İSTİNAF KARAR TARİHİ: 09/12/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ile müvekkili şirket arasında Antalya 16. Noterliği'nin, 28/12/2017 tarihli ticari işletme devir sözleşmesi yapıldığını, ticari işletme devir sözleşmesinin …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/425 KARAR NO : 2025/1832 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 16/12/2021 NUMARASI : 2021/550 Esas - 2021/961 Karar DAVA: Sözleşmenin İptali İSTİNAF KARAR TARİHİ: 09/12/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ile müvekkili şirket arasında Antalya 16. Noterliği'nin, 28/12/2017 tarihli ticari işletme devir sözleşmesi yapıldığını, ticari işletme devir sözleşmesinin konusunun Özel eğitim/öğretim kurumlarının devri olduğunu, bu ticari işletme devir sözleşmesiyle, davalı satıcı şirketin işlettiği eğitim öğretim kurumu işletmelerinin, davacı alıcı müvekkili şirkete 50.000,00 TL devir bedeli karşılığında devredildiğini, ticari işletme devir sözleşmesinin geçersiz ve kesin hükümsüz olduğunu, bu hususta, ... da aynı görüşte olup bu yazarların işletme devir sözleşmesinde sadece aktiflerin devredileceğinin fakat borçların devralana geçmeyeceğinin kabul edilmesi halinde işletme devir sözleşmesinin tamamının geçersiz olduğunu kabul ettiklerini, davacı müvekkili ... ... şirketi ile davalı ... Özel Eğitim şirketi arasında yapılmış olan Antalya 16. Noterliği'nin 28/12/2017 tarihli işletme devir sözleşmesinin kesin hükümsüzlük sebebi ile geçersizliğine ve işbu geçersizliğin tespitini ve yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı davaya cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Dosyadaki tüm deliller davacı tarafın iddia ve savunmaları, dosyaya sunulan devir sözleşmesi birlikte değerlendirildiğinde, sözleşmenin iki tarafın karşılıklı ve birbirine uygun irade açıklamalarıyla meydana gelen iki taraflı hukuki işlem olduğu, sözleşmelerde asıl olanın şekil serbestliği olduğu, yasada açıkça belirtilmediği sürece sözleşmenin hiç bir şekle tabi olmayıp tarafların sözleşme yapımında serbest olduğu ancak bir şekle tabi ise kanuni geçerlilik şartı olarak şeklin aradığı durumlarda yazılı ve resmi şekilden bahsetmek gerekeceği, resmi şeklin işletmenin yetkili bir makam veya şahıs önünde yasaların aradığı usul ve koşullara uyularak yapılması olup somut olayda işletme devri söz konusu olduğu ve bu tür sözleşmelerin şekil serbestisi kuralına tabi olduğu, yine tarafların bu tür bir sözleşmeyi noter vasıtasıyla yapmak isteseler dahi noterin hazırlayacağı sözleşme içeriğine bakıldığında genel unsurları içeren bir sözleşme olduğu bu tür sözleşmelerin noterde yapılması zorunlu olmayıp sadece imzaların geçerliliğine itirazı ortadan kaldırma amacına yönelik olduğu, somut olaya konu sözleşmenin noter huzurunda yapıldığı, dava dilekçesinde yada duruşmada sözleşme altındaki imzanın davacı şirket yetkilisine ait olmadığı yönünde bir beyanın olmadığı, taraflar arasında imzalanan devir sözleşmesinde de ticari işletmenin devrinin taahhüt edildiği, devir sözleşmesi uyarınca ... ... Fen Lisesi adlı işletmenin ve bu işletmeye ait işletme haklarının 50.000,00 TL bedel karşılığında devir ve teslim edildiği, işletme bedelinin nakden ve tamamen ödendiği, işletmenin devir öncesi oluşan tüm borç ve alacaklarının satıcı şirkete ait olacağı, devir sonrası oluşacak tüm borç ve alacakların alıcı şirkete ait olacağının kararlaştırıldığı, hukukumuzda asıl olanın sözleşme serbestisi olduğu, tarafların özgür iradeleriyle sözleşmeni koşullarını belirleyebilecekleri, kaldı ki davalının sözleşmenin şartlarından ötürü aldatıldığına, kandırıldığına yada hile ile iradesinin sakatlandığına ilişkin bir beyanı olmadığı gibi, her hangi bir zarar iddiasının da olmadığı, salt sözleşmede aktiflerin devredilip borçların devredilmeyeceği şeklinde madde konulmuş olmasının sözleşmenin geçersizliği sonucunu doğurmayacağı gibi davamıza konu sözleşmede salt aktiflerin devredilip borçların satıcı üzerinde bırakıldığına ilişkin bir madde olmadığı, sözleşmede işletmenin devir öncesi oluşan tüm borç ve alacaklarının satıcı şirkete ait olacağı, devir sonrası oluşacak tüm borç ve alacakların alıcı şirkete ait olacağının kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır. Türk Medeni Kanunun 2. maddesine göre herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz. Yani bir hak sahibi hakkını kullanırken ve borçlu borcunu öderken objektif iyi niyet kurallarına uymak, dürüst davranmak, başkalarını zarara uğratmamak zorundadır. Hak sahibi başkasına zarar vermek amacını taşımasa bile hareketi açıkça iyi niyet kurallarına aykırı ise ve başkasını zarara uğratıyorsa veya hak sahibine sağladığı yarar ile başkasına verdiği zarar arasında aşırı dengesizlik varsa bu durumu hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirebiliriz. Anayasa başta olmak üzere, Hukuk Muhakemeleri Kanunu, Türk Medeni Kanunu ve Türk B.K. hak sahibinin hakkını kullanırken objektif iyi niyet kuralları içinde hareket etmesini emretmiş aksi davranışın hukuk düzeni tarafından korunamayacağını belirtmiştir. (Yargıtay 12. HD 2012/18690 E, 2012/25539 K) Davamıza konu olayda sözleşme geçerli olarak kurulmuş olduğundan davacının iddiası yerinde olmadığı gibi davacının özgür iradesi ile imzaladığı sözleşmenin geçersizliğine ilişkin talebinin MK 2 maddesine de aykırı olduğu anlaşılmakla davanın reddine , ..." karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 6098 Sayılı T.B.K. Mad. 27/1'de "Kanunun emredici hükümlerine,...aykırı...olan sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür." denildiğini, söz konusu ticari işletme devir sözleşmesinde "Devir öncesi oluşan tüm borçların devreden şirkete ait olduğu ve ancak devir sonrası oluşan borçlardan devralanın sorumlu olduğu " kararlaştırılmış, diğer bir deyişle işbu işletme devir sözleşmesi, sadece aktiflerin devrini kabul etmiş, devir sözleşmesine konulmuş olan ve T.B.K. Mad. 202'nin emredici hükümlerine tamamen aykırı olan bu şart sebebi ile işbu işletme devir sözleşmesi de kesin hükümsüz ve geçersiz olduğunu, taraflar arasında yapılmış olan Antalya 16. Noterliği'nin, 28/12/2017 tarihli ticari işletme devir sözleşmesinin kesin hükümsüz olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE : Dava, işletme devir sözleşmesinin geçersiz olduğunun tespiti davasıdır. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, aktifler devredilirken borçların devir kapsamı dışında tutulmasının Kanunun emredici hükümlerine aykırı olup olmadığı ve bu nedenle işletme devir sözleşmesinin kesin hükümsüz olup olmadığı noktasındadır.Taraflar arasında Antalya 16. Noterliğinin 28/12/2017 tarihli işletme devir sözleşmesi imzalanmıştır.Davacı tarafça,işletme devir sözleşmesinde, devir öncesi oluşan tüm borçların devreden şirkete ait olduğu ve ancak devir sonrası oluşan borçlardan devralanın sorumlu olduğunun kararlaştırılarak sadece aktiflerin devrini kabul edilmesi fakat borçların devralana geçmeyeceğinin kabul edilmesinin TBK'nın 202. maddesinin emredici hükümlerine tamamen aykırı olduğunu ileri sürülerek devir sözleşmesinin kesin hükümsüzlük nedeniyle geçersizliğinin tespitine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 11/3. Maddesine göre, ticari işletme, içerdiği malvarlığı unsurlarının devri için zorunlu tasarruf işlemlerinin ayrı ayrı yapılmasına gerek olmaksızın bir bütün hâlinde devredilebilir ve diğer hukuki işlemlere konu olabilir. Aksi öngörülmemişse, devir sözleşmesinin duran malvarlığını, işletme değerini, kiracılık hakkını, ticaret unvanı ile diğer fikrî mülkiyet haklarını ve sürekli olarak işletmeye özgülenen malvarlığı unsurlarını içerdiği kabul olunur. Bu devir sözleşmesiyle ticari işletmeyi bir bütün hâlinde konu alan diğer sözleşmeler yazılı olarak yapılır, ticaret siciline tescil ve ilan edilir.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 202. Maddesi ise, "Bir malvarlığını veya bir işletmeyi aktif ve pasifleri ile birlikte devralan, bunu alacaklılara bildirdiği veya ticari işletmeler için Ticaret Sicili Gazetesinde, diğerleri için Türkiye genelinde dağıtımı yapılan gazetelerden birinde yayımlanacak ilanla duyurduğu tarihten başlayarak, onlara karşı malvarlığındaki veya işletmedeki borçlardan sorumlu olur.Bununla birlikte, iki yıl süreyle önceki borçlu da devralanla birlikte müteselsil borçlu olarak sorumlu kalır. Bu süre, muaccel borçlar için, bildirme veya duyuru tarihinden; daha sonra muaccel olacak borçlar için ise, muacceliyet tarihinden işlemeye başlar.Borçların bu yoldan üstlenilmesinin sonuçları, dış üstlenme sözleşmesinden doğan sonuçlarla özdeştir.Bildirme veya ilanla duyurma yükümlülüğü devralan tarafından yerine getirilmedikçe, ikinci fıkrada öngörülen iki yıllık süre işlemeye başlamaz." şeklinde düzenlenmiştir.İşletme devir sözleşmesi ile, davalı tarafından ... Adam Anaokulu, Ortaokulu, Anadolu Lisesi ve Fen Lisesi şeklindeki işletme ve bu işletmeye ait işletme hakkı 50.000,00 TL karşılığında devir ve teslim edilmiş, ancak devir sözleşmesi öncesi oluşan tüm borç ve alacakların satıcı şirkete ait olacağı kararlaştırılmıştır.İşletme devir sözleşmesinde, devir öncesi borçlardan devralanın sorumlu olmadığı düzenlenmiş ise de, bu düzenleme devralanın alacaklılara karşı sorumluluğunu kaldıran bir düzenleme olmayıp, alacaklılara karşı ileri sürülemeyecektir. Ancak, anılan düzenleme, devrin tarafları arasında (iç ilişkide) geçerlidir. Bu nedenle, davacı-devralanın devir sözleşmesi öncesi oluşan borçlardan devredenin sorumlu olacağı yönündeki düzenleme nedeniyle işletme devrinin geçerli olmadığına ilişkin iddiası yerinde görülmemiştir. Bunun yanı sıra TTK'nın 11/3. Maddesine göre tescil kurucu unsur ise de, işletme devir sözleşmesi ile tescilin aynı anda yapılmasına dair bir zorunluluk bulunmaması ve tescil ve ilanın devralan tarafından dava yoluyla istenebilecek olması nedeniyle, bu husus tek başına devrin ilk aşamasına ilişkin 28/12/2017 tarihli işletme devir sözleşmesini geçersiz kılmayacaktır. İlan/bildirim ise kurucu unsur değildir. Milli Eğitim Bakanlığının devre onayının bulunması hususu ise ifa imkanı ile ilgili olup 28/12/2017 tarihli işletme devir sözleşmesinin geçerliliğine bir etkisi bulunmamaktadır. Bu nedenlerle, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 09/12/2025