11. Hukuk Dairesi 2024/1779 E. , 2025/2332 K. MAHKEMESİ :İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından, Bölge Adliye Mahkemesi ek kararı birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki …
**11. Hukuk Dairesi 2024/1779 E. , 2025/2332 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından, Bölge Adliye Mahkemesi ek kararı birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA 1.Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; müvekkilinin bitkisel gıda takviyesi alanında çok sayıda marka ve patent sahibi olan bir tıp doktoru olduğunu, davalının siyasetçi, eğitimci, iş adamı ve yazar olduğunu, müvekkilinin ... ile birlikte geliştirdiği gıda takviyesi ürünlerinin önce Ankara'da fason üretildiğini, 08.04.2011 tarihinde ... Ticaret Siciline ... Bitkisel Ürünleri İlaç ... Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti. unvanı ile tescil edildiğini, daha sonra 10.01.2012 tarihinde ... Bitkisel Ürünleri İlaç ... Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti. (...) unvanını alan firmanın kendi tesisini kurması ile üretimi ...'ye naklettiğini, bu şirketin ürettiği ürünlerin ... Bitkisel Ürünleri İlaç ... Gıda San. Ltd. Şti. (...) tarafından... Pazarlama Tüketim Malzemeleri ...Ltd. Şti.'ne (Kibarlı) satıldığını, bu şirket tarafından piyasaya verildiğini, ürünlere Sağlık Bakanlığı'nın reklam yasağı getirmesi, dağıtımda çıkan sorunlar, piyasada engellenmeye ve çok sayıda rastlanan taklit sahte ürünlerin son dönemde satışları da olumsuz etkilemesi sebebiyle...'nın 2013 yılının sonlarında satışların düşmesini kendisine verilen ürünlerin niteliğinin bozulmasından kaynaklandığını iddia ederek ... ve ...'ten zararının karşılanmasını istediğini, bunun üzerine kalite bozukluğu ileri sürülen ürünlerin iadesi ile fazlasıyla yeni ürünün...'ya teslim edildiğini, ancak zararı bahane eden...'nın ... ve ...'in hissedarlarından ek tazminat isteminde ısrarlı olduğunu, iddia ettiği zararlarının tazmini için 2014 yılı başında baskının arttırıldığını, ... ve ...'in hissedarlarını ve yakınlarını kişisel olarak borçlandıran açık senetlere imza attırıldığını, davacı ve eşine çok sayıda imzalatılan senetlerin toplam miktarının tam olarak bilinemediğini, müvekkilinin yaşadığı olumsuz koşullar içinde senetleri imzalamak zorunda kaldığını, Bakırköy 5. İcra Müdürlüğünün 2014/3785 E. sayılı takip dosyası ile müvekkili aleyhine icra takibi başlatıldığını, daha sonra müvekkilinin darp edildiğini ileri sürerek Bakırköy 5. İcra Müdürlüğünün 2014/3785 E. sayılı dosyasına konu senetlerin iptali ile müvekkilinden tahsil edilen 632.000,00 TL nakit ve altının yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, adli yardım taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davacı vekili birleşen dosyanın dava dilekçesinde; müvekkilinin çocuk doktoru olduğunu, davalılardan ...'ın aynı unvana sahip olduğunu, davalı ...'in boş bonoları dolduran, davacının malvarlıklarını vekaletle satan avukat olduğunu, davalı ...'in de davacının otomobilini diğer davalı ...'den satın alan şahıs olduğunu, bu davalıların davalı ... ile birlikte hareket ettiğini, müvekkilinin eşinin darba uğraması, iradeleri sakatlanarak imzalatılan Ankara 17. İcra Müdürlüğünün 2014/5647 E. sayılı dosyasından takibe konulan senetler nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespitine, senetlerin iptali ile davacıdan tahsil edilen 1.277.398,00 TL'nin istirdatına, adli yardım taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı vekili asıl davaya cevap dilekçesinde; davacının maddi durumu iyi olduğundan adli yardım talebinin reddi gerektiğini, dava konusu takip ile ilgili davacının evine hacze gidildiğinde davacının "geliş nedeni anlatıldı, anladım, biliyorum, borcu kabul ediyorum" şeklinde beyan verdiğini, icra ve iflas dairelerinin tutanaklarının hilafı sabit oluncaya kadar muteber olduğunu, takipten ve hacizden yaklaşık 8 ay sonra bu davanın açılmış olmasının davacının kötüniyetini açıkça ortaya koyduğunu, bonoların düzenlenmesinden sonra adına kayıtlı varlıkları yakınlarına devrederek borçtan kurtulduğunu düşünen davacının açılan tasarrufun iptali davalarından sonra kaçırmış olduğu malları da kaybedeceğini anlayınca iş bu menfi tespit davasını açtığını, bonolardaki yazıların senet borçlusu tarafından yazılma zorunluluğu olmadığını, davacının aldığı paralara karşılık bonoları imzalayarak verdiğini, davacının vekaletname vererek bir kısım taşınmazları ve aracı devrettiği ile ilgili hususların ise dava konusu senetler ve takip ile alakalı olmadığını, müvekkilinin davalının ödeme tarihi olan 30.01.2014 ve 27.02.2014 tarihlerinde senetleri ödememesi üzerine iyiniyetle bir süre beklediğini ve oyalandığını anlayınca da icra takibi başlattığını, davacının 07.03.2014 tarihinde darp edilmesi hususu ile müvekkilinin bir ilgisi olmadığını, davacının senetlerin 4 Şubat 2014 tarihinde imzalatıldığını ve kendisinin de 7 Mart 2014 tarihinde darp edildiğini iddia ettiğini, yine darp edildiğini iddia ettiği 7 Mart 2014 tarihinden yaklaşık 1 ay önce 5-7 Şubat 2014 tarihlerinde bir kısım gayrimenkullerin takip ve dava dışı diğer bonoya bağlı borcuna mahsuben müvekkiline satışı için davacının Avukat ...'e vekalet verdiğini, borçlunun uhdesinde olan bir kısım varlıkların müvekkili davalıya verilmesinden ve yine senetlerin davacı tarafından imzalanıp müvekkili davalıya teslim edilmesinden yaklaşık bir ay sonra vuku bulduğu iddia edilen darp olayının senetlerin imzalanması ya da varlıkların devri ile ilgisi olmasının olanaksız olduğunu, davacı vekilinin gerçeği çarpıtarak gerçekte bir borç karşılığı düzenlenmeyen, bedelsiz olan bu bonoların ve yine bu bonoların...'nın zararlarına karşılık olduğu iddiasının gerçekle alakası olmadığını, devri yapılan taşınmazların ise dava konusu bono ve takiplerle ilgisi olmayan devirler olduğunu, davacı tarafın tablo halinde sunduğu devirler ve ödemeler konusunun davaları ile ilgisinin olmadığını zikrettikten sonra, bu konuda müvekkilinin 15.11.2013 ve 15.12.2013 vade tarihli iki adet senet alacağına karşılık bu devirlerin yapıldığını ve bu senetlerin de borçlu ...'a iade edildiğini söylediğini savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Davalılar vekili birleşen davaya cevap dilekçesinde; davacı uzman doktor olduğundan adli yardım talebinin reddi gerektiğini, dava konusu takip ile ilgili davacıya ait eve hacze gidildiğinde davacının icra memuru huzurunda icra dosyasında borcu kabul ettiğini, bir itirazı olmadığını beyan ettiğini, icra ve iflas dairelerinin tutanaklarının hilafı sabit oluncaya kadar muteber olduğunu, davacının borcu kabul ettiğini, takipten ve hacizden yaklaşık 10 ay sonra bu davanın açılmış olmasının davacının kötüniyetini ortaya koyduğunu, davacı aleyhine icra takibi başlatıldığı sıralarda davacının İstanbul Zeytinburnu'nda bir, Ankara Keçiören'de bir adet gayrimenkulünü banka ipoteği tesis edilmek sureti ile 3. kişilere satarak devrettiğini, davacının eşi ...'ın da 4 adet gayrimenkulü, kızı ve kardeşine devrettiğini, o devirlerin iptali için tasarrufun iptali davaları açıldığını, davacının ve eşinin bu tutumlarının kötüniyetli olduğunu, davacının "senetlerin davalılar tarafından doldurulması ve bedelsizliği, bonoların düzenlenmesinde davalı ...'in işlevi, bonoların düzenleme tarihinin gerçek dışı olması" başlıkları altında ileri sürdüğü iddiaların gerçekleri çarpıtmaya yönelik olduğunu, bonolardaki yazıların senet borçlusu tarafından yazılma zorunluluğu olmadığını, davacının dava dilekçesinde, boş senede imza attığını, miktar da dahil olmak üzere içeriğinin tamamının sonradan davalı ... tarafından doldurulduğunu iddia ederken, aynı kısımda ifade ettiği ve dilekçenin ekinde delil olarak sunduğu ...'na ait olduğunu iddia ettiği beyanda ise ...'ın 6.000.000,00 TL bedelli senet imzaladığının yazıldığını, davacının kendi beyanının kendi sunduğu delil ile çeliştiğini, senetlerin düzenleme tarihinin 15.08.2011 tarihi değil 04.02.2014 tarihi olduğu iddiasına yönelik yapılan ikametgah vurgusunun da anlamsız olduğunu, bono düzenlenirken çoğu zaman yapıldığı gibi adres kısmının sonradan düzenlenmek üzere boş bırakılmış olabileceğini, bunun sonradan tamamlanmış olmasının senedin sıhhatini etkilemeyeceğini, önemli olanın takibe konulduğu sırada senedin esaslı unsurlarının mevcut olması olduğunu, ... tarafından açılan menfi tespit davasında söz konusu devirlerin takip dışı bonolara karşılık olduğu ifade edilerek, iade edilen senet fotokopilerinin dosyaya sunulduğunu, dava dilekçesinde liste halinde sunulan ve ...'a verildiği ifade edilen menkul ve gayrimenkuller devirlerine karşılık iki adet bononun borçluya iade edildiğini, müvekkili davalı ...'ın davacılardan alacağının çok daha fazla olduğunu, senetlerin bir kısmını henüz takibe koymadığını, davacının menkul ve gayrimenkul devirlerini baskı altında yaptığı iddiasının da gerçek dışı olduğunu, dava dilekçesinin 6. sayfasında belirtilen vekalet ve devir tarihleri incelendiğinde, 5 Şubat 2014 tarihinde devir yetkisi veren vekaletnamelerin çıkarıldığı ancak devirlerin 05.03.2014 ve 19.03.2014 tarihlerinde yani vekaletnamenin çıkarılmasından yaklaşık 1,5 ay sonra yapıldığını, bir an için davacının devre ilişkin vekaletnameleri baskı altında notere giderek çıkardığı düşülse dahi, aradan 1,5 ay geçmesine rağmen, noter huzurunda tek taraflı irade beyanı ile azledip yetkiyi geri alma imkanı varken vekil olarak görevlendirdiği Avukat ...'i azletmemesinin davacının devirler konusundaki rızasını ve kararlılığını gösterdiğini, söz konusu tapu devirlerine ilişkin belgeler incelendiğinde davalı Avukat ...'in işleri nedeniyle İstanbul'a gidememesi üzerine davacı ...'ın, ...'nun kardeşi ... adına çıkardığı vekaletname ile davalı ...'a 03.04.2014 tarihinde bir devir yaptığının görüleceğini, bu durumun da davacının bu devirleri rızası ile borcuna karşılık olarak yaptığını gösterdiğini, Avukat ... ve Avukat ...'ın devirlerin yapıldığı tarihlerde ve sonrasında epeyce bir süre davacının eşi ...'nın avukatlığını yürüttüğünü, devirlerin yapıldığı tarihlerde ve sonrasında avukatlık ilişkisinin devam ediyor olması hiçbir baskının olmadığını, güven ve rıza içerisinde bu devirlerin borçlarına karşılık yapıldığını gösterdiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl ve birleşen davada karı koca olan davacıların icra takiplerine konu edilen bonoların kendilerinden boş ve imzalı olarak baskı ile alındığından bahisle Bakırköy 5. İcra Müdürlüğünün 2014/3785 E. sayılı takip dosyası ile Ankara 17. İcra Müdürlüğünün 2014/5647 E. sayılı takip dosyasından dolayı borçlu olmadıklarının tespiti ile davalılar tarafından söz konusu icra dosyalarına istinaden altın, para ve taşınmaz olarak tahsil edilen ancak icra dosyalarına yansıtılmayan ödemelerin de iadesi amacıyla huzurdaki davayı açmışlar ise de, davacıların icra takiplerine konu edilen bonoları ikrah suretiyle imzaladıklarını usulüne uygun deliller ile ispat edemedikleri, bu eylem nedeniyle davalılar hakkında açılan davanın beraat ile sonuçlandığı, ceza yargılaması sırasında da ikrahın ispat edilemediği, davacı-borçlu ...'ın Bakırköy 5. İcra Müdürlüğünün 2014/3785 E. sayılı takip dosyasında yapılan fiili haciz sırasında borcunu kabul ettiği, asıl ve birleşen davada davacılar, bonodan dolayı borçlu olunmadığının tespiti yanında, davalılar tarafından altın, para ve taşınmaz olarak tahsil edilen ödemelerin icra dosyalarına yansıtılmadığını, bu ödemelerin icra takibi nedeniyle yapılan ödemeler olması nedeniyle davalılardan tahsilini talep etmişler ise de, davacılar vekili tarafından sunulan dava dilekçelerinde, yapılan tahsilatlar kısmında belirtilen tahsilatların iki tahsilat dışındakilerin hepsinin icra takip tarihlerinden önce olduğu, davacıların bu ödemelerin icra takiplerine konu borçlardan dolayı yapıldığına ilişkin herhangi bir delil sunmadıkları ve bu hususu ispat edemedikleri, davalılar vekilinin söz konusu ödemelerin davacılardan alınan başka bonolara ilişkin olduğuna yönelik beyanı ve tahsil nedeniyle davacılara iade edilen bonoların fotokopilerinin sunulması hususları birlikte değerlendirildiğinde söz konusu tahsilatların dava konusu icra takiplerine ilişkin olmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş, hüküm, asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıların iradelerinin fesada uğratıldığı iddiasının ispatlanamadığı, senetlerin imzalı ve boş olarak verildiği, bononun açığa senet şeklinde düzenlenmesinin mümkün olduğu, bu nedenle senedin diğer unsurlarının sonradan doldurulmuş olmasının senedin doğrudan hükümsüzlüğü sonucunu doğurmayacağı, dava konusu bonoların davacılar tarafından düzenlenerek davalıya verildiği, davacıların imzayı inkar etmedikleri, bonoların karşılıksız olduğuna ve anlaşmaya aykırı olarak düzenlendiğine, bono karşılığının nakden alınmadığına dair iddiaların yazılı delil ile ispat edilemediği, davanın reddi kararında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından adli yardım talepli temyiz edilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince, davacı vekiline birleşen dava yönünden maktu temyiz karar ve başvuru harcının yatırılması için muhtıra çıkarıldığı, muhtıranın davacılar vekiline 14.01.2024 tarihinde tebliğ edildiği, ancak son gün olan 22.01.2024 günü sonuna kadar davacılar vekilince harcın yatırılmaması sebebiyle ek kararla birleşen dosyanın temyiz edilmemiş sayılmasına karar verilmiş, ek karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Asıl ve birleşen dava bonolara istinaden yapılan icra takipleri nedeniyle icra takibinden sonra açılan menfi tespit ve yapılan ödemelerin istirdadı istemlerine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1.Davacılar vekili tarafından, temyiz dilekçesiyle birlikte adli yardım talebinde bulunulmuş olup, dosya kapsamı ve talep dilekçesi içeriğinin incelenmesi sonrasında 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 334. maddesi ve 336. maddesinin üçüncü fıkrası koşullarının oluştuğu anlaşıldığından birleşen davanın davacısı vekilinin temyiz harç ve giderleri bakımından adli yardım talebinin kabulüne, bu durumda, temyiz harç ve giderleri için çıkartılan muhtıra neticesinde verilen temyiz etmemiş sayılmasına ilişkin 30.01.2024 tarihli ek kararın bozularak kaldırılmasına ve birleşen davanın davacısı vekilinin de temyiz itirazlarının incelenmesine karar vermek gerekmiştir. 2.Asıl davacının ve birleşen dava davacısının temyiz itirazlarının incelenmesinde; yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesinin 30.01.2024 tarihli ek kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl ve birleşen davalarda davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 10.04.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.