İSTİNAF KARAR TARİHİ: 22/04/2026 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 22/04/2025 KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 10/02/2026 tarih ve 2025/464 E - 2026/154 K kararına karşı süresi içinde davacılar ve davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinden özetle; Müvekkili .... Ltd. Şti. ile davalının sahibi olduğu ... Limited Şirketi ile arasında ... tarihli G…
T.C. KAYSERİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ ESAS NO: 2026/719 KARAR NO: 2026/860 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 10/02/2026 ESAS NO: 2025/464 KARAR NO: 2026/154 DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 22/04/2026 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 22/04/2025 KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 10/02/2026 tarih ve 2025/464 E - 2026/154 K kararına karşı süresi içinde davacılar ve davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinden özetle; Müvekkili .... Ltd. Şti. ile davalının sahibi olduğu ... Limited Şirketi ile arasında ... tarihli Gayrimenkul Satışına Aracılık Sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeye göre ... Caddesinde bulunan ...nın komple 41.000.000-TL bedelle (... bağımsız bölüm) davalı tarafından davacı şirkete satıldığını, davacının üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiğini, davalı ... tarafından 25.02.2025 tarihinde Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosya ile takip başlatıldığını, davacının haksız takibe anlam verememesi üzerine davalı ile görüşerek 28.02.2025 tarihli protokolü imzaladığını, protokol gereği ... Caddesindeki taşınmazın değerinin 40.200.000-TL olarak revize edildiğini, davalıya verilen taşınmaz, otomobil ve nakitlerden sonra 11.500.000-TL bedelli bono verildiğini, bononun protokol tarihi itibariyle 10.000.000-TL sayılacağının kararlaştırıldığını, protokolde davalının başlattığı icra takibinin yanlış başlattığı, anlaşma gereği alıcının 100.000-TL gönderdiği, dosyanın 28.02.2025 tarihinde kapatılacağı, alıcıdan herhangi bir masraf veya başka bir isimde talepte bulunulamayacağının yazılı olduğunu, aradan geçen sürede davalının icra takibini kapatmadığını, takibe konu dosyadan borçlu olmaması sebebiyle derdest davanın ikame edildiğini belirterek davacının Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası yönünden borçlu olmadığının tespitine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinden özetle; Davacının taraflar arasında imzalanan 27.12.2024 tarihli ve 28.02.2025 tarihli protokol kapsamında Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasından borçlu olmadığını iddia ettiğini, halbuki icra dosyasının 28.02.2025 tarihinde ilamsız takip olarak başlatıldığını ve davalının temlik alacaklısı olduğunu, alacağın süresinde ödenmeyen borç ilişkisinden kaynaklandığını, davacılar takibe itiraz etmediğini ve alacağın kesinleştiğini, davacının somut bir delil sunmadığını, genel nitelikte ve dayanaktan yoksun iddialarla davayı ikame ettiğini, davalının 27.12.2024 ve 28.02.2025 tarihli sözleşmenin tarafı olmadığını, sözleşmenin davalıyı bağlamadığını, davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, davacının dayanak olarak gösterdiği sözleşmelerde imzası bulunan kişilerin davacılar ve dava dışı ... olduğunu, davalının protokol tarafı olmadığını, davalının usule uygun şekilde dava dışı ... şirketinden temlik aldığını ve davacılar aleyhine 25.02.2025 tarihinde icra takibi başlattığını, temlik tarihinden sonra alacağın takip ve dava yetkisinin davalıda olduğunu, temlik sonrası temlik eden ile borçlular arasındaki protokolün davalıyı bağlamadığını, bahse konu 28.02.2025 tarihli protokolün borcu ortadan kaldırmadığını, bizzat borcu tespit ettiğini, davacı borcun sona erdiğini iddia ediyorsa, bunu yazılı ve kesin delille ispatlaması gerektiğini, taraflar protokolde borcu açıkça kabul ettiğini, davacının ödemesi gereken 400.000-TL emlak komisyonunu ödemediğini ve dava dışı ... şirketinin ... şirketine Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile takip yaptığını, şirketin menkul ve gayrimenkullerinin haciz altına alındığını ve takip masrafları ile birlikte 563.043,63-TL'nin ödendiğini, bu ödemeyle alakalı yapılan usulsüz ve kanuna aykırı hileli davranışlar neticesinde şikayette bulunulduğunu, Kayseri 1. İcra Ceza Mahkemesinin 2025/107 esas sayılı dosyası ile ...ın şikayetçi olduğunu, davacı tarafın hem protokolde borcu açıkça kabul ettiğini, hem de ödeme taahhüdünde bulunduğunu, fakat söylenenlerin aksine edimlerini yerine getirmediğini, borcun varlığı kabul edildiği halde dava açılmasının, dürüstlük kuralı ile bağdaşmayacağını belirterek davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Tekmil dosya mündericatı birlikte değerlendirildiğinde; "... davacı ... Limited Şirketi ile dava dışı ... Limited Şirketi arasında imzalanan ...Tarihli Gayrimenkul Satışına Aracılık Sözleşmesi kapsamında dava dışı ...nin davacı şirkete gayrimenkul devri yaptığı hususu ihtilaflı değildir. Anılan sözleşmede davacı ...'un davacı şirket kaşesi üzerinde imzasının bulunduğu bununla birlikte şirket yetkilisi olduğunu belirterek ayrıca imzasının bulunduğu yine davacı ...'un ise alıcı ifadesi altında imzası bulunduğu görülmektedir. Ancak sözleşme başlığında alıcının davacı şirket olduğu açıkca yazılmış olup bu durum tarafların kabulündedir. Bununla birlikte 25/02/2025 tarihinde davalı tarafından davacılara yönelik Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına takip başlatıldığı, takip dayanağının Gayrimenkul Satışına aracılık sözleşmesinden kaynaklanan alacak olarak belirtildiği, ancak 28/02/2025 tarihinde davacı şirket ve dava dışı ... Şirketi arasında imzalanan protokol ile Gayrimenkul Satışına aracılık sözleşmesinden kaynaklanan alacağa ilişkin sözleşmenin revize edildiği, bu protokole göre protokol tarihi itibariyle davacı şirketin muaccel borcu bulunmadığı, davacı şirketin yalnız 16.01.2025 düzenleme tarihli 11.500.000,00 TL bedelli 15.07.2025 ödeme tarihli bonoya istinaden10.000.000,00-TL bakiye borcu kaldığı kabul edilmiş ve takibin kapatılacağı hususunda anlaşılmıştır. Önemle belirtmek gerekir ki bu protokol dava dışı ... Şirketi yetkilisi olan davalı tarafından imzalanmıştır. Ancak dosya kapsamında sureti bulunan 30/01/2025 tarihli " Alacağın Temlik Sözleşmesine" başlıklı belge içeriğinde ... Şirketi'nin davacılardan gayrimenkul aracılık sözleşmesinden kaynaklı alacağını ... Şirketi'nin münferiden temsilcisi ve sahibi olan davalıya temlik ettiği görülmektedir. Temlik sözleşmesinde davalı asil, temlik eden şirket adına ve temlik alan olarak kendi adına imza atmıştır. Söz konusu belge adi yazılı bir belge olup bu belge her zaman düzenlenebilecek bir belge niteliğindedir. Her ne kadar davalı tarafça dava dışı şirketle yapılan protokolün kendisini bağlamayacağı ileri sürülmekte ise de anılan protokolde ... Şirketi adına davalının imzasının bulunduğu gözetildiğinde davalının temlik aldığı ve takip başlattığı bir alacağa yönelik temlik eden ... Şirketi adına sanki hala alacak üzerinde tasarruf hakkı ... Şirketi'ne aitmiş gibi protokol imzalaması ve ardından bu protokolün kendisini bağlamayacağını ileri sürmesi TMK. Md 2 kapsamında kabul edilemez. Hal böyle iken davalının alacağı 30.01.2025 tarihinde temlik almasına rağmen davacı şirket ile 28.02.2025 tarihinde ... adına gayrimenkul satışına aracılık sözlemesini revize edecek şekilde protokol düzenlediği, bu şekilde davalının protokolü dava dışı şirket adına imzalasa da davalı ... lehine düzenlenen 15/07/2025 vade tarihli bonodan satıcının ... Ltd Şti'den 10.000.000,00-TL'den fazla talep edilmeyeceği ve Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takibin satıcı tarafından 28.02.2025 tarihinde kapatılacağı şeklindeki iradeyi kabullendiği görülmektedir. Aksi halde davalının dava dışı şirket adına imzaladığı protokol ile davacılara senedin vade tarihi olan 15/07/2025 tarihine kadar süre verip ardından eldeki davada protokolün kendisini bağlamadığını ileri sürmesi MK'nın 2. maddesindeki iyi niyet kuralı ile bağdaşmamaktadır. Bu nedenle davalı tarafça benimsendiği kabul edilen protokole istinaden dava tarihi itibariyle 15.07.2025 vade tarihli bononun vadesinin gelmediği, protokolde açıkca bu bonodan kaynaklı 10 milyon dışında davacıların başka borcunun bulunmadığı ve takibin satıcı tarafından kapatılacağı belirtildiği gözetilerek dava tarihi itibariyle davacıların davalıya karşı muaccel bir borcu bulunmadığından davanın kabulüne karar verilmiştir. Davalı tarafça takip başlatıldığı tarihte henüz protokol imzalanmadığından davalının takipte kötü niyetli olmadığı gözetilerek davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmemiştir. DAVANIN KABULÜ İLE, 1-Davacıların Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına konu alacak nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, Yasal şartları bulunmadığından kötüniyet tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına, ..." şeklinde karar verilmiştir. Bu karara karşı davacılar ve davalı vekilince yasal süresinde istinafa başvurulmuştur. İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili tarafından ilk derece mahkemesine sunulan istinaf başvuru dilekçesinde özetle; 27/12/2024: Davacı borçlu ile dava dışı ... Ltd. Şti. arasında 13 tapu ve 2 tapu + 1 araç devri öngören alış-satış devir protokolü imzalandığını, ancak davacı borçlu tarafından hile yapılarak yalnızca 1 tapu ve 1 araç devri gerçekleştirildiğini, 30/01/2025: Dava dışı ... Ltd. Şti., alacaklarını davalıya temlik ettiğini, temlik işlemi TBK m.183-194 uyarınca geçerlidir ve borçlunun rızasına gerek olmadığını, 25/02/2025: Temlik alan davalı, Kayseri Genel İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı ilamsız takip başlattığını ve takip Mart 2025’te kesinleşmiştir; borçlu tarafından itiraz edilmediğini, 23/05/2025: Borçlu tarafından menfi tespit davası açıldığını, 10/02/2026: Mahkeme, hiçbir ödeme belgesi sunulmadan, borçlu davacının sunduğu dava dışı, taraf sıfatı olmayan fotokopi ve sahte 28/02/2025 tarihli sözleşmeye dayanarak kesinleşmiş takibi iptal ettiğini, bu karar hem hukuka hem de ispat kurallarına açıkça aykırı olduğunu, mahkeme hükmü, sahte ve geçersiz 28/02/2025 tarihli sözleşme üzerine kurulduğunu, aynı sözleşme Kayseri 1. İcra Hukuk Mahkemesi 2026/41 ve Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/464 dosyalarına ayrı ayrı sunulduğunu ve hükme esas alındığını, bu yaklaşım, hukuki isabetsizlik ve sorumluluk doğurduğunu, mahkeme, taraf sıfatı olmayan ve içeriği değiştirilmiş fotokopi sözleşmeye dayanarak hüküm kurduğunu, bu sözleşme sahte ve hukuken geçersiz olduğunu, Yargıtay’a göre, davanın dayanağı sahte belge ise hüküm mutlak olarak bozma sebebi olduğunu, mahkeme, borçlunun hileli beyanlarını esas alarak gerçek alacaklıyı mağdur ettiğini, davacı borçlu, dava konusu olmayan kambiyo senetlerini ve dava dışı ... Ltd. Şti. ile 28/02/2025 tarihli sahte ve geçersiz sözleşmeyi ileri sürerek, bu borçlardan kurtulmayı amaçladığını, senet, sebepten mücerret olduğunu, kesin borç ikrarını ifade edeceğini, mevcut davayla ilgisi olmadığını, ayrıca 27/12/2024 tarihli sözleşmeden kaynaklı, dava konusu olmayan Kayseri ... ... ...parseldeki ... taşınmaz devri borçlu davacı tarafından yapılmadığını, bu durum göz önünde bulundurulduğunda, davacı borçlunun mahkemeye sunduğu beyanlar gerçeği yansıtmadığını, davacı borçlu, edimlerini yerine getirmeden ve ödemesi gereken bedeli ödemeden, tek bir taşla birkaç kuş vurmaya çalıştığını, sahte sözleşmenin birden fazla mahkemede kullanılması, borçlunun niyetinin kötü olduğunu ve TMK 2’ye aykırı davrandığını gösterdiğini, mahkeme, bu dürüst olmayan beyanlara itibar ederek, sahte dava dışı fotokopi sözleşme üzerine kesinleşmiş takibi iptal ettiğini, bu işlem, akıl almaz, sorumluluk doğuracak ve hukuka aykırı bir uygulama olduğunu, somut delil yokluğu nedeniyle (tek bir belge, makbuz veya dekont dahi yok), mahkeme tartışılan hükmün tümünü varsayım ve niyet okuma üzerine kurduğunu, bu da hukuki geçerlilikten yoksun olduğunu, takibin 25/02/2025’te başlatıldığını, Mart 2025’te kesinleştiğini, mahkemenin 10/02/2026’da kesinleşmiş takibi iptal etmesi kabul edilemeyeceğini, Yargıtay: Menfi tespit davaları, takip kesinleştikten sonra açılmışsa, temlik ve devri dikkate almak gerektiğini, mahkeme, tek bir banka dekontu, makbuz veya ibra belgesi olmadan borcu sona ermiş kabul ettiğini, HMK m.190 gereği, borcun sona erdiğini iddia eden taraf bunu kesin ve yazılı delillerle ispat etmek zorunda olduğunu, somut olayda 1 kuruş dahi ödenmediği halde borç yok sayıldığını, mahkeme, taraf sıfatı olmayan fotokopi üzerinden hüküm kurduğunu, davalı, temlik alacaklı olmasına rağmen mahkeme tarafından hukuka aykırı şekilde borçlu konumuna sokulduğunu, bu durum, açık hakim kusuru ve yargılama etik kurallarının ihlali olduğunu, temlikten sonra, temlik eden ile borçlu arasında yapılan protokoller temlik alanı bağlamayacağını, mahkeme bu temel hukuk ilkesini görmezden gelmiş ve temlik alan davalıya haksız şekilde borç yüklediğini, mahkeme, TMK 2’ye dayanarak borcu ortadan kaldırdığını, ancak TMK 2 ispat yükünü ortadan kaldıracak şekilde kullanılamayacağını, yaklaşık 300.000 TL satış masrafı harcandığını, ... ihale satış işlemleri yapılmış kasıtlı olarak o tarih hem satış hem mahkeme duruşma günü tayin edildiğini, satış iptal edildiğini, bu durum organizasyon şüphesini doğurduğunu, alacağın alınması imkânsız hâle geldiğini, mahkeme, borcun ve alacağın fiili durumunu göz ardı ederek kesinleşmiş icra ve hukuk güvenliğini ihlal ettiğini, işin sonunda mağduriyet zaman kaybı hukuka güven zedeleniğini, Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 10/02/2026 tarihli, 2025/464 E., 2026/154 K. sayılı dosyanın 10.02.2026 tarihli ihale ve açık artırma satış işlemleri nazara alınarak ivedilikle ve öncelikle kararının kaldırılmasına (bozulmasına), menfi tespit davasının reddine, mahkemece, davalı alacaklı tarafın haklı olduğu ve borç yükümlülüğünün bulunmadığının tespitine, davacı borçlu aleyhine, İİK md. 72/4 kapsamında kötüniyetli davranış sayılarak alacağın %20’si oranında kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, Yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir. Davacılar vekili tarafından ilk derece mahkemesine sunulan istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 20225/464 ESAS 2026/154 Karar sayılı kararı hukuka uygun olduğunu, ilk derce mahkemesi kararında; 27.12.2024 tarihli sözleşmeyi, 30.01.2025 tarihli temlik sözleşmesini,28.02.2025 tarihli protokolü, Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... numaralı icra takip dosyasını, ticari defter incelemesini, savcılık dosyasındaki takipsizlik kararını birlikte değerlendirerek karar verdiğini, karar, maddi vakıa tespiti ve hukuki nitelendirme yönünden yerinde olduğunu, davacı tarafın “sahte sözleşme” iddiası gerçeğe aykırı olduğunu, davalı, istinaf dilekçesinde 28.02.2025 tarihli protokolün sahte olduğunu iddia ettiğini, ancak gerek yargılama sırasındaki beyan ve dilekçelerinde söz konusu protokolün varlığını ve imzasını açıkça ikrar ettiğini, bu nedenle sonradan bu belgenin sahteliğini iddia etmesi kötü niyetli olduğunun da açık göstergesi olduğunu, kaldı ki davalı protokoldeki imzanın kendisine ait olduğunu açıkça kabul ettiğini, “Baskı ve tehdit” iddiasıyla yaptığı suç duyurusunda Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı 2025/19847 soruşturma dosyasında takipsizlik kararı verildiğini ve karar kesinleştiğini, temlik sözleşmesinde de hem temlik eden şirket adına hem kendi adına imza attığını, bu husus Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 20225/464 ESAS 2026/154 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere araştırılarak tespit edildiğini, dolayısıyla sahtecilik iddiası soyut ve dayanaksız olduğunu, imzası ikrar edilen bir belgeye “sahte” demek hukuk güvenliğiyle bağdaşmayacağını, müvekkillerin davalı tarafa takibe konu icra dosyası nedeniyle herhangi bir borcu bulunmadığını, davalı tarafça sunulan 30.01.2025 tarihli temlik sözleşmesi ilk derece maskesince de incelenmekle; ... Şirketi ile davacılar arasında imzalanan Gayrimenkul Satışına Aracılık Sözlemesinden kaynaklanan alacağın davalı ...'ya temlik edildiği belirtilmiş olup bu temlik sözleşmesinde ... temlik eden ...ni temsilen ve temlik alan olarak kendi adına imza attığı sabit olduğunu, ... Ticaret Sicil Müdürlüğünden dosyaya gelen cevabi yazı incelendiğinde; 26.12.2022 tarihinden itibaren dava dışı ... Limited Şirketi'nin münferiden temsile yetkilisinin ve tek ortağının davalı ... olduğu görülmektedir. ... Ltd.Şti ile ... Şirketi arasında imzalanan 28.02.2025 tarihli protokolde ...ni temsilen ...'nın imzası bulunduğu görüldüğünü, ilk derece mahkemesinin 21.10.2025 tarihli duruşmasının ... nolu ara kararı ile davalı vekiline 28/02/2025 tarihli protokolde ve 30/01/2025 tarihli alacağın temliki sözleşmesinde .......Ltd. Şti. kaşesi üzerinde yer alan imzanın davalı ...'ya ait olup olmadığı hususunda beyanda bulunmak üzere süre verilmiş, davalı "22.10.2025 tarihli dilekçesisi ile temlik sözleşmesi ve 28.02.2025 tarihli protokoldeki imzaların kendisine ait olduğunu ancak 28.02.2025 tarihli protokolün baskı, hiye ve tehdit altında imzalatıldığını, bu hususta savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu" ifade ettiğini, davalı taraf açıkça sözleşmelerdeki imzaların kendisine ait olduğunu ikrar etmekle birlikte; söz konusu suç duyurusu nedeniyle Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2025/19847 soruşturma sayılı dosyasında soruşturma yürütülmüş ancak Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2025/19847 soruşturma sayılı dosyasında takipsizlik kararı verildiği ve kararın 11/12/2025 tarihinde kesinleştiği de ilk derece mahkemesi tarafından tespit edildiğini, dolayısı ile davalı tarafın tüm iddia ve itirazları gerçeği yansıtmadığını, davalı taraça davacıların aktif husumet ehliyet bulunmadığı ileri sürülmekte ise de gerek takipte gerekse temlik sözleşmesinde; üç müvekkilin de borçlu gösterildiği dikkate alındığında davacıların aktif husumet ehliyeti bulunduğu sabit olup yerel mahkemece de tespit edilmiştir. Bu nedenle davalının istinaf gerekçesi hukuka aykırı olduğunu, ... Limited Şirketi ile dava dışı ... Limited Şirketi arasında imzalanan ... Tarihli Gayrimenkul Satışına Aracılık Sözleşmesi kapsamında dava dışı ...nin davacı şirkete gayrimenkul devri yaptığı hususu ihtilaflı olmadığını, 28.02.2025 tarihli Protokole göre: Satış bedeli 40.200.000 TL’ye revize edildiğini, 15.07.2025 vadeli 11.500.000 TL bononun karşılığı 10.000.000 TL olarak belirlendiğini, protokol tarihinde muaccel borç bulunmadığı açıkça yazıldığını, icra takibinin kapatılacağı kararlaştırıldığını, dava tarihi itibariyle vade gelmediğini, menfi tespit davasının kabulü bu nedenle hukuken yerinde olduğunu, davalı, ödeme belgesi bulunmadığını iddia ettiğini, oysa ki taşınmaz ve araç devirlerine ait kayıtlar dosyada olduğunu, diğer yandan davalı kendi HSK başvurusunda yapılan ödemeleri kabul ettiğini, 27.450.000 TL tahsil edildiğini bizzat beyan ettiğini, bu kabul karşısında ayrıca banka dekontu veya başkaca bir belge de aranması hukuken gerekli olmadığını, yerel mahkeme bu hususu da gözeterek yerinde bir karar verdiğini, söz konusu belge adi yazılı bir belge olup bu belge her zaman düzenlenebilecek bir belge niteliğinde olduğunu, davalı tarafın söz konusu ticari işlemlerin her aşamada bulunması ve tüm süreci bilmesi nedeniyle de temlik işleminde iyi niyetli olarak hareket ettiğinden bahsedilmesi mümkün olmadığını, yerel mahkemece bu yöndeki itiraz ve beyanları da dikkate alınarak somut veriler ve davalı tarafın beyan ve ikrarları kapsamında; davalının alacağı 30.01.2025 tarihinde temlik almasına rağmen davacı şirket ile 28.02.2025 tarihinde ... adına gayrimenkul satışına aracılık sözlemesini revize edecek şekilde protokol düzenlediği, bu şekilde davalının protokolü dava dışı şirket adına imzalasa da davalı ... lehine düzenlenen 15/07/2025 vade tarihli bonodan satıcının ... Ltd Şti'den 10.000.000,00-TL'den fazla talep edilmeyeceği ve Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takibin satıcı tarafından 28.02.2025 tarihinde kapatılacağı şeklindeki iradeyi kabullendiği yerel mahkemece de tespit edildiğini, davalının dava dışı ... şirket adına imzaladığı protokol ile müvekkillere ait senedin vade tarihi olan 15/07/2025 tarihine kadar süre verip ardından eldeki davada protokolün kendisini bağlamadığını ileri sürmesi MK'nın 2. Ve 3 maddesindeki dürüstlük kuralı ve iyi niyet kuralı ile bağdaşmadığını, bu nedenle davalı tarafça benimsendiği kabul edilen protokole istinaden dava tarihi itibariyle 15.07.2025 vade tarihli bononun vadesinin gelmediği, protokolde açıkca bu bonodan kaynaklı 10 milyon dışında davacıların başka borcunun bulunmadığı ve takibin satıcı tarafından kapatılacağı belirtildiği gözetilerek dava tarihi itibariyle davacı müvekkillerin davalıya karşı muaccel bir borcu bulunmadığını, müvekkiler lehine kötü niyet tazminatına kümedilmesi gerekmektedir. kötü niyet tazminatına yönelik tüm şartlar oluştuğunu, mahkeme, takibin başlatıldığı tarihte protokol imzalanmadığı gerekçesiyle kötü niyet tazminatına hükmetmediğini, ancak davalı, temlik işlemini kendi şirketi adına ve kendi lehine yaptığını, alacağı devraldıktan kısa süre sonra icra takibi başlattığını, davalı 3 gün sonra protokol imzalayarak takibin yanlış başlatıldığını kabul ettiğini, bu husus ilk derece mahkemesince de tespit edildiğini, müvekkiller yönünden hacizlerin teminatsız olarak kaldırılması zorunlu olduğunu, müvekkiller aleyhine, gerçekte mevcut olmayan bir borca dayanılarak, açıkça kötü niyetli ve hileli yöntemlerle icra takibi başlatıldığını, hukuki dayanaktan yoksun söz konusu takip nedeniyle müvekkillerin ticari itibarı zedelendiğini, ticari faaliyetleri ciddi şekilde sekteye uğradığını, maddi ve manevi açıdan telafisi güç zararlara maruz kaldıklarını, yargılama süreci devam ederken müvekkillerin ticari varlığının korunması ve daha ağır mağduriyetlerin önlenmesi amacıyla, icra dosyası kapsamında müvekkiller adına kayıtlı bulunan tüm malvarlığı unsurları (taşınmazlar, araçlar, banka hesapları ve diğer hak ve alacaklar) üzerindeki hacizlerin teminat aranmaksızın kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini, davalının istinaf başvurusunun esastan reddine, Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2025/464 E. – 2026/154 K. sayılı kararı sayılı ilamının usul ve yasaya uygun olması nedeniyle onanmasına, İcra ve İflas Kanunu’nun 72/4. maddesi uyarınca, davalının haksız ve kötü niyetli takibi nedeniyle, dava konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, dava konusu icra takibinin haksız ve hukuka aykırı olduğunun tespiti karşısında, ilgili icra dosyasında müvekkiller aleyhine konulmuş bulunan tüm hacizlerin herhangi bir teminat aranmaksızın (teminatsız olarak) kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre "İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak Bölge Adliye Mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir" şeklinde düzenleme bulunmaktadır. Dava, gayrimenkul satışına aracılık sözleşmesi (gayrimenkul satışı) kapsamında alacak istemiyle başlatılan ilamsız icra takibi nedeniyle davacıların borçlu olmadığının tespiti talebine ilişkindir. Dosya kapsamında toplanan deliller, ilk derece mahkemesinin olay nitelendirilmesi ve gerekçesi nazara alındığında, davacı ...Ltd. Şti. İle dava dışı temlik eden ... Ltd. Şti. Arasında imzalanan gayrimenkul satışına ilişkin aracılık sözleşmesi, bu sözleşmenin revize edilmesine ilişkin 28/02/2025 tarihli sözleşme gereğince alacağı temlik alan davalının aynı zamanda dava dışı ... şirketinin yetkilisi olması da gözetilerek TMK'nın 2.maddesi kapsamında söz konusu protokol hükümlerinin davalıyı bağlamayacağına dair savunmasının iyi niyet kurallarına aykırı olduğunun tespiti ile dava tarihi itibariyle davacıların davalıya muaccel borucunun bulunmadığı anlaşılarak davanın kabulüne, davalının kötü niyetli olduğunun davacılar tarafından yeterli ve kesin delillerle ispat edilememesi nedeniyle davacıların kötü niyet tazminatı talebinin reddine, ayrıca davalının ihtiyati tedbir talebi yönünden, talebe konu taşınmazların bizzat kendilerinin,ayınlarının yani mülkiyetlerinin işbu davanın/uyuşmazlığın doğrudan konusu olmaması nedeniyle HMK 389. Md uyarınca aranan gerekli yasal koşulları bulunmadığından bahisle bu talebin reddine dair verilen 02/03/2026 tarihli ek kararda yazılı açıklamalara, yasal sebep ve gerekçelere binaen istinaf edilen kararlarda usul, yasa ve dosya kapsamı yönlerinden bir aykırılık bulunmadığı, bu nedenlerle davacıların ve davalının yukarıda yazılı istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, kararın ve ek kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacıların ve davalının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine dair aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1- KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 10/02/2026 tarih ve 2025/464 E - 2026/154 K sayılı nihai kararı ile 02/03/2026 tarih, 2025/464 E - 2026/154 K sayılı ek kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davacılar ve davalı vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Davacıların istinafı yönünden; Alınması gerekli olan istinaf karar ve ilam harcı davacı tarafça peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, Davalının istinafı yönünden; Alınması gerekli olan 925.600,50 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından istinaf eden davalı tarafından peşin yatırılmış 232.133,00 TL harcın mahsubu ile bakiye eksik kalan 693.467,50 TL istinaf karar ve ilam harcının istinaf eden davalıdan alınarak Hazineye Gelir kaydına, Davalının ek karara yönelik istinafı yönünden; yeterli istinaf karar ve ilam harcı ile başvuru harcı alınmakla bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 3-İstinaf başvurusunda bulunan davacılar ve davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendileri üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 361/1 md uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 22/04/2026