İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/12/2025 Taraflar arasındaki Ticari Şirket davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın usulden reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ..., ... Makina Ve Kimya Sa…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1182 KARAR NO : 2025/1875 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 02/05/2025 NUMARASI : 2025/391 Esas - 2025/487 Karar DAVA: Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/12/2025 Taraflar arasındaki Ticari Şirket davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın usulden reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ..., ... Makina Ve Kimya Sanayi Limited Şirketi'nin 15.000,00 TL tutarındaki 600 adet sermayesini temsil eden paylarının 7.350,00 TL değerindeki 294 adet hissenin sahibi olduğunu, . Şirket nezdindeki 7.650,00 TL değerindeki 306 adet hissenin sahibi olan bir diğer pay sahibi ... olduğunu, mevcuttaki %49 - %51 oranlı ortaklık 29.06.2021 tarihli pay devirlerinde oluşturulduğunu, TTK kapsamında esas olan Şirketin devamı olduğunu, fesih son aşamada tercih edilmesi gereken bir vasıta olduğunu, bu nedenle atıf maddenin lafzında da belirtildiği üzere şirketin salahiyeti için fesih yoluna gidilmemesi gerektiği, şirket yönetimi ve kötü niyetli ortağın ortaklıktan çıkarılması gerektiğini, Ortaklıktan mahkeme kararıyla çıkarılma TTK 640. Maddesinde düzenlendiğini söz konusu maddenin 3. Fıkrasında ortaklıktan çıkarma davasını yalnızca şirketin açabileceği hüküm altına alındığını, eldeki davada davacının bu kapsamda bir talepte bulunması mümkün olmadığını. TTK 636. Maddesinden hareket edileceği noktada ise madde lafzında ortaklıktan çıkarılması tek çözüm yolu olarak öngörülmediğini , mahkeme takdirine bağlı olarak alternatif çözüme de karar verilebileceği hükme bağlandığını, somut durumda ortaklıktan çıkarılması gerekliliği yalnızca ...'ın çıkarılması vasıtasıyla şirketin yararına olacağını, davacı tarafından açılan işbu davada, şirketin feshine yönelik talep, hukuki ve ticari açıdan bir dizi geçerli gerekçeye dayalı olarak reddedilmesi gereken bir istem olduğunu, şirketin faaliyetlerini sürdürebilir nitelikte olduğu ve mevcut ihtilafların, TTK 636 kapsamında asli kusurlu ortak ...'ın ortaklıktan çıkarılması ile çözülmesi mümkün olduğu göz önünde bulundurulduğunda, fesih kararı verilmesi, sadece son çare olarak uygulanması gereken bir adım olması gerektiğini, Türk Ticaret Kanunu'nun 636. maddesi gereğince, şirketin faaliyetlerinin devamı esas olup, ancak şirketteki faaliyetlerin iflas veya önemli zararlarla sonuçlanacak şekilde devam edemeyeceği durumlar söz konusu olduğunda fesih gündeme gelmesi gerektiğini, bu bağlamda, şirketin feshine karar verilmesi durumunda yalnızca şirketin ortaklarının değil, aynı zamanda üçüncü kişilerin menfaatleri de ciddi şekilde zarar göreceğini, davacı tarafın iddialarının şirketin faaliyetlerinin devamını engelleyecek nitelikte bir durum arz etmediği ve mevcut ihtilafların çözümü için alternatif yolların kullanılması gerektiği . mahkemeden, davacı tarafın şirketin feshine yönelik talebinin reddine ve ...'ın ortaklıktan çıkarılması vasıtası ile şirketin devamlılığının sağlanması yönünde karar verilmesi talep ettiklerini, müvekkilinin aleyhine açılmış davanın şirketin feshi ile müvekkilin ortaklıktan çıkarılmasına yönelik karşı davanın kabulü ile TTK 636/3. maddesi uyarınca fesih yerine diğer ortak ...'ın ortaklıktan çıkarılmasına, bu suretle şirketin devamlılığının sağlanmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından karşı tarafa tüm sistem girişleri yetkileri verildiğini, muhasebeci...'un muhasebe programlarının da şifresini verdiğini, 2021 yılından bu yana olan ticari defterleri dahi kontrol etmesi için muhasebeci tarafından kendisine teslim edildiğini, karşı tarafın işbu husustaki mesnetsiz iddialarının TMK m.2 ye aykırılık teşkil ettiğini, müvekkilin iyi niyetli hareketlerini suistimal etmek isteyen karşı tarafın faturaları ve sair olayları takip ettiği evvelce izah edilen whatsapp yazışmalarından da anlaşıldığını, müvekkilinin somut delillerle desteklenen bu denli ilgili ve özenli davranışlarının suistimal edilmesi kabul edilebilir nitelikte olmadığını, karşı tarafın özel harcamalar yapıldığına dair iddiaların tamamen soyut iddialar olduğunu, şirket bünyesinde ve dışarıdan alınan muhasebe destekleri ve çeşitli raporlarca işbu hususun aksinin ispatlandığını, karşı tarafa iletilen raporlara rağmen iyiniyetli çeşitli iletişimlere cevap vermemesi ve şirket mallarına zarar vermesi ise bu konudaki iddialarının tamamıyla dayanaksız olduğunu öne serdiğini, müvekkilinin usulsüzlük yapmakla suçlandığı durumun davacı karşı tarafça ispatlanması gerektiğini, ortak olduğunu ve şirket ile bağ ve yükümlülüklerini layıkıyla yerine getirdiğini iddia eden karşı tarafın şirketin fikri mülkiyetine ait makineleri farkı markalar adı altında çeşitli fuarlarda sergilemesinin şirketin külliyen zararına olan bir hareket olduğunu, müvekkilin iyiniyetli çağrılar ve bilgi vermelerine rağmen karşı tarafça mesnetsiz şekilde iletişim ve mantık reddedilerek müvekkilin yönettiği sürece karşı, karşı taraf çeşitli firmaları kendi kurduğu şirkete yönlendirdiğini ve halihazırda şirketin çalışanı olan şahısları kendi şirketine geçirttirdiğini, müvekkilin iyiniyetli şekilde şirketi ayakta tutmaya çalışması ve cebinden şirkete katkı sağlayıp şirketi tabiri caizse ayağa kaldırmasına karşın , davalı/karşı davacı taraf fiili ilişkisinin kesilmiş olmasına rağmen işbu gelişmelerden de faydalanmak için davayı ikame ettiğini, davacının müvekkilin usulsüz tahsilat yaptığını iddia ettiği beyanlarının soyut ve ispata mahkum olduğu ortada olduğunu, karşı tarafın şirket bilgisi dışında anlaşıp malların bedelini kendisi alması 3. Şahıs olan şirketin yetkililerince de müvekkiline söylendiğini, bu bilginin müvekkilinin güvenini sarmış olmasına rağmen müvekkilinin, iyi niyetini ve akraba bağından olan samimiyetini bozmadığını, davacının aksine şirketi zarara sokacak ve müşterilerini kendi bünyesine alacak bir şirket olmayıp, müvekkilinin kurduğu iddia olunan şirketin faaliyeti ve icraati bulunmadığını, iddialarının şirketin faaliyetlerinin devamını engelleyecek nitelikte bir durum arz ettiği ve mevcut ihtilafların çözümü için alternatif yolların kullanılması gerektiği açık olduğunu, bu çerçevede, ...'un ortaklıktan çıkarılması vasıtası ile şirketin devamlılığının sağlanması yönünde karar verilmesini, mümkün görülmediği takdirde şirketin feshine yönelik asıl davadaki taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...Davacı şirkette pay sahibi iken yargılama aşamasında payını diğer ortağa devrederek şirketten ayrıldığı ve şirketin kayıtlarında ve sicil gazetesinde devrin ilan edildiği görülmüştür. Davacının talebine göre göre ortaklık hak ve sıfatına bağlı olarak açılan işbu davalarda, dava açan kişinin davanın başından sonuna kadar bu sıfatını sürdürmesi gereklidir.TTK 640/3 maddesinde " Şirketin istemi üzerine ortağın mahkeme kararıyla haklı sebebe dayanılarak şirketten çıkarılması hâli saklıdır. " düzenlemesi ile şirkette, haklı sebeplerin varlığında ortağı aleyhinde ortaklıktan çıkarma davası açma hakkı tanınmıştır. Bu yasal düzenleme gözetildiğinde limited şirket ortağının diğer ortak aleyhine haklı sebeple çıkarma davası açması olanaklı değildir. Böyle bir davanın ancak Şirket tarafından açılması gerekir. Somut olayda davacı ortağın şirket adına açtığı bir dava da bulunmadığından aktif dava ehliyetinin olmadığı anlaşılmakla aktif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar vermek gerekmiştir. ( Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 02/07/2014 tarih 2013/18625 esas 2014/12736 karar, aynı dairenin 06/02/2017 tarih 2016/2664 esas 2017/607 karar sayılı ilamları da aynı yöndedir ) açma yönünde davacı sıfatı olmadığından davacı bakımından aktif husumet yokluğu nedeniyle davanın HMK'nun 114/d madde uyarınca usulden reddine" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, Müvekkilinin kuruluştan bu yana şirkette ortak olduğunu, ilk derece mahkemesinin aksi kanaate hangi vasıta ile ulaştığının taraflarınca anlaşılamadığını, nitekim ... Makina Ve Kimya Sanayi Limited Şirketi'nin Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi ilanlarında müvekkilinin pay devrine ilişkin hiçbir ilan veya tescil bulunmadığını, müvekkilinin halihazırda şirkette %49 oranlı pay sahibi olduğunu, karşı dava dilekçelerinin "netice-i talep" kısmında talebin TTK 636/3. Maddesi uyarınca fesih yerine diğer ortak ...'ın ortaklıktan çıkarılması olduğunu,TTK 640 kapsamında bir ortaklıktan çıkarma talebinde bulunulmadığını, TTK 636/3. Maddesi kapsamında müvekkilinin aktif dava ehliyeti yokluğundan ise bahsedilemeyeceğini, nitekim 3. Fıkrada açıkça davanın her ortak tarafından (pay oranı dahi aranmaksızın) açılabileceğinin hüküm altına alındığını, Yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca ticaret hukuku kapsamında esas olan şirketin sürekliliğinin sağlanması olduğunu, alternatif devamlılık yolları mümkün değil ise şirketin feshine karar verilmesi uygulanacak yaptırım açısından en son seçenek olduğunu, aksi kanaat ihtimalinde 2025/111 esas sayılı dosyasının da aynı kapsamda reddedilmemesinin mahkeme içinde çelişki yarattığını, hiçbir surette kabul anlamına gelmemek kaydıyla aksi kanaat ile müvekkilin aktif dava ehliyeti olmadığı kabul edilecekse diğer ortak ...'ın yine Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde açmış olduğu 2025/111 E. Sayılı dosyası da aktif husumet yokluğu nedeniyle reddedilmesi gerektiğini, ilk derece mahkemesinin eldeki ret kararının doğru olduğu değerlendirilecek ise dahi iki dosya arasındaki çelişki karşısında ya ikisinde de aktif husumet yokluğu nedeniyle ret kararı verilmesi ya da ikisi için de tahkikatın devam etmesi gerektiğini, esas davada tahkikat aşamasına geçildiğini ve hatta bilirkişi incelemesi için dosyanın bilirkişiye teslim edildiğini beyanla istinaf başvurularının kabulü ile Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin karşı dava olarak açılan davanın reddine ilişkin 2025/391 Esas, 2025/487 Karar sayılı ve 02.05.2025 tarihli kararının kaldırılmasına, dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE : Dava, şirketin feshi yerine davalı ortağın haklı sebeplerle ortaklıktan çıkarılması istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.Dosyanın incelenmesinde davacı ... tarafından davalılar ... Makine ve Kimya Sanayi Ltd. Şti ve ... aleyhine şirketin feshi, mümkün olmaması halinde davalı ...'un payının hesaplanarak haklı sebeple ortaklıktan çıkarılması istemiyle dava açıldığı, davalı ... tarafından cevap dilekçesinde şirketin feshi yerine ...'ın haklı sebeplerle ortaklıktan çıkarılması isteminde bulunularak karşı dava açıldığı, eldeki davanın asıl davadan tefrik edilen karşı dava olduğu anlaşılmaktadır.Dosyada mevcut ticaret sicil kayıtlarına göre davacı, ... Makine ve Kimya Sanayi Ltd. Şti'nin %49 , davalı ise %51 hisse oranında ortağı olup, davalı, şirket yetkilisidir. Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK)638.maddesinde şirket sözleşmesinin ortaklara şirketten çıkma hakkını tanıyabileceği, bu hakkın kullanılmasını belirli şartlara bağlayabileceği, her ortağın haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabileceği düzenlenmiş olup, bu düzenlemeyle limited şirket ortağının kendisine haklı sebeplerle ortaklıktan çıkmayı talep hakkı verilmiştir.TTK'nın 640. Maddesinde "(1) Şirket sözleşmesinde, bir ortağın genel kurul kararı ile şirketten çıkarılabileceği sebepler öngörülebilir. (2) Çıkarma kararına karşı ortak, kararın noter aracılığıyla kendisine bildirilmesinden itibaren üç ay içinde iptal davası açabilir.(3) Şirketin istemi üzerine ortağın mahkeme kararıyla haklı sebebe dayanılarak şirketten çıkarılması hâli saklıdır." hükmü mevcut olup, bu düzenlemeyle bir ortağın haklı nedenlerle şirket ortaklığından çıkarılmasını talep etme hakkı sadece şirkete tanınmıştır. Ortağa böyle bir dava açma hakkı verilmemiştir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2016/2664 Esas, 2017/607 K sayılı ilamı) Limited şirketin fesih ve tasfiyesine ilişkin davada davacı sıfatı, şirketin ortaklarına ait olup, TTK'nun 636/3. Maddesine göre haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir. Davacı ortağın şirketten çıkarılması tamamen hâkimin takdirinde olup, hâkim bu yetkiyi resen kullanacaktır. Öte yandan, hâkim, şirketin feshi veya davacı ortağın şirketten çıkarılması yerine duruma uygun düşen başka bir çözüm yoluna da hükmedebilecektir. Öğretide hâkimin, örtülü boşluğu, amaca uygun sınırlama yaparak doldurması gerektiği ifade edilmiştir. Buna göre, hâkim, hükmün amacından hareket ederek, hali hazırdaki hükmün, söz konusu istisnai duruma, sınırlandırarak veya hükme sınırlı normlar ekleyerek uygulanmasını sağlayacaktır.(Arş. Gör.Ayşe ÇAKIR, TAAD, Yıl:9, Sayı:36. Ekim 2018, Ankara, s.241 vd.)Eldeki uyuşmazlıkta davacı tarafça TTK'nın 636/3.maddesinde yer alan duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüm kapsamında davalının ortaklıktan çıkarılması talep edilmiş olup, ilk derece mahkemesince TTK'nın 640.maddesinden hareketle sonuca gidilmiş ise de davacı, şirketin feshi talebinde bulunmamış olup, bu durumda TTK'nın 636/3. maddesi gereğince ortağın şirketten çıkarılması talebi dinlenmeyeceğinden mahkemece davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmesi sonucu itibariyle doğru olmuştur. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 11/12/2025