T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/2286 - 2025/2501 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/2286 KARAR NO : 2025/2501 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 05/07/2023 NUMARASI : 2022/451 E. - 2023/274 K. DAVANIN KONUSU :YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri Ve Sınai Hak…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/2286 - 2025/2501 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/2286 KARAR NO : 2025/2501 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 05/07/2023 NUMARASI : 2022/451 E. - 2023/274 K. DAVANIN KONUSU :YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 05/07/2023 Tarih ve 2022/451 Esas - 2023/274 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin "..." ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalı şahsın 2021/079012 sayılı ve “...” ibareli başvurusuna anılan markalarına dayalı olarak yaptıkları itirazlarının dava konusu YİDK kararı ile nihai olarak reddedildiğini, oysa tarafların markaları arasında iltibas bulunduğunu, dava konusu başvuruda müvekkilinin markalarının asli unsurunu oluşturan "..." ibaresinin aynen yer aldığını, “...” ibaresinin “...” kullanımının kısaltması olduğunun, "..." ibarelerinin tanımlayıcı olduklarını, dava konusu başvurunun müvekkilinin seri markası olarak algılanacağını, müvekkilinin "..." ibareli markalarının ayırt ediciliğinin düşük olmadığını, kullanımla ayırt edici ve tanınmış hale geldiğini, dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, 2022-M-11804 sayılı YİDK kararının 30. sınıfın tamamı ile 29,30 ve 32 sınıf malların satışına özgü 35. Sınıf hizmetler yönünden iptali ile dava konusu başvurunun tescili halinde sayılan mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilinden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı, davaya cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacının gerek YİDK kararının iptali gerekse hükümsüzlük istemi yönünde mesnet markaları ile dava konusu başvuru arasında uyuşmazlık konusu mal ve hizmetler yönünden emtia benzerliği şartının gerçekleştiğini, ancak tarafların marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığı, davaya konusun markanın, “...” ibaresinden oluştuğu, markada yer alan “...” ibaresinin, ayırt edici nitelikte olduğu, “...” ibaresi ile birlikte, devamında yer alan “... ...” ibarelerinin ise tek başına, “...” ibaresi kadar ayırt edici hale ulaşmadığı, davaya konusu markanın “... ... vücut çayı” şeklinde Türkçeye çevrilebileceği, “...” ibaresinin günlük kullanımda sıklıkla kullanılan bir ibare olması karşısında, başvuruda anlamsal ve sesçil karşılaştırmada ön plana çıkan ve dikkat çeken unsurunun “...” ibaresi olduğu, davacı yan markalarında yer almayan “...” ibaresinin, davaya konu markayı davacı yan markalarından uzaklaştırdığı, diğer bir deyiş ile taraf markalarında ortak “...” ibaresi dışında davaya konu markada “...” ibaresinin de bulunması, ortak olmayan unsurların markanın bütünsel olarak oluşturduğu izlenime etkili görüldüğü markanın başında, sesçil olarak ön plana çıktığı, netice olarak, taraf markalarında yer alan ibarelerin birbirlerinden ayrıldığı, davalı markasında yer alan “...” ibaresinin belli bir ayırt edicilik seviyesine ulaştığı, bu hali ile işaretlerin karıştırılma ihtimali yaratmayacağı, davacının tanınmışlık ve kötü niyet iddiasının da ispatlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, mahkeme kararının aksine dava konusu başvuru ile müvekkilinin markaları arasında benzerlik bulunduğunu, dava konusu başvurunun asli unsurunu "..." ibaresinin oluşturduğunu, "başvuruda yer alan "..." ibaresinin davalının markası olan "..." ibaresinin baş harflerinden oluştuğunu, bu nedenle ayırt edicilik taşımadığını, dava konusu başvurunun müvekkilinin seri markası olarak algılanacağını, uyuşamazlık konusu mal ve hizmetler yönünden emtia benzerliği bulunduğunun mahkemece de kabul ediliğini, mahkemece ilgili tüketici kitlesinin eksik değerlendirildiğini, iltibasa etkisinin gözardı edildiğini, müvekkilinin markalarının ayırt ediciliği haiz olduğunu, bunun mahkemece de kabul edildiğini, müvekkili markalarının tanınmış olduğunu, bu nedenle SMK'nın 6/5 maddesi koşullarının da oluştuğunu, dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğunu aksi yöndeki mahkeme kararının hukuka aykırı bulunduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, buna göre "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına ve davasına mesnet "..." asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin olmadığı, zira Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 26/09/2022 tarihli, 2021/1685-2022/6319 E/K sayılı ilamında da belirtildiği üzere "..." ibaresinin sağlıklı, zinde, formda, uygun, vs. anlamlarına geldiği ve gıda maddeleri yönünden ayırt ediciliğinin düşük düzeyde olduğu, buna göre uyuşmazlık konusu gıda malları yönünden tescili istenen dava konusu başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığının kabulünün gerektiği, marka işaretleri benzer olmadığından, davacının itirazına mesnet markalarının tanınmış olup olmadığının tartışılmasının sonuca etkili bulunmadığı, kötü niyet iddiasının da ispatlanamadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 345,55-TL bakiye harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 19/12/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 01/01/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.