12. Hukuk Dairesi 2015/7091 E. , 2015/9122 K. MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Şikayetçi vekili, müvekkilinin ihtiyati haciz aşa…
**12. Hukuk Dairesi 2015/7091 E. , 2015/9122 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Şikayetçi vekili, müvekkilinin ihtiyati haciz aşamasında ve muhafaza baskısı ile iradesi fesada uğratılarak icra kefili olduğunu; icra kefaletinin sonuçlarının hatırlatılmadığı gibi, kefil olunan borç miktarının borcun kalem kalem dökümünün gösterilmediğini, ödeme emrinden ve takibin kesinleşmesinden önce 3. kişinin borcu taahhüt ve icra kefili olmasının geçersiz olduğunu ve takipten sonra da dosyanın 6 aydan fazla işlemsiz kalması nedeni ile zamanaşımının gerçekleştiğini ileri sürerek takibin iptali istemi ile icra mahkemesine başvurmuş, mahkemece istem kabul edilerek icra kefiline gönderilen icra emrinin iptaline karar verildiği anlaşılmıştır. İİK'nun 38. maddesi gereğince icra dairesindeki kefaletler, ilamların icrası hakkındaki hükümlere tabidir. Üçüncü kişilerin, icra dairesi önünde takip borçlusunun borcuna kısmen veya tamamen kefil olması, diğer bir ifade ile borcun ödenmesini kısmen veya tamamen üstlenmesi halinde icra kefaleti doğar. İhtiyati haciz sırasında verilen icra kefaleti de geçerli olup, asıl borçlu hakkında takip iptal edilmediği sürece kefaletin geçerliliği devam eder.İcra kefaletinin şekli hakkında ise, İcra ve İflas Kanunu'nda özel bir düzenleme bulunmadığından 06.10.2010 olan icra kefalet tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 483 ve takip eden maddeleri hükümlerinin gözetilmesi gerekir. Bu hükümlere göre de; kefaletin geçerli olabilmesi için, kefilin beyanının icra tutanağına geçirilmesi ve tutanağın altının imzalanması gerekir (İİK.m.8). Ayrıca, kefilin kefil olduğu miktarın belirli olması (borcun tamamı veya kefalet kısmi ise kısmen kefil olunan miktar) ve kefaletin herhangi bir koşula bağlı olmaması gerekir. Ancak, usulüne uygun icra kefaleti olsa dahi, hakkında takip yapılan borçlu yönünden takip kesinleşmedikçe icra kefiline icra emri çıkarılamayacağı gibi, borç miktarının kesinleşmemesi halinde takibin devamı da mümkün değildir.Somut olayda, icra takibinin borçlularının ..., ... ve ... Züc. Turz. İnş. İç ve Dış. Tic Ltd. Şti olduğu; borçlu ... ...'e gönderilen ödeme emrinin adresten taşınmış olduğundan bahisle tebliğ edilmeksizin iade edildiği ve henüz bu borçlu yönünden takibin kesinleşmediği görülüyor ise de, örnek 10 numaralı ödeme emrinin borçlu şirkete 24.02.2011 ve borçlu ...'a 13.10.2010 tarihlerinde tebliğ edildiği, adı geçenlerin itiraz etmemesi nedeniyle haklarındaki takibin kesinleştiği anlaşılmıştır.İhtiyati haciz kararına dayalı olarak icra müdürlüğünce 06.10.2010 tarihinde yapılan haciz işlemi sırasında şikayetçi ...'ın "... tüm ferdileriyle, dosya borcu ve harç,masraf da dahil..." icra kefili olduğu, tutanağın ilk sayfasında alacak miktarının 35.000,00 TL olarak gösterildiği ve fakat kefaletini herhangi bir borçluya hasretmediği görülmüştür. Bu nedenle icra kefaletinin bütün borçlular yönünden olduğunun kabulü gerekir. Bu durumda asıl borçlulardan şirket ve ... yönünden takip kesinleştikten sonra icra kefili ...'a 03.05.2014 tarihinde icra emri tebliğ edilmesinde yasaya uymayan bir yön bulunmamaktadır (HGK'nun 2010/12-22 Esas ve 2010/60 karar sayılı kararında da aynı ilkeler benimsenmiştir).Bu durumda, icra kefalet tutanağında alacak miktarı gösterildiğine ve şikayetçinin kefaleti tüm dosya borcuna ilişkin olup kısmi kefalet durumu da söz konusu olmadığına göre, şekli unsurlar bakımında geçerli bir kefaleti bulunan şikayetçinin kefalet tutanağında borç miktarının gösterilmediğine yönelik iddiası ve bu iddiayı kabule yönelik mahkeme gerekçesi dosya içeriği ile uyumlu olmayıp, yerinde de değildir.O halde mahkemece; şikayetin reddi yerine yazılı gerekçe ile şikayetin kabulü yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366. ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 09/04/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.