.2017 tarihi itibariyle hesaplanması istenmiştir. Denetime elverişli olmayan icra müdürlüğünün hesabında depo emrine esas hesaplama tarihi 03.07.2017 olarak gösterilmiş olup bu tarih mahkemenin gerekçeli kararından sonraki bir tarihtir. Mahkemece uzman bilirkişiden açıklamalı, gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınıp İİK'nın 158. Maddesi hükmüne uygun depo emri çıkartılması gerekirken mahkemenin karar tarihinden sonrasını kapsayan usulüne uygun olmayan depo emri üzerine yazılı şekilde iflasa karar verilmesi doğru olmamıştır" (Emsal Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 09/07/2015 tarihli 2014/5678 E. 2015/5377 K., 24/03/2015 tarihli 2014/9657 E. 2015/1906 K. sayılı kararları)Emsal kararlarda da açıklandığı üzere, depo emrine esas alacak tutarının depo karar tarihi itibariyle hesap edilmesi gerekmektedir. Nitekim bu açıklamalara Dairemizin emsal kararlarında da yer verilmiştir. Mahkemece, İcra Müdürlüğü'nden duruşma tarihi olan 07/11/2024 tarihi esas alınarak depo kararına esas kapak hesabı alınmış, icra müdürlüğünden alınan kapak hesabı uyarınca 10/05/2024 tarihli depo emri düzenlenerek 18/05/2024 tarihinde davalı vekiline tebliğ edilmiştir. Ancak alacak tutarı depo emrinin tebliğ edildiği tarih itibariyle hesaplanmadığı gibi depo emrinin tebliğ tarihinden itibaren 7 günlük sürenin dolduğu tarihin dahi alacağın hesap edildiği 07/11/2024 tarihinden önce olduğu, bu durumda tebliğ edilen depo kararında fazladan hesaplama yapıldığı anlaşılmakla şayet 07/11/2024 tarihi esas alınarak yapılan hesaplama uyarınca depo kararı verilecek ise bu kararın davalı tarafa en erken 07/11/2024 tarihinde tebliğ edilmesi gerektiği esastır. Mahkemece bu hususlar nazara alınmadan iflas kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur. Açıklanan nedenlerle, depo kararı usul ve yasaya uygun olmadığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılmak ve yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine iadesine karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ ile, İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 07/11/2024 tarihli ve 2022/273 Esas 2024/810 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE, 3-Davalı tarafından yatırılan başvuru harcının Hazineye gelir kaydına, karar harcının istemi halinde davalıya iadesine, 4-Davalının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.11/02/2026