İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/12/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: İhtiyati tedbir isteyen vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirket ortağı ...'ın şirketin yönetim kurulu başkanı ve tek imza yetkilisi olarak tespit edemedikleri tarihlerde …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1818 KARAR NO : 2025/1959 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ARA KARAR TARİHİ: 30/10/2025 NUMARASI : 2024/750 Esas (Derdest) DAVA: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/12/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: İhtiyati tedbir isteyen vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirket ortağı ...'ın şirketin yönetim kurulu başkanı ve tek imza yetkilisi olarak tespit edemedikleri tarihlerde şirketi kendisine yaklaşık 29.000.000TL borçlandırdığını, daha sonra bu alacak borç ilişkisini sıfırlamak için yabancı ortaklar ile yaptıkları hisse devir sözleşmesine istinaden yabancıların ...'a toplam 29.054.647TL para ödediklerini beyan ettiklerini ve ...'ın bu "parayı şirkete hissedar kredisi- fonu olarak" kullanılacağının belirtildiğini, ...'ın alacağını sıfırlamak için yabancıların ...'a para vermiş gibi kayıt oluşturulduğunu, bunu fon aktarımı gibi gösterilerek yabancı ortaklara hisse devrinin geçmesini sağladıklarını, yine aynı sözleşmede şirket mizanında değişiklik yapılacağının kararlaştırılarak davalı şirketin yabancı ortaklara 29.054.647TL borçlu olduğunun işleneceğinin kararlaştırıldığını, yabancı ortakların, ...'dan alınan %20'lik hisseye rağmen yabancı ortakların şirketten olan alacaklarını sıfırlamadıklarını, şirketten alacaklı oldukları sözde 29.054.647TL alacağa istinaden sermaye artırımı yaptıklarını, şirket kasasına hiç para girmemesine rağmen şirketin, ortaklarına borçlu hale getirildiğini, Genel kurulda planlı bir şekilde müvekkilinin hissesinin %20'den %2'lere kadar düşürüldüğünü, şirketin defter ve kayıtlarında usule aykırı borçlandırmalar yapıldığını, sermaye artırımının sebebi, amacı ve sermayenin kaynağının belirsiz olduğunu, usulüne uygun çağrı yapılmadığını, gündemin belirli olmadığını, 32044 sayılı 11.12.2022 tarihli Maden Yönetmeliğine aykırılık mevcut olduğunu beyanla dava konusu genel kurul kararının yürütülmesinin geri bırakılmasını, davalı şirket hisselerinin devrini engellemek için hisseler üzerine devredilemez şerhi konulmasını, terditli olmak üzere öncelikle dava konusu olağanüstü genel kurul kararının iptalini aksi halde sermaye artırımının feshini bu hususunda kabul edilmemesi halinde genel kurul kararının butlanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iptalini istediği olağanüstü Genel Kurulunun tarihini dahi doğru yazmadığını, işbu davaya konu karar bilgilerinin hatalı olduğunu, Beyoğlu 22. Noterliğinde düzenlenen 18.03.2024 tarihli ve ... yevmiye numaralı hissedar mutabakatı davacının iddia ettiği şekilde bir hisse devir sözleşmesi olmadığını, davacının "yabancı ortakların aynı paraya dayanarak şirketten alacaklı hale geldiği ve aynı parayla sermaye artırımı yapıldığı" iddiasının gerçek dışı olduğunu , zira mutabakatın tarafının müvekkili şirket değil; hissedarlardan ..., anton knıazev ve arturas petrauskas olduğunu, hissedarların şirkete borç vermesi ve nakdi krediyle finansman sağlaması anonim şirketlerde oldukça yaygın, meşru bir uygulama olduğunu, sermaye artırımına konu olan tutarların şirket için kullanılmadığına ilişkin iddianın, tamamen spekülatif ve mesnetsiz olduğunu, sermaye artırımı sürecinin, şirketin büyümesi ve finansal gücünü koruması amacıyla gerçekleştirildiğini, ticaret hukukunun hükümlerine ve sair mevzuata uygun bir şekilde yürütüldüğünü, davacının “şirket, ortaklarına borçlandırıldı” iddiası 16.09.2024 tarihli serbest muhasebeci mali müşavirlik raporunda görüleceği üzere mesnetsiz olduğunu, raporda, şirketin ortaklara borçlandırılmadığını, aksine ortakların şirkete sağladıkları finansmanın sermaye artırımı yoluyla öz sermayeye dönüştürüldüğünün açıkça kanıtlandığını, davacının iddia ettiği gibi mutabakatla mizan değiştirilmediğini, mutabakat metninin yalnızca finansal durumun netleştirilmesi için bir yöntem belirlediğini, ancak mizanın düzeltilmesi işleminin bağımsız bir serbest muhasebeci mali müşavir tarafından hazırlanmış rapor doğrultusunda gerçekleştirildiğini, davacının iddia ettiği gibi şirkete borçlanılmadığını, kanuna karşı hileden bahsetmek abesle iştigal olduğunu, davacının bu davayı açmaktaki amacının şirketin hukuka uygun finansal süreçlerini tartışmaya açmak değil, doğrudan şirketten haksız kazanç elde etmeye çalışmak olduğunu, çağrının usulüne uygun olarak yapıldığını, toplantının gündeminin belli olduğunu, TTK madde 414'E uygun olarak açık bir şekilde ilan edildiğini, davacının rüçhan hakkı konusunda bilgilendirildiğini, kanuni sürecin usulüne uygun olarak işletildiğini, dürüstlük kuralına aykırılığın mevcut olmadığını beyanla davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ...Mahkememizce yapılan değerlendirme sonucunda; davacı vekilince TTK 449 maddesi gereğince Genel Kurul Kararının geri bırakılması talep edildiği ancak kendilerinin aleyhlerine ilişkin yapıldığı belirtilmiş ise de, somut Genel Kurul Kararlarının icrasının davacı ve diğer ortaklar aleyhine doğurduğu tehlikeye ve telafisi imkansız zararlara ilişkin karar ve uygulamaya dair delillerin dosyada bu aşamada yer almadığı, 6100 sayılı HMK'nın 389 ve devamı maddelerinin koşullarının oluşmaması sebebiyle TTK 449 maddesi gereğince hükmün geri bırakılmasına dair istemin reddi sonucuna varılmıştır. Ayrıca davacının dava sırasında hisse devri suretiyle şirket sermayesinin şirket zararını azaltabileceği, böylece yabancı ortakların yararına olarak hisselerin 3. Şahıslara dava sonuna kadar devredilebileceği, bunun da şirketin zararına olacağı iddiasında bulunduğu, dava konusu Genel Kurulda alınan kararların etkisi ve kapsamı dikkate alındığında şirketin mal varlığı ve hisselerinin etkilenebileceği mahkememizce benimsenmekle, 6100 Sayılı HMK'nın 397 vd. Maddeleri gereğince, hisselerin özellikle yabancı ortaklar bünyesinde davalı şirket ve diğer ortaklar aleyhine 3. Şahıslara devredilebileceği anlaşılmakla, şirket mal varlığının dava sonuna kadar korunabilmesi bakımından, zarar doğma ihtimalinin muhtemel olduğu da kabul edilmekle, hisselerin devri yoluyla oluşacak mal varlığı azalmasının önlenmesi bakımından, davalı şirketin ortaklarının hisselerinin 3. şahıslara devir ve temlikinin davalı yanın hisselerinin değeri dikkate alınarak 1.000.000 TL teminat karşılığında ihtiyati tedbir yoluyla önlenmesine," karar verilmiştir.Bu karara karşı ihtiyati tedbir talep eden davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkemenin, hisse devrinin önlenmesi yönündeki tedbir talebini haklı bulduğunu ve kabul ettiğini, ancak bu tedbirin uygulanmasını 1.000.000 TL gibi davacı açısından ödenmesi imkansız bir teminat şartına bağladığını, Genel Kurul Kararının yürütülmesinin geri bırakılması talebi reddinin hukuka aykırı olduğunu, red gerekçesinin dosya kapsamı ve yerleşik içtihatlarla örtüşmediğini, Genel kurul kararının icrasına devam edilmesinin (sermaye artırımının tescili ve uygulanması), davacının şirketteki yönetimsel ve mali haklarını (rüçhan hakkı vb.) tamamen yitirmesine neden olduğunu, dava sonunda genel kurul iptal edilse dahi, aradan geçen sürede şirketin 3. kişilere devri, malvarlığının boşaltılması veya yapısının değiştirilmesi nedeniyle "geriye dönülemez" bir tablo ortaya çıkacağını, mahkemenin hisse devrini önleme tedbirini kabul etmesinin (fahiş teminatla da olsa), aslında tehlikenin varlığını kabul ettiğini gösterdiğini, tehlike varsa, bu tehlikeyi doğuran "Genel Kurul Kararının" yürütmesinin de durdurulması gerektiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını, TTK m. 449 uyarınca dava konusu Genel Kurul Kararlarının yürütülmesinin geri bırakılmasını, mahkeme aksi görüşte ise teminat miktarının davacı ...'ün ödeyebileceği miktar olan 100.000,00 TL'ye düşürülmesine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE :Talep; şirket genel kurul kararının iptaline ilişkin davada; genel kurul kararlarının yürütülmesinin durdurulması ve şirket hisselerinin devrinin önlenmesi için ihtiyati tedbir istemine ilişkindir. Mahkemece genel kurul kararlarının yürütülmesinin durdurulmasına yönelik tedbir talebinin reddine şirket hisselerinin devrine yönelik ihtiyati tedbir talebinin kabulüne davacıdan takdiren 1.000.000 TL teminat alınmasına karar verilmiştir.Karara karşı davacı vekilince; genel kurul kararların yürütülmesinin durdurulması talebinin reddine ve takdir edilen teminatın miktarına ve yönelik istinaf yoluna başvurmuştur. 6100 sayılı HMK'nın 341/1. maddesine, ilk derece mahkemelerinden verilen nihai kararlar ile ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü hâlinde, itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilineceği şeklindeki açık düzenleme karşısında, ara kararların istisnalar hariç olmak üzere istinafı mümkün değildir.Teminat HMK 87 maddesine göre hakim tarafından serbestçe tayin edilecektir. İlk derece Mahkemesinin teminat mukabilinde ihtiyati tedbirin kabulü kararı üzerine alacaklı vekilinin teminatın kaldırılmasına yönelik itirazının reddine ilişkin kararı, itiraza tabi olmayan ve hakime tanınan teminatın belirlenmesi yetkisine ilişkin ara karar niteliğindedir. Kabulüne karar verilen ihtiyati tedbirde itiraz yoluna dahi tabi olmayan teminat belirlenmesine ilişkin ara kararın istinaf edilebileceğine ilişkin Kanunda bir düzenleme de yoktur. Teminata ilişkin karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulamayacağından ihtiyati tedbir talep eden vekilinin bu yönlere ilişen istinaf dilekçesinin reddine karar verilmiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 389/1. maddesi ise, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir, şeklindedir. HMK'nun 390/2 maddesine göre de, tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Davacının genel kurul kararlarının uygulanmasının tedbiren durdurulmasına ilişkin tedbir talebi yönünden dosyanın geldiği aşama, davacı iddialarının varlığı ihtilaflı ve tespite muhtaçtır. Buna göre dosyanın geldiği aşama itibarıyla davacının bu yöndeki ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesinin genel kurul kararlarının uygulanmasının tedbiren önlenmesine yönelik red kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu, kabulüne karar verilen ihtiyati tedbir için takdir ettiği teminata ilişkin ara kararının ise istinaf incelemesine tabi olmadığı anlaşıldığından ihtiyati tedbir talep eden vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-İstinaf yoluna başvuran ihtiyati tedbir talep eden vekilinin mahkemece takdir edilen teminat yönünden istinaf dilekçesinin HMK'nın 341/1 ve 346/1. maddesi uyarınca reddine,2- Genel kurul kararlarının uygulanmasının tedbiren önlenmesine yönelik talebinin reddine ilişkin karar yönünden istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca esastan reddine3-İstinaf yoluna başvuru sırasında alınan istinaf karar harcı ile istinaf başvuru harcının istemi halinde ihtiyati tedbire itiraz edene iadesine,4-İstinaf yoluna başvuran davacı vekili tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)f. maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 25/12/2025