7. Hukuk Dairesi 2011/4293 E. , 2012/2256 K. Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Yargılamanın yenilenmesini isteyen davacı ... 8.3.2007 havale tarihli dilekçesinde, davalı olarak tarafı bulunduğu Terme Kadastro Mahkemesinin 16.03.2001 tarih, 1999/75-2001/124 sayılı kesinleşmiş dava dosyasında, mahkemenin hükmüne dayana…
**7. Hukuk Dairesi 2011/4293 E. , 2012/2256 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Yargılamanın yenilenmesini isteyen davacı ... 8.3.2007 havale tarihli dilekçesinde, davalı olarak tarafı bulunduğu Terme Kadastro Mahkemesinin 16.03.2001 tarih, 1999/75-2001/124 sayılı kesinleşmiş dava dosyasında, mahkemenin hükmüne dayanak yaptığı kıyı kenar çizgisinin Samsun İdare Mahkemesinin 08.06.2000 tarih, 1999/955-2000/440 sayılı ilamı ile iptal edildiğini ileri sürerek yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine, dava konusu 112 ada 12 parsel sayılı taşınmazın tespit harici bırakılmasına, karar verilmiş; hüküm, davacı ... tarafından temyiz edilmiştir. Dava HUMK'nun 445/10.maddesi hükmüne dayanan yargılamanın yenilenmesi isteğine ilişkindir. Bilindiği gibi olanağanüstü bir kanun yolu olan yargılamanın yenilenmesi nedenleri Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 445. maddesinde sınırlı bir biçimde açıklanmış bulunmaktadır. Sözü geçen maddenin bu dava ile ilgili 10. bendindeki düzenleme ile tarafları, sebebi ve konusu aynı olan bir dava hakkında verilen hükme aykırı yeni bir hüküm verilmesine yasal sebep bulunmadığı halde, aynı veya başka bir mahkeme tarafından önceki hükme aykırı ikinci bir hüküm verilmiş ve her iki hükmün kesinleşmiş olması yargılamanın yenilenmesi sebebi sayılmıştır. Demek oluyor ki, tarafları sebebi ve konusu aynı olan bir dava hakkında birbirine aykırı kesinleşmiş iki hüküm bulunması halinde yargılamanın yenilenmesi yoluna gidilebilir. Bu açıklamaların ışığı altında somut olay incelendiğinde ilk önce Hazine ile iade-i muhakeme isteyenler arasında kıyı kenar çizgisinin de tartışıldığı kadastro davasının cereyan etmiş olduğu ve anılan davada 1977 tarihinde onaylı kıyı kenar çizgisi esas alınmak suretiyle taşınmazın tespit dışı bırakılmasına karar verilmiş olduğu görülmektedir. Kadastro davası, dava konusu taşınmazın tespit günü itibarıyla mülkiyet durumunun tespitine ilişkindir. Taşınmazın tamamının tespit dışı bırakılmasına esas olan kıyı kenar çizgisi, bilahare Samsun İdare Mahkemesi kararıyla iptal edilmiş ve iptal kararı üzerine idarece yeniden belirlenen kıyı kenar çizgisi 12.8.2004 tarihinde onaylanmıştır. Davacı ve dava dışı kişiler Samsun 1.İdare Mahkemesinde 2007/1497, 1498, 1499 ve 1500 esas sayılı dosyalar da idarece belirlenen kıyı kenar çizgisinin iptali istemiyle de dava açtığı, dosyaya yansıyan bilgi ve belgelere göre bu davaların reddedildiği ancak temyiz yoluna başvurulduğundan kesinleşmediği anlaşılmaktadır. Samsun İdare Mahkemesinin 1999/955-2000/440 E.K sayılı iptal kararı taşınmazın tesciline ilişkin olmayıp, Kadastro Mahkemesi kararına esas alınan kıyı kenar çizgisinin iptaline ilişkindir. Açıklanan bu maddi ve hukuki olgular karşısında olayda HUMK'nun 445/10. maddesi koşullarının gerçekleştiğinden söz edilemez. Öncelikle anılan hükmün uygulanabilmesi için her iki hükmün de adliye mahkemesinden verilmiş olması gerekirken birbiriyle çeliştiği iddia olunan hükümlerden birinin Kadastro Mahkemesi, diğerinin ise İdare Mahkemesi tarafından verilmiş olması nedeniyle yargılamanın iadesi yoluna başvurulması mümkün olmadığı gibi, somut olayda taşınmazın tesciline ilişkin verilen hüküm ile İdare Mahkemesince kıyı kenar çizgisinin iptaline ilişkin verilen hükmün konuları da farklı olduğundan 445/10. maddesi hükmünün uygulanması mümkün bulunmamaktadır. Öte yandan davacı ve dava dışı kişiler tarafından idare mahkemesinde açılan iptal davalarının da sonuca etkili olmadığı gözetildiğinde bekletici mesele yapılmamasında da bir isabetsizlik yoktur. Az yukarıda açıklanan nedenler gözetildiğinde mahkemece iade-i muhakeme davasının reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından, davacının yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, peşin alınan harcın mahsubu ile geriye kalan 16,25 TL harcın davacıdan alınmasına, 28.03.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.