T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2022/1056 KARAR NO:2025/1971 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:11/01/2022 NUMARASI:2017/1069 E. - 2022/14 K. DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Genel kredi sözleşmesinden kaynaklı) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davalı ... …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2022/1056 KARAR NO:2025/1971 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:11/01/2022 NUMARASI:2017/1069 E. - 2022/14 K. DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Genel kredi sözleşmesinden kaynaklı) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davalı ... hakkında açılan davanın reddine, davalı ... hakkında açılan davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava dışı ... AŞ ile genel kredi ve teminat sözleşmesi imzalandığını, davalıların da sözleşmeyi müteselsil kefil olarak imzaladığını, dava dışı asıl borçlu şirket için 19/10/2012 tarihli, 22.000-TL değerinde teminat mektubu düzenlendiğini, bu teminat mektubuna ilişkin komisyonların ilerleyen zamanda ödenmediğini, borcun ödenmemesi üzerine 22.07.2015 tarihli ihtarname ile hesap kat edilerek alacağın muaccel hale getirildiğini, Kadıköy ...Noterliğinin 22.07.2015 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ve ekli hesap özetinin borçlulara gönderildiğini, gayrinakit alacağın 22.000,00 TL'ye baliğ olduğunu, borç ödenmediğinden borçlular hakkında ... sayılı dosyası ile ilamsız icra takibine geçildiğini, davalıların yetkiye ve borca itiraz ettiklerini, dosyanın davalılar yönünden ...'ne gönderildiğini, ... dosyasından gönderilen ödeme emrine davalılarca itiraz edildiğini, itiraz üzerine takibin bu davalılar yönünden durduğunu, itirazın haksız olduğunu gayrınakit alacağı ise, 22.07.2015 kat tarihi itibariyle, 22.000,00 TL'ye baliğ olduğunu, davalıların bizzat imzalarının bulunduğu 19.04.2007 tarihli genel kredi ve teminat sözleşmesi uyarınca, yukarıda belirtilen toplam alacağın 2.000.000 TL'lik kısmı ve ferilerinden müteselsil kefil sıfatıyla sorumlu olduğunu,sözleşmenin ''Kredinin Kefalet Karşılığı Kullandırılması ve Kefillerin Sorumluluğu'' başlıklı 36.maddesinde ''Müteselsil kefil sıfatıyla, işbu sözleşmede imzası bulunan müteselsil kefiller; müşterinin bu sözleşmeden veya her ne sebeple olursa olsun gerek yalnız olarak, gerekse diğer kişilerle birlikte asaleten veya müteselsilen kefil sıfatıyla borçlandığı veya borçlanacağı bütün meblağları, banka'ya karşı, işbu sözleşmenin ikinci maddesinde yazılı kredi limitine veya limit arttırımı halinde ilgili limit arttırım sayfalarında yazılı tutarlar dahil olmak üzere hesaplanacak toplam tutara kadar müteselsil kefil olarak üstlenirler...'' hükmü yer aldığını ileri sürerek, itirazın iptaline ve %20 oranında icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı vekili 27.04.2021 tarihli dilekçesi ile; nakti alacağa ilişkin taleplerinin 1.572,54 TL olduğunu, bu miktar üzerinden itirazın iptalini talep ettiklerini beyan ederek eksik harcı tamamlamıştır.Davalı... vekili, savunmasında özetle; davacının alacağını diğer borçlulardan tahsil etme imkanı varken müvekkiline dava yöneltmesinin kötüniyetli olduğunu, müvekkilinin davacıya borcu bulunmadığını, müvekkilinin borçlu şirketteki görevlerinden 24.12.2012 tarihinden ayrıldığını, borçla ilgisinin kalmadığını, davacının çekleri bulmak için araştırma yapmadığını, müvekkilinin uzun uğraşlar sonucu bazı çekleri davacı bankaya teslim ettiğini, iddia edilen alacağının belirli olmadığını savunarak, davanın reddini ve %20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.Davalı ..., yargılama sırasında vefat etmiş, tüm mirasçıları mirası redddetmiş olup davacı vekilince sunulan 26.11.2021 tarihli beyan dilekçesinde, davalı müteveffa ...'ün terekesinin borca batık olması sebebiyle terekeye karşı davaya devam etmeyeceklerini bildirmiştir. Davalı ..., savunmasında özetle; davacıya borcu bulunmadığını, talebin zamanaşımına uğradığını, borçlu şirketteki yönetim kurulu üyeliğinden 24.11.2012 tarihinde istifa ettiğini, şirketle işgisinin kalmadığını, bazı çek yapraklarının bankaya teslim edildiğini, davanın süresinde açılmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Davalı ...'ün davanın devamı esnasında ölümü üzerine davacı vekilinin talebi üzerine davalı... mirasçıları ..., ... ve ...'e tebligat yapılmış, davalı mirasçıları vekili mirasçıların mirası reddettiklerine dair İstanbul Anadolu 18. Sulh Hukuk Mahkemesinin 25.03.2020 tarih ve 2020/278 Esas, 2020/246 Karar sayılı kararının bir örneğini dosyaya sunmuştur.Mahkemenin 13.04.2021 tarihli ara kararı üzerine davacı vekili 27.04.2021 tarihli Dilekçesi ile; takip toplamı olan 1572,54-TL üzerinden talepte bulunduklarını, davalıların 22.000-TL gayri nakti tutardan da sorumlu olduklarını beyan ederek, aynı tarihte nakit tutar üzerinden eksik harcı tamamlamıştır. Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde; Alınan bilirkişi raporu oluşa ve denetime uygun bulunmakla Mahkemece de hükme esas alınmıştır. Davacı Banka ile dava dışı asıl borçlu... A.Ş. arasında, 19.07.2007 tarihli, 2.000.000,00 TL ve 24.12.2009 tarihli, 2.000.000,00 TL. Miktarlı Genel Kredi ve Teminat Sözleşmesi imzalandığı, Genel Kredi ve Teminat Sözleşmesi ile bu sözleşmeye ek limit arttırım sözleşmelerinin davalılarca toplam 4.000.000,00 TL. limit tutarları üzerinden, müteselsil kefil sıfatıyla imzalandığı, Davacı tarafça dava dışı asıl borçlu ... A.Ş. lehine gayri nakit "Teminat ve Kefalet Mektubu" kredisinin kullandırıldığı, Genel Kredi ve Teminat sözleşmesinin, "Banka'nın Defterleri ve Kayıtların Kesin Delil Olacağı" başlığı altındaki, 47.nci maddesi banka kayıtlarının kat'i ve münhasır delil niteliğinde olacağının düzenlendiği, Davacı banka tarafından, Genel Kredi ve Teminat Sözleşmesi hükümlerine dayanarak, kredi hesaplarını 22/07/2015 tarihinde kat ederek, toplam borcun muaccel kılındığı, ihtarnamenin asıl borçlu ve müteselsil kefil davalılara tebliğ edildiği, taraflar arasındaki, Genel Kredi ve Teminat Sözleşmesinin, " Bankanın Gayrinakit Kredilerle İlgili Nakit Depo ve/veya Teminat Talep Hakkı" başlığı altındaki, 12.maddesi hükmü ve ayrıca kefillerin sorumluluğu başlığı altındaki, 35.nci maddesi hükmü kapsamında, davacı bankanın davalılardan depo talebinde bulunabileceği, buna göre; davalı ... hakkında açılan davanın kısmen kabulüne, ... sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptaline, takibin tahsilde tekerrür olmamak üzere 1.085,85-TL asıl alacak, 8,66-TL işlemiş faiz, 0,43-TL BSMV 476,06-TL masraf olmak üzere toplam 1.571,00-TL üzerinden asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek yıllık % 10,50 ve değişen oranlarda avans faizi ile devamına, takip konusu teminat mektubunun 13.12.2018 tarihinde nakde çevrildiği ve ilgili kurum tarafından tazmin edildiği anlaşılmakla , 22.000,00-TL teminat mektup tutarına 13/12/2018 tarihinden itibaren % 10,50 oranda faiz işletilmesine, karar verilmiştir.Dava konusu alacak tutarı takip öncesi belirlenebilir bulunduğundan davanın kabul edilen tutarının (1.571,00TL ) % 20 oranında icra inkar tazminatının 314,20-TL nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar vermek gerekmiştir.Davalı... davaın devamı esnasında ölmüş, davalı mirasçıları, davalının mirasını reddettiklerini bildirmişler ve dosyaya mahkeme karar örneğini sunmuşlardır.4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 612.maddesinde "En yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından reddolunan mirasın, sulh mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edileceği, tasfiye sonunda arta kalan değerlerin ise mirası reddetmemişler gibi hak sahiplerine verileceği" düzenlenmiştir. Bu yasal düzenleme uyarınca, mirasın birinci derecedeki mirasçıların tamamı tarafından reddi halinde miras ikinci derecedeki mirasçılara geçmez. Tereke tasfiye olunur, borçlar ödendikten sonra geriye kalan kısım varsa red vaki olmamış gibi birinci derece mirasçılarına verilir. Türk Medeni Kanununun 614.maddesinde mirasçıların sonra gelen mirasçılar yararına mirası reddedebilecekleri düzenlenmiştir.Davalı 21.02.2020 tarihinde hayatını kaybetmiştir. Davacının yapması gereken söz konusu alacağın tahsilini Sulh hukuk mahkemesinde terekenin tasfiyesini talep etmekle sağlamaktır.Netice itibariyle anılan yasa hükmü uyarınca davalı mirasının tasfiyeye tabi tutulacağı, mirasın ikinci ve üçüncü derece mirasçılara intikal etmeyeceği, diğer bir ifade ile davalının yasal bir mirasçısının bulunmadığı anlaşılmakla davalı ... hakkında açılan davanın reddine karar verilmiş, davacı tarafça davalı ... mirasçılarının davaya dahil edilmesi istenmiş ise de bu kişilerin öncesinde mirası reddettikleri anlaşılmış olup davalı mirasçıları davada hasım konumunda bulunmadıklarından ve davaya dahil edilmeleri davacı kusurundan ileri gelmediğinden davalı mirasçıları lehine vekalet ücreti takdir edilmemiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle, davalı ... hakkında açılan davanın reddine, davalı ... hakkında açılan davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı Üzeyir Önal tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı ..., istinaf başvuru dilekçesinde özetle; 24.12.2012 tarih ve ... numaralı Üsküdar ...Noterliği vasıtası ile İstanbul ... AŞ'deki tüm görev ve sorumluluklarında istifa ettiğini, söz konusu şirketin bu tarihten sonra faaliyetlerine devam ettiğini, 28.01.2019 tarihli bilirkişi raporunda, konu ile ilgili kusurunun olmadığının açıkça belirtildiğini, 23.01.2020 tarihli bilirkişi raporunun ise ilk bilirkişi raporu ile çeliştiğini, bu nedenle ilk bilirkişi raporunun dikkate alınması gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, genel kredi sözleşmesinden doğan alacağın, davalı müteselsil kefillerden tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine yöneltilen itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davalı ... hakkında açılan davanın reddine, davalı ... hakkında açılan davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı ... vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.İlk derece mahkemesi kararı, sadece davalı ... tarafından istinaf edilmiş olup istinaf incelemesi de bu kapsamda yapılmıştır.Dosya kapsamında bulunan ... sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından ... sayılı dosyası üzerinden 01.09.2015 tarihinde davalı takip borçlusu aleyhine 1.085,85 TL asıl alacak, 10,13 TL işlemiş faiz, 0,50 TL faizin gider vergisi, 476,06 TL masraf olarak 1.572,54 TL nakit alacak ve 22.000,00 TL gayrinakti alacak olmak üzere toplam 23.572,54 TL alacak yönünden ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı borçluların yetki itirazı ile dosyanın İstanbul ... gönderildiği, bu dosya üzerinden davalı borçlulara yeniden ödeme emri gönderildiği, takip dayanağı olarak kredi taahhütnamesi, ihtarname ve hesap özetinin gösterildiği, ödeme emrinin davalı ...'e 24.11.2016 tarihinde, davalı ...'a 28.11.2016 tarihinde tebliğ edildiği, davalılar tarafından 01.12.2016 tarihinde süresinde verilen itiraz dilekçeleri ile borcun tamamına ve ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır.Dosya kapsamının incelenmesinde; davacı ile dava dışı ... AŞ arasında 19.04.2007 tarihli ve 2.000.0000 TL limitli genel kredi ve teminat sözleşmesi imzalandığı, davalıların da bu sözleşmeyi müteselsil kefil olarak ve 2.000.000 TL müteselsil kefil limitiyle imzaladığı, daha sonra asıl borçlu ve davalı borçlular ile davacı arasında 24.12.2009 tarihli kredi sözleşmesi limitinin arttırılması başlıklı belgenin imzalandığı, bu belgeyi de davalı borçluların müteselsil kefil olarak imzaladığı, limitin 2.000.000 TL daha arttırılarak toplam sözleşme limitinin 4.000.000 TL olarak tespit edildiği, anılan sözleşme kapsamında davacı tarafından borçlu şirkete 19.10.2012 tarihli... sayılı kesin ve süresiz teminat mektubu düzenlenerek verildiği, davacı tarafından bu teminat mektubunun komisyon bedellerinin ödenmemesi üzerine komisyon bedelleri ile ferilerinden oluşan 1.085,85 TL nakti alacak ve 22.000 TL gayri nakti alacak yönünden hesabın 22.07.2015 tarihinde kat edildiği, Kadıköy ...Noterliğinden gönderilen kat ihtarının davalı ... tebliğ edilemediği, diğer davalıya 24.07.2015 tarihinde tebliğ edildiği, davacı Banka borcun hesap kat ihtarına rağmen ödenmemesi üzerine 01.09.2015 tarihinde ilamsız takip başlatıldığı, takibin kesinleştiği anlaşılmaktadır. Takip ve davaya dayanak taraflar arasındaki genel kredi ve teminat sözleşmesi 19.04.2007 tarihli olup 6098 sayılı TBK'nın yürürlük tarihi olan 01.07.2012 tarihinden önce aktedilmiştir. 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 1.maddesinde ''Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girdiği tarihten önceki fiil ve işlemlere, bunların hukuken bağlayıcı olup olmadıklarına ve sonuçlarına, bu fiil ve işlemler hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişse, kural olarak o kanun hükümleri uygulanır. Ancak, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek temerrüt, sona erme ve tasfiye, Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.'' hükmü düzenlenmiştir. Banka ile asıl borçlu arasında düzenlenen genel kredi sözleşmesindeki miktar hanesinde 2.000.000 TL yazılı olup, genel kredi sözlemesinde bu miktarda limit tahsis edildiği, limit arttırım belgesinde de arttırılan limitin 2.00.000 TL olarak belirtildiği, sözlemede davalı ...'ın müteselsil kefil olarak yer aldığı, sözleşme ve kefalet tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı BK'nın kefalete ilişkin hükümlerine uygun olduğu anlaşılmıştır. Zira 818 sayılı BK'nın 484. maddesi uyarınca kefalet sözleşmesinin geçerli olabilmesi için, yazılı olması ve kefilin sorumlu olacağı miktarın belirli olması zorunludur. Kefilin sorumluluğu, kefalet limitindeki miktar ile temerrüdünün hukuki sonuçları ile sınırlıdır. Sözleşmenin mülga 818 sayılı BK'nın yürürlülükte bulunduğu tarihte imzalandığı dikkate alındığında 818 sayılı BK'nın 484-485. maddeleri kapsamında kefaletin geçerli olduğu, yine kredi sözleşmesinde müteselsil kefil için sözleşmede ayrıca kefalet limitinin bulunmadığı hallerde, geçerli bir kefalet mevcut olup, sözleşmedeki kredi limitinin kefalet limitini de belirlediği, sözleşmenin başında da kredi limitinin 2.000.000 TL olarak belirtildiği anlaşılmaktadır.Her ne kadar mahkemece 6098 sayılı TBK'nın hükümleri kapsamında değerlendirme yapılmış ise de, sözleşmenin yapıldığı tarihte yürürlükte olan BK hükümlerine göre istinaf eden davalının müteselsil kefilliği geçerli olduğundan bu husus esasa etkili görülmemiş ve kaldırma sebebi yapılmamıştır. 818 sayılı BK'nın 487. maddesi uyarınca kefil, borçlu ile beraber müteselsil kefil ve müşterek müteselsil borçlu sıfatı ile veya bu gibi diğer bir sıfatla borcun ifasını deruhde etmiş ise alacaklı asıl borçluya müracaat ve rehinleri nakde tahvil ettirmeden evvel kefil aleyhinde takibat icra edebilir. Davalı ..., BK'nın 487. maddesi kapsamında müteselsil kefil olup davacı banka tarafından asıl borçlu ve davalı müteselsil kefil aleyhine kat ihtarı düzenleyerek icra takibi başlatmasında usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir.Kefilin sorumluluğu ile ilgili BK'nın 490. maddesi hükmüne göre kefil, borcun aslı ile beraber borçlunun kusur veya temerrüdünün kanuni neticelerinden de sorumludur. Başka bir anlatımla kefalet limitini geçmemek koşuluyla asıl borçlunun borcundan davalı müteselsil kefilin sorumlu olacağı açıktır. Bu nedenle genel kredi sözlemesinde belirlenen 2.000.000 TL limit dikkate alınarak bu miktardaki ana para borcu yanı sıra, TTK'nın 8. maddesi hükmüne göre sözleme ile belirlenen faiz oranları üzerinden belirlenen akdi ve temerrüt faizlerinden de temerrüde düşen müteselsil kefil davalı ... borçlu sorumludur. Dava kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup davalı ...'ın dava dışı asıl borçlu şirketteki tüm görevlerinden istifa etmiş olması kefaleti sonlandırmayacak olup davalı, şirket yetkilisi olarak değil müteselsil kefil olarak sözleşmeyi imzalayan davalının kefalet limiti dâhilinde sorumluluğu devam edeceğinden aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Davalı, 28.01.2019 tarihli bilirkişi raporunun esas alınması gerektiğini, bu raporun 23.01.2020 ikinci bilirkişi raporu ile çeliştiğini istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür. Ancak 28.01.2019 tarihli bilirkişi raporunu düzenleyen bilirkişi tarafından banka kayıtları üzerinde inceleme yapılmamış olup davacı vekilince rapora itiraz üzerine sunulan hesap hareketleri ve banka kayıtları üzerinde yeniden bir bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. 23.01.2020 tarihli bilirkişi raporunda sunulan hesap hareketleri incelenerek rapor tanzim edildiği, raporun denetime hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşıldığından bu yöndeki istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu nedenlerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davalı ... vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2- Davalı ... tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 1.069,40 TL istinaf karar harcının davalı ...'dan tahsiline,3-Davalı ... tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.18.12.2025