11. Hukuk Dairesi 2008/12410 E. , 2010/7210 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 09.07.2008 tarih ve 2005/648 - 2008/382 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 22.06.2010 gününde davacı avukatı ... Bir ile davalılardan ...Liman İşlt. Tic. Ve San. A.Ş. Avukatı ... ve Expetitors İnş. Taşıma A.Ş. Avukatı ... gelip, diğer dav
**11. Hukuk Dairesi 2008/12410 E. , 2010/7210 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 09.07.2008 tarih ve 2005/648 - 2008/382 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 22.06.2010 gününde davacı avukatı ... Bir ile davalılardan ...Liman İşlt. Tic. Ve San. A.Ş. Avukatı ... ve Expetitors İnş. Taşıma A.Ş. Avukatı ... gelip, diğer davalılar tebliğe rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili tarafından Tai A.Ş.'nin Belçika'dan ithal edip İstanbul/...Limanı'na kadar deniz yoluyla taşınan CNC hidrolik pres emteasının İstanbul - Ankara arasındaki her türlü taşıma risklerinin sigorta edildiğini, deniz yoluyla yapılan taşımanın hasarsız tamamlandığını ve emteanın davalı ...A.Ş.'nin işlettiği limanda, diğer davalıların ilgilisi bulundukları araca yüklendikten sonra liman sahası içinde araçtan düşerek hasara uğradığını, belirlenen (409.938,46) YTL tutarındaki hasar bedelinin sigorta ettirene ödendiğini ileri sürerek, şimdilik anılan meblağın temerrüt faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekilleri, ayrı ayrı davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacı ile sigorta ettiren arasındaki nakliyat emtea abonman sigorta poliçesi bulunduğu, dava konusu taşımaya ilişkin spesifik poliçenin 06.09.2004 tarihinde düzenlendiği, hasarın ise 03.09.2004 tarihinde meydana geldiği, bu durumda yükleme ihbarının rizikonun gerçekleştiği tarihten önce mi yoksa sonra mı yapıldığını tespitinin gerektiği, davacı tarafça sigorta talebinin yapıldığı tarihin ispatlanamadığı, bu durumda dava konusu taşımaya ilişkin himayenin rizikonun gerçekleşmesinden sonra temin edilmeye çalışıldığının ve poliçenin zarardan sonra düzenlendiğinin, dolayısıyla davacının ödemesinin hatır ödemesi olduğunun kabul edildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, taşıma rizikolarına karşı sigortalı bulunan emteanın uğradığı hasar bedelinin, hasar sorumlusu bulunan davalılardan rücuen tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece hasarın 03.09.2004 tarihinde meydana geldiği, dava konusu spesifik taşımaya ilişkin poliçenin ise 06.09.2004 tarihinde düzenlendiği, davacının sigorta talebinin yapıldığı tarihi ispatlayamadığı, bu nedenle himayenin rizikonun gerçekleşmesinden sonra temin edilmeye çalışıldığının ve davacının dava dışı sigorta ettirene yaptığı ödemenin hatır ödemesi sayılıp davacıya rücu hakkı vermeyeceğinin kabul edildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak dava konusu nakliyat emtea abonman sigorta poliçesinin “ihbar yükümlülüğü” başlıklı özel şartlar hükmünde “elde olmayan nedenlerle veya yanlışlık sonucu bildirimlerin sevkiyat başlamadan önce yapılamaması durumunda her bir sefer için maksimum araç başı limite kadar olan taşımaların teminat kapsamında varsayılacağı” belirtilmiştir. Anılan maddenin içeriğinden, sigorta ettiren tarafından geç ihbar yapılsa bile bu durumun sonuca etkili olamayacağı anlaşılmaktadır. Gerçekten de taşıma ihbarının geç yapılması halinde dahi sigorta sözleşmesine özel hükümler konulmak suretiyle bu taşıma da sigorta güvencesi altına alınabilmektedir. Zira abonman sigorta sözleşmeleri birer çerçeve anlaşma niteliğinde olup, sigortacı ile sigorta ettiren arasında, sigorta ile ilgili bir hukuki ilişkiyi oluşturur. Bu hukuki ilişkiden dolayı her taşıma için ayrı bir sigorta sözleşmesi düzenlenir. Sigorta poliçeleri ise sigorta priminin tahakkuku amacıyla düzenlenmektedir. Sigortalı tarafından yaptırılan taşımanın bildirilmesinden ve buna ilişkin poliçenin düzenlenilmesinden önce rizikonun gerçekleşmiş olması sigorta sözleşmesini geçersiz kılmaz. Dairemizin emsal nitelikteki uygulaması da bu yöndedir (Işıl Ulaş, Uygulamalı Sigorta Hukuku, Ankara 2010, 7. Bası, s:463 vd. ile s:497 vd.). Açıklanan bu duruma göre, somut olayda da nakliyat abonman sigorta sözleşmesine dayanarak dava dışı sigorta ettirene ödemede bulunan davacı ... şirketinin, davalılar aleyhine rücu davası açma hakkı bulunmaktadır. Kaldı ki davacı ... ile dava dışı sigorta ettiren Tusaş (TAI) AŞ. arasında düzenlenen 17.12.2004 tarihli ibraname başlıklı belgede, davacının yaptığı ödeme sonucu sigorta ettiren Tusaş (TAI) AŞ. tarafından üçüncü şahıslara karşı olan takip ve dava haklarının, ödediği miktar kadar davacıya temlik edildiği bildirilmiştir. Diğer bir deyişle dava dışı Tusaş (TAI) AŞ., dava konusu taşıma ile ilgili olarak uğradığını iddia ettiği zarar nedeniyle davalılardan talep edebileceği alacak hakkını, BK.’nun 162 vd. maddeleri uyarınca davacı şirkete temlik etmiştir. O halde davacının sigorta ilişkisi dışında da alacağın temliki hükümlerine göre davalılardan talep hakkı bulunmaktadır. Bu durum karşısında mahkemece, davacının davalılar aleyhine rücu davası açmaya hakkı bulunduğu kabul edilerek, işin esasının incelemeye girişilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 750,00 TL duruşma vekillik ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 22.06.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.