T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/2142 - 2025/2420 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/2142 KARAR NO : 2025/2420 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 29/05/2025 NUMARASI : 2022/407 E. - 2025/251 K. DAVANIN KONUSU : Fikir ve Sanat Eserleri Sahipliğinden Kaynaklanan Tazminat Taraflar arasında görülen davada Ankara…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/2142 - 2025/2420 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/2142 KARAR NO : 2025/2420 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 29/05/2025 NUMARASI : 2022/407 E. - 2025/251 K. DAVANIN KONUSU : Fikir ve Sanat Eserleri Sahipliğinden Kaynaklanan Tazminat Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 29/05/2025 tarih ve 2022/407 E. - 2025/251 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı ... tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, davacının yönetmeni olduğu “...” isimli eserin, 68 bölümlük belgesel dizi olarak, “...” isimli eserin, 15 bölümlük belgesel dizi olarak, davalı ... İktisadi İşletmesi yapımcılığında, davalılardan ... için gerçekleştirildiğini, “...” isimli eserin, 21 bölümlük belgesel dizi olarak, diğer davalı ... Ltd. Şti. yapımcılığında, davalılardan ... için gerçekleştirildiğini, davacının FSEK md. 52 kapsamında, davalılardan hiçbiri ile “Mali Hak Devir” sözleşmesi imzalamadığını, davalı yapımcıların davacının mali haklarını devralmadıklarından dolayı, FSEK md. 86 kapsamında davaya konu eserleri davalı ...’ye teslim etme/kullandırma yetkisine ve hakkına, davalı ...'nin de, müvekkilinin mali haklarını ödemeden ve/veya yapımcıların mali hakları devraldığını belirlemeden, eserleri yayma/yayınlama hak ve yetkisine sahip olmadığını, buna rağmen davalı yapımcıların, eserleri diğer davalı ...’ye teslim ettiğini, ...'nin de eserleri teslim alarak bünyesindeki tüm kanallarda, internet sitelerinde, diğer sosyal ağlarda yayınladığını ve halen yayınlamaya devam ettiğini, 12.08.2017 günlü noter ihtarnamesi ile davalılardan davacının mali haklarının ödenmesinin istendiğini, yapımcı davalıların Ticaret Sicilindeki adreslerine ve bilinen adreslerine ayrı ayrı tebliğe çıkarılmasına karşın, ilgili ihtarnamenin tebliğ olunamadığını, davalı ...'nin de 04.10.2017 tarihli cevabî ihtarnamesinde, davaya konu eserlerin yönetmenliğinin müvekkili tarafından yapıldığının kabul edildiğini, ancak müvekkilinin mali haklarını ödemeyi kabul etmediğini ileri sürerek, davanın belirsiz alacak davası olarak kabulüne karar verilerek, FSEK md. 68 uyarınca müvekkiline ödenmesi gereken mali hakların üç (3) katına karşılık gelecek miktarın, tahkikat aşamasında belirli hale geldiğinde artırılmak üzere, “...” adlı 21 bölümden oluşan eser için, şimdilik 21x50 TL= 1.050,00-TL’nin, “...” adlı 15 bölümden oluşan eser için, şimdilik toplam 15x50-TL= 750,00-TL’nin, “...” adlı 68 bölümden oluşan eser için, şimdilik toplam 68x50-TL= 3.400,00-TL’nin, eserin ilk yayınlandığı tarihten itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte, dava ikamesinden önce, davalılara gönderilen ihtarname ve delil tespiti için yapılan masraflar toplamı 1.122,00-TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalılardan müteselsilen alınarak müvekkile ödenmesine, davaya konu eserlerin bütün mecralarda yayınlanmasının engellenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, davalı Kurum ile davalılardan ... İktisadi İşletmesi arasında her biri 13 bölümden oluşan toplam 9 sözleşme ile "..." adlı programın yapımı ve yayına hazır halde kuruma teslimi konusunda anlaşmalar imzalandığını, firmanın sözleşme ile üstlendiği taahhüdünü yerine getirdiğini, anılan yapımın ... ... Kanalında yayınlandığını, sözleşmelerin ilkinin 2010 yılında, son yapılan sözleşmenin ise 2012 yılında yapıldığını, yine davalı ... İktisadi İşletmesi ile 13. bölümden oluşan "..." adlı yapımın yayına hazır halde kuruma teslimi konusunda tek bir sözleşmenin imzalandığını, firmanın sözleşme ile üstlendiği taahhüdünü yerine getirdiğini, anılan yapımın ... ... Kanalında yayınlandığını, sözleşme tarihinin 2013 yılı olduğunu, davanın 5846 sayılı Yasanın 68. maddesine göre açılmış tazminat davası olması nedeniyle zamanaşımına uğradığını, yapım bedellerinin süresi içerisinde müvekkili tarafından sözleşme yaptığı kuruma ödendiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalılar davaya cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, “..." ve "..." adlı belgesellerin FSEK m.5 anlamında sinema eseri olduğu, “..." ve "..." adlı belgeseller bakımından davacı ...’nin yönetmen sıfatına sahip olduğu ve senaryo yazarı ve diyalog yazarı, özgün Müzik Bestecisi ve animatör ile birlikte FSEK m. 8 anlamında birlikte eser sahibi olduğu, FSEK m.5 hükmüne göre; sinema eseri, her nevi bedii, ilmi, öğretici veya teknik mahiyette olan veya günlük olayları tespit eden filmler veya sinema filmleri gibi, tespit edildiği materyale bakılmaksızın, elektronik veya mekanik veya benzeri araçlarla gösterilebilen, sesli veya sessiz, birbiriyle ilişkili hareketli görüntüler dizisi olduğu, davaya konu ... adlı yapımın https://www.... linkinde yer alan kesiti bakımından asgari hususiyetin varlığı dikkate alındığında 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 5. maddesi anlamında sinema eseri olduğu, davacı vekili tarafından ... eserine dair dosyaya sunulan videoda davacının yönetmen olarak isminin belirtildiği, bu kapsamda davaya konu üç adet eser bakımından davacı ...’nin yönetmen sıfatına sahip olduğu ve FSEK m. 8 anlamında birlikte eser sahibi olduğu, dosyada davacının eser sahipliği sıfatının bulunduğu söz konusu eserlerin yayımı için eser sahiplerinden olan davacıdan izin alındığına dair dosyada bilgi ve belge yer almadığından bu eser bakımından davacının umuma iletim hakkının ihlal edildiği, dava tarihi itibarı ile takribi yönetmenlik ücreti hesaplamasında, dava konusu eserlerin yayım tarihleri dikkate alınarak “...” isimli belgesel 2013 yılı için aylık net asgari ücret tutarı 773,01 TL, “...” isimli belgesel için ise 2012 yılı aylık net asgari ücret tutarı 739,80 TL kullanılarak yapılan hesaplamada; 15 bölümden oluşan “...” isimli belgesel için, 15x773,01 = 11.595,15 TL, 67 bölümden oluşan “...” isimli belgesel için, 67x739,80 = 49.566,6 TL, İki belgesel bakımından toplamda 11.595,15+ 49.566,6 = 61.161,75 TL'nin hesap edildiği, bu kapsamda, “...” ve ...” isimli belgeseller bakımından FSEK m. 68 kapsamında telif tazminatının; 61.161,75 TL’nin 3 katı olan 61.161,75 x 3 = 183.485,25 TL ye kadar olabileceği, 21 bölümden oluşan “...” isimli belgesel için 2012 yılı aylık net asgari ücret tutarı 739,80 TL olup, 21x 739,80 = 15.535,8 TL bedel hesaplandığı, bu kapsamda “...” isimli belgesel bakımından FSEK m.68 bağlamında telif tazminatının 15.535,8 TL’nin 3 katı olan 15.535,8 x 3 = 46.607,40-TL kadar olabileceği gerekçesi ile davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, ... eseri bakımından 46.607,4 TL'nin 01/09/2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, ... bakımından 148.699,8 TL'nin 01/09/2010 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, ... bakımından 34.785,45 TL'nin 01/01/2012 den itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, delil tespiti masrafı olarak 1.122,00 TL'nin dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, eserlerin yayınlanmasının yasaklanması talebinin reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, iş bu davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, dava konusu uyuşmazlıkta fikri mülkiyet hukukuna özgü sessiz kalma nedeniyle hak kaybı ilkesi uygulanabilir nitelikte olduğunu, somut olayda hukuki dayanaktan yoksun iddiaları hiçbir şekilde kabul etmemek koşuluyla uyuşmazlık konusu yapımın yayınlanması üzerinden yıllar sonra iş bu davanın ikame edildiğini, müvekkilinin bir sorumluluğu olmayıp yapımcılar ile akdedilen sözleşmelerde yer alan tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, müvekkilinin davalı yapımcılara karşı sözleşmeden kaynaklanan tüm ödeme yükümlülüklerini de yerine getirdiğini, müvekkili aleyhinde açılan davanın eksik inceleme ve çelişkili değerlendirmelere dayandığını, eksik inceleme ve yetersiz deliller ile hukuka aykırı olarak verilmiş olan kararın kaldırılması gerektiğini, davaya konu yapımlara ilişkin olarak yapımcılarla yapım sözleşmeleri imzalanmış, bu sözleşmelerle yayın için gerekli tüm haklar FSEK m.52'ye uygun biçimde alınarak dava konusu yapımlar yayınlandığını, Yargıtay içtihatları doğrultusunda, yapımcılarla arasında sözleşme bulunan müvekkili Kurum tarafından yayın için gerekli tüm hakların yapımcılardan alınmış olduğu, söz konusu programlara ilişkin tüm ödemelerin yapımcılara yapılmış olduğu huzurdaki davada davacının tüm taleplerini davalı yapımcılara yöneltmesi gerekirken müvekkile husumet yöneltilmesinin hukuka aykırı olup davanın ... yönünden reddi gerektiğini, davacının talep sonucunun ve dayandığı hukuki sebeplerin belirsiz olduğunu, dosya kapsamında "ispat yükü" davacıda olup söz konusu bilirkişi delilinden vazgeçmesi sebebiyle davanın daha önce reddedildiğini, ancak Bölge Adliye Mahkemesinin bu hususları hiç göz önünde bulundurmadan hukuka aykırı olarak ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verdiğini, esasa yönelik itiraz ve beyanlar ve iş bu dosya kapsamında tanzim edilen bilirkişi raporları eksik, hatalı ve birbiri ile çelişmekte olup, somut deliller olmaksızın varsayımsal değerlendirmeler uyarınca tazminat hesabı yapıldığından yerel mahkemenin bu raporlara dayanarak davanın kısmen kabulüne dair verdiği kararın istinaf incelemesi sonucunda kaldırılması gerektiğini, dosya kapsamında farklı bir bilirkişi heyetinden alınan 17.09.2018 tarihli bilirkişi raporu ile gerekçeli karara dayanak olarak gösterilen raporlar arasında açıkça birbiriyle çelişen düzenlemeler olmasına rağmen heyetlerden biri tarafından düzenlenen rapora üstünlük tanınarak hüküm kurulmasının nedeninin anlaşılamadığını, dosya kapsamında alınan farklı heyetler tarafından düzenlenen bilirkişi raporlarında yapılan hesaplamalar birbirinden oldukça farklı olup hem hesaplama yöntemleri hem de varılan tazminat miktarları arasında dikkate değer bir farklılık olduğunun açık bulunduğunu, varsayımlara dayanılarak yapılan bilirkişi hesaplaması uyarınca müvekkili kurum aleyhine fahiş miktarda tazminata hükmedilmesi ve kararda hiçbir gerekçeye yer verilmemesinin bozmayı gerektirdiğini, sektörel işleyiş gereği yayıncı kuruluş olan ... tek tek tüm program ve belgesellerin yönetmen, özgün müzik bestecisi, senaryo yazarı, diyalog yazarı vb. Hak sahipleri ile ayrı ayrı sözleşme ilişkisi kurmamakta; programların tüm sürecini Yapımcılar üzerinden yürütmekte, programı tamamlanmış olarak satın almakta ve Yapımcılar hak sahipliğine ilişkin muvafakatnameleri alarak Kuruma ibraz ettiklerini, dosyada alınan bilirkişi raporu ile davacının delil ikame yükünü yerine getirmeyerek davasını ispat edemediği ortaya konulduğu halde davanın kısmen kabulünün hukuka aykırı bulunduğunu, mevcut dosya durumu itibari ile dava konusu programların 5846 sayılı yasa kapsamında eser olup olmadığı, eser olması halinde davacının eser sahibi olup olmadığı, davacının eserden kaynaklanan haklarının ihlal edilip edilmediği hususlarında değerlendirme yapılmasının mümkün olmadığını, muvafakat edilmediği halde, davacının dava açıldıktan 7 sene sonra sunduğu delillerin karara esas alınmasının fahiş bir hukuka aykırılık olup, kararın bozulmasını gerektirdiğini, davanın hiçbir şekilde kabulü anlamına gelmemek kaydıyla mahkemenin hükme esas aldığı bilirkişi raporunda herhangi bir somut delile, piyasa araştırmasına, elde edilen gelirlere bakılmadan tazminat hesabı yapılmasının açıkça hukuka aykırı olduğunu, davacı tek başına eser sahibi olamayacağı halde diğer hak sahiplerinin katkılarının dikkate alınmaksızın karar verilmesinin hatalı olduğunu, bilirkişi heyeti tarafından başka bir davacı hakkında verilen karar emsal gösterilerek huzurdaki dava kapsamında değerlendirme yapılmasının hatalı olduğunu, 08.03.2024 tarihli bilirkişi raporunda "..." programına ilişkin değerlendirme yapılmasının mümkün olmadığı kanaatine varılmış olup söz konusu eksiklik dosyada kapsamındaki tüm programlar bakımından geçerli olduğu halde tazminata hükmedilmesinin hatalı olduğunu, ... adlı programa ilişkin olduğu belirtilen videonun yayınlandığının iddia edilerek bu yayının programın yayınlandığına ilişkin delil olarak kabul edilmesi ve video kesitinin eser olarak nitelendirilmesinin hatalı olduğunu, sonradan gösterilen delile dayanılarak karar verilmesinin hatalı olduğunu, davacı lehine avans faizine hükmedilmesinin hukuka aykırı bulunduğunu, hükmedilen delil tespit masrafının dosya kapsamı ile çelişkili olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, fikir ve sanat eserleri sahipliğinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun 1/B maddesinin (a) fikrasında eser; "Sahibinin hususiyetini taşıyan ve ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserleri olarak sayılan her nevi fikir ve sanat mahsulleri" olarak tanımlanmış olup, (b) fikrasında ise eser sahibi, "Eseri meydana getiren kişi" olarak ifade edilmiştir. FSEK'in 10. Maddesinin son fikrasında da, "Birden fazla kimsenin iştiraki ile vücuda getirilen eser, ayrılmaz bir bütün teşkil ediyorsa bir sözleşmede veya hizmet şartlarında veya eser meydana getirildiğinde yürürlükte olan herhangi bir yasada aksi öngörülmediği takdirde birlikte eser üzerindeki haklar eser sahiplerini bir araya getiren gerçek veya tüzel kişi tarafından kullanılır. Sinema eseri ile ilgili haklar saklıdır." hükmü bulunmaktadır. FSEK'in 8 inci maddesinde, "Bir eserin sahibi, onu meydana getirendir...Sinema eserlerinde; yönetmen, özgin müzik bestecisi, senaryo yazarı ve diyalog yazan, eserin birlikte sahibidirler. Canlandırma tekniğiyle yapılmış sinema eserlerinde, animatör de eserin birlikte sahipleri arasındadır." hükmü, 13 üncü maddesinin 1'inci fıkrasında da; "Fikir ve sanat eserleri üzerinde sahiplerinin mali ve manevi menfaatleri bu kanun dairesinde himaye görür." hükmü bulunmaktadır. FSEK'in, 14. 15, 16 ve 17. maddelerinde "umuma arz yetkisi", "adın belirtilmesi yetkisi", "eserde değişiklik yapılmasını yasaklama yetkisi" ve "eser sahibinin zilyet ve malike karşı hakları" başlıklı manevi haklar ile 21, 22, 23, 24, 25.ve 45. maddelerinde "işleme hakkı", "çoğaltma hakkı", "yayma hakkı", "temsil hakkı", "İşaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletim hakkı" ve "pay ve takip hakkı" gibi mali haklara ilişkin hükümler düzenlenmiştir. 5846 Sayılı Kanun (FSEK) kapsamında korumaya haiz bir eser/icra/yapım üzerinde, eser sahipleri ve bağlantılı hak sahiplerinin hakları bulunmakta olup, bu hakları kullanma yetkisi eser sahipleri ve bağlatılı hak sahiplerine aittir. Bu haklar, kural olarak eser sahipleri ve bağlantılı hak sahiplerinden veya mali hakları ya da manevi haklarını kullanma yetkisini devralan üçüncü şahıslardan izin alınmaksızın bu haklar üzerinde tasarrufta bulunulması hak ihlali teşkil edecektir. Yapılan bu belirlemeler ışığında dosya kapsamında inceleme yapılmıştır. Davacı vekilince, “...” isimli eserin, 68 bölümlük belgesel dizi olarak, “...” isimli eserin, 15 bölümlük belgesel dizi olarak, davalı ... İktisadi İşletmesi yapımcılığında, davalılardan ... için gerçekleştirildiğini, “...” isimli eserin, 21 bölümlük belgesel dizi olarak, diğer davalı ... Ltd. Şti. yapımcılığında, davalılardan ... için gerçekleştirildiğini, davacının FSEK md. 52 kapsamında, davalılardan hiçbiri ile “Mali Hak Devir” sözleşmesi imzalamadığını, davalı yapımcıların davacının mali haklarını devralmadıklarından dolayı, FSEK md. 86 kapsamında davaya konu eserleri davalı ...’ye teslim etme/kullandırma yetkisine ve hakkına, davalı ...'nin de, müvekkilinin mali haklarını ödemeden ve/veya yapımcıların mali hakları devraldığını belirlemeden, eserleri yayma/yayınlama hak ve yetkisine sahip olmadığını, buna rağmen davalı yapımcıların, eserleri diğer davalı ...’ye teslim ettiğini, ...'nin de eserleri teslim alarak bünyesindeki tüm kanallarda, internet sitelerinde, diğer sosyal ağlarda yayınladığını ve halen yayınlamaya devam ettiğini ileri sürmüştür. Dosya kapsamında alınan 08/05/2023 tarihli bilirkişi raporunda; "dava konusu ..., ... ve ... isimli programların yayın kayıtlarının dosyaya sunulmadığı, Radyo TV Üst Kurulu’nun 24.01.2018 tarihli yazısında, 68 bölüm ..., 15 bölüm ... ve 21 bölüm ... isimli programların hangi kanallarda yayınlandığı ve yayınlanan programlara ait yayın tarihlerini içeren yayın akışı talep edilmişse de; yayın kaydının kopyası için kayıt bedelinin 5.028,00 TL olduğu, bu bedelin yatırılması halinde kayıtların Mahkemeye gönderilebileceği bildirilmişse de; davacı tarafından bu bedelin ödenmediği ve söz konusu yayın kayıtlarının dosyaya kazandırılmadığı, dava konusu TV programları üzerinde davacının eser sahipliği/hak sahipliği hususunda herhangi bir bilgi, belge sunulmadığı, davalı ...’den yalnızca ... isimli programa ilişkin yayın kayıtları ve belgelerin celp edildiği, dava konusu ... ve ... isimli programlara ilişkin yayın kayıtları ve belgelerin celp edilmediği, mevcut dosya durumu itibari ile dava konusu programların 5846 sayılı Yasa kapsamında eser olup olmadığı, eser olması halinde davacının eser sahibi olup olmadığı, davacının eserden kaynaklanan haklarının ihlal edilip edilmediği hususlarında değerlendirme yapılmasının mümkün olmadığı," görüşü beyan edilmiştir. Bu raporun sunulmasının ardından mahkeme tarafından, 18.07.2023 tarihli ara kararla, davacı vekilinin itirazları kapsamında emsal olarak sunulan mahkeme kararının tartışılmak suretiyle bilirkişilerden ek rapor alınmasına karar verilmesi üzerine bilirkişi tarafından düzenlenen 31/08/2023 tarihli ek raporda; "emsal olarak bildirilen ilama dayanak olan 17.09.2018 tarihli bilirkişi raporunun incelenmesinde; DOSYA İÇERİĞİNDE İNCELEMEYE ESAS ALINAN BELGE VE MATERYALLER Başlığı altında 7. Maddede (raporun 4. Sayfasında) “Davaya konu yapımları sayısal ortamda barındıran bellek” açıklamasının yer aldığı, bu açıklama uyarınca emsal olarak bildirilen dava dosyasına söz konusu yapımlara ilişkin kayıtların bellek içinde sunulduğu, ancak huzurdaki dosyaya uyuşmazlık konusu TV Programlarına ilişkin herhangi bir kaydın sunulmadığı, öte yandan emsal olarak bildirilen ilama dayanak olan 17.09.2018 tarihli bilirkişi raporunun 5. ve 6. sayfasında detaylı izah edildiği üzere söz konusu yapımların internet adresinden kamunun erişimine açık olduğunun belirtildiği, söz konusu web sitelerinde tarafımızca düzenlenen raporun tanzim tarihi itibari ile dava konusu videoların bulunmadığı, bu nedenle bu web siteleri üzerinden inceleme yapma olanağının bulunmadığı, emsal olarak bildirilen ilamın “...” ve “...” isimli yapımlara ilişkin olduğu, huzurdaki davanın ise davacının yönetmeni olduğu “...”, “...” ve “...” isimli 3 adet yapıma ilişkin olduğu, İzah olunan nedenlerle; emsal olarak sunulan kararın, dava konusu “...”, “...” isimli programların FSEK uyarınca eser sahiplerinden birinin davacı olduğu hususunda yazılı delil teşkil edebileceği, emsal olarak bildirilen ilam “...” ve “...” isimli 2 yapıma ilişkin iken; huzurdaki davanın konusunun 3 ayrı yapıma ilişkin olduğu, söz konusu emsal karardan yola çıkarak dava konusu 3 ayrı yapım için değerlendirme yapmanın mümkün olmadığı, dava konusu yapımların davalı ... tarafından hangi tarihlerde kaç kez yayınlandığı hususunda da dosya kapsamında bilgi belge bulunmadığı, mevcut dosya durumu itibari ile dava konusu programların 5846 sayılı yasa kapsamında eser olup olmadığı, eser olması halinde davacının eser sahibi olup olmadığı, davacının eserden kaynaklanan haklarının ihlal edilip edilmediği hususlarında değerlendirme yapılmasının mümkün olmadığı" görüşü beyan edilmiştir. Bu rapora itiraz üzerine alınan bilirkişi raporunda, Ankara 2. FSHHM'nin 2017/457 Esas ve 2019/512 Karar sayılı dosyası kapsamında düzenlenen bilirkişi raporu aynen esas alınmak sureti ile; “..." ve "...” eserlerinin FSEK m.5 kapsamında sinema eseri niteliğinde olduğu, “..." ve "...” eserleri bakımından davacının yönetmen sıfatı ile birlikte eser sahipliği sıfatının bulunduğu, “..." ve "...” eserleri bakımından, söz konusu eserlerin yayımı için eser sahiplerinden olan davacıdan izin alındığına dair dosyada bilgi ve belge yer almadığından bu eserler bakımından davacının umuma iletim hakkının ihlal edildiği, dosya kapsamında delil olarak yer almadığından dava konusu “...” adlı programın FSEK kapsamında eser olup olmadığı, eser olması halinde davacının eser sahibi olup olmadığı, davacının eserden kaynaklanan haklarının ihlal edilip edilmediği hususlarında herhangi bir değerlendirme yapılmasının mümkün olmadığı, “..." ve "...” eserleri bakımından FSEK m.68 uyarınca tazminat miktarının 183.485,25 TL ye kadar olabileceği, “...” adlı program bakımından tazminat hesabı yapılmasının mümkün olmadığı, sonuç ve kanaatine varılmıştır. Mahkemenin 11/06/2024 tarihli ara kararı ile dosyanın itirazları karşılar ve davacı tarafça bildirilen Youtube kaydı üzerinden ... programı bakımından değerlendirme yapılması görevi verilmesi üzerine düzenlenen bilirkişi raporunda da; "“...” adlı programın en azından https://www.... bağlantısından yer alan kapsamda davalı ... tarafından yayınlandığının kabul edilebileceği, söz konusu programın https://www.... linkinde yer alan kesitinin FSEK m.5 anlamında sinema eseri niteliğinde olduğu, söz konusu bağlantıdan yer alan video ve dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgelere göre davacının eser sahipliğine dair FSEK’in ilgili maddeleri kapsamında belirleme yapabilmek için gerekli olan herhangi bir veriye rastlanmadığı, bu nedenle davacının söz konusu yapımın eser sahibi olduğuna dair herhangi bir değerlendirme yapılmasının bu aşamada mümkün olmadığı, bir ürünün, eser olup olmadığı yahut eser sahipliğine dair yapılan değerlendirmelere dair FSEK hükümleri kapsamında yapılan değerlendirmelerin ve varılan sonucun, davanın taraflarına göre değişebilecek bir sonuç olmaması nedeniyle dosya kapsamında yer alan mahkeme kararına dayanılarak değerlendirme yapılarak sonuca varılabileceği, bu nedenle “...” ve “...” yapımlarına dair kök raporda yer alan görüş ve değerlendirmelerimizde herhangi bir değişiklik olmadığı, tazminat hesabında, eserin niteliği, hususiyet derecesi, sektör uygulamaları, piyasa koşulları, eser sahiplerinin sayısı, ihlal edilen hak türleri dikkate alınarak yapılan değerlendirme neticesinde, “...” ve “...” yapımları bakımından kök raporda varılan tazminat miktarı bakımından görüş ve değerlendirmelerimizde değişiklik olmadığı, davalı ... ile diğer davalılar arasında yapılan sözleşmelerde yer alan hükümlerin, FSEK ilgili hükümleri ve davalı ... tarafından sunulan Yargıtay kararı kapsamında somut olaya etkisi ile davacının TMK m.2 kapsamında hakkını kötüye kullandığına dair değerlendirmeler salt hukuki değerlendirmeyi gerektirdiğinden bu hususta nihai değerlendirmenin mahkemenin takdirinde olduğu" görüşü bildirilmiştir. Mahkemenin 17/10/2024 tarihli ara kararı ile dosyanın itirazları karşılar ve özellikle ... adlı ürün konusunda eser sahipliği ve bundan kaynaklı telif hesabına dair değerlendirme yapılarak ek rapor hazırlanması görevi verilmesi üzerine düzenlenen bilirkişi raporunda da; "Davacı vekili tarafından ... markasına dair dosyaya sunulan videoda davacının yönetmen olarak isminin belirtildiği, söz konusu adlı belgesel bakımından davacı ...’nin yönetmen sıfatına sahip olduğu ve FSEK m. 8 anlamında birlikte eser sahibi olduğu, dosyada davacının eser sahipliği sıfatının bulunduğu “...” belgeseli bakımından, söz konusu eserlerin yayımı için eser sahiplerinden olan davacıdan izin alındığına dair dosyada bilgi ve belge yer almadığından bu eser bakımından davacının umuma iletim hakkının ihlal edildiği" görüşü beyan edilmiştir. Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporları ile toplanan deliller karşısında şu hususlarda eksik ve yetersiz inceleme yapıldığı kanaatlerine varılmıştır. Yukarında ayrıntısı verilen bilirkişi raporları birbiri ile açıkça çelişmektedir. Zira, dosya kapsamında alınan 08/05/2023 tarihli bilirkişi kök raporunda ve 18/07/2023 tarihli ek bilirkişi raporunda; "mevcut dosya durumu itibari ile dava konusu programların 5846 sayılı Yasa kapsamında eser olup olmadığı, eser olması halinde davacının eser sahibi olup olmadığı, davacının eserden kaynaklanan haklarının ihlal edilip edilmediği hususlarında değerlendirme yapılmasının mümkün olmadığı," görüşü beyan edilmiş olmasına rağmen, bu rapora itiraz üzerine alınan bilirkişi asıl ve ek raporlarında bunun tamamen aksi yönde görüş beyan edilmiştir. Mahkemece bilirkişi raporları arasındaki bu açık çelişki giderilmeden karar verilmesi doğru bulunmadığı gibi, mahkemece, Ankara 2. FSHHM'nin 2017/457 Esas ve 2019/512 Karar sayılı dosyası kapsamında düzenlenen bilirkişi raporunu aynen esas almak sureti ile düzenlenen bilirkişi raporunu hükme esas alması da doğru bulunmamıştır. Çünkü, Ankara 2. FSHHM'nin 2017/457 Esas ve 2019/512 Karar sayılı dosyası kapsamında iş bu davanın davacısı taraf konumunda bulunmamaktadır. O davada taraf olmayan iş bu davanın davacısı yönünden yapılan belirlemeler, bu davada kesin hüküm etkisi yaratamaz. Bu nedenle Ankara 2. FSHHM'nin dava dosyası içerisinde bulunan ve hükme esas alınan deliller birebir incelenmeden ve değerlendirilmeden, yani o hükme esas alınan kayıtlar üzerinde bir inceleme ve değerlendirme yapılmadan, bu davaya uygun olup olmadığı tartışılmadan, sırf Ankara 2. FSSHM'nin bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle bir bilirkişi raporu düzenlenmesi ve mahkemece de hükme esas alınması ve dahi oluşan çelişkinin giderilmemesi doğru olmamıştır. Diğer yandan, davalı vekilince, müvekkili ile diğer davalı yapımcılar arasında akdedilen sözleşmelerde yer alan tüm yükümlülüklerini yerine getirdiği savunulmuş olup, bu husus üzerinde yeterli değerlendirme yapılmadığı görülmektedir. Zira davacı vekilince emsal olarak sunulan dosyadan, emsal olarak sunulan dosyanın davacısı ile bu dosyanın davalılarından ... İktisadi İşletmesi arasında bir dava görüldüğü, bu davada yapılan belirlemeler ile davacının davalılardan yapımcı ... İktisadi İşletmesinden eser sözleşmesinden doğmuş bakiye alacağının tahsiline hükmedildiği anlaşılmakta olup, emsal olarak sunulan dosyada; "her ne kadar davacı tarafça davalılardan hiçbirisi ile mali haklarının devri için sözleşme imzalanmadığı ileri sürülmüş ve davacı ile davalı İktisadi İşletme arasında sadece sözlü anlaşma yapılmışsa da, anılan mahkeme kararı ile de tespit edildiği üzere, davacı tarafça yapımcı olduğu bilinen bir işletmeye, bir televizyon dizisinin senaryosunun yazılıp, kendi iradesi ile teslim edildiğine göre, artık bu eser üzerindeki tüm mali hakların, çoğaltma, yayma, temsil ve umuma iletim hakları dahil, davalı İşletmeye devredildiğinin kabulü gerekir. Esasen davacının, davalı İktisadi İşletmenin kurucusu olduğu ve bir dönem yöneticiliğini yaptığı hususları da birlikte değerlendirildiğinde, davacının önce sözlü anlaşma ile mali haklarını davalı İşletmeye devredip, bir süre geçtikten sonra bu kez de taraflar arasında FSEK'nın 52. maddesi kapsamında yazılı sözleşme bulunmadığını ileri sürerek, FSEK'nın 68. maddesine dayalı talepte bulunmasının, Dairemizce iyi niyet kurallarına aykırılık oluşturacağı düşünülmüştür." belirlemesinde de bulunulmuştur. Emsal dosyada yapılan bu belirlenemeler karşısında Mahkemece davalı vekilinin yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği yönündeki savunması üzerinde yeterince durulup irdelenmemesi de, kabule göre, Dairemizce yerinde bulunmamıştır. Ayrıca dava konusu olan "..." eseri üzerinde davacının birlikte eser sahipliği bulunduğu belirlenmesine rağmen diğer eser sahiplerinin belirlenmemesi ve buna göre davacının birlikte eser sahibi olup olmadığının açıkça belirlenmemesi de kabule göre yerinde olmadığı gibi, ... adlı programa ilişkin olduğu belirtilen videonun eserin tamamına ilişkin olup olmadığı, tüm bölümlerinin yer alıp almadığı ve davalı tarafça yayınlanıp yayınlanmadığı hususunun araştırılmaması da kabule göre yerinde bulunmamıştır. Öte taraftan, kabule göre, delil tespiti giderlerinin yargılama giderlerine dahil olduğu, gözönünde bulundurularak hüküm kurulması gerekirken (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/5234 Esas, 2024/8471 Karar), yargılama giderlerine katılmayarak ayrı bir alacak kalemi adı altında asıl alacak toplamına dahil edilerek hüküm altına alınması da yerinde olmamıştır. Her ne kadar bölge adliye mahkemeleri, hukuki denetimin yanında aynı zamanda maddi vakıa incelemesi de yaparak, tahkikat sonucuna göre yeniden esas hakkında hüküm kurabilir ya da yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde, veyahut kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında karar verebilirse de somut olayda, hukuki ve maddi vakıa denetimine elverişli bir hüküm bulunmamaktadır. Bu itibarla, davaya konu belgesel filmlerin 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu anlamında eser olup olmadıklarının, davacının dava konusu yapılan filmlerin eser sahibi olup olmadığının, birlikte eser sahipliği bulunup bulunmadığının ve varsa birlikte eser sahibi olan kişilerin tespiti ile birlikte eser sahibi olan kişilerin muvafakatlerinin olup olmadığı hususlarının ve yukarıda ayrıntısı verilen hususların dosya kapsamında belirlenmemiş olması nedeniyle davalı ... vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kararın niteliğine göre davalı ... vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulü ile Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 29/05/2025 gün ve 2022/407 E. - 2025/251 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA; 2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE, 3-Davalı ... vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 4-Davalı ... tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 3.952,97-TL nispi istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davalı ... iadesine, 5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, 7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 12/12/2025 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 31/12/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.