TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 19/04/2024 NUMARASI : 2023/629 Esas 2024/291 Karar DAVA : Tazminat (Kasko Sigorta Poliçesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 13/09/2023 KARAR TARİHİ : 30/12/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 14/01/2026 Taraflar arasındaki tazminat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın reddi…
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi 2024/985 Esas 2025/1984 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/985 KARAR NO : 2025/1984 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 19/04/2024 NUMARASI : 2023/629 Esas 2024/291 Karar DAVA : Tazminat (Kasko Sigorta Poliçesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 13/09/2023 KARAR TARİHİ : 30/12/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 14/01/2026 Taraflar arasındaki tazminat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin aracının davalı tarafından kasko sigorta poliçesi ile teminat altına alındığını, Artvin Yusufeli ilçesinde kazanın meydana geldiği gün aşırı yağış meydana geldiğini, müvekkilinin çalıştığı şantiyede sürekli olarak araçlarla ulaşım sağlandığını, aşırı yağışın neticesinde müvekkilinin aracını su bastığını, aracın kullanılamaz hale geldiğini, davalının müvekkilinin zararını karşılamadığını belirterek şimdilik 100,00 TL'nin olay tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; araçta meydana gelen hasarın kasko sigorta poliçesi teminatı kapsamındaki haller nedeniyle oluşan hasar olmadığını, hasarın ek sözleşme ile teminat altına alınan haller kapsamında da değerlendirilemeyeceğini, aracın seyir ve park halinde sele yakalanması ya da su baskınına maruz kalmasının söz konusu olmadığını, araç sürücüsünün bilerek ve iradi olarak aracını yüksek su seviyesinin içine sürdüğünü bildirerek davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, mal sigortaları türünden olan kasko sigortası poliçesinin teminat kapsamını belirleyen Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.1. maddesine göre gerek hareket gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketli bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması, müsademesi, devrilmesi, düşmesi, yuvarlanması gibi kazalar ile 3. kişilerin kötüniyet ve muziplikle yaptıkları hareketler, aracın yanması, çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararların bütününün sigortanın teminat kapsamında olduğu anlaşılmakta olup, eldeki davada davacının eylemlerinden sorumlu olduğu kuşkusuz olan işçisinin ani ve beklenmedik bir olay mevcut olmadan ve tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma vb. unsurlar da mevcut bulunmaksızın aracı su birinkisinin içerisine sürmesi sonucunda hasarın meydana geldiği ve hasarın poliçe kapsamı dışında olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; sigortalı aracın sel-su baskını nedeni ile hasarlanması hali sigorta teminatında olup, tazminat ödemesinde muafiyet uygulanmayacağını, aracın hasar almasının asli nedeninin bölgede meydana gelen aşırı yağış olduğunu, olay tarihinde ve öncesinde aşırı yağış ve sel/su baskını meydana geldiğinin dosya kapsamındaki deliller ile de sabit olduğunu, kullanılan tünelin sürücünün iş yerine ulaşmasını sağlayan tek nokta olup, iş yerinin aşırı yağış nedeni ile çalışanları izinli saymadığı müddetçe görevini ikame etmek üzere ilgili bölgeye ulaşmasının da zaruri bulunduğunu sürücünün ilgili yolu kullanmaktan başka çaresi de bulunmadığını, dosya kapsamında hasarın asli nedeninin hatalı belirlendiğini, dava konusu olayın oluş şekli şüpheye yer vermeyecek nitelikte açık olup, ilgili bölgede normal seviyenin üzerinde kişilerin öngöremeyeceği nitelikte yağışın meydana gelerek tünelde ve araçta su baskınının meydana geldiğini, mahkeme tarafından asli nedenin sürücünün eylemi olarak değerlendirilmesinin kabulünün mümkün olmadığını, sürücünün sorumluluğunu ve kusuru olduğunu kabul etmemek ile birlikte sürücünün şantiyeye gidebilmek için tek gidiş yolu olan tünelden geçmek zorunda kalması ve -kendi beyanı ile- tüneldeki suyun derinliğini ön görememesi nedeni ile tünele girmesi ile araçta hasarın meydana gelmesinde ancak tali nitelikte sebep oluşturacağını, sürücünün tali nitelikte dahi kusurlu olduğunun değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, hiçbir sürücüden araçtan inerek suyun derinliğini ölçmek sureti ile tünelden geçmesinin beklenmesinin mümkün olmadığını, sürücünün önlemi ve incelemeyi hangi ekipmanla ve ne gibi bir teknik bilgi ile yerine getireceğini, işçinin her gün olduğu gibi iş yerine intikal ederken beklenmedik düzeyde yağış meydana geldiğini, aşırı yağışın neticesinde müvekkilinin aracını su bastığını, orta halli bir bireyin bölgede ne denli yağış olacağını bilebilmesi/öngörebilmesinin mümkün olmadığını, aksinin düşünülmesinin sel/ su baskını başta olmak üzere kasko poliçesinin amacına aykırılık ihtiva ettiğini, sigortalının kasko yaptırma maksadını ortadan kaldırdığını, kasko poliçesinin maksadının bu denli "dar" yorumlanmasının müvekkilinin geri dönülmez ve telafisi imkansız olacak şekilde zarara uğramasına sebebiyet vereceğini, müvekkilinin böyle bir zararın doğması halinde kendisini güvence altına alabilmek maksadı ile bu zarar için davalıya ayrıca teminat ödediğini, zararın yegane nedeninin aşırı yağış olduğunu, olayın meydana geliş şeklinin hiçbir suretle önlenemeyeceğini, ani ve müvekkilinden kaynaklanmayan nitelikte olduğunu, sel/su baskını klozunda herhangi bir ayrım yapılmaksızın sel/su baskınının tezahür etmesi halinde zararın giderileceğinin hüküm altına alındığını, müvekkilinin aracının her nerede ve ne şekilde olursa olsun su baskını nedeni ile zarara uğraması halinde zararın giderilmesinin kasko poliçesinin gereği olduğunu, işbu dava konusu olayda müvekkili ve araç sürücüsünün azami düzeyde üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiğini, kazanın meydana gelmesinde hiçbir kusurları bulunmadığını, müvekkilinin o gün o bölgede ne denli şiddetli bir yağış olduğunu bilebilecek durumda olmasının beklenemeyeceğini, kasko poliçesi incelendiğinde görüleceği üzere 3. kişilerin muziplikle ve kötü niyetle araca zarar vermesi halinde dahi müvekkilinin zararının teminat altına alındığını, araç sürücüsü üçüncü kişinin su baskınını ve şiddetini öngörmesi imkansız bir alandan geçer iken aracın pert olması halinde zararın teminat dışında kaldığının değerlendirilmesinin abesle iştigal olduğunu, dosya kapsamında bilirkişi tarafından belirlenen araç değerleri emsallerinin oldukça altında bulunduğunu, kararın kaldırılması halinde ilgili araç bedelini kabul etmediklerini, sigorta poliçesinde açıkça sabit olduğu üzere aracın sel/su baskını nedeni ile zarar görmesi halinde hiçbir muafiyet uygulanmayacak iken, davalının da bu hususta herhangi bir talebi de bulunmadığı göz önünde bulundurulmaksızın 250.000,00 TL sovtaj mahsubu yapılmasına itiraz ettiklerini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Kasko sigorta poliçesi, yargılama aşamasında sigortacı ve makine mühendisi bilirkişi heyetinden alınan 14/03/2024 tarihli rapor, ekspertiz raporu, sigortalı araç ruhsatı, araç hasar fotoğrafları, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi ile Hopa Meteoroloji Müdürlüğü müzekkere cevapları, 09/04/2023 tarihli tutanak, kolluk tarafından düzenlenen 10/04/2023 tarihli tutanak, 09/05/2023 tarihli araştırma raporu, sigortalı araç sürücüsünün beyanı dosya içerisinde yer almaktadır. TEİAŞ kontrol teknikeri ... imzalı 09/04/2023 tarihli tutanakta, Yusufeli HES inşaat sahasında yapılmakta olan iş için ... plakalı araç ile her zamanki rutin işe giderken 08/04/2023 tarihinde bölgede oluşan kuvvetli yağış dolayısıyla kullanılan tünel girişinde ilerlerken su basması sonucu aracın hasara uğradığı belirtilmiştir. Hopa Meteoroloji Müdürlüğü müzekkere cevabında, 08/04/2023 tarihinde Yusufeli Darıca köyü ve çevresinde 33,4 mm kuvvetli yağış hadisesi meydana geldiği bildirilmiştir. Kolluk tarafından düzenlenen 10/04/2023 tarihli tutanakta, sigortalı aracın içine su dolduğu, muhtelif yerlerinde hasara sebebiyet verdiği, aracın çalışmadığı belirtilmiştir. Davalı tarafından alınan 09/05/2023 tarihli araştırma raporunda, aracın taşıt trafiğine kapalı, sadece iş makinelerinin kullandığı tün içinde hasarlandığı, araç sürücüsünün sürekli olarak kullandığını beyan ettiği tünel içinde su derinliğini hesaplaması gerekirken donanımı olmayan araç ile ihmal sonucu tünel içindeki su birikintisine sokularak hasara sebebiyet verildiğinin anlaşıldığı, sürücü ve tanıkların beyanından 1 gün önce aşırı yağıştan dolayı geçiş için kullanılmayan tünelden gerekli tedbir ve hesaplamanın yapılmadan aracın su birikintisine sokularak alınabilecek en yüksek riskin alındığı, hasarın teminat dışı olduğu yönünde kanaat bildirilmiştir. Sigortalı araç sürücüsünün 02/05/2023 tarihli beyanında, olaydan önce çok yağmur yağdığından tünelde su biriktiğini, tüneldeki su bulanık, içerisi karanlık olduğundan geçeceğini düşünerek araçla geçerken su derin olduğu için motorun stop ettiğini, aracın bir daha çalışmadığını belirtmiştir. Yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunda, sigortalı araçta KDV dahil 465.000,00 TL hasar meydana geldiği, aracın kaza tarihindeki ikinci el rayiç değerinin 580.000,00 TL olduğu, aracın pert total işlem görmesi gerektiği, sovtaj bedelinin 250.000,00 TL olacağı, davacının gerçek zarar miktarının 330.000,00 TL olduğu, sigortalı araçta meydana gelen hasarın sürücünün tünel içindeki suya kendi iradesiyle girmesi ve harici bir etkinin söz konusu olmaması sebebiyle hasarın meydana gelmesinden dolayı hasarın teminat kapsamında olmadığı tespit edilmiştir. Davacı yan kasko sigortalı aracın şantiye içindeki tünelde suya girmesi sonucu pert olduğunu, davalının müvekkilinin zararını gidermediğini iddia etmiş, davalı yan ise hasarın kasko sigorta poliçesi teminatı kapsamında bulunmadığını savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Taraflar arasında davalının davacı aracının kasko sigortacısı olduğu, davacının aracının şantiye içindeki tünelde suya girerek hasara uğradığı, davalı tarafından davacıya herhangi bir hasar ödemesi yapılmadığı hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, kasko sigortalı araçta oluşan hasarın kasko sigorta poliçesi teminatı kapsamında olup olmadığı, hasar teminat kapsamında ise sigortalı araçta meydana gelen hasar miktarı hususlarından kaynaklanmaktadır. Davacı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde, 6102 sayılı TTK'nun 1421. maddesi uyarınca, sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu, anılan yasanın 1409. maddesinde, sigortacının sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumlu olduğu, sözleşmede öngörülen rizikolardan herhangi birinin veya bazılarının sigorta teminatı dışında kaldığının ispat yükünün sigortacıya ait olduğu düzenlenmiştir. Yukarıda açıklanan iddia ve savunma karşısında, davalı ... şirketine yöneltilen davada kasko sigortalı araçta meydana gelen hasarın kasko sigorta poliçesi teminatı kapsamında olmadığını usulüne uygun delillerle ispat yükü davalı ... üzerindedir. Kasko sigortalı araç sürücüsü ...'ın olaya ilişkin alınan beyanında, olaydan önce çok yağmur yağması nedeniyle tünelde su biriktiği, tüneldeki suyun bulanık, içerinin karanlık olduğu, geçerim diye düşünerek araçla geçerken su derin olduğundan motorun stop ederek bir daha çalışmadığı belirtilmiştir. Anılan beyandan açıkça anlaşılacağı üzere, şantiye içerisinde yer alan tünel içi suyla dolu olduğu, su bulanık ve tünel içinin karanlık olması nedeniyle suyun derinliği anlaşılamadığı halde sigortalı araç sürücüsü tarafından tünele girilmek suretiyle sigortalı araç bir gün önce yağan yağmurda biriken suya maruz kalarak hasara uğramıştır. TTK'nun zararı önleme, azaltma ve sigortacının rücu haklarını koruma yükümlülüğü başlıklı 1448. maddesi "(1) Sigorta ettiren, rizikonun gerçekleştiği veya gerçekleşme ihtimalinin yüksek olduğu durumlarda, zararın önlenmesi, azaltılması, artmasına engel olunması veya sigortacının üçüncü kişilere olan rücu haklarının korunabilmesi için, imkânlar ölçüsünde önlemler almakla yükümlüdür. Sigorta ettiren, sigortacının bu konudaki talimatlarına olabildiğince uymak zorundadır. Birden çok sigortacının varlığı ve bunların birbirlerine aykırı talimatlar vermeleri hâlinde, sigorta ettiren, bu talimatlardan zararın azaltılması ve rücu haklarının korunması bakımından en uygun olanını dikkate alır. (2) Bu yükümlülüğe aykırılık sigortacı aleyhine bir durum yaratmışsa, kusurun ağırlığına göre tazminattan indirim yapılır.(3) Sigortacı sigorta ettirenin birinci fıkra gereğince yaptığı makul giderleri, bunlar faydasız kalmış olsalar bile, sigorta tazminatından veya bedelinden ayrı olarak tazmin etmekle yükümlüdür. Eksik sigortanın yapıldığı hâllerde 1462 nci madde hükmü kıyas yoluyla uygulanır. (4) Sigortacı, sigorta ettirenin istemi üzerine giderlerin karşılanması amacıyla gerekli tutarı avans olarak ödemek zorundadır." hükmünü içermektedir. Anılan hükümden açıkça anlaşılacağı üzere sigortalının sigortalı araçta zarar meydana gelmesini önleme, azaltma yükümlülüğüne aykırı davranması ile sigortacı aleyhine bir durum yaratılması halinde, hasar kasko sigorta poliçesi teminatı kapsamında kalmaya devam edecek olup, sadece sigortalının kusurunun ağırlığına göre tazminattan indirim yapılacaktır. Somut olayda da sigortalı araç sürücüsünün kasten sigortalı aracı hasara uğratarak davacı sigortalının davalı ... şirketinden tazminat almak amacıyla hareket ettiğine ilişkin davalı yanın bir savunması bulunmadığı gibi, sigortalı araç sürücüsünün kasten sigortalı aracı hasara uğrattığına ilişkin bir bilgi ve belgede bulunmamaktadır. Bu durumda mahkemece, sigortalı araç sürücüsünün kasten aracın hasara uğramasına sebebiyet verdiğine ilişkin davalı ... şirketine bir savunması bulunmadığı, dosya içerisinde de sigortalı araç sürücüsünün kasten hareket ettiğine ilişkin bir bilgi ve belgenin yer almadığı, sigortalı araç sürücüsünün hasarda kastının bulunmadığı, kastın bulunmadığı hallerde ise TTK'nun 1448. maddesi kapsamında değerlendirme yapılması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir. Öte yandan, yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporu ile sigortalı araçta meydana gelen hasar miktarı tespit edilmiş olup, tespit edilen miktar sigortalı aracın hasar fotoğraflarıyla uyumlu olduğu gibi, dosya içerisinde yer alan diğer bilgi ve belgelerle de uyumlu niteliktedir. Anılan raporda ayrıca, sigortalı aracın kaza tarihindeki ikinci el rayiç değeri tespit edilerek tespit edilen rayiç değer karşısında sigortalı aracın pert total olduğu görüşü bildirilerek aracın sovtaj değeri de tespit edilmiştir. Raporda yapılan bu tespitler de dosya içerisinde yer alan bilgi ve belgelerle uyumlu olup, rapor ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli niteliktedir. Davacı yan dava dilekçesinde sigortalı araç rayiç değerinin taraflarınca tespiti mümkün olmadığından HMK'nun 107. maddesi uyarınca fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,00 TL araç pert bedelinin olay tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Anılan talep gözetildiğinde açılan işbu dava belirsiz alacak davası niteliğindedir. HMK'nun belirsiz alacak davası başlıklı 107. maddesi "(1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir. (2) (Değişik:22/7/2020-7251/7 md.) Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda, hâkim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek iki haftalık kesin süre içinde davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebilir. Aksi takdirde dava, talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanır." hükmünü içermektedir. Anılan hüküm karşısında, yapılan tahkikat sonucu davacının alacağının miktarı tam ve kesin olarak belirlenmesi mümkün olduğunda hakim tarafından tahkikat sona ermeden talebini tam ve kesin olarak belirleyebilmesi için davacı yana iki haftalık kesin süre verilmesi gerekir. Somut olayda ise, mahkemece yapılan yargılama sırasında bilirkişi raporu alındıktan sonra, raporda sigortacı bilirkişinin görüşü benimsenerek davanın reddine karar verilmiş, açılan işbu belirsiz alacak davasında HMK'nun 107/2. maddesi uyarınca davacı vekiline talebini tam ve kesin olarak belirleyebilmesi için süre verilmesi yoluna gidilmemiştir. Hal böyle olunca, mahkemece yapılması gereken iş, teknik inceleme yönünden ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu karşısında açılan işbu davanın belirsiz alacak davası olduğu gözetilerek HMK'nun 107/2. maddesi uyarınca davacı yana talebini tam ve kesin olarak belirleyebilmesi için iki haftalık kesin süre verilerek TTK'nun 1448. maddesi de tartışılarak sonucuna uygun bir karar verilmesinden ibarettir. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın reddi yönündeki kararında isabet görülmediğinden davacı vekilinin istinaf itirazının kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a.6 maddesi gereğince KABULÜNE, 2-Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/04/2024 tarih 2023/629 Esas 2024/291 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın karar veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 4-Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL maktu istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf aşamasında duruşma yapılmadığından davacı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/(1)-a.6 ve 362/(1)-g. maddeleri uyarıca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 30/12/2025 Başkan - ... Üye - ... Üye - ... Zabıt Katibi - ... ... ... ... ...