11. Hukuk Dairesi 2013/13160 E. , 2014/2742 K. MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ... 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 15/04/2013 tarih ve 2012/319-2013/140 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm…
**11. Hukuk Dairesi 2013/13160 E. , 2014/2742 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ... 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 15/04/2013 tarih ve 2012/319-2013/140 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili,müvekkili ile davalı gerçek şahısların davalı şirketin hissedarları olduğunu şirkette hakim ortak olarak davalı ...'un bulunduğunu, şirketin otomotiv sektöründe faaliyet gösterdiğini, davacının teknik bilgisinden yararlanılmadığını, bundan dolayı şirketin kötü yönetildiğini, müvekkilinin şirkete ortak olması amacının gerçekleşmediğini,davalı şirketin sürekli borçlandırıldığını, hakim ortak ... tarafından davacının sürekli hisse devrine zorlandığını, kerhen 05/09/2007 tarihinde davacının hissesinin ... tarafından devir alındığını, davacının sermaye arttırımı nedeniyle borçlandırıldığını bu borçlandırmadan dolayı alınan senetlerin icra dosyalarında takibe konulduğunu, ortaklar arasında güvenin kalmadığını ileri sürerek davacının davalı şirket ortaklığından çıkmasına izin verilmesine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL ortaklık payının dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacının hisselerini kerhen devrettiğine yönelik iddiasının gerçek dışı olduğunu, sermaye arttırımının tüm ortakların katılımı ile gerçekleştirildiğini, davacının şirket müdürlüğü yaparken şirketin çıkarlarını gözetmediğini, şirketin zarar etmesine yol açtığını, davacının kötü niyetli olarak şirket ortaklığından çıkmak için izin istediğini ve ortaklık payını talep ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı şirket vekili; davacı tarafın eşiyle birlikte şirket kurmak istediğini ancak sermayesinin yeterli olmaması nedeniyle diğer davalılar ile birlikte şirket kurduğunu, davalı ...'un doktor, ...'ın ise tekstil işi ile uğraştığını, otomotiv sektöründe davacının deneyimli olduğunu, bu sebeple şirketin her türlü işleri ile davacının istifa ettiği Nisan 2009 tarihine kadar ilgilendiğini, davacının teknik bilgisinden yararlanılmadığı, diğer davalıların şirketi kötü yönettiği iddiasının asılsız olduğunu, tüm belgelerde davacının imzasının da bulunduğunu, davacının hisse devrine zorlandığı iddiasının da asılsız olduğunu, davacının şirket hisselerini kendi isteğiyle devrettiğinin 05/09/2007 tarihli ortaklar kurulu toplantısı ile sabit olduğunu, bu toplantıda diğer ortak davalı ...'ın da hisse devrettiğini bunun da devrin zoraki olmadığını gösterdiğini, TTK 551. maddesinde belirtilen ortaklıktan çıkma koşullarının oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu hisse devrinin 07/09/2007 tarihinde her üç ortağın katılımı ile yapıldığı, davacının hisse devrine zorlandığının ise ispat edilemediği, bunun yanında dava tarihi ile hisse devri tarihi arasında uzun bir süre geçmiş olup,uzun süre geçtikten sonra dava konusu yapılmasının da yerinde görülmediği, dosyaya sunulan belgelerde davacının imzasının olduğu, tüm ortakların şirketin değişik kademelerinde görev aldıkları, davacının da 1999 yılı Mart ayına kadar genel müdür olarak görev yaptığı gözönüne alındığında, davacının fikirlerinin dinlenmediği iddiasının yerinde görülmediği, şirketin zararda olduğu anlaşılmış ise de diğer ortakların şirketin zarara uğramasında kötü niyetli olduğu veya herhangi bir kusurlarının olduğunun ispat edilemediği, davacının şirkete koyacağı sermaye payının davalı ... tarafından konulduğu, karşılığında ise davacı tarafından bu ortağa senet verildiği, senetler ödenmeyince davalı ortak tarafından icraya konu edildiği, bu durumun şirketin işleyişi ile ilgili olmayıp iki ortak arasındaki özel bir alacak borç ilişkisi olduğu, ödenmeyen alacağın icra takibine konu yapılmasının hukuka aykırı olmadığı, sermaye artışlarının ise üç ortağın oybirliği ile alınarak uygulamaya konulduğu, en sonuncusunun üzerinden bile uzun süre geçtikten sonra dava konusu yapıldığından davacının bu iddiasının da yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir Kararı davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davalı ortaklara şirket ortaklığından çıkma davasında husumet yöneltilemeyeceği nazara alınarak davanın pasif husumet yönünden reddi gerekmesine ve davalı gerçek kişiler yönünden verilen red kararının da sonucu itibariyle doğru olmasına göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 17/02/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.