T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 22. H U K U K D A İ R E S İ ESAS NO : 2025/1111 (KABUL KALDIRMA) KARAR NO : 2025/1010 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : DR.... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 24/01/2024 ESAS-KARAR NO : 2014/663 E 2024/45 K DAVA : Menfi Tespit KARAR TA…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 22. H U K U K D A İ R E S İ ESAS NO : 2025/1111 (KABUL KALDIRMA) KARAR NO : 2025/1010 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : DR.... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 24/01/2024 ESAS-KARAR NO : 2014/663 E 2024/45 K DAVA : Menfi Tespit KARAR TARİHİ : 25/09/2025 YAZILDIĞI TARİH : 24/10/2025 Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi İstinaf eden-asıl davada davalı vekili ile birleşen davada davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ İDDİANIN ÖZETİ Asıl davada davacı vekili, müvekkilinin ...'nin müvekkiline olan borcundan dolayı Kazan İcra Müdürlüğü'nün 2009/326 Esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, davalının iş bu takibe konu senedin cirantası olduğunu, müvekkiline veren ciranta olduğunu, müvekkilinin senedi bankaya tahsile koyduğunu ve bankanın senedi protesto ettirdiğini, ancak davalı yanca protestonun süresinde olmadığından bahisle Kazan İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2009/47 Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını ve Mahkemece protestonun banka tarafından yasal süresinden bir gün sonra çekildiği gerekçesi ile anılan icra takibininin davalı ... açısından iptal ettiğini, verilen kararın taraflarıca temyiz edilmeyerek kesinleştiğini, protestosunda müvekkiline atfedilecek bir kusur olmadığını, tamamen bankanın kanunu yanlış yorumlamasından kaynaklanan müvekkilinin bir mağduriyeti olduğunu, müvekkili tarafından alacağın tahsili amacıyla Ankara 29. İcra Müdürlüğü’nün 2009/5818 Esas sayılı dosyası ile Kazan İcra Müdürlüğü'nün 2009/326 Esas sayılı dosyasından tekerrüre esas olmamak üzere davalı aleyhine icra takibi yaptığını, davalının haksız itirazı ile takibin durduğunu belirterek itirazın iptali ile takibin devamına ve müvekkili lehine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen davada davacı vekili, müvekkilinin davalılardan bazı dönemlerde faizli borç para aldığını, borcu geri ödemesine karşılık aldığı paraların teminatı olarak verdiği çek ve senetlerin iade edilmediğini, bunun üzerine davalı ... ile müvekkili arasında bir mutabakat düzenlendiğini, düzenlenen bu mutabakat uyarınca, müvekkilince 150.000,00 TL elden nakit ödeme yapılarak, 10.11.2008 vadeli 50.000,00 TL, 10.01.2009 vadeli 50.000,00 TL ve 1.03.2009 vadeli 40.000,00 TL olmak üzere 3 adet senet verildiğini, mutabakata rağmen iadesi taahhüt edilen senetlerin iade edilmediğini, 10.11.2008 vadeli senedin ...'a ciro edilerek Ankara 29. İcra Müdürlüğü'nün 2009/5817 E. sayılı takip dosyasında, 10.01.2009 vadeli senedin de yine ...'a ciro edilerek Kazan İcra Müdürlüğü'nün 2009/326 sayılı takip dosyası üzerinden takibe konu edildiğini belirterek 10.11.2008 vadeli senet için fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile ödenen tutardan 10.000,00 TL'nin tahsiline ve 10.01.2009 vadeli senet yönünden müvekkilinin davalılara borçlu olmadığının tespitine, ayrıca dosyasının Ankara Asliye 7.Ticaret Mahkemesi'nin 2009/324 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMANIN ÖZETİ Asıl davada davalı vekili, davacının öncelikle hangi hukuki gerekçeye dayandığınının açıklaması gerektiğini, dayandığı hukuki gerekçe doğrultusunda davalarının seyredeceğini, müvekkilinin tamamen kanunun kendisine tanımış olduğu bir hakkı kullandığını, bu nedenle de davacının iddialarının aksine kötü niyetli olmadığını, haksız da olmadığını bildirerek davanın reddini istemiştir. Birleşen davada davalı ... vekili, 29/08/2008 tarihli mutabakat altında müvekkilinin imzası olmadığı gibi mutabakat ile ilgili bilgisinin de bulunmadığını, mutabakata konu çeklerin akıbetinin de bilinmediğini bildirerek davanın reddini istemiştir. Birleşen davada davalı ..., 29/08/2008 tarihli mutabakat altındaki imzanın kendisine ait olduğunu, mutabakatın gereklerinin ... tarafından yerine getirildiğini, ancak ... tarafından senetlerin iade edilmesi gerekirken iade edilmediğini, açılan menfi tespit davasının yerinde olduğunu ifade etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ Mahkemece, toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi 2020/97 E. Sayılı dosyasında atılı suçların sabit olmaması nedeniyle icra dosyasındaki senedin hükümsüz olmadığı belirtilerek asıl davanın kabulüne birleşen davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ İstinaf eden-asıl davada davalı vekili ile birleşen davada davacı vekili tarafından; Mahkemece eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile karar verildiğini, asıl ve birleşen davaya konu senetlerin 29/08/2008 tarihli mutabakat belgesinde bahsi geçen teminat senetleri olduğunu, senetler karşılığında çeklerin iade edilememesi nedeniyle senetlerin bedelsiz kaldığını, asıl davada davacı birleşen davada davalılar hakkında ceza yargılaması sonucunda düşme nedeniyle ceza tayin edilmemiş ise de yargılama sırasında elde edilen delillerin hukuk hakimini bağlayacağını, 24/11/2011 tarihli celsede birleşen davanın davalısı ... tarafından davanın kabul edildiğini, yine ceza dosyası kapsamında ifadesine başvurulan diğer davalının kolluk ifadesinde dava konusu senetlerin bedelsizliğini bildiğini ifade ettiğini, ...’ın iyiniyetli hamil olarak kabul edilemeyeceğini bildirerek başvurulmuştur. UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR Uyuşmazlık asıl ve birleşen davalara konu senetlerin bedelsiz olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Asıl dava, bonodan kaynaklanan alacağın tahsili talebi ile başlatılan takibe itiraz üzerine açılan itirazın iptali davası olup, birleşen dava ise bedelsizlik iddiasına dayalı menfi tespit ve istirdat istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır. Kazan İcra Müdürlüğü'nün 2009/326 esas sayılı icra dosyasının incelenmesinden, alacaklı ... tarafından, borçlular ..., ... ve ... aleyhine 06.03.2009 tarihinde, 50.000,00 YTL asıl alacak, 2.034,25 YTL işlenmiş faiz, 53,00 YTL protesto masrafı, 40,00 YTL iht. haciz gideri, 160,00 YTL iht. vek. ücreti olmak üzere toplam 52.287,25 TL tutarında 10.11.2008 vade tarihli 50.000,00 YTL bedelli senede dayanılarak kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile ilamsız icra takibi başlatıldığı anlaşılmıştır. Kazan İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2009/47 esas sayılı dosyası incelenmesinden, davacı ... tarafından davalı ... aleyhine açılan şikayet davasında davacı hakkında süresi içinde protesto edilmemiş senetle icra takibi yapıldığı iddiası ile ciranta olan davacı yönünden yapılan takibin iptali talepli olup yargılama neticesinde "Kazan İcra Müdürlüğü'nün 2009/326 esas sayılı icra dosyasında davacı yönünden takibin iptaline..." karar verildiği anlaşılmıştır. Ankara 29. İcra Müdürlüğü'nün 2009/5818 E. sayılı icra dosyası incelenmesinden, davacı ... tarafından, davalı ... aleyhine 20.04.2009 tarihinde, 48.500,00 TL asıl alacak, 1.195,89 TL asıl alacak faizi (10.01.2019-20.04.2009) olmak üzere toplam 49.695,89 TL tutarında " Kazan İcra Müdürlüğü'nün 2009/326 esas sayılı dosyası ile tekerrüre esas olmamak kaydı ile" ilamsız icra takibi başlatıldığı, 09.05.2009 tarihinde borca itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği, itirazın ve itirazın iptali davasının süresinde olduğu anlaşılmıştır. Kazan İcra Müdürlüğü'nün 2009/326 esas ve Ankara 29. İcra Müdürlüğü'nün 2009/5818 E. sayılı icra dosyalarına konu bono fotokopisinin incelenmesinden 10/01/2019 vade tarihli 08/08/2008 düzenleme tarihli nakden kaydı yer alan 50.000,00 TL bedelli bononun keşideci ... tarafından ... lehine keşide edildiği, lehdar tarafından da ...’ye onda da ...’a ciro edildiği tespit edilmiştir. Menfi tespit istemine konu Ankara 29. İcra Müdürlüğü'nün 2009/5817 E. sayılı icra dosyası incelenmesinden; davacı ... tarafından, davalılar ... ve ... aleyhine 20.04.2009 tarihinde, 50.000,00 TL asıl alacak, 5.954,79 TL işlenmiş faiz, 50,00 TL protesto masrafı olmak üzere toplam 56.004,79 TL tutarında " 10.11.2008 vade tarihli 50.000,00 YTL bedelli senet" açıklaması ile kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile ilamsız icra takibi başlatıldığı görülmüştür. 12.01.2011 tarihinde dosya borcu 64.000,00 TL asıl alacak, 6.000,00 TL faiz olmak üzere 70.000,00 TL'nin borçludan tahsil edilerek senet aslının ...'na iade edildiği anlaşılmıştır. Takibe dayanak bono fotokopisinin incelenmesinden 10/11/2008 vade tarihli 08/08/2008 düzenleme tarihli nakden kaydı yer alan 50.000,00 TL bedelli bononun keşideci ... tarafından ... lehine keşide edildiği, lehdar tarafından da ...’a ciro edildiği tespit edilmiştir. Dosya kapsamında bulunan 29/08/2008 tarihli mutabakat başlıklı belge fotokopisinin incelenmesinden borçlu ... ile alacaklı ...-... tarafından imzalanan bir belge olduğu, sıralı 8 adet çek bilgisine yer verildiği, alacaklı tarafından 150.000,00 TL nakit ve 10/11/2008-50.000,00 TL bedelli senet 10/01/2009-50.000,00 TL senet- 10/03/2009-40.000,00 TL üç adet senedin teslim edildiği, çeklerin bu kapsamda borçlu tarafından iade edileceği, teslim edilmez ise çeklerin ve senetlerin ödenmeyeceği ifade edilmiştir. Anılan mutabakat ile ilgili borçlu olarak isim ve imzası yer alan ... 24/11/2011 tarihli celsede birleşen dava konusu senetlerin mutabakatta yer alan senetler olduğu ve bedelsiz olduğu, bedelsizliğin de diğer davalı tarafından bilindiği ifade edilerek birleşen davaya yönelik davanın yerinde olduğu belirtilerek dava kabul edilmiştir. Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2010/28 Esas 2012/131 sayılı kararında: "Suç örgütünün bu dosyada aşağıda diğer suçlar yönünden de inceleneceği üzere mağdurlar ...'e karşı tefecilik eylemleri işledikleri, tefecilik eyleminin niteliği itibariyle temadi eden bir eylem olduğu, mağdurların niteliği itibariyle birbirinin aynı anlatımları, ikrar ve dosya içeriğindeki maddi delillerle eylemlerin sabit olduğu Sanıklar ...'ın sabit olan Tefecilik suçundan eylemlerine uyan TCK 241 maddesi uyarınca ayrı ayrı cezalandırılmalarına," karar verildiği, karar temyiz edilmekle, Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2014/8894 Esas 2019/11963 Sayılı kararı ile delillerin yasak delil niteliğinde olduğu, sanıkların tefecilik suretiyle borç para verip birlikte kazandıklarının sübutu yönünden salt telefon görüşme içeriklerine dayanılamayacağına nazaran, tefecilikle suç tarihinin faizin kararlaştırılıp ödünç paranın verildiği tarih olduğu nazara alındığında, maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıkarılması ve suç tarihinin kesin olarak tespiti açısından sanıklar ve suçtan zarar görenlerin yeniden beyanlarına başvurulup ödenünç paranın kimden hangi tarihte alındığı miktarı ve alındığı iddia olunan tarihte faiz kararlaştırılıp kararlaştırılmadığının ayrıntılı olarak sorularak suç tarihinin ve faiz anlaşmasının kesin olarak saptanmasından sonra hasıl olacak sonuca göre sanıkların hukuki durumlarının takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hükümler kurulması kabule göre sanıkların bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda tefecilik suçunu birden fazla kez işledikleri kabul edilmesine rağmen haklarından zincirleme suç hükümlerini TCK'nın 43/1. Maddesinin uygulanmaması... gerekçeleri ile bozulduğu ve Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi 2020/97 E. 2021/571 K. Sayılı ilamı ile sanıklar ..., ... hakkında"..Her ne kadar sanıkların tefecilik suçunu işledikleri iddia edilmiş ise de eylemin TCK'nun 241 maddesinde düzenlendiği, kanundaki cezanın üst sınırı 5 yıl olduğundan, üst sınır itibari ile azami 12 yıllık zaman aşımı süresine tabi olduğu, ve suç tarihinden itibaren hesaplandığında bu sürenin dolduğu anlaşılmakla TCK'nun 66/1e, 67/4 ve CMK'nun 223/8 maddeleri gereğince kamu davasının her bir sanık yönünden düşmesine..." karar verildiği, kararın 09.03.2022 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Mahkemece Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi 2020/97 E. 2021/571 K. Sayılı dosyasında yapılan yargılama neticesinde sanıkların cezalandırılmadığı gerekçesiyle senetlerin geçerli olduğu ve asıl davanın kabulü ile birleşen davanın reddine karar verilmiş ise de 29/08/2008 tarihli mutabakat belgesi, birleşen davaya yönelik davalı ...’ın 24/11/2011 tarihli celsedeki kabul beyanı ile asıl davada davacı birleşen davada davalı ...’ın 03/10/2009 tarihli kolluktaki ifadesinde mutabakata dair bilgi sahibi olduğu, mutabakat kapsamında çeklerin iade edileceği, karşılığında senetlerin teminat olarak alındığı hususunun bilindiği ifade edilmiş olup, ancak bu senetler kapsamında 100.000,00 TL para verdiği için senetler karşılığında alacaklı olduğu belirtilerek asıl ve birleşen davalara konu takiplerin yapıldığından bahsedildiği gözden kaçırılarak 29/08/2008 tarihli mutabakat belgesinde yer alan teminat senetlerine konu çeklerin akıbetleri araştırılarak senetlerin bedelsiz kalıp kalmadığı, senetler hamili ...’ın alacaklı olup olmadığı hususu araştırılmaksızın ve yukarıda bahsi geçen deliller ve beyanlar değerlendirilmeksizin eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile hüküm tesis edilmesi doğru değildir. Bu durumda, dava dosyasının kapsamı ile mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri birlikte değerlendirildiğinde; mahkemenin hüküm kurmasını sağlayacak olan tüm esaslı delillerin toplanmamış, mahkemece değerlendirilmemiş olması nedeniyle, asıl davada davalı birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerden ötürü kabulüne, yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK’nun 353/1-a-6.maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İstinaf eden-asıl davada davalı vekili ile birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; Ankara 3.Asliye Ticaret Mahkemesi, 2014/663 Esas, 2024/45 Karar ve 24/01/2024 tarihli kararının KALDIRILMASINA, 2-HMK.'nin 353/1-a-6.maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf başvurma harcı dışında alınan istinaf karar ilam harcının istek halinde İstinaf eden taraflara İADESİNE, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 6-Kararın tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, HMK'nin 362/1-g maddesi gereğince kesin olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu 25/09/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan... e-imzalıdır Üye... e-imzalıdır Üye... e-imzalıdır Katip... e-imzalıdır NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."