T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1605 KARAR NO : 2025/1761 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 19/06/2025 NUMARASI : 2025/191 E. - 2025/423 K. DAVANIN KONUSU: Şirketin sicil kaydının ihyası Taraflar arasındaki ihya davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1605 KARAR NO : 2025/1761 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 19/06/2025 NUMARASI : 2025/191 E. - 2025/423 K. DAVANIN KONUSU: Şirketin sicil kaydının ihyası Taraflar arasındaki ihya davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekillinin ...'nin hisselerinin 1.499.975,00 TL'sinin sahibi olduğunu, şirketin 19.10.2015 tarihli TSG'de yer alan ilanla resen terkin edildiğini, TTK'nın geçici 7. maddesinde tahdidi olarak sayılan silinme sebeplerinin hiçbiri ... için gerçekleşmediğini, buna rağmen davalı ... Sicil Müdürlüğü tarafından TTK geçici 7. maddeye dayanılarak söz konusu terkin işleminin gerçekleştirilmesinin anılan Yasa maddesine açıkça aykırı olduğunu, şirket yetkililerine şirketin münfesih sayıldığına ilişkin ihtar gönderilmediğini, ...'nin gayrimenkulleri bulunduğunu, bu sebeple ihyası gerektiğini, şirketin kaydının tasfiye edilmeksizin silindiğini, şirketin liste ile sundukları malvarlığının bulunduğunu, şirketin faaliyetlerine devam edebilmesi için ihyası gerektiğini, şirketin İstanbul ili, Çatalca ilçesi, Kaleiçi Mah, Şosa-Karaçalı Mevkii, Parsel (Pafta-Ada-Parsel) No: ...– ... – 31, Cilt No: 18/1713, (Yüzölçüm: 3.570,79) ve İstanbul ili, Çatalca ilçesi, Kaleiçi Mah, Köpek Ayazma Mevkii, Parsel (Pafta-Ada-Parsel) No: ... – ... – 9, Cilt No: 19/1802, (Yüzölçüm: 4.447,94) sayılı taşınmazları bulunduğunu, davacının davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, bu sebeple davalının aleyhine yargılama gideri ve veaklet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek, ...'nin ihyasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; terkin kararının ilgili madde gerekleri yerine getirilerek usulüne uygun şekilde yapıldığını, müvekkilinin yasal hasım olduğunu, aleyhine yargılama giderlerine ve vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava, ilgili şirketin kanun maddesine aykırı şekilde terkin edildiği iddiası ile terkin kararının iptali ve şirketin yeniden sicile tescili talebine ilişkindir. İlgili şirketin sicil kaydı alınıp incelendiğinde, TTK geçici 7.maddesine göre 09/10/2015 tarihinde resen terkin edildiği, şirketin en son yetkilisinin ... olduğu ve şirketin merkez adresinin ....Çatalca olduğu görülmüştür. Şirket ihyası ile ilgili açılacak davalar da TTK 'nun 547.maddesine göre, şirket merkezinin bulunduğu yerde dava açılması gerekmekte ise de , iş bu dava ihya davası olmayıp , İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün hatalı işleminin terkinini ilişkin olduğundan , bu tür davalarda yetkili mahkeme yerleşmiş yüksek yargı kararlarına göre İTSM'nin merkezinin bulunduğu yer Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülmesi gerektiğinden, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün merkez adresi itibari ile mahkememiz yetkilidir. ( İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesine ait 2017/777 Esas 2017/773 Karar nolu ilamında belirtildiği üzere.) Dava dilekçesinde belirtilen taşınmazların tapu kayıtları UYAP üzerinden çıkartılarak dosyaya bırakılmış, ilgili şirket adına kayıtlı olduğu görülmüştür. İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne müzekkere yazılarak ; "... Çelik Konstrüksiyon Sanayi ve Ticaret Ltd Şti (sicil no :...)'nin terkin işleminin hatalı ve usulsüz olduğu iddiası ile dava açılmış olup ; Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 20/11/2017 tarih 2016/8629 Esas 2017/6341 Karar sayılı ilamında resen terkin kararının geçerli olabilmesi için TTK'nın geçici 7. Maddesinin 4a ve 4b fıkralarına uygun şekilde işlem yapılmış olması gerektiğinden "TTK’nın geçici 7.maddesinin 4a ve 4b fıkrasına göre; a) Kapsam dâhilindeki şirket ve kooperatiflerin ticaret sicilindeki kayıtlı son adreslerine ve sicil kayıtlarına göre şirket veya kooperatifi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere bir ihtar yollanır. Yapılacak ihtar, ilan edilmek üzere Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi Müdürlüğüne aynı gün gönderilir. İlan, ihtarın ulaşmadığı durumlarda, ilan tarihinden itibaren otuzuncu günün akşamı itibarıyla, 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış tebligat yerine geçer. Ayrıca anılan ilan, bildirici niteliği haiz olarak ilgili ticaret ve sanayi odası veya ticaret, sanayi ya da deniz ticaret odasının internet sitesinde aynen yayımlanır. b) 559 sayılı Kanun Hükmünde Kararname gereğince sermaye artırımında bulunmayarak münfesih olan şirketlere yapılacak ihtarda; ortaklarından, yönetici veya denetçilerden ya da müdürlerinden tebliğ tarihinden itibaren iki ay içinde tasfiye memurunun bildirilmesi, aksi takdirde, bu madde hükümlerine göre ticaret sicili kayıtlarından unvanın silineceği, şirkete ait malvarlığının unvana ilişkin kaydın silindiği tarihten itibaren on yıl sonra Hazineye intikal edeceği ve bunun kesin olduğu açıkça yazılır" denildiğinden, ... Çelik Konstrüksiyon Sanayi ve Ticaret Ltd Şti'ye ait TTK geçici 7.maddesi 4a ve 4b maddesi kapsamında , 1-Şirkete ve, 2-Şirket yöneticilerine çıkartılan ihtar ve ihtara ait tebliğ belgelerinin , 3-Ticaret Sicil Gazetesindeki ilan metninin , 4-İlanın Ticaret ve Sanayi Odası veya Ticaret, Sanayi yada Deniz Ticaret Odasının internet sitesinde yayınlandığına ilişkin evrakların Uyap sistemi üzerinden mahkememize gönderilemesi" istenilmiştir. İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından gönderilen yazı cevapları incelendiğinde, terkin kararı ile ilgili ihtarın ... ... Ltd Şti'nin merkez adresine tebliğe çıkartıldığı, tebligatın "iade-adreste tanınmıyor" gerekçesi ile iade edildiği, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünce şirketin yetkilisine herhangi bir tebligat çıkartılmadığı, böylelikle terkin kararının TTK geçici 7.maddesinin 4a ve 4b fıkralarına uygun şekilde yapılmadığı tespit edilmiştir.Davacı vekili tarafından dosyaya sunulan 27/04/2025 tarihli dilekçe de, dava dilekçesindeki hususular tekrarlanarak amaçlarının hatalı şekilde yapılan terkin kararının iptali ile şirketin yeniden tescili sureti ile taşınmazları da bulunan şirketin ekonomiye kazandırılması olduğu açıklanmıştır. Toplanan tüm deliler ve alınan yazı cevaplarına göre, yapılan terkinin TTK geçici 7.maddesinin 4a ve 4b maddelerine uygun olmadığı, şirket temsilcisine herhangi bir tebligat gönderilmediği anlaşılmakla terkin kararının iptali ile söz konusu şirketin yeniden, terkinden önceki son hali ile sicile kayıt ve tesciline aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir." gerekçesiyle, davanın kabulü ile İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünde ... sicil no ile kayıtlı ...nin terkin kararının iptaline, söz konusu şirketin yeniden terkinden önceki en son hâliyle sicile kayıt ve tesciline, karar kesinleştiğinde sicile tescil ve ilanı için İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne yazı yazılmasına karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; 29/05/2024 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7511 sayılı Türk Ticaret Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 16. maddesine göre, müvekkili Müdürlüğün yargılama giderleri ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, 6102 sayılı Kanunun geçici 7 nci maddesinin onbeşinci fıkrasına ''Bu maddede öngörülen usule uygun olarak kaydı silinen şirket veya kooperatifin ihyasına ilişkin yapılacak yargılamada ilgili ticaret sicili müdürlüğü aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmolunamaz.'' cümlesinin eklendiğini, şirketi re'sen terkin işlemlerinin hukuka uygun olduğunu, ... ticaret sicil numarası ile kayıtlı bulunan ...'nin dosyasında yapılan incelemesinde, şirketlerin “6102 sayılı Kanunun Geçici 7’nci maddesi” “Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ’in 5’inci maddesi”, 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 20/1 maddesi ve Anonim ve Limited Şirketlerin Sermayelerini Yeni Asgari Tutarlara Yükseltmelerine ve kuruluşu ve Esas Sözleşme Değişikliği İzne Tabi Anonim Şirketlerin Belirlenmesine İlişkin Tebliğ’in 7. maddesi kapsamında; “Adresinin tespit edilemediği” hususunun belirlenmesinin ardından, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun Geçici 7’nci maddesi ile “Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ”in 5’inci maddesi gereğince resen terkin kapsamına alındığı, tebligat ve ilan prosedürlerinin yerine getirilmesinin ardından 09.10.2015 tarihinde sicil kaydının resen terkin edildiğini, TTK'nın geçici m.7 uyarınca, re’sen terkin kapsamına alınan şirketlerin/kooperatiflerin, bu durumun kendilerine tebliğ edilmesinden itibaren iki ay içerisinde, münfesih olma sebeplerini ortadan kaldırarak, buna ilişkin ispat edici belgeleri, müvekkile ibraz etmesi ya da bu kapsama alınan şirketin/kooperatifin faaliyetinin devamının mümkün olmaması halinde, aynı süre içerisinde tasfiye memurunu bildirmesi ve ayrıca, mezkur hüküm kapsamına giren şirketin/kooperatifin davacı ya da davalı sıfatıyla sürmekte olan davasının bulunması halinde (Müvekkil Ticaret Sicili Müdürlüğü tarafından, bu hususun tespit edilmesi mümkün olmadığından), buna ilişkin yazılı beyanın, müvekkiline verilmesi gerektiğini, davalı müvekkili tarafından, dava konusu şirkete, belirtilen süre içerisinde münfesih olma sebeplerini ortadan kaldıran işlemlerin yerine getirildiğinin ispatlayıcı belgelerle birlikte bildirilmemesi ya da tasfiye memurunun bildirilmemesi halinde, (dava konusu)ilgili şirketin unvanının ticaret sicilinden silineceği, şirkete ait malvarlığının kaydın silinme tarihinden itibaren on yıl sonra Hazineye intikal edeceği ve bunun kesin olduğu ihtarında bulunulduğunu, ancak, bu ihtara rağmen, dava konusu şirketin yukarıdaki yükümlülüklerini yerine getirmediğini, re’sen terkin kapsamına giren dava konusu şirkete ve şirket yetkilisine de, Mevzuat gereğince ve buna uygun bildirimler (ihtar) gönderilsiğini, fakat şirket yetkilisine ve şirketin sicil kayıtlarındaki adreslerine gönderilen ihtar yazılarının, adreste tanınmadığı gerekçesi ile iade edildiğini, bu şekilde mevzuat gereğince yapılması gereken tebligatların eksiksiz yapıldığını,gerçekten de; firmaya yollanan ihtarın 10.07.2015 tarihinde adreste tanınmadığı için, iade edildiğini, dava konusu şirkete gönderilen ihtarın iade-adreste tanınmıyor şerhiyle tebliğ edilememesi üzerine Ticaret Sicil Gazetesinde gerekli ilan yapıldığını, dolayısyla gerekli tebligatın eksik yapılmadığını, bu bakımdan da, bir an için dava kabul dahi edilse, müvekkil aleyhine yargılama giderine hükmedilmesinin hakkaniyete ve hukuka aykırı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, TTK'nın Geçici 7.maddesine aykırı şekilde usulsüz olarak sicilden resen terkin edildiği iddia olunan şirketin sicil kaydının ihyası ve yeniden tescili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ihyası istenilen ...nin hissedarı olduğunu, şirketin sicilden 09.10.2015 tarihinde sicilden resen terkin edildiğini, terkin işleminin usulsüz olduğunu, şirket adına kayıtlı taşınmazlar bulunduğunu ileri sürerek, şirketin ihyasına karar verilmesini talep ve dava etmiş; 27.04.2025 tarihli dilekçesinde şirketin faaliyetlerine devam edebilmesi, ortakların şirketi ekonomiye kazandırabilmeleri ve şirketi yeniden kalkındırabilmeleri için şirketin ihyasını istemiştir. İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü müzekkere cevabı ve kayıtlarına göre; ihyası istenilen ...'nin 09.10.2015 tarihinde, TTK'nın Geçici 7.maddesi uyarınca sicil kaydının resen silindiği, şirketin son ortaklarının davacı ... ... ile ... olduğu, davacının aynı zamanda şirket yetkilisi olduğu anlaşılmaktadır. Ticaret sicilinden terkin edilen şirketlerin yeniden ihyasının sağlanması amacıyla 6102 sayılı TTK kapsamında iki farklı yol öngörülmüştür. Buna göre, tasfiye sürecine giren şirketlerin tasfiye işlemlerinde eksiklik olması halinde TTK'nın 547. maddesi kapsamında sicilden terkin edilen şirketin tekrar sicile kaydedilmesi mümkündür. Örneğin şirkete ait bir malvarlığının bulunması veya devam eden bir dava bulunması bu duruma örnek olarak gösterilebilir. Bir diğer yol ise TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca sicilden terkin edilen şirketlerin yeniden tescilidir. Buna göre asgari sermaye miktarına ulaşmayan, adres değişikliğini bildirmeyen şirketlerin re'sen kayıtlardan terkini halinde şirketin faal olması ve gerekli bazı koşulların da gerçekleşmesi halinde tekrar sicile kaydı mümkündür.Somut olayda, Ticaret Sicil Müdürlüğünün müzekkere cevabı ve kayıtlarına göre ihyası istenen ...'nin TTK'nın geçici 7.maddesi kapsamında resen terkinine karar verildiği ve 09.10.2015 tarihinde resen terkin edildiği anlaşılmaktadır. TTK'nın Geçici 7. maddesinde, şirketlerin hangi şartlarda ve usullerle sicilden resen terkin edileceği düzenlenmiştir. Aynı maddenin 4. fıkrasının (a) bendi ile Ticaret Sicili Müdürlüklerince; kapsam dâhilindeki şirket ve kooperatiflerin ticaret sicilindeki kayıtlı son adreslerine ve sicil kayıtlarına göre şirket veya kooperatifi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere bir ihtar yollanacağı, yapılacak ihtarın ilan edilmek üzere Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi Müdürlüğüne aynı gün gönderileceği, ilanın, ihtarın ulaşmadığı durumlarda, ilan tarihinden itibaren otuzuncu günün akşamı itibarıyla, 11.02.1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış tebligat yerine geçeceği, 4/c bendine göre terkin sebepleri bulunan şirketlerin faaliyetlerini devam ettirme isteğinde bulunmaları halinde, münfesih olma nedenini verilen süre içinde ortadan kaldırıp ticaret siciline bildirmelerinin ihtar edileceği, aynı maddenin 11. bendi uyarınca, ihtara rağmen süresinde işlem yapmayan şirketin unvanının ticaret sicilden re'sen silineceği, aynı maddenin 15. bendinde "...ticaret sicilden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak mahkemeye başvurarak şirketi veya kooperatifin ihyasını isteyebileceği," düzenlemeleri yer almaktadır.Davacı, ihyası istenen ...'nin ortağı ve yetkilisi olup dosya kapsamında mahkemece UYAP sistemi üzerinde alınan kayıtlara göre ihyası istenen şirketin adına, İstanbul ili, Çatalca ilçesi, Kaleiçi Mah, Şosa-Karaçalı Mevkii, ... ada, 31 parsel ve İstanbul ili, Çatalca ilçesi, Kaleiçi Mah, Köpek Ayazma Mevkii, ... ada, 9 parsel sayılı taşınmazları bulunduğunu görülmektedir. Davacının ihyası istenen şirketin ortağı ve son yetkilisi olup ihya talep etmekte aktif husumet eyliyeti bulunduğu gibi şirketin adına kayıtlı taşınmazların bulunması sebebiyle ihya talep etmekte hukuki yararı bulunduğu görülmektedir. Kaldı ki davacı, terkin işleminin usulsüz olduğu gerekçesiyle, terkin işleminin iptalini ve şirketin kalıcı şekilde ihyasını talep etmektedir.İhyası istenen şirketin, "TTK'nın Geçici 7'nci maddesi ile Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ''e göre adresinin tespit edilememesi sebebiyle resen terkin kapsamına alındığı, ancak davalı Müdürlükçe gönderilen bilgi ve belgelere göre, terkinin TTK'nın geçici 7. maddesinin 4. fıkrasının a ve b maddelerine uygun olmadığı, şirket temsilcisine herhangi bir tebligat gönderilmediği anlaşılmakla, terkin kararının yasaya uygun olmadığı görülmüştür. Mahkemece de bu yönde tespitte bulunularak terkin işleminin iptali ile şirketin ihyası ile yeniden tesciline karar verilmesi yerinde olmuştur. Bu sebeple davalı vekilinin terkininin usulüne uygun olduğu yönündeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Şirketin ihyası talebinde bulunan davacının ihyası istenen şirketin ortağı ve son yetkilisi olması ve ihyanın ek tasfiye yapılması amacıyla değil, kalıcı şekilde yapılması sebebiyle tasfiye memuru atanmaması da yerinde olmuştur (Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 23.01.2024 tarihli ve 2024/166 Esas, 2024/540 Karar). Davalı vekilinin yargılama gideri ve vekalet ücretine ilişkin istinaf sebebinin incelenmesine gelince; her ne kadar 32560 sayılı Resmî Gazete'de yayınlanan 7511 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 16 ncı maddesi ile "...6102 sayılı Kanunun geçici 7'nci maddesinin on beşinci fıkrasına ''Bu maddede öngörülen usule uygun olarak kaydı silinen şirket veya kooperatifin ihyasına ilişkin yapılacak yargılamada ilgili ticaret sicili müdürlüğü aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmolunamaz.'' cümlesi eklenmiştir. Anılan bu maddede belirlenen usule uygun olarak şirket kaydının sicilden silinmesi hâlinde, sicil müdürlüğü aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilemeyeceğinin belirtildiği, ancak eldeki davada davalı Müdürlükçe Geçici 7. maddede öngörülen usule uygun olmayan, diğer bir ifadeyle usulsüz terkin işlemi yapıldığı sabit görüldüğünden, mahkemece davalı aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya olup aksi yöndeki istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir (Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 07.10.2024 tarihli ve 2024/4996 Esas, 2024/7128 Karar sayılı kararı).Açıklanan bu gerekçelerle, davalı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 06.11.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.KANUN YOLU: HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.