T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:26/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:10/10/2023 DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:26/12/2025 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendiri…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:26/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:10/10/2023 DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:26/12/2025 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından oğlu ... 'nun ortak olduğu ... Gıda Ltd. Şti. adına ...bank Marmaris Şubesi'nden çekilen kredilere müteselsil kefil olduğunu ve taşınmazını ipotek olarak verdiğini, davalının ise; bu şirketin ortağı ve yetkilisi olduğunu, davalının çekilen kredileri zamanında ödemediğini, şirket ortakları adına krediden kaynaklanan borçlar nedeniyle hesap kat ihtarları çekildiğini, banka ile yapılan görüşmeler sonucu ipotek veren sıfatı ile müvekkiline ait taşınmazların satışının isteneceğinin söylenmesi üzerine müvekkilinin anılan Genel Kredi Sözleşmesi'nden kaynaklanan ve ipotek kapsamında kalan tüm borçları yapılandırarak ödemek zorunda kaldığını, müvekkilinin toplamda 601.615,00 TL bankaya ödeme yaptığını, daha sonra da ipotekten kaynaklı yaptığı ödemenin geri alınması amacıyla hem borçlu şirkete tamamı hakkında hem de kredi kefillerine karşı kefaletleri oranında olmak üzere Marmaris 1. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile takip başlattığını, ödeme emrinin davalının kanuni adresine tebliğ edildiğini, borçlu hakkında icra ve haciz işlemleri yapıldığını ve en nihayetinde üzerinden çıkardığı bir taşınmazı için Denizli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasından tasarrufun iptali davası açıldığını, davalının ödeme emrinin ablasına tebliğ edilmesi üzerine işbu dosyanın ödeme emrine itiraz ettiğini, usulsüz tebligat nedeniyle İcra Tetkik Mercii'ne başvuruda bulunduğunu, davalı yanın tebligatı usulsüz aldığını öne sürerek şikayette bulunması sonucu uzun bir yargılama sürerek İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nin ... Esas ... Karar sayılı kararı ile bu dosyada davalı olan müvekkilinin istinaf başvurusunun reddi ile tebligatın usulsüz olduğuna dair kararın kendilerine 07.08.2019 tarihinde tebliğ edildiğini ve kesinleştiğini, ödeme emrinin borçlu ...'e 08.08.2016 tarihinde tebliğ edildiğinin kabul edildiğini, verilen karar üzerine davalının gecikmiş itirazının kabul gördüğünü ve takibin durduğunu, itirazın iptali davasının zamanaşımı süresinin 07.08.2019 tarihinden sonra başladığını, müvekkilinin önceki vekili aracılığıyla 12.11.2019 tarihli dava dilekçesiyle itirazın iptali için Marmaris Asliye Hukuk Mahkemesi'ne başvurduğunu, Marmaris 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas ... Karar sayılı gerekçeli kararında Denizli Asliye Hukuk Mahkemelerinin yetkili olduğu hükmünden sonra dava dosyası Denizli 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esasına tevzii olunduğunu, ... Karar sayılı görevsizlik kararı ile Denizli Asliye Ticaret Mahkemesi'nin görevli olduğu gerekçesiyle dosyanın Denizli Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esası'na kaydolduğunu, ... Karar sayılı kararı ile zorunlu arabuluculuk şartının yerine getirilmediğinden davanın usulden reddedildiğini, davalı vekili tarafından kararın vekalet ücreti yönünden kaldırılması için gerekçeli kararı istinaf ettiğini, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nin ... Esas ... Karar sayılı kararıyla kesin kararını verdiğini ve 16.11.2022 tarihinde kesinleştiğini, 6098 sayılı TBK'nin 158. maddesi uyarıncda davayı yasal 60 günlük ek süre içerisinde yeniden itirazın iptali davası açtıklarını, davayı açmadan önce zorunlu dava şartı olan arabulucuğa başvurulduğunu ancak anlaşma sağlanamadığını belirterek; davanın kabulü ile, takibin devamına, takip tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle borcun tahsiline ve davalı borçlunun %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili, cevap dilekçesinde özetle; usulsüz tebligat itirazında bulunduklarını, zamanaşımı ve hak düşürücü sürenin geçtiğini, davanın usulden reddi gerektiğini, esasa dair itirazlarında ise; davacının müvekkiline karşı rücu hakkı bulunmadığını, yasal düzenlenmenin davacı aleyhine olduğunu savunarak; davacının haksız davasının reddine, yargılama giderlerinin davacıdan tahsilini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda özetle; "... Davacının, dava dışı bankaya, dava dışı şirket borcu için, ipotek kapsamında toplam 617.498,00 TL ödeme yaptığı da tespit edilmiş olup, uyuşmazlık davacının yapmış olduğu ödemeyi davalıdan rücu talebinde bulunup bulunamayacağı noktasında düğümlenmektedir. "Kefilin rücu hakkı" başlığı altında düzenlenen TBK'nin 596. maddesinde; "Kefil, alacaklıya ifada bulunduğu ölçüde, onun haklarına halef olur. Kefil, bu hakları asıl borç muaccel olunca kullanabilir. Kefil, aksi kararlaştırılmamışsa, rehin hakları ile aynı alacak için sağlanmış diğer güvencelerden sadece kefalet anında var olan veya bizzat asıl borçlu tarafından, sonradan özellikle bu alacak için verilmiş bulunanlara halef olur. Alacaklıya kısmen ifada bulunan kefil, rehin hakkının sadece bunu karşılayan kısmına halef olur. Alacaklının rehin konusu üzerinde geriye kalan alacak hakkı, kefilin rehin hakkından ön sırada gelir. Kefil ile asıl borçlu arasındaki hukuki ilişkiden doğan istem ve def’iler saklıdır. Bir alacağın güvencesini oluşturan rehin paraya çevrildiği veya borç rehin veren malik tarafından ödendiği takdirde malik, kefile karşı rücu hakkını, ancak kefil ile kendisi arasında böyle bir anlaşma varsa ya da rehin sonradan bir üçüncü kişi tarafından verilmişse kullanabilir." şeklinde rücu imkanı düzenlenmiştir. Yargıtay 11. HD'nin ... Esas ... Karar sayılı emsal niteliğindeki ilamında, "...6101 sayılı Kanun'un 'Geçmişe etkili olmama kuralı' başlıklı 1 inci maddesinde "Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten önceki fiil ve işlemlere, bunların hukuken bağlayıcı olup olmadıklarına ve sonuçlarına, bu fiil ve işlemler hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişse, kural olarak o kanun hükümleri uygulanır. Ancak, Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek temerrüt, sona erme ve tasfiye, Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir." düzenlemesine; 'Kazanılmamış haklar' başlıklı 4'üncü maddesinde ise, "Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girmesinden önce gerçekleşmiş olup da, Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girdiği sırada henüz herhangi bir hak doğurmamış fiil ve işlemlere, Türk Borçlar Kanunu hükümleri uygulanır" hükmüne yer verilmiş olup, her ne kadar davacının müteselsil kefil olduğu sözleşme mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu döneminde imzalanmış ve davacı 2011 yılında rehin vermişse de, alacakla ilgili icra takibi ve rehnin paraya çevrilmesi tarihi 6098 sayılı Kanun döneminde gerçekleşmiş olduğundan, Mahkemece mülga 818 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerektiği kanaatiyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır..." şeklinde, olayımızda olduğu gibi, icra takibi ve rehnin paraya çevrilmesi tarihi 6098 sayılı Kanun döneminde gerçekleşmiş olduğundan, 6098 sayılı TBK hükümlerinin somut olayda uygulanması mümkündür. TBK 596/4. fıkrasında hüküm altına alındığı üzere, ipotek malikinin, kefile karşı rücu hakkını, ancak kefil ile kendisi arasında böyle bir anlaşma varsa ya da rehin sonradan üçüncü bir kişi tarafından verilmişse kullanabileceği düzenlenmiş olup ancak bu şartlardan birinin gerçekleşmesi halinde davacının davalıdan rücu talebinde bulunabileceği anlaşılmaktadır. Buna göre olaya baktığımızda, taraflar arasında böyle bir anlaşma olmadığı gibi, ipotek veren davacı aynı zamanda kredi sözleşmesinin müşterek müteselsil kefillerinden biri olup üçüncü kişi değildir. Rehnin sonradan üçüncü bir kişi tarafından verilmediği ve taraflar arasında bu konuda bir anlaşma olmadığı göz önüne alındığında, rücu şartlarının oluşmadığı ve davacının davasının reddine karar vermek gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. (Emsal nitelikte, Yargıtay 11. HD'nin 2021/2923 Esas 2022/5081 Karar) ..." şeklindeki gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; cevap dilekçesinin süresinde sunulmadığını, süresinden sonra sunulmasına muvafakat etmediklerini, davalının müşterek ve müteselsil kefil olduğunu, Genel Kredi Sözleşmesine göre müşterek ve müteselsil kefillerin; ..., ... ..., ... ve ...' olduğunu, müşterek ve müteselsil 4 kefil bulunduğundan kefillerin borçtan 1/4 oranında sorumlu olduklarını, buna göre açılmış olan icra dosyasında dava dışı şirket borcun tamamı olan 601.615,00 TL'den, ...'in ise borcun 1/4 oranı olan 150.403,75 TL'den sorumlu tutulduklarını, işbu davanın değerinin de davalının sorumlu olduğu miktar olduğunu, dava dışı alacaklı banka tarafından müvekkilinin adına kayıtlı Denizli ili, Merkez ilçesi, ... mah., ... parsel, ... Ada, Kat ... B blok, 8 no.lu bağımsız bölüm tapu kaydı üzerine 02.10.2009 tarih ve ... Yev. No.lu 1. Dereceden 450.000,00 TL bedelli ve 30.03.2011 tarih ve ... Yev. No.lu 2. Dereceden 90.000,00 TL bedelli ipotek konulduğunu, mülga 818 sayılı kanun hükümlerinin uygulanması gerektiğini, alacaklı banka tarafından müvekkili aleyhine açılmış icra takiplerinin bulunmadığını beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, zaman aşımının kesilmesi hükümleri de dikkate alınarak davada zaman aşımının geçmediğinin anlaşılmasına, dava dilekçesinde gösterilen ve davalı vekilinin vekaletnamesinde de belirtilen davacı asilin adresine ilk çıkartılan tebligatın iade olmasından sonra Tebligat Kanunu m. 21 gereği çıkartılan ikinci tebligatın, ... Esas, ... Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince usulüne uygun olmasına, bu haliyle cevap dilekçesinin süresinde verilmediğinin anlaşılmasına ancak her ne kadar süresinde cevap dilekçesi verilmemiş ise de Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ... Esas, ... Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere; süresinde cevap vermediği için davayı inkâr etmiş sayılan davalının mevcut vakıanın içeriğine dâhil olan bir husus ileri sürmesinin veya açıklamasının yeni vakıa ileri sürüldüğü anlamına gelmeyeceğinin ve bu itibarla süresinde cevap dilekçesi vermeyen davalının, davacının dava dilekçesinde bildirdiği vakıaların doğru olmadığını (inkârı) ispat için karşı delil göstermesinin mümkün olmasına, rücu hakkının doğduğu temelinde ileri sürülen ödeme tarihleri, 6101 sayılı kanunun 1 ve 4'üncü maddeleri göz önüne alındığında somut davada 6098 sayılı kanun hükümlerinin uygulanmasının gerekmesine, dava dışı bankanın, davacı ... adına kayıtlı Denizli ili, Merkez ilçesi, ... mah., ... parsel, ... Ada, Kat ..., B blok, ... no.lu bağımsız bölüm tapu kaydı üzerinde ... Bank T.A.Ş. lehine bulunan 02.10.2009 tarih ve ... Yev. No.lu 1. Dereceden 450.000,00 TL bedelli ve 30.03.2011 tarih ve ... Yev. No.lu 2. Dereceden 90.000,00 TL bedelli ipotek koymuş olduğu ve davacının, dava dışı bankaya, dava dışı şirket borcu için, ipotek kapsamında ipotekli taşınmazın maliki olarak toplam 617.498,00 TL ödeme yaptığı hususunun anlaşılmasına, bir alacağın güvencesini oluşturan rehin paraya çevrildiği veya borç rehin veren malik tarafından ödendiği takdirde malikin, kefile karşı rücu hakkını, ancak kefil ile kendisi arasında böyle bir anlaşma varsa ya da rehin sonradan bir üçüncü kişi tarafından verilmişse kullanabilecek olmasına, somut olayda taraflar arasında böyle bir anlaşma olmadığı gibi, ipotek veren davacı aynı zamanda kredi sözleşmesinin müşterek müteselsil kefillerinden biri olup üçüncü kişi olmadığının anlaşılmasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40 TL istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 345,55 TL istinaf karar harcının davacı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, 3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, 5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 6-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE, Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. ...