10. Ceza Dairesi 2023/6131 E. , 2023/10965 K. İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi Sanık ... müdafiinin, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 310 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirlenen kanunî süre içerisinde temyiz isteminde bulunduğu; ancak sirayet üzerine yeniden kurulan hükmü temyiz etme hakkı bulunmadığı anlaşılmakla, temyiz talebinin reddinin gerektiği yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanık ... hakkında b…
**10. Ceza Dairesi 2023/6131 E. , 2023/10965 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi Sanık ... müdafiinin, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 310 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirlenen kanunî süre içerisinde temyiz isteminde bulunduğu; ancak sirayet üzerine yeniden kurulan hükmü temyiz etme hakkı bulunmadığı anlaşılmakla, temyiz talebinin reddinin gerektiği yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanık ... hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun'un 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin, hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ A. İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin (5271 sayılı Kanun'un 250 nci maddesi ile görevli) 31.05.2012 tarihli ve 2009/197 Esas, 2012/87 Karar sayılı kararı ile; 1. Sanık ...'in uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkraları, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının ilk cümlesi uyarınca 8 yıl 9 ay hapis ve 31.250,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, 2. Sanık ...'in uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkraları, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının ilk cümlesi uyarınca 7 yıl 6 ay hapis ve 20.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, Karar verilmiştir. B. İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin (5271 sayılı Kanun'un 250 nci maddesi ile görevli) kararının, sanıklar müdafileri ile sanık ... tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 26.12.2013 tarihli ve 2012/26551 Esas, 2013/1788 Karar sayılı kararı ile; "... A) Sanık ... hakkında “uyuşturucu madde ticareti yapma” suçundan verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik temyiz isteğinin incelenmesi: Sanık ve müdafii tarafından hükmün temyiz edilmesinden sonra, sanık ...'in tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumundan gönderdiği 18.01.2013 tarihli dilekçesindeki “dosyanın onaylanmasına” ilişkin talebinin temyizden vazgeçme niteliğinde olması nedeniyle, hükmün İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA, ... D) Sanıklar Halil ve İdris hakkında “uyuşturucu madde ticareti yapma” suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerinin incelenmesi: Diğer sanık ...'in, suç konusu kokaini satın almak için hakkındaki mahkûmiyet hükmü onanan sanık Vincent ile anlaştığı ve sanık İdris'i kokaini teslim alması için görevlendirdiği, sanık İdris tarafından henüz teslim alınmadan Vincent'in kokainle birlikte yakalandığı; böylece sanık İdris'in “uyuşturucu madde satın alma” suçunun “teşebbüs aşamasında” kaldığı dikkate alınarak, sanık İdris hakkında TCK'nın 35. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi, Yasaya aykırı, sanık İdris müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, hükmün BOZULMASINA; CMUK'nın 325. maddesi uyarınca bozmanın, temyiz isteğinden vazgeçen ve aynı konumda olan diğer sanık ...'e SİRAYET ETMESİNE, E) Sanıklar İsmail, Mustafa ve Özgür hakkında “uyuşturucu madde ticareti yapma” suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerinin incelenmesi: Sanıkların savunmalarının aksine, diğer sanık Vincent'ta ele geçirilen suç konusu kokainle ilgileri olduğuna ya da diğer sanıklar Vincent, Halil ve İdris'in uyuşturucu madde ticareti yapma suçlarına iştirak ettiklerine ilişkin, somut olay ve olgularla örtüşmeyen telefon konuşmaları dışında, kuşku sınırlarını aşan yeterli ve kesin delil bulunmadığı; kullanıcı kişilere verdikleri ileri sürülen maddelerin ele geçmemesi nedeniyle uyuşturucu veya uyarıcı madde olarak kabul edilemeyeceği gözetilmeden, sanıklar hakkında beraat yerine mahkûmiyet hükmü kurulması, Yasaya aykırı, sanıklar İsmail ve Mustafa'nın müdafileri ile sanık ...'ün temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, hükümlerin BOZULMASINA, ..." nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir. C. İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.06.2013 tarihli ve 2013/78 Esas, 2013/141 Karar sayılı kararı ile direnme kararı verilmesi üzerine, Dairemizin 13.13.2017 tarihli ve 2017/55 Esas, 2017/952 Karar sayılı kararı ile dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiştir. Ç. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07.09.2021 tarihli ve 2017/10-218 Esas, 2021/365 Karar sayılı kararı ile "... Somut olayda Yerel Mahkemece direnme kararı verildiğinden, Özel Dairenin sanık İdris Alper hakkındaki bozma kararının, temyiz isteğinden vazgeçmesi nedeniyle hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün incelenmesine yer olmadığına karar verilen hükümlü ...’e sirayetinin olanaksız olduğu, bu bağlamda hükümlü ... hakkındaki ilk hükmün kesinleştiği ve Yerel Mahkemece adı geçen hakkında verilen son hükmün hukuki değer taşımadığı anlaşılmakla, temyiz incelemesi, ilk hükümleri temyiz eden sanıklar İdris Alper, ..., ... ve ... hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan kurulan direnme kararına konu hükümlerle sınırlı olarak yapılmıştır. ... Yerel Mahkemece verilen ilk hükümlerin Özel Dairece, sanık İdris’e atılı uyuşturucu madde ticareti yapma suçunun teşebbüs aşamasında kaldığı, diğer sanıklar Mustafa, Özgür ve İsmail’e atılı uyuşturucu madde ticareti yapma suçlarının ise sübut bulmadığı ve adı geçen sanıkların beraatlerine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmasından sonra, sanık ... ve müdafisi ile sanıklar İdris, Özgür ve temyiz isteğinden vazgeçmesi nedeniyle hakkındaki mahkûmiyet hükmü kesinleşen hükümlü ...’in hazır bulunduğu 18.06.2013 tarihli oturumda, sırasıyla Cumhuriyet savcısından, sanık ...’in müdafisinden, sanıklar Özgür ile İdris’den ve hükümlü ... ile sanık ...’den Özel Daire bozma kararına karşı diyeceklerinin sorulduğu, ardından Yerel Mahkemece bozma ilamına direnilmesine ilişkin ara karar kurulup Cumhuriyet savcısından esas hakkındaki görüşü sorulmadan ve hazır bulunan sanıklar İdris, Özgür ve İsmail’e esasa ilişkin savunma yapma imkânı tanınmadan ve son sözleri de sorulmadan duruşmaya son verilip direnme kararına konu hükümlerin kurulduğu dosyada; Kamusal iddia makamını temsil eden Cumhuriyet savcısı karar verilmeden önce, toplanan delillere göre esasa ilişkin görüşünü açık ve anlaşılır bir şekilde ve eğer görüşü mahkûmiyete ilişkin ise ilgili kanun ve maddelerini göstermek suretiyle açıklamak zorunda olduğundan, somut olayda 18.06.2013 tarihli oturumda Cumhuriyet savcısı tarafından beyan edilen ve CMK’nın 216. maddesinin 1. fıkrası uyarınca duruşmada ortaya konulan delille yönelik olan “Bozma ilamına uyulması talep olunur” şeklindeki sözlerin esas hakkında mütalaa olarak geçerli ve yeterli kabul edilmesi olanağı bulunmamaktadır. Dolayısıyla Yerel Mahkemece Cumhuriyet savcısının esasa ilişkin görüşü alınmadan direnme kararına konu mahkûmiyet hükümlerinin kurulduğu kabul edilmelidir. Diğer taraftan Yerel Mahkemece direnme kararına konu hükümlerin tefhim edildiği 18.06.2013 tarihli oturumda sırasıyla Cumhuriyet savcısından, sanık ...’in müdafisinden, sanıklar Özgür ile İdris’den ve hükümlü ... ile sanık ...’den Özel Daire bozma kararına karşı diyecekleri sorulduktan ve müdafi ile adı geçen sanıkların CMK’nın 216. maddesinin 1. fıkrası uyarınca duruşmada ortaya konulan delille ilişkin olan “Yargıtay kararına uyulmasını talep ediyorum” biçimindeki beyanları alındıktan sonra, müdafi ve sanıklara esasa ilişkin savunma yapma imkânları tanınmadan ve son sözleri de sorulmadan, Özel Daire bozma ilamına direnilmesine ilişkin ara karar kurulup yargılamanın bitirilmesinin CMK’nın 216. maddesinin 1 ve 3. fıkralarına aykırılık oluşturduğunun ve yine aynı zamanda Uluslararası Sözleşmeler, Anayasa ve CMK ile de güvence altına alınmış olan savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurduğunun kabulünde zorunluluk bulunmaktadır. Yukarıda açıklanan bu usule aykırılıklar nedeniyle Yerel Mahkemenin sanıklar hakkında kurduğu direnme kararına konu hükümlerinin, Cumhuriyet savcısından esas hakkındaki görüşü sorulmadan ve hazır bulunan sanıklar İdris, Özgür ve İsmail’e esasa ilişkin savunma yapma imkânları tanınmadan ve son sözleri de sorulmadan yargılamaya son verilip hüküm tesis ve tefhim edilmesi isabetsizliklerinden diğer yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmesi gerekmektedir." nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir. D. İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.11.2022 tarihli ve 2021/443 Esas, 2022/355 Karar sayılı kararı ile; 1. Sanık ...'in uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkraları, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının ilk cümlesi uyarınca 6 yıl 6 ay 22 gün hapis ve 18.740,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, 2. Sanık ...'in uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine, Karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle; beraat kararı verilen sanık lehine vekalet ücreti hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Sanık ...'in mahkûmiyetine yeterli her türlü şüpheden uzak somut, net ve inandırıcı delil bulunmadığından beraatine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE A. Sanık ... hakkında kurulan hüküm yönünden; Sanık hakkında, İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin (5271 sayılı Kanun'un 250 nci maddesi ile görevli) 31.05.2012 tarihli ve 2009/197 Esas, 2012/87 Karar sayılı kararı ile verilen mahkûmiyet hükmünün temyizden vazgeçme nedeniyle kesinleştiği, diğer sanık İdris yönünden kurulan hükmün, sanık İdris müdafiinin temyiz istemi üzerine Dairemizin 26.12.2013 tarihli ve 2012/26551 Esas, 2013/1788 Karar sayılı kararı ile bozulduğu ve bozma kararının İlk Derece Mahkemesince sirayet ettirilerek yargılamaya sanık ...'in de dahil edildiği ve yapılan yargılama neticesinde sanık hakkında mahkûmiyet kararı verildiğinin anlaşılması karşısında; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, Dairemizce de benimsenen 12.07.1948 tarihli ve 163-121 sayılı, 07.12.1987 tarihli ve 322-588 sayılı, 31.10.2012 tarihli ve 2011/777-2012/1819 sayılı kararlarında da belirtildiği üzere, hakkındaki mahkûmiyet hükmü kesinleşen sanığın sirayet üzerine yeniden kurulan hükmü temyiz etme hakkı bulunmadığından reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir. B. Sanık ... hakkında kurulan hüküm yönünden; Sanık müdafiinin temyiz dilekçesi kapsamına göre, vekalet ücreti ile sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. 1136 sayılı Kanun’un 168 inci ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca, beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık lehine maktu avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesinin hukuka aykırı olduğu değerlendirilmiş; ancak bu hususun Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür. V. KARAR A. Sanık ... hakkında kurulan hüküm yönünden; Gerekçe bölümünün (A) başlıklı bendinde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, oy birliğiyle REDDİNE, B. Sanık ... hakkında kurulan hüküm yönünden; Gerekçe bölümünün (B) başlıklı bendinde açıklanan nedenle, İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.11.2022 tarihli ve 2021/443 Esas, 2022/355 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hükmün; Yargılama giderlerine ilişkin kısmına "Sanık ...'in kendisini vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre 17.400,00 TL vekalet ücretinin hazineden alınarak sanığa verilmesine," paragrafının eklenmesi suretiyle, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.12.2023 tarihinde karar verildi.