11. Hukuk Dairesi 2013/10736 E. , 2013/16000 K. MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasındaki davadan dolayı Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 14/05/2012 gün ve 2012/402-2012/402 sayılı hükmün Yargıtayca incelenmesi ihtiyadi tedbir talep eden (davacı-karşı davalı) vekili tarafından istenilmekle dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü: İhtiyati tedbir talep eden/davacı vekili, davalı şirket yöneticilerinin müvekkili ile birlikte pay sahibi oldukla…
**11. Hukuk Dairesi 2013/10736 E. , 2013/16000 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasındaki davadan dolayı Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 14/05/2012 gün ve 2012/402-2012/402 sayılı hükmün Yargıtayca incelenmesi ihtiyadi tedbir talep eden (davacı-karşı davalı) vekili tarafından istenilmekle dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü: İhtiyati tedbir talep eden/davacı vekili, davalı şirket yöneticilerinin müvekkili ile birlikte pay sahibi oldukları ve müvekkilinin bu şirketlerdeki ortaklığının tasfiye sürecinde bulunduğu üç ayrı şirketi kötü yönetmeleri, usulsüz işlemlerle yönetim kurulu kararları almaları, müvekkilinin zarara uğramasına neden olacak şekilde şirketleri borç altına sokmaları ve kredi borcuna kefil olmaları nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla toplam 15.000.00 TL tazminatın davalılardan tahsili davasında, şirketlerin müvekkili ile birlikte üç ortak tarafından atılacak imzalar ile temsil ve ilzamı, kredi başvurusu kesinleşmemiş olan kredi borcuna verilen kefalet işleminin vekalet görevinin kötüye kullanılması nedeniyle durdurulması konularında ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiş, bu talebi mahkemece tensip zaptı ile reddedilmiş, davacı vekilince aynı talep mahkemeye sunulan ayrı bir dilekçe ile yinelenmiştir. Mahkemece; dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu, tedbir talebinin tensip zaptı ile değerlendirilerek reddine karar verildiği, yinelenen tedbir talebi sonrasında ise dosya kapsamına göre ret kararının kaldırılmasını gerektirecek bir değişikliğin bulunmadığı gerekçesiyle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. Kararı, ihtiyati tedbir talep eden/davacı vekili temyiz etmiştir. İstem, ihtiyati tedbire ilişkindir. İhtiyati tedbir talebinin reddi üzerine verilen karara karşı temyiz yoluna başvurulabileceği gibi (6100 sayılı HMK m. 391/1), ayrıca yokluğunda ihtiyati tedbir kararı verilen kişinin itirazı üzerine verilen karara karşı da temyiz yoluna başvurulabilir. Gerek Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nda, gerekse Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda, ara kararlarına karşı kanun yoluna başvuru kabul edilmemiştir. Yukarıda da belirtildiği üzere, ihtiyati tedbir hakkında verilen kararlara karşı ancak belli durumlarda temyiz yoluna başvurulabilinir. Nitekim, 1086 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 396. maddesinde durum ve koşulların değişmesi sebebiyle ihtiyati tedbirinin değiştirilmesi veya kaldırılması talebinin reddine ilişkin kararın temyiz edilemeyeceği, aslında kanun koyucunun da açık ve bilinçli bir tercihidir. Zira durum ve koşulların değişmesi sebebiyle itiraz hakkında Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 396. maddesinin ikinci fıkrasında, 394. maddenin üçüncü ve dördüncü fıkralarının kıyasen uygulanacağı açıkça belirtilmiştir. Bu şekilde 394. maddenin üçüncü fıkrasına yapılan atıf ile üçüncü kişilerin de itiraz edebileceği, dördüncü fıkraya yapılan atıf ile de itirazın şekli ve incelenmesinin kıyasen uygulanacağı düzenlenmiştir. Dikkat edilirse kanun yoluna başvuru imkanını düzenleyen 394. maddenin beşinci fıkrasına atıf yapılmamıştır. Gerekçede de belirtildiği gibi, ihtiyati tedbir kararı verildikten veya ihtiyati tedbir talebi reddedildikten sonra, mevcut olan durum ve koşulların dava sırasında birden fazla değişmesi mümkün olabilir ve her seferinde itiraz edilebilir, her itiraz üzerine verilen karara karşı kanun yoluna başvurulması, ihtiyati tedbir kararlarına karşı başvurulması öngörülen temyiz yolundan beklenen amacın tam tersine bir sonuç doğurur. Durum ve koşulların değişmesi sebebiyle yapılan itiraz üzerine verilen kararlara karşı ancak esas hükümle birlikte kanun yoluna başvurulabilir. Sonuç olarak, 6100 sayılı HMK'nın 396. maddesinin ikinci fıkrasında, 394. maddenin beşinci fıkrasına atıf yapılmadığından durum ve koşulların değişmesi sebebiyle ihtiyati tedbir talebi hakkında verilen kararlara yapılan itiraz hakkında verilen karar temyiz edilemez. Yukarıda da belirtildiği üzere, davacı/ihtiyati tedbir talep edenin, ihtiyati tedbir talebinin reddi kararına itiraz ettiği ve daha önceki tarihlerde itirazın reddedildiği dikkat alındığında, yeni bir delil sunularak ve koşulların değiştiği bildirilerek ihtiyati tedbir talebinin reddine dair mahkemece verilen ara kararın temyizi mümkün değildir. HUMK'nın 432/4. maddesine göre, hükmü temyiz eden davacı açısından temyizi kabil olmayan karara ilişkin temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün ve 3-4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca, Yargıtayca da bu konuda karar verebileceğinden temyiz eden davacı/ ihtiyati tedbir talep eden vekilinin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı/ihtiyati tedbir talep eden vekilinin temyiz isteminin HUMK’nun 432/4. maddesi uyarınca REDDİNE, temyiz ilam ve temyiz başvuru harcı peşin alındığından temyiz edenden başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 18.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.