T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2025/2018 KARAR NO:2025/1899 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:09/10/2025 Tarihli ek karar NUMARASI:2025/2342 D.İş - 2025/2303 Karar TALEBİN KONUSU:İhtiyati Haciz (Finans) Taraflar arasındaki ihtiyati haciz talebinin ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda, ihtiyati hacze itirazın reddine dair verilen ek ka…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2025/2018 KARAR NO:2025/1899 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:09/10/2025 Tarihli ek karar NUMARASI:2025/2342 D.İş - 2025/2303 Karar TALEBİN KONUSU:İhtiyati Haciz (Finans) Taraflar arasındaki ihtiyati haciz talebinin ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda, ihtiyati hacze itirazın reddine dair verilen ek karara karşı, ihtiyati hacze itiraz edenler vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ İhtiyati haciz talep eden vekili, talep dilekçesinde özetle; dilekçe ekinde sunulan kredi limiti çerçevesinde imzalanan kredi sözleşmesi uyarınca karşı taraf borçlu şirkete krediler kullandırıldığını, diğer borçluların ise kredi sözleşmelerini müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile imzaladıklarını ve bu nedenle tüm borçtan sorumlu olduklarını, kredi borcunun ödenmemesi üzerine hesabın kat edilerek borçlulara Kadıköy ... Noterliğinin ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin gönderilerek 3 gün içinde borcun ödenmesinin ihtar edildiğini, buna rağmen herhangi bir ödeme yapılmadığını, müvekkili bankanın karşı taraf firmadan ve müteselsil kefillerden 198.968.525,88 TL alacağının bulunduğunu belirterek, bu miktar üzerinden borçluların taşınır ve taşınmaz mallarına ve üçüncü şahıslardaki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemenin 22/08/2025 tarih ve 2025/2342 D.İş Esas, 2025/2303 D. İş Karar sayılı kararı ile, ihtiyati haciz koşulları oluştuğu kabul edilerek, talebin %15 teminat karşılığında kısmen kabulüne karar verilmiş, ihtiyati haciz kararına karşı aleyhine ihtiyati haciz kararı verilen taraflar tarafından itiraz edilmiştir. İhtiyati hacze itiraz edenler vekili itiraz dilekçesi ile; ihtiyati haciz kararı veren mahkemenin yetkisiz olduğunu, yetkili mahkemenin Ankara Mahkemeleri olduğunu, karşı tarafın, genel kredi sözleşmesinde İstanbul mahkemeleri ve icra dairelerinin yetkili kılındığını ve bu sebeple kararı veren mahkemenin yetkili ve görevli olduğunu iddia etmiş ise de, karşı tarafın, yetki anlaşması adı altında dosyaya sunduğu belge incelendiğinde, söz konusu belgede müvekkillerin (hatta karşı tarafın da) imzasının yer almadığının görülmekte olduğunu, müvekkillerinin imzasını taşımayan bir sözleşmeye dayanılarak yetki anlaşması yapıldığı iddiasının kabulünün mümkün olmadığını, sözleşmenin,..Şubesi'nde akdedilmiş olduğunu; Banka'nın müvekkillerine gönderdiği e-posta ekinde yer alan sözleşmede de İstanbul Anadolu mahkemelerinin yazılmış olduğunu, bu hususun;... Bankası, ... Şubesi, Şube Girişimci Müşteri İlişkileri Yetkilisinin müvekkillerine gönderdiği e-postadan ve e-posta ekinde gönderilen belgelerden anlaşılmakta olduğunu, kaldı ki yetki anlaşmasının, ancak tacirler arasındaki uyuşmazlıklar bakımından (diğer şartların da sağlanması halinde) mümkün olduğunu, somut olayda karşı taraf Bankanın, gerçek kişi müvekkilleri bakımından da yetki sözleşmesinin varlığını iddia etmekte olduğunu, gerçek kişiler bakımından yetki anlaşması akdedilmesi mümkün olmadığından, imzalı bir yetki anlaşması bulunsa dahî somut olayda bu yetki anlaşmasına dayanılmasının mümkün olmadığını, sonuç itibariyle, taraflar arasında muteber bir yetki anlaşması bulunmadığından, itiraza konu ihtiyati haciz kararının verildiği İstanbul mahkemelerinin yetkisiz olduğunın açık olduğunu, müvekkillerinin, bankaya olan borçlarını zamanında ve eksiksiz olarak ödemiş olduklarını, hesap kat edilmeden önce kredi borcu ödenmiş olmasına rağmen, bankanın kredi borcu için gönderilen parayı hukuka aykırı şekilde başkaca hesaplara aktardığını, sonra da borç ödenmemiş gibi hesabı kat ederek haksız haciz talebinde bulunduğunu, ihtiyati haciz kararının muaccel hale gelmemiş bir alacak ve miktar üzerinden verilmiş olduğunu, dosya kapsamına sundukları ihtarnameler, temlik sözleşmeleri, ödeme dekontları dikkate alındığında bu durumun anlaşılmakta olduğunu, ihtiyati haczin, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcu için söz konusu olabileceğini, oysa somut olayda ihtiyati hacze konu paranın vadesinin gelmemiş olduğunu, dolayısıyla karşı taraf Bankanın, vadesi gelmeyen bir borç için ihtiyati hacze başvurduğunu ve mahkemece de vadesi gelmeyen bir borç için ihtiyati haciz kararı verilmiş olduğunu, müvekkillerinden ... ve ...'ün kefaletlerinin geçersiz olduğunu, her iki gerçek kişi müvekkilinin de evli olduklarını, ancak sözleşmede kefillerin eşinin onayının bulunmamakta olduğunu, bu sebeple ... ve ... aleyhine ihtiyati haciz kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, gerçek kişi müvekkillerinin kefaletlerinin geçerli olduğu düşünülse dahî kefillerin sorumluluğunun, kefil oldukları miktar ile sınırlı olduğunu, dolayısıyla ... ve... aleyhine verilebilecek ihtiyati haciz kararının, kefil olunan miktar ile sınırlı olarak verilebileceğini, mahkemece, ihtiyati haciz kararı verilmesi için belirlenen teminat miktarının düşük olduğunu belirterek, ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ İlk derece mahkemesi, ihtiyati hacze itirazı değerlendirdiği 09.10.2025 tarihli ek kararında; "..2004 Sayılı İİK'nın 258. maddesinde, ihtiyati hacze 50. maddeye göre yetkili mahkeme tarafından karar verileceği belirtilmiş, aynı yasanın 50. maddesinde de; "Para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur. Şu kadar ki, takibe esas olan akdin yapıldığı icra dairesi de takibe salahiyetlidir." şeklindeki düzenleme uyarınca ihtiyati hacizde yetkili mahkemenin belirlenmesi hususunda HMK'nın yetkiye ilişkin hükümlerine atıfta bulunulmuştur. Ayrıca taraflarca yetkili mahkeme kararlaştırılmış ise burada da ihtiyati haciz talebinde bulunulabilir. Somut olayda, ihtiyati haciz talebinde bulunan alacaklı banka tarafından dosyaya sunulan genel kredi sözleşmelerinin incelenmesinden, sözleşmelerin 34.2.2 ve 35.2.2 maddelerinde yetki şartının bulunduğu, bu yetki şartı ile, taraflar arasındaki uyuşmazlıklarda İstanbul Mahkeme ve İcra Dairelerinin yetkili kılındığı anlaşılmıştır. Ticari işlerde teselsül karinesini düzenleyen 6102 sayılı TTK'nun 7. maddesi kapsamında yetki şartının tacir olup olmadığına bakılmaksızın müteslesil kefil açısından da sonuç doğuracaktır. Yine sözleşmelerin 37 ve 38. maddelerindeki "Son Hükümler" kısmında, sözleşmenin tüm sayfalarının imzalanması/paraf edilmesine gerek bulunmadığı, son sayfası imzalanan sözleşmenin taraflar için bağlayıcı olacağı belirtilmiştir. Bu anlamda, sözleşmenin tüm sayfalarının imzalanmasına gerek bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu itibarla, son sayfaları imzalanmış, geçerli şekilde kurulmuş sözleşmedeki yetki şartının, tarafları bağlayıcı olduğu sonucuna varılmıştır. Tarafların, sözleşme ile İstanbul Mahkemelerini yetkili kılmaları karşısında, banka çalışanı tarafından gönderilen email ile İstanbul Anadolu Mahkemelerinin yetkili olacağını belirttiği yönündeki iddiaların bir geçerliliği bulunmamaktadır. Ayrıca, 6098 Sayılı TBK'nun 89/1. maddesine göre, para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edilecektir. Talep dayanağı para borcu olup, borcun götürülecek borçlardan olmasından dolayı TBK'nın 89/1. ve HMK'nın 10. maddeleri uyarınca alacaklının kendi yerleşim yeri mahkemesinde ve HMK'nın 6. maddesi uyarınca da borçlunun yerleşim yeri mahkemesinde talepte bulunulabilecektir. Ayrıca, İİK'nın 50. maddesi uyarınca sözleşmenin yapıldığı yer mahkemeleri de yetkilidir. Alacaklı bankanın yerleşim yeri olan Fatih ilçesinin İstanbul Ticaret Mahkemelerinin yetki sınırları içerisinde kaldığı anlaşılmaktadır. Tüm bu nedenlerle Mahkememizin yetkisine yönelik itirazın yerinde olmadığı değerlendirilmiştir. Dosya kapsamına alınan borçlu şirketin ticaret sicil kayıtlarına göre, gerçek kişi olan müteselsil kefillerin, kefalet tarihi itibariyle şirketin ortağı ve yöneticisi oldukları anlaşılmaktadır. Borçlu tarafça, gerçek kişi kefiller yönünden eş rızası alınmadığından kefaletin geçeriz olduğu belirtilmişse de, 6098 Sayılı TBK'nun 28/3/2013 tarih ve 6455 Sayılı Kanun'un 77. maddesi ile değişik 584/3. maddesine göre; ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek kefaletler için eşin rızası aranmayacaktır. Bu anlamda, gerçek kişi kefillerin kefaletinin geçerli olduğu anlaşılmış, borçlu tarafın bu yöndeki itirazlarının yerinde olmadığı değerlendirilmiştir. İhtiyati haciz talep eden tarafından dosyaya sunulan Genel Kredi Sözleşmesi ve ekleri, 10/04/2025 tarihinde Kadıköy... Noterliği'nin... yevmiye nolu hesap kat ihtarnamesi ve tebliğine ilişkin belgeler, alacaklının borçludan ihtarnamede belirtilen miktar kadar alacaklı olabileceği hususunda kanaat verecek nitelikte delil mevcut olduğu, bu anlamda 2004 Sayılı İİK'nun 257 ve devamı maddelerinde ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için öngörülen şartların oluştuğu, borçlunun borcun temlik edildiği, ödeme yapıldığı, yapılan ödemelerin farklı hesaplara aktarıldığı yönündeki itirazlarının bu aşamada değerlendirilebilecek hususlardan olmadığı, açılacak esas hakkındaki bir yargılamanın konusu olabileceği, teminatın takdirinin Mahkememize ait olduğu anlaşılmakla, ihtiyati haciz kararına yapılan itirazın reddine karar verilmesi gerektiği..." gerekçesiyle, ihtiyati haciz kararına karşı yapılan itirazın reddine karar verilmiştir.Bu ek kararına karşı, ihtiyati hacze itiraz eden borçlular vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ İtiraz eden borçlular vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Mahkemenin yetki hususunda hatalı değerlendirmeler yaptığını, mahkemenin yetkisiz olduğunu, yetki itirazının kabulünün gerektiğini, bankanın yerleşim yeri adresinin Fatih ve İstanbul Ticaret Mahkemelerinin yetkili olduğu gerekçe gösterilmiş ise de bankanın yerleşim yeri adresinin Fatih/İstanbul olmadığını, Ümraniye/İstanbul olduğunu, bu durumda İstanbul Ticaret Mahkemesinin yetkisiz olduğunu, İstanbul Anadolu Ticaret Mahkemelerinin yetki alanı içerisinde bulunduğunu, kredi sözleşmesinin Kadıköy şubesinde akdedildiğini, sözleşmenin akdedildiği yer mahkemesinin yetkili olduğu kabul edilse dahi yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Ticaret Mahkemeleri olacağını, diğer taraftan kredi borcu ödemelerininde Kadıköy şubesinde gerçekleştirildiğini, yetki anlaşması olduğu iddia edilmiş ise de muteber bir yetki anlaşmasının varlığından söz edilemeyeceğini, İstanbul Mahkemelerinin yetkili olduğu iddiasının kendisinin ve müvekkillerinin imzası bulunmayan bir belgeye dayandırdığını, müvekkillerinin imzasını taşımayan bir sözleşmeye dayanılarak yetki anlaşması yapıldığı iddiasının kabulünün mümkün olmadığını, ayrıca anlaşmada irade beyanlarının birbirine uyması gerektiğini, belgeler incelendiğinde diğer sayfalarında müvekkillerinin imzası olmasına rağmen yetki anlaşması iddia edilen sayfalarda müvekkillerinin imzasının bulunmadığının görüleceğini, mahkemece sözleşmenin 37 ve 38 maddelerinde sözleşmenin tüm sayfalarının imzalanması/paraf edilmesine gerek bulunmadığı, son sayfasının imzalanmasının sözleşmenin taraflar için bağlayıcı olacağının belirtildiği gerekçe gösterilerek değerlendirme yapılmış ise de bu değerlendirmeye katılmanın mümkün olmadığını, ilgili hükümlerin genel işlem koşulu niteliğinde olduğunu, ve geçersiz olduğunu ayrıca yetki anlaşmasının ancak tacirler arasındaki uyuşmazlıklar bakımından mümkün olduğunu, gerçek kişi müvekkilleri bakımından da yetki sözleşmesinin varlığının iddia edildiğini, gerçek kişiler yönünden yetki sözleşmesi mümkün olmadığından imzalı yetki sözleşmesi olsa dahi bu sözleşmeye dayanılmasının mümkün olmayacağını, borcun ödendiğine ilişkin savunmalarının dikkate alınmamış olmasının hukuka aykırı olduğunu, hesap kat ihtarına itirazlarının değerlendirilmediğini, hesap katının hukuka uygun olmadığını, kanunda aranan şartlara haiz olmadığını, kredi borcunun ödenebilmesi için yetecek tutardaki paranın müvekkili şirketin ilgili hesabına gönderilmesine rağmen hesaba alınmamasının kabul edilemeyeceğini, mahkeme tarafından ihtiyati haciz kararı verilirken haczin dayandığı sebeplerin belirtilmediğini, kefalete ilişkin gerekçe ve kararında hukuka aykırı olduğunu, her iki gerçek kişi müvekkillerinin evli olduğunu ancak sözleşmede kefillerin eşinin onayının bulunmadığını, bu nedenle gerçek kişi müvekkillerinin kefaletlerinin geçerli olmadığını, itirazları açısından hiçbir değerlendirme yapılmadığını, teminata ilişkin itirazlarının reddi yönündeki karara itiraz ettiklerini, ek kararın hukuka aykırı olduğunu iddia ederek ek kararın ve ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını, teminatın tedbiren alacaklıya ödenmemesini talep etmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Talep, İİK'nın 257 vd. maddeleri uyarınca verilen ihtiyati haciz kararına karşı İİK 265.maddesi gereğince yapılan itirazın reddine dair kararın istinaf istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince, ihtiyati hacze itirazın reddine karar verilmiş; itirazının reddine dair verilen ek karara karşı, ihtiyati hacze itiraz edenler vekili tarafından, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönleriyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dosya kapsamından, talep eden bankanın...Şubesi ile borçlu şirket arasında 27.10.2023 tarihinde genel kredi sözleşmesinin düzenlendiği, kredi limitinin 150.000.000,00 TL olduğu, karşı taraf gerçek kişilerin kredi sözleşmesinden müteselsil kefiller olarak yer aldıkları, şirketin ticari merkezinin ve gerçek kişi kefillerin adresinin İstanbul ili Şişli ilçesi, talep eden banka merkezinin İstanbul ili Ümraniye ilçesinde olduğu, kredi sözleşmesinin 35.maddesinde; adres, yetki ve delil sözleşmesi başlığı ile 35.2.2.bentte; tarafların sözleşmeden doğacak anlaşmazlıkların çözümünde İstanbul (Çağlayan) Mahkeme, icra dairelerinin yetkili olduğunun kabul edileceği, HMK'nın17.maddesi gereğince akdedilen yetki sözleşmesi dolayısıyla banka şubesinin bulunduğu yerlerdeki mahkeme ve icra dairelerininde sözleşmeden doğan anlaşmazlıkların çözümünde yetkili olduğunun kabul edildiği, sözleşmenin 37.maddesinin, sözleşmenin okunması, içeriğinin kabulü ve imzalanması olduğu, 37.3.maddenin 37.3.1.bendinde; sözleşmenin bir bütün olduğu, sadece imza hanesinin bulunduğu son sayfasının imzalanmış olmasının yeterli kabul edileceği, sadece bir veya bir kaç sayfanın imzalanmış veya imzalanmamış olması halinde dahi bu imzanın hangi sayfada bulunursa bulunsun sözleşmede belirtilen tüm işlem ve ilişkiler için geçerli olacağı, müşteri, kefil ve diğer tüm ilgililerin bu hususları kabul, beyan ve taahhüt edeceğine yer verildiği, borçlu şirketin İstanbul Ticaret Sicili Gazetesinin 12.11.2014 tarihli nüshasından, şirket borçlularından gerçek kişilerin şirketin kurucularından olduğu, ayrıca yönetim kurulu üyeleri oldukları, 27.10.2020 tarihli genel kurul kararı ile gerçek kişilerin 27.10.2023 tarihine kadar yönetim kurulu üyesi olarak seçildikleri, kredi sözleşmesi tarihinde yönetim kurulu üyesi oldukları ve ayrıca şirketi münferiden temsile yetkili oldukları, banka tarafından borçlulara Kadıköy ... Noterliğinde düzenlenen 10.03.2025 tarihli kat ihtarnamesinin gönderilerek 10.03.2025 tarihi itibariyle hesabın kat edildiği, nakdi alacak tutarı 159.077.567,00 TL ile gayri nakdi risk tutarı 7.969.682,78 TL alacağın tebliğ tarihinden itibaren üç gün içerisinde ödenmesinin talep edildiği ve gerek nakdi ve gerekse gayri nakdi alacak bedelleri toplamı üzerinden iş bu değişik iş sayılı dosyada 21.08.2025 tarihli dilekçe ile ihtiyati haciz talebinde bulunulduğu, mahkeme tarafından %15 teminat karşılığında nakdi alacak tutarı 159.077,567,00 TL'lik alacak yönünden ihtiyati haciz talebinin kısmen kabulüne karar verildiği, borçlu itirazları sonucunda itirazın reddine dair verilen karara yönelik istinaf talebinde bulunulmuş olduğu anlaşılmıştır.İİK'nın 257. maddesinde ihtiyati haciz şartları düzenlenmiş olup maddede, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısının, borçlunun yedinde veya üçüncü şahıstan olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacakları ile diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceği belirtilmiş, maddenin 2. fıkrasında ise iki bent halinde, vadesi gelmemiş borçlardan dolayı, borçlunun muayyen yerleşim yerinin olmaması, borçlunun taahhütlerinden kurtulmak maksadı ile mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa ihtiyati haciz istenebileceği düzenlenmiştir.İİK'nın 258. hükmüne göre, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin alacağın varlığı ve miktarı hakkında kanaat edinmiş olması yeterlidir. Mahkemenin alacağın varlığına kanaat getirmesinden anlaşılması gereken alacağın usul kurallarına göre kesin bir şekilde ispat edilmesi değildir. Bu hükme göre alacaklının, alacağının varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamakta, bu konuda mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermesi yeterli kabul edilmektedir. İİK'nın 257. maddesi uyarınca ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın muaccel ve rehinle temin edilmemiş olması gerekmektedir.İİK'nın 265.maddesine göre, ihtiyati haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata karşı itiraz edilebilecektir.İİK'nun 50. maddesinin birinci fıkrasına göre; HMK'nın yetkiye ilişkin hükümleri, para ve teminat alacaklarına dayalı takiplerde kıyas yolu ile uygulanır. Konusu para ve teminat alacaklarına ilişkin davalarda yetki, genel yetki kuralına göre çözümlenir. HMK’nun 6. maddesine göre genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir.HMK’nun yetki sözleşmesini düzenleyen 17. maddesinde ise; "Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça, dava, sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır" düzenlemesine yer verilmiştir. Görüldüğü üzere, yetki sözleşmesi düzenleyebilecek şahıslar sadece tacirler veya kamu tüzel kişileri olarak belirlenmiştir. Söz konusu düzenleme uyarınca yetki sözleşmesi yapılmasında, tarafların tacir veya kamu tüzel kişisi olmasının aranmasıdır. Diğer bir anlatımla, maddedeki tacirden anlatılmak istenen, işin ticari nitelikte olması değil, tarafların kanunlarda tacir olarak tanımlanan kişiler olmasıdır. Ancak TTK'nın "Teselsül karinesi" başlıklı 7. maddesine göre: İki veya daha fazla kişi, içlerinden yalnız biri veya hepsi için ticari niteliği haiz bir iş dolayısıyla, diğer bir kimseye karşı birlikte borç altına girerse, kanunda veya sözleşmede aksi öngörülmemişse müteselsilen sorumlu olurlar. Ticari borçlara kefalet hâlinde, hem asıl borçlu ile kefil, hem de kefiller arasındaki ilişkilerde de birinci fıkra hükmü geçerli olur. İtiraz eden ticari bir krediye kefil olduğu için belirtilen yasa hükmü gereği kefaleti de ticari bir kefalet sayılmak durumundadır.İİK'nun 258/1 maddesi uyarınca ihtiyati hacze yetkili mahkeme tarafından karar verilir.İhtiyati hacze konu genel kredi sözleşmesinde bulunan yetki koşulunun tacir kaydı bulunmayan muteriz yönünden HMK'nın 17.maddesi gereği geçersiz olduğu gerekçesiyle yetki itirazında bulunulmuş ise de ihtiyati haciz talebine konu genel kredi sözleşmesinin borçlusu şirket tacir olup, itiraz eden gerçek kişiler ise genel kredi sözleşmesinin müteselsil kefilidirler. İtiraz eden kefiller, genel kredi sözleşmesinden doğan borçtan tacir olan borçlu ile birlikte müteselsilen sorumludur.Genel kredi sözleşmesinde anlaşmazlık hâlinde İstanbul (Çağlayan) Mahkemeleri'nin yetkili olduğu kararlaştırılmıştır. Buna göre muteriz müteselsil kefiller; tacir olmasa bile TTK'nın 7/2 maddesi gereği teselsül karinesi uyarınca genel kredi sözleşmesindeki yetki koşulu ile bağlıdır. Bu nedenlerle borçluların genel kredi sözleşmesindeki yetkiye dair istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.Kefaletin türleri ise TBK’nın 585 vd. maddelerinde düzenlenmiş ve uyuşmazlık konusu müteselsil kefaletle ilgili olarak TBK’nın 586/1. maddesi; “Kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir.” hükmünü içermektedir. Somut olayda müteselsillik söz konusudur.TBK'nun 584 m. eklenen ilave bir fıkra ile; Ek fıkra : 28.3.2013-6455 S.K. / m.77) “ Ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek kefaletler, mesleki faaliyetleri ile ilgili olarak esnaf ve sanatkârlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkârlar tarafından verilecek kefaletler, 27/12/2006 tarihli ve 5570 sayılı Kamu Sermayeli Bankalar Tarafından Yürütülen Faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun kapsamında kullanılacak kredilerde verilecek kefaletler ile tarım kredi, tarım satış ve esnaf ve sanatkârlar kredi ve kefalet kooperalifleri ile kamu Kurum ve kuruluşlarınca kooperatif ortaklarına kullandırılacak kredilerde verilecek kefaletler için eşin rızası aranmaz.” hükmü getirilmiştir. Somut olayda, yukarıda yer verildiği üzere gerçek kişi kefiller borçlu şirketin yönetim kurulu üyesi ve temsilcileridir. Bu nedenle yasa kapsamında eşin rızası aranmayacağından, gerek kişi kefillerin aksine istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Diğer istinaf nedenleri ise açılacak dava aşamasında tartışılabilecek konular olduğundan istinaf nedenleri ve taleplerinin yerinde olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 ve İİK'nın 265/son maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, borçlular vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir. KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 ve İİK'nın 265/son maddeleri uyarınca, ihtiyati hacze itiraz eden borçlular vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Borçlular tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye irad kaydına, 3-Borçlular tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 ve İİK'nın 265/son maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 04.12.2025