(Kapatılan) 7. Hukuk Dairesi 2015/20637 E. , 2015/21410 K. Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi(İş Mahkemesi Sıfatıyla) Dava Türü : İşe İade YARGITAY İLAMI Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Davacı vekili, davacı iş akdinin davalı işverence disiplin kurulu kararı ile İş Kanunun 25/II-d ve h bentleri uyarınca 19/08/201…
**(Kapatılan) 7. Hukuk Dairesi 2015/20637 E. , 2015/21410 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi(İş Mahkemesi Sıfatıyla) Dava Türü : İşe İade YARGITAY İLAMI Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Davacı vekili, davacı iş akdinin davalı işverence disiplin kurulu kararı ile İş Kanunun 25/II-d ve h bentleri uyarınca 19/08/2010 tarihinden geçerli olmak üzere feshedildiğini, fesih bildiriminde belirtilen nedenlerin gerçek dışı olduğunu belirterek feshin geçersizliğine, davacının işe iadesine karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, davacının iş akdinin 19/08/2010 tarihli Disiplin Kurulu kararı ile, “davacının Ocak 2010 da promosyon ürününü kasadan geçirmeden alıp mağaza dışına çıkarmasından dolayı disiplin kurulu kararı ile ihtar verilmesi ve kendisinin sorumlu bulunduğu reyondaki işini aksatması, çalışma disiplinine uymayarak dikkatsizce çalışması, şirket talimatlarına aykırı hareket etmesi, almış olduğu sözlü ve yazılı uyarılara rağmen durumunda bir düzelme olmaması, son olarak da 13/08/2010 tarihinde mağaza müdürünün tezgahtarlarla ilgili yaptığı toplantıda kendisini uyardığından müdürün üstüne yürüyerek 3 personel tarafından fiziki müdahalenin engellenmesi” olayları nedeniyle İK 25/II maddesi gereği haklı nedenle feshedildiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, Disiplin Kurulu tutanağında mağaza müdürünün personelle olan toplantısında konuşma sırasında davacının uyarıldığı bunun üzerine davacının mağaza müdürünün üzerine yürüyerek fiziki müdahalede bulunmaya çalıştığı, toplantıya katılanlar tarafından kavganın engellendiği, kavgayı engelleyen ve toplantıya katılan şahısların yazılı ve imzalı beyan dilekçelerinin ve tanık beyanlarının bulunduğu, bu beyanların ve tutulan tutanağın olayı doğruladığı, dosyaya sunulan ve duruşma sırasında izlenen CD görüntülerine göre müşterilerin bulunduğu sırada ve alışverişin yapıldığı reyonların bulunduğu bölümde kavga olayının açık şekilde görüldüğü, her ne kadar CD görüntüleri davacının iş akdine son verildikten sonra davacının müdür ile yaptığı görüşmeden sonra ortaya çıkan kavga olayına ilişkin olsa da öncesinde davacının müdürün üzerine yürüyerek fiziki müdahalede bulunma eylemini destekler nitelikte olduğundan karar vermede etkili olduğu, iş akdinin feshinde 4857 sayılı yasanın 22/II-d bendine uygun haklı fesih sebebi bulunduğu, feshin geçerli nedene dayandığı, davacının bunun aksini ortaya koyacak herhangi bir delil ortaya koymadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin haklı ya da geçerli nedene dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı İş Kanununun 18 ve devamı maddeleridir. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 18.maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır. İş Kanununun 18.maddesi bakımından işçinin davranışlarından kaynaklanan sebepler, işçinin aynı Kanunun 25/II. maddesinde öngörülen sebepler niteliğinde ve ağırlığında olmayan işyerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen, sözleşmeye aykırı davranışlarıdır. İşçinin davranışı ancak işyerinde olumsuzluklara yol açması halinde geçerli sebep olabilir. İşçinin sosyal açıdan olumsuz bir davranışı, toplumsal ve etik açıdan onaylanmayacak bir tutumu işyerinde üretim ve iş ilişkisi süresince herhangi bir olumsuz etki yapmıyorsa geçerli sebep sayılamaz. 4857 sayılı İş Kanununun 20. maddesinin ikinci fıkrasına göre geçerli nedene dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Somut olayda, davacı, “ ... Satış Mağazasında 2007 tarihinden beri çalışmakta iken iş akdinin disiplin kurulunun kararı ile İş Kanunun 25/II-d ve h bentleri uyarınca 19/08/2010 tarihinden geçerli olmak üzere feshedildiğini, davacının işverene yahut onun ailesi üyelerinden birine yahut işverenin başka işçisine sataşması şeklinde bir eylemi olmadığı, tam tersine Müdür ...'ın sert, kaba ve küçük düşürücü ifadelerine maruz kaldığı, kendisine yöneltilen yapmakla ödevli bulunduğu görevleri kendisine hatırlatıldığı halde yapmamakta ısrar etmesi suçlamasının da gerçek dışı olduğu, somut olarak yapmadığı iş ve eylemlerin neler olduğu, bunları yapıp yapmadığının bir belgeyle kanıtlanamadığı, olayın, işyerinde çalışan başka bir işçinin (...) sağlık sorunu ile işyeri sendika temsilcisi olarak yakından ilgilenmesi, müdür ...’ın da bu durumu otoritesine saldırı olarak görüp husumete dönüştürmesinden kaynaklandığını, müdürün bu olaya özgü olarak Disiplin Kuruluna katılmaması gerekirken katılıp olay hakkında karar verdiğini, Disiplin Kurulu kararının hukukun genel ilkelerine aykırı olduğunu” iddia etmiş; davalı işveren ise “ davacının mağazada kendisinin sorumlu olduğu reyonlarla ilgili olarak depoda mal bulunmasına rağmen bunu reyonlara indirip dizmediği ve eksiklikler olduğunu, bu eksikliğin kendisine söylenip savunması istenince de savunma vermediği gibi 13/08/2010 tarihli tezgahtar toplantısında aksini söyleyerek mağaza yöneticisinin üstüne yürüdüğünü ancak diğer çalışanların araya girmesi ile bu saldırının önlendiğini, bundan sonra da davacının bağırmaya ve kendisinden kimsenin savunma alamayacağı yolunda tehditler savurmaya başladığını” savunmuştur. Dosya da, davacının iş sözleşmesinin feshine ilişkin yazılı fesih bildirimi ile dayanağı Disiplin Kurulu kararı bulunmaktadır. 19.08.2010 tarihli Disiplin Kurulu kararında davalı işverenin savunmasında geçen olaylar nedeniyle davacının iş akdinin 4857 Sayılı İş Kanunu’nun 25/II-d ve h bentleri uyarınca feshine karar verildiği, aynı tarihli yazılı fesih bildiriminde de Disiplin Kurulu toplantı tutanağı içeriği belirtilerek iş akdinin 19.08.2010 tarihi itibariyle feshedildiği anlaşılmaktadır. Davacı, dava dilekçesinde fesih bildiriminde belirtilen olayların gerçek dışı olduğu, feshin geçersiz olduğunu iddia etmiştir. Davalı ise cevap dilekçesinde iş sözleşmesinin, 4857 sayılı Yasanın 25/2 maddesi uyarınca haklı nedenle feshedildiğini savunmuştur. Dosyada bulunan işten ayrılma bildirgesi 18.08.2010 tarihli olup "26" çıkış kodu gösterilmiştir. Söz konusu çıkış kodu, iş akdinin “Disiplin Kurulu Kararı ile fesih” edildiğini göstermektedir. Hal böyle olunca artık davalının haklı neden savunmasına itibar edilemez. Zira, davacının iş akdi, SGK bildirimine göre Disiplin Kurulu kararı ile feshedilmiş olup Disiplin Kurulu kararı alınmadan bir gün önce davacının iş akdinin feshedildiği SGK’ya verilen ayrılış bildirgesinden anlaşılmaktadır. Davalı işveren, henüz Disiplin Kurulu toplanıp bir karar verilmeden önce kararın ne yönde çıkacağını önceden bildiği ve feshe ilişkin bu kararın objektif olmadığını SGK çıkış tarihinde gösterdiği sebep ile ortaya koymuştur. Dolayısıyla işverenin, bu aşamadan sonra haklı neden ileri sürmesi çelişkili davranma yasağı kapsamında değerlendirilmelidir Böyle bir durumda, artık davalı işverenin feshinin geçerli feshin koşullarını taşıyıp taşımadığına bakmak gerekir. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 19. Maddesinde “İşveren fesih bildirimini yazılı olarak yapmak ve fesih sebebini açık ve kesin bir şekilde belirtmek zorundadır. Hakkındaki iddialara karşı savunmasını almadan bir işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesi, o işçinin davranışı veya verimi ile ilgili nedenlerle feshedilemez.” denilmekte olup; her ne kadar fesih öncesinde davacının yazılı savunması alınmış ise de, 18.08.2010 tarihinde yazılı fesih bildirimi yapılmadan ve fesih sebebi açık ve kesin bir şekilde belirtilmeden SGK’dan çıkış verilerek iş akdinin feshedilmesi karşısında iş akdinin geçerli nedenle feshinde aranan şekil koşulları da oluşmamıştır. Sonuç olarak, davalı işverenin feshi, haklı ya da geçerli nedene dayanarak yapmadığı anlaşılmakla feshin geçersiz olduğu sonucuna varılmıştır. Bu nedenle işverenin feshi geçersiz olduğundan davanın kabulü gerekir. Yazılı gerekçe ile davanın reddi hatalıdır. 4857 sayılı İş Yasasının 20/3.maddesi uyarınca mahkeme kararı bozularak ortadan kaldırılmış ve Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçe ile; 1-Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, 2-Feshin GEÇERSİZLİĞİNE ve davacının İŞE İADESİNE, 3-Davacının yasal süre içinde başvurusuna rağmen davalı işverence süresi içinde işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının davacının kıdemi, fesih nedeni dikkate alınarak davacının 4 aylık brüt ücreti tutarında BELİRLENMESİNE, 4-Davacı işçinin işe iadesi için işverene süresi içinde müracaatı halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar en çok 4 aya kadar ücret ve diğer haklarının davalıdan tahsilinin GEREKTİĞİNE, 5-Alınması gereken 27,70 TL harçtan peşin alınan 17.15 TL harcın tenzili ile bakiye 10.55 TL harç giderinin davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, 6-Davacının yapmış olduğu Yargıtay’a geliş-dönüş dahil 395.62 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davalının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 7-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre 1.500,00 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Artan gider ve delil avansının ilgilisine iadesine, 9-Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 04.11.2015 gününde oybirliğiyle KESİN olarak karar verildi.