11. Hukuk Dairesi 2022/5272 E. , 2024/1505 K. MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/449 Esas, 2022/838 Karar ... DAVA TARİHİ : HÜKÜM : Başvurunun esastan reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2016/1241 E., 2019/891 K. Taraflar arasındaki sözleşemeye aykırılıktan kaynaklanan tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı ve…
**11. Hukuk Dairesi 2022/5272 E. , 2024/1505 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/449 Esas, 2022/838 Karar ... DAVA TARİHİ : HÜKÜM : Başvurunun esastan reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2016/1241 E., 2019/891 K. Taraflar arasındaki sözleşemeye aykırılıktan kaynaklanan tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında 24.12.2003 tarihli yetkili satıcı sözleşmesi imzalandığını, sözleşme gereğince davalının bilgi ve belgelerini gönderdiği, gerçek ve tüzel kişilere müvekkili tarafından taşıt kredisi kullandırıldığını, davalının müvekkiline gönderdiği bilgi ve belgelerin güncelliği, doğruluğu ve uygunluğunu teyit etmesi konusunda azami, dikkat ve özeni gösterme yükümlülüğünün bulunduğunu, bu durumun sözleşmenin 3/b maddesinde düzenlendiğini, yine sözleşmenin 7. maddesinde mal ve hizmetteki ayıptan sorumluluğun düzenlendiğini ancak davalının sözleşmeden doğan ödeme edimini yerine getirmediğini, bu nedenle bu davayı açmak durumunda kaldıklarını, davalının azami, özen ve dikkat yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle müvekkilinin zarara uğradığını, uğranılan maddi zararın faizler hariç toplam 299.008,36 TL olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin talep hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL nin ticari faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava dilekçesinde bahsi geçen kredilerin ikinci el araçların satışı için kullandırılmış krediler olduğunu, bu krediler için davalının, davacının kredi başvuruları için izlenmesini istediği yolu izleyerek başvuruda bulunduğunu, müvekkilinin yükümlülüğünün sadece davacı tarafından istenilen bilgileri sisteme girmek olduğunu, bu aşamadan sonra gerekli incelemeyi yaptıktan sonra kredinin kabul edilip edilmemesinin davacının insiyatifinde olduğunu, nitekim davacının müvekkilinin aracılık ettiği bir çok kredi başvurusuna da reddettiğini, müvekkiline atfı kabil bir kusur bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyadaki bilgi ve belgeler, tarafların iddia ve savunmaları, detaylı, gerekçeli, dosya kapsamı ile uyumlu olan ve bu nedenle de itibar edilen bilirkişi raporları uyarınca, davacı firmanın kredatör (krediye onay veren) firma, davalının kredi teklifinde bulunan taraf olduğu, krediler ile ilgili evrak asıllarının davacıya gönderildiği davacı tarafından bunların sahte veya uygunsuz olduğuna ilişkin bir beyanda bulunulmadığı, davacının araçların pert veya hasarlı olduğuna ilişkin ispata yarar delil sunmadığı, davalı firma tarafından kullandırılan sorunlu kredi oranının da makul orandan çokça düşük olduğu kaldı ki kredinin kullandırılıp kullandırılmamasında insiyatifin davacıda olduğunun da dosya mevcudundan anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu uyuşmazlığın sözleşmeye aykırılığın olup olmadığı, aykırılık varsa bu nedenle zararın meydana gelip gelmediği noktalarında toplandığını, mahkemenin ise davayı reddettiğini, oysa sözleşmeye aykırılığın somut ve gerçek verilerle ispatlandığını, hatalı ve eksik bilirkişi raporlarının hükme esas alındığını, mahkeme kararlarının gerekçe içermesi gerektiğini, ancak kararın gerekçesinin hukuki ve maddi dayanaktan yoksun olduğunu, kararda müvekkilinin tüm süreçten sorumluymuş gibi gerekçe yazıldığını, taraflar arasındaki bağlayıcı nitelikte bulunan sözleşmenin hükme esas alınmadığını, mahkemenin müvekkilince sunulan delilleri değerlendirmediğini, sözleşmeye aykırılığın mevcut olduğunu, davalının sözleşmenin 3/b maddesindeki azami özen ve dikkat yükümlülüğünü yerine getirmediğini, davalının aracı görmesi ve evrakların araçla uyumlu olup olmadığını tetkik ve kontrol etmesi gerektiğini ancak davalının araçları fiilen görmüş gibi alıcılarına teslim etmiş gibi satış sözleşmelerini aracı teslim eden sıfatı ile imzaladığını, bu bağlamda ... ile ...'nin davalıya ait işyerinde buluştuklarını, aracın fiilen Ankara'da olduğunu, yine Nuri Kaya ile Onur Alanlar'ın davalı işyerinde buluştuklarını, bu kişiler arasındaki satışa konu aracın da Ankara'da olduğunu, yine ... ile ...'nın davalı iş yerinde buluştuklarını, arabanın Ankara'da olduğunun söylendiğini, buna göre araçların fiilen satış anında alıcıya teslim edilmediğini, araçların şehir dışında olduğunu, ancak davalının araçları fiilen görmüş ve alıcısına teslim etmiş gibi aracı teslim eden taraf olarak sözleşmeyi imzaladığını, böylelikle müvekkiline gerçeğe aykırı ve yanıltıcı bilgiler verilmek suretiyle müvekkili şirketten kredi kullandırıldığını, araçların fiili durumda pert olduklarını ve alıcıların bu konudaki ses kayıtları ile sabit olması karşısında bilirkişilerce hukuki değerlendirme yapılarak bu değerlendirmenin hükme esas alınmasının hukuka aykırı olduğunu, sözleşmeye aykırılığın ispat edilmesiyle, ispat yükünün davalıya geçtiğini, buna rağmen ispat yükünün davacıda olduğundan bahisle davanın reddinin hatalı olduğunu, müvekkilinin davalının beyanları ile bağlı olduğunu, bu sebeple sözleşmenin 3.maddesine b bendindeki hükmün eklendiğini, bilirkişi raporlarının hukuka aykırı olduğunu, her iki raporda da ihtarnamelerin incelenmediğini, muacceliyet şartının dikkate alınmadığını, müvekkilinin her kredi üzerinden bir miktar zararı meydana geldiğini, yapılan hesaplamaya göre cezai şartın müvekkiline ödenmesi gerektiğini, müvekkilinin hali hazırdaki zararının 299.008,36 TL olduğunu, kredi taksitlerinin ödendi iddiasının dayanaksız olduğunu, sözleşmede edimin yerine getirilmemesinin cezai şarta bağlandığını, uyuşmazlığın kredilerin geri ödenip ödenmediği noktasında değil davalının sözleşmeden doğan ödeme edimini yerine getirip getirmediği noktasında toplandığını, kredilerin sonradan ödenmesinin sözleşmesel edimin yerine getirildiği anlamına gelmediğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, sözleşmeye aykırılıktan kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 112 nci maddesi 3. Değerlendirme 1.Davacı şirket bir finansman kuruluşu olup taraflar arasında 24.12.2003 tarihinde " Yetkili Satıcı Sözleşmesi" akdedilmiştir. Sözleşmeye göre, davacıdan tüketici kredisi kullanmak sureti ile araç satın almayı talep eden borçlular sözleşmede "satıcı" sıfatıyla anılan davalıya başvurmakta, davalı, kredi talep edeni kredinin koşulları hakkında bilgilendirdikten sonra başvuru formunu doldurmasına yardımcı olmakta, daha sonra davacının talep ettiği bilgi ve belgeleri borçludan temin edip kurye firmaları kanalıyla ya da davacı tarafından bildirilen sair yöntemlerle davacıya göndermekte, davacının krediye onay vermesi halinde kredi tutarı borçlu nam ve hesabına davalının hesabına ödenmektedir. 2. Taraflar arasındaki sözleşmenin " Satıcının Yükümlülükleri" başlığını taşıyan 3 üncü maddesinin (b) bendinde, satıcının, davacının talep edeceği bilgi ve belgelerin güncelliğini, doğruluğunu ve uygunluğunu azami dikkat ve özeni göstererek kontrol ettikten sonra davacıya göndereceği belirtilmiş aynı bendin devamında ise, satıcının anılan belge ve bilgileri davacıya önceden faks kanalıyla da göndereceği, davacının faksla gönderilen bilgi ve belgelere dayanarak işlem yapıp yapmamakta serbest olduğu ancak sonradan teyiden gönderilen bilgi ve belgelerin faksla gönderilen bilgi ve belgelere uymaması, metin ya da imzalarda sıhhatsizlik, tahrifat ve sahtecilik gözlemlenmesi, satıcının düzenlediği fatura ve sair belgelerde tahrifat ve uyumsuzluk olması halinde kredinin hiç açılmamış sayılacağı ve bu durumda satıcının kredi tutarı ile damga vergisini ve bunların toplamının %15'i kadar bir cezai faizi derhal davacıya ödeyeceği belirtilmiştir. 3. Aynı maddenin (g) bendinde, satıcının (davalı) kredi karşılığında alınacak mal veya hizmeti kredi tahsis onayının verilmesinden itibaren en geç 10 iş günü içinde temin ve borçluya teslim edeceği ancak söz konusu malın bir motorlu vasıta ise bu sürenin 3 iş gününü geçemeyeceği belirtilmiş, aynı maddenin (j) bendinde ise satıcının, kendisinden mal veya hizmet satın alan tüketicilerin bunlarda olabilecek ayıplarla ilgili şikayet, iddia ve taleplerine meydan vermeyecek yahut bu sebeple mağduriyetlerine yol açmayacak şekilde gerekli tedbirleri alacağı belirtilmiştir. 4. Davacı, sözleşmenin zikredilen maddesine dayanarak davalının kredi sözleşmelerine konu araçlara ilişkin bilgilerin doğruluğundan sorumlu olduğunu, davalının aracılık ettiği 6 adet kredi işlemine konu araçlara ilişkin davalı yanca gönderilen bilgilerin gerçeği yansıtmadığını, araçların bir kısmının kredi başvurusunda belirtilen marka model ve özellikleri taşımadığı, bir kısmının pert olduğunu, bazı araçların ise tamamen sökük olup hurda niteliğinde olduğunu, müvekkilinin bu nedenle bu kredileri tahsil edemediğini iddia etmiş, davalı ise kredi başvurularının davacıya ait web sitesi üzerinden yapıldığını, kendisinin görevinin sadece istenilen bilgileri girmek olduğunu, asıl istihbarat çalışmasının davacı tarafından yapıldığını ve kredi kullandırmak konusunda inisiyatifin davacıda olduğunu savunmuştur. 5. İlk Derece Mahkemesince yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş ise de davacı tarafından davaya konu kredilerle ilgili olarak başlatılan icra takiplerine ilişkin dosyalar getirtilip davacının kredi borcunu tamamıyla tahsil edip etmediği tereddüte mahal vermeyecek bir şekilde belirlenmediği gibi taraf kayıtları ve kredi başvurularının yapıldığı sistem bilirkişi marifetiyle incelenerek davaya konu kredilerin tahsisi sürecinde davalının davacıya hangi bilgileri gönderdiği, bu bilgilerin sözleşmenin kurulduğu tarih itibariyle gerçeği yansıtıp yansıtmadığı da araştırılmamıştır. 6. Bunun yanında dosyadaki bilgi ve belgelerden, bir kısım borçluların araçların kendilerine hiç teslim edilmediğini, bir kısım borçluların ise araçların ağır hasar kayıtlı olarak kendilerine teslim edildiğini, bu hususta hukuki yollara başvuracaklarını beyan ederek kredi borcunu ödemekten imtina ettikleri anlaşılmaktadır. İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemelerince, hakimin davayı aydınlatma ödevi kapsamında, zikredilen iddialarda bulunan borçlularca belirtilen hususta hukuki yollara başvurulup başvurulmadığı başvurulduysa akıbetinin ne olduğu da araştırılmamıştır. 7. Bu itibarla, İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemelerince, davacı yanca, davaya konu kredilerin tahsili için başlatılan icra takip dosyaları getirtilip incelenerek davacının davaya konu kredileri tahsil edip etmediğini belirlenmesi, taraf kayıtları ve kredi başvurularının yapıldığı sistem bilirkişi marifetiyle incelenerek davaya konu kredilerin tahsisi sürecinde davalının davacıya hangi bilgileri gönderdiği, bu bilgilerin sözleşmenin kurulduğu tarih itibariyle gerçeği yansıtıp yansıtmadığının araştırılması ve bir kısım borçluların yukarıdaki 6 numaralı bentte zikredilen iddialarının sübut bulması halinde taraflar arasındaki sözleşmenin 3. maddesinin (g) ve (j) bentlerinin de davalıya kredi sözleşmesine konu araçları kredi tahsis sürecinden önce bizzat görmek ve kredi tahsisi ve satıştan sonra ise aracı alıcıya teslim etmek konusunda yükümlülük altına sokup sokmadığı da tartışılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Bozma sebebine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.