İSTİNAF KARAR TARİHİ: 15/01/2026 Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA: Davacı vekili; ...Tah. ve Tic. Ltd Şti'nin %50 hissesinin, vefatından önce müvekkillerinin murisi ...'e ait olduğunu, murisin 09.12.2012 tarihinde vefatından sonra murisin kardeşi olan davalının, müvekkillerine şirketin çok fazla borcunun olduğunu, şirketin borçlarını ödeyip …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ ESAS NO: 2023/314 KARAR NO: 2026/68 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : TEKİRDAĞ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 25/10/2022 NUMARASI: 2022/277 Esas - 2022/1393 Karar İSTİNAF KARAR TARİHİ: 15/01/2026 Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA: Davacı vekili; ...Tah. ve Tic. Ltd Şti'nin %50 hissesinin, vefatından önce müvekkillerinin murisi ...'e ait olduğunu, murisin 09.12.2012 tarihinde vefatından sonra murisin kardeşi olan davalının, müvekkillerine şirketin çok fazla borcunun olduğunu, şirketin borçlarını ödeyip kardeşinden bir ... olan bu şirketi devam ettirmek istediğini, şirketle alakalı işlemleri yapabilmesi için müvekkillerinin üzerine olan şirket hisselerinin kendisine devredilmesi gerektiğini, şirket borçlarından kurtulduktan sonra devrettikleri hisseleri tekrardan müvekkilleri üzerine geçireceğini belirterek şirket hisselerinin kendi üzerine devri için, akrabalık bağını da kullanarak müvekkillerini kandırdığını, müvekkillerinin 24.04.2013 tarihinde kendilerine intikal eden hisseleri davalıya devrettiklerini, davalıya yapılan hisse devir işlemlerinin bedelsiz olarak gerçekleştirildiğini, hisse devir sözleşmesinde nominal değerin gösterildiğini, bu durumun hayatın akışına uygun olmadığını, davalının hisseleri hiç bir şekilde iade etmeyeceğini ifade ederek müvekkillerini kandırdığını ikrar ettiğini belirterek davalıya hile ile devredilen ... ...Şti'ne ait %50 oranındaki hisselerin müvekkilleri adına tesciline, mümkün olmadığı %50 oranındaki hisselerin rayiç değerinin ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili; ... İnşaat ...Ltd Şti'nin, davacıların murisi ve müvekkili tarafından 1986 yılında eşit paylı iki ortaklı kurulduğunu, davacıların dava dilekçesinde hata ve hile hukuksal nedenini temellendirecek somut hiç bir vakıa yer almadığını, davacıların iddia ettiği gibi hisse devir işlemleri hata ve hile ile yapılmış olsaydı bile buna ilişkin tüm talepleri zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; davacılara ait hisselerin Tekirdağ 5. Noterliği'nin 24/04/2013 tarihli ...kapsamında davalıya devredildiği, devir bedellerinin nakden ve tamamen alındığının sözleşmede davacılar tarafından kabul edildiği, hisse devrinin hile veya hata yoluyla yapıldığı ileri sürülmüş ise de sözleşmelerinin noterde yapılması ve resmi belge mahiyetinde olması, devir bedellerinin alındığının notere beyan edilmesi karşısında söz konusu devir bedelinin sonradan ödeneceğine dair hile ve hata işleminin davacılar tarafından dosya kapsamı itibariyle ispat edilemediği, davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı, sözleşmede hisse devir bedelinin alındığının beyan edilmesi karşısında hisse devrinden kaynaklanan alacak isteminin de yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; davalının müvekkillerini kandırdığı hususunun tanık delili ile ispat edilebilecekken mahkemenin tanık dinlemediğini, gerçekleşen maddi olgular ve ileri sürülen delillere göre hisselerin davalıya hata ve hile ile geçirildiğinin sabit olduğunu, müvekkillerinin hata ve hile olgusunu 17/12/2021 tarihli yeminli mali müşavir raporu ile öğrendiğinden hak düşürücü sürenin 17/12/2021 tarihinde başladığını, davanın 08/03/2022 tarihinde süresinde açıldığını, tanıklar dinlenmeden eksik inceleme ile karar verilmesinin yerinde olmadığını, şirketin kuruluşundaki nominal değerler üzerinden devir yapılmasının mümkün olmadığını, davalının Tekirdağ 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2021/589 sayılı dosyasına sunduğu cevap dilekçesindeki beyanları ile iş bu davadaki beyanlarının birbiri ile çeliştiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. GEREKÇE: Dava, aldatma (hile) hukuksal nedenine dayalı olarak hisse devri sözleşmesinin iptaline, aksi takdirde hisselerin rayiç değerinin ödenmesi istemine ilişkindir. ... İnşaat ...Ltd Şti'nde davalı ...'in tek başına hissedar olduğu, şirketin başka hissedarının bulunmadığı, davanın hisse devir sözleşmesinden kaynaklandığı anlaşılmakla, taraf teşkilinin sağlandığı kabul edilmiştir. 6098 sayılı TBK'nın 36. maddesine göre, taraflardan biri, diğerinin aldatması sonucu bir sözleşme yapmışsa, yanılması esaslı olmasa bile sözleşmeyle bağlı değildir. Madde hükmünden de anlaşılacağı üzere; aldatma, bir kişide yanlış fikir ve kanaat meydana getirmek veya mevcut bir yanlış fikrin devamını sağlamak, karşı tarafın bir hukuki işlem yapmasını sağlamak amacıyla her türlü hareket ve söylenen sözler ile bir kimsenin hukuki işlem yapmasını sağlamak için onun kasten yanıltılmasıdır. Hile halinde bir kimse, karşı tarafı sözleşme yapmasını sağlamak için sözleri veya davranışları ile onda yanlış bir kanaat uyandırmakta veya karşı tarafta olan yanlış kanaati güçlendirerek, bu kanaatin devamını sağlamaktadır. Yani hile, fiili olarak karşı tarafa yanlış beyanlarda bulunarak aldatmak şeklinde gerçekleşebileceği gibi, sözleşme yapılmadan önce açıklama yapılması gereken konularda sessiz kalmak suretiyle de gerçekleşebilmektedir. Aldatmadan söz edebilmek için gerekli unsurlar; aldatma eylemi, aldatma kastının bulunması, zarar ve aldatma ile zarar arasında nedensellik bağının bulunmasıdır. Hile eylemi, sözleşmenin karşı tarafınca veya bu kişinin bilgisi kapsamında üçüncü kişi tarafından aldatıcı hareketlerle gerçekleşmektedir. Karşı tarafı aldatmaya yönelmiş bir eylem olmadan açıklanan irade beyanı her ne kadar yanılgı içerse de, aldatma kastı bulunmadığından hile eylemi gerçekleşmemiş kabul edilecek ve sözleşmenin hileye dayanarak iptal edilebilmesi ihtimali gündeme gelmeyecektir. Aldatma kastından söz edebilmek için ise, eylemi gerçekleştiren kimse yaptığı şeyin doğru olmadığını bilmeli ve karşı tarafı kandırma kastıyla hareket etmelidir. İlave olarak da yapılan hukuki işlem ile gerçekleştirilen eylem arasında illiyet bağı bulunmazsa, hileden söz edebilmek mümkün değildir. İptal hakkının kullanılması hiçbir şekle bağlı değildir. 6098 sayılı Kanun'un 39 uncu maddesi uyarınca, aldatmayı öğrendiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde sözleşme ile bağlı olmadığını karşı tarafa yöneltilecek tek taraflı sarih ve zımni bir irade açıklaması ile feshedilebileceği gibi def'i veya dava yoluyla da kullanılabilir. Madde hükmünde belirtilen bir yıllık süre, hak düşürücü süre niteliğindedir. Somut olayda; davacıların murisi ... ile davalının eşit hisse ile ortağı olduğu ... İnşaat ...Ltd Şti'de murisi vefatıyla davacılara intikal eden şirket hisselerinin ayrı ayrı yapılan 24/04/2013 tarihli hisse devir sözleşmeleri ile davalıya bedeli karşılığında devredildiği, aynı tarihli genel kurul kararı ile devrin onaylanarak davalının şirkette tek pay sahibi haline geldiği hususları ihtilaf dışı olup, davacılar davalının şirketin borca batık olduğuna kendilerini inandırarak, şirketin düzlüğe çıkmasından sonra iade edilmek kaydıyla hisseleri bedelsiz olarak devraldığını, hisse devrinin nominal bedel üzerinden yapılmasının da bu durumu doğruladığını belirterek hile hukuki sebebine dayalı olarak iş bu davayı açmışlardır. Davacılar hile olgusunu yeminli mali müşavir tarafından düzenlenen 17/12/2021 tarihli raporla öğrendiklerini ileri sürmektedir. Bu durumda öncelikle davanın hak düşürücü süre içerisinde açılıp açılmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Davacıların murisinin 09/02/2012 tarihinde vefat ettiği, vefatla birlikte murisin şirketteki hissesinin miras hisseleri oranında davacılara intikal ettiği, 24/05/2012 tarihinde davalı ile birlikte davacılardan ...'in şirketi 10 yıl süre ile temsil etmek üzere müşterek yetkili müdür olarak seçildikleri, davacıların hisseleri 24/04/2013 tarihinde devrettikleri, davanın ise 08/03/2022 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır. Davacılardan ... hisse devrinden önce müşterek yetkili müdür olarak görev yapmaktadır. Muristen intikal eden ve davalı ile paylı mülkiyet halinde bulunan taşınmazlardan kaynaklı ecrimisil istemli 02/01/2018 tarihinde açılan Tekirdağ 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/1 E. Sayılı davanın dava dilekçesinde şirket hisselerinin davalıya devredilmesine rağmen davalı tarafından hisse devrine ilişkin ödeme konusunda verilen sözlerin yerine getirilmediği belirtilmiştir. Yine davacılar tarafından davalı aleyhine açılan Tekirdağ 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/589 E. Sayılı dosyasında davacıların murisi ile davalı taraf arasındaki adi ortaklığın tespitine, davacılar ile bu ortaklığın devam ettiğinin tespitine ve davalı tarafından ortaklığın feshi ve tasfiyesi istemi ile dava açılmıştır. Bahsi geçen davalarda hile olgusunda bahsedilmediği gibi sözleşmenin iptali yönünde beyanda bulunulmamıştır. Devir öncesinde davacılardan ...'in şirkette müşterek imza yetkisine sahip müdür sıfatına sahip olduğu da dikkate alınarak yapılan değerlendirmede davacıların hile olarak ileri sürdükleri olgulardan en geç bahsi geçen davaların açıldığı tarih itibariyle haberlerinin olduğunun kabulü gerekir. İş bu hile hukuki nedenine dayalı olarak açılan dava tarihi ise 08/03/2022 olmakla TBK'nın 39. maddesinde düzenlenen hak düşürücü sürenin geçtiği açıktır. Bu nedenle ilk derece mahkemesince davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Öte yandan davacılar şirketin rayiç değerine göre belirlenecek hisse bedelinin ödenmesine talep etmişlerdir. Davacılara ait hisseler Tekirdağ 5. Noterliği'nin 24/04/2013 tarihli ...kapsamında davalıya devredilmiş, söz konusu devir kapsamında devir bedellerinin nakden ve tamamen alındığı davacılar tarafından kabul edilmiştir. Davacılar kendilerine hisse devir bedelinin ödenmediğini, hisse bedelinin rayiç değer üzerinden ödenmesi gerektiğini ileri sürmüşler ise de resmi belgenin aksinin aynı kuvvette delille ispatı gerekmektedir. HMK'nın 201. maddesi gereğince bahsi geçen iddiasının tanıkla ispatı mümkün değildir. Davacıların bahsi geçen noter sözleşmesinden anlaştıkları bedel açıkça belirtilmiş, bedelin ödendiği kabul edilmiştir. Davacı tarafça resmi belgenin aksini ortaya koyan bir delil ibraz edilmediğinden alacak isteminin reddinde de bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle; davacılar vekili tarafından ileri sürülen istinaf nedenleri yerinde olmadığından, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 732-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile kalan 651,30-TL harcın davacılardan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacılar tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde HMK’nın 361/1. maddesi gereği Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.15/01/2026