İSTİNAF KARAR TARİHİ: 04/12/2025 Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... Depolama ... Petrol Ürünleri S…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/857 KARAR NO : 2025/1775 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 06/04/2023 NUMARASI : 2022/166 Esas - 2023/256 Karar DAVA: İtirazın İptali İSTİNAF KARAR TARİHİ: 04/12/2025 Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... Depolama ... Petrol Ürünleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin ... Akaryakıt ... Dağıtım Pazarlama Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ile 01.01.2018 tarihinde, ülke genelinde EPDK lisansı ile hizmet veren ... terminallerinden otogaz satışına ilişkin olarak imzalamış olduğu sözleşmeden kaynaklanan alacağı sebebiyle ... Petrol Terminali AŞ ile 01.01.2021 tarihinde Garanti Protokolü imzaladığını, ...'un Garanti Protokolünden doğmuş/doğacak, asli ve/veya feri borçlarını kapsamak üzere, Yeniyurtun mülkiyetinde olan Hatay İli, Erzin İlçesinde bulunan ... Terminalinin ... Ürünleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketine (yeni ticaret ünvanı davalı "... Petrol Ürünleri Terminal Hizmetleri A.Ş") satımından kaynaklı alacağının 81.000.000 TLlik kısmının, 04.05.2021 tarihinde ... ile müvekkili arasında akdedilen Temlik Sözleşmesi ile müvekkili şirkete devredildiğini, bu sözleşmenin ... Petrol Ürünleri Terminal Hiz. A.Ş.'ye ihbar edilerek temlik bedelinin müvekkili şirkete ödenmesine ... tarafından muvafakat edildiğini, sonrasında, temlik bedelinin temlik sözleşmesi kapsamında ödenmesine ilişkin olarak müvekkili şirket ile ... arasında 20.05.2021 tarihli Borç Tasfiye Sözleşmesi akdedildiğini, bu kapsamda, anılan sözleşme uyarınca, ... tarafından 22.11.2021 tarihinde ve 23.11.2021 tarihlerinde, ödeme günündeki döviz kurunun TL karşılığı toplam 39.695.760 TL tutarında ödeme yapıldığını, sözleşme'nin 3.2. Maddesinde yer verilen; "Temlik bedeli, taşınmazların ... 2 A.Ş. Tarafından ... terminali olarak kullanılmasına elverir nihai izinlerin (EPDK ve antrepo lisansı dahil) alınması koşuluyla, aşağıdaki ödeme planına göre ... Ltd'ye ödenecektir ·1 Eylül 2021de 31.000.0000 TL; ·15 Eylül 2021de 25.000.000 TL; ·30 Eylül 2021de 25.000.000 TL. Bahsedilen izinlerin işbu Sözleşmenin imzasından itibaren altı(6) ay içinde alınamaması nedeniyle ödemelerin yapılmaması halinde ödeme 22 Kasım 2021den itibaren en geç 31 Aralık 2021 tarihine kadar yapılacaktır" ifadeleriyle ödeme lisans alma şartına bağlı tutulduğundan; 18.11.2021 tarihinde alınan lisans,mezkur sözleşmede belirtilen 31.12.2021 tarihinden önce alınmış olması sebebiyle, hem de anılan 25.05.2021 tarihli Borç Tasfiye Sözleşmesindeki ödeme tarihleri gereğince, temlik bedelinden geriye kalan 41.304.240 TL'nin muaccel hale gelmiş olup, bu bedelin müvekkili şirkete ödenmesi talebiyle ... şirketine ihtarname keşide edildiğini, ihtarname keşide etmek suretiyle muaccel hale gelen bakiye 41.304.240 TL bedelin müvekkili şirkete ödenmesinin talep edildiğini ancak belirtilen sürede davalı ... tarafından müvekkili şirkete herhangi bir ödeme yapılmadığını, karşılıklı imzalanmış sözleşmeden kaynaklı borcun ödenmesine dair bu ihtarın davalı tarafından cevapsız bırakıldığını, söz konusu alacağın tahsili amacıyla İstanbul 19. İcra Dairesi'nin 2022/113 sayılı icra dosyası ile 20.05.2021 tarihli Borç Sözleşmesi'nden kaynaklı bakiye alacağın ilamsız icra takibine konu edilmiş olup, takibe ... tarafından haksız şekilde itiraz edildiğini, davalı borçlunun, icra takibine konu borca itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiğini, davalı şirketin işbu itirazının haksız ve kötü niyetli olduğunu, bu kapsamda, söz konusu itirazın iptali amacıyla mahkeme nezdinde, işbu davayı açma zorunluluğunun hasıl olduğunu, müvekkilinin alacağının cari hesaptan kaynaklandığını, davalı tarafın itirazının haksız ve mesnetsiz olup, müvekkili firmanın alacağı sabit olduğundan itirazın iptalinin gerektiğini, davalının takibe konu alacağı ve dayanağı sözleşmeyi yapmış olduğu kısmi ödemelerle ve ödeme açıklamalarıyla ikrar etmiş olup, davalının 20.05.2021 tarihli borç tasfiye sözleşmesi ve ödeme dekontları uyarınca müvekkilie borçlu olduğunun sabit olduğunu, taraflar arasında akdedilen 20.05.2021 tarihli Borç Tasfiye Sözleşmesi 3.2. Maddesi gereğince taraflarca bir ödeme planı kararlaştırılmış ve davalı tarafından ... terminali olarak kullanılmasına elverir nihai izinlerin, mezkur Sözleşmenin imzalanmasından itibaren 6(altı) ay içinde alınamaması nedeniyle ödemelerin yapılamaması halinde, temlik bedelinin, 22 Kasım 2022den itibaren en geç 31.12.2021 tarihine kadar müvekkili şirkete ödenmesi konusunda mutabık kalındığını, müvekkili şirket ile ... arasında akdedilen 20.05.2021 tarihli söz konusu sözleşmenin tarafları bağlayıcı olduğunu, davalının bu sözleşme uyarınca ödeme planı çerçevesinde ödeme taahhütü altına girdiğini ve bu kapsamda da davalı tarafından borcu açıkça ikrar niteliğinde iki farklı ödeme yapıldığının izahtan vareste olduğunu, bu yönüyle davalının taraflarınca başlatılan icra takibinde borca itirazının haksız ve kötü niyetli olup, takibin devamına karar verilmesini ve davalı hakkında icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, somut durumda 20.05.2021 tarihli Borç Tasfiye Sözleşmesi ile davalı tarafından yapılan ödemeleri gösterir banka dekontları taraflar arasındaki borcu açıkça doğrular nitelikte olduğundan takibe konu alacağın likit olduğunun şüphesiz olduğunu, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre de alacağın likit olmasının sayılan şartlara bağlı olup, somut olayda müvekkili şirkete ait alacak likit olduğundan, icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için gereken bütün şartların mevcut olduğunu, tüm bu sebeplerle, İcra İflas Kanunu'nun 67. maddesi gereğince icra inkâr tazminatı için gerekli tüm koşulların somut olayda mevcut olup mahkemeden haksız ve kötü niyetli borca itiraz edilmiş olması nedeniyle alacak miktarının %20'sinden az olmamak üzere davalı aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilmesini,ihtiyati haczin şartları oluştuğundan, müvekkilinin alacağını garanti altına almak amacıyla ihtiyati haciz kararı verilmesini, belirtilenler doğrultusunda, ihtiyati hacze karar verilebilmesi için gereken şartların İİK'nun 257 nci maddesinde düzenlenmiş olup, ilgili madde gereğince; rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilme hakkına sahip olduğunu, dava konusu olayda; söz konusu şirketler arasındaki ticari ilişki ile davalının müvekkili şirkete borçlu olduğunun sabit olduğunu, alacağın para alacağı olduğunu, taraflar arasındaki Borç Tasfiye Sözleşmesi kapsamında borcu kabul ve ikrar anlamına gelecek iki adet kısmi ödeme yapıldığını, yargılamanın uzun sürebileceği ihtimali karşısında, borçlunun mal kaçırma veya ödeme kabiliyetini kaybetmesi tehlikesi olduğundan, alacağın rehinle teminat altına alınmasının da söz konusu olmadığını, bu durumda müvekkil şirketin alacağını güvence altına almak ve alacakları olan 41.304.240,00 TLnin tahsili zımmında, borçlunun mülkiyetinde olan başta Hatay İli, Erzin İlçesinde bulunan ... Dolum Tesisi taşınmazı olmak üzere; menkul ve gayrimenkul malları, banka hesapları ile 3.şahıslardaki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulması için başvurmak zaruretinin hasıl olduğunu, arz ve izah edilen nedenlerle davalı tarafın, Garanti ve Vakıfbank başta olmak üzere tüm bankalardaki hesapları ile araçları üzerinde müvekkilinin alacağını temin etmek maksadıyla ihtiyati haciz uygulanmasını, mahkeme aksi kanaatte ise; makul bir teminat karşılığında ihtiyati haciz konulmasını, haklı davalarının kabulü ile davalı borçlunun İstanbul 19. İcra Dairesi'nin 2022/113 sayılı dosyasına ilişkin haksız ve kötü niyetli itirazının iptali ile takibin devamını, davalı borçlunun aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı borçluya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;müvekkili şirketin ticari merkezinin İstanbul’un Kartal ilçesinde bulunmakta olup, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (“HMK”) m. 6 gereğince aleyhine açılacak davalarda yetkili mahkemenin de İstanbul Anadolu Mahkemeleri olduğunu, icra dosyasına 07.01.2022 tarihinde sundukları itiraz dilekçesinde de bu husus belirtilmiş ise de, davacı taraf icra dosyasının yetkili icra dairesine sevk edilip yeniden ödeme emri düzenlenmesi için işlem yapmadan huzurdaki itirazın iptali davasını açtığını, dava dilekçesinde ise, yetki itirazları hakkında hiçbir açıklamada bulunulmadığını, bu itibarla, yetki itirazının öncelikle incelenerek yetkisizlik kararı verilmesini, dava dilekçesindeki beyanlardan da anlaşılabileceği üzere davacının alacak iddiasının, ... A.Ş.’nin müvekkili ile arasındaki taşınmaz alım-satımından doğan bedel alacağının davacıya temlikine dayandığını, bu durumda, ... A.Ş.’nin müvekkilinden bir bedel alacağının olmadığı durumda, davacı tarafça da talep edilebilecek bir tutar olamayacağını, müvekkilinden olan (şarta ve vadeye bağlı) alacağını kısmen davacıya devrettiği iddia olunan ... A.Ş.,'nin bahse konu alacağı doğuran taşınmaz satımı işleminin iptali için müvekkili aleyhine tapu iptali ve tescil davası açtığını, söz konusu davaya ilişkin dosya, İskenderun Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2022/438 E. sayılı dosyasında kayıtlı iken 28.02.2022 tarihinde verilen görevsizlik kararı verildiğini ve bu kararın henüz kesinleşmediğini, hâlihazırda derdest olan bu davanın, ... A.Ş. lehine sonuçlanması hâlinde, müvekkili ile ... A.Ş. arasındaki (temlike konu alacağı doğuran) sözleşmenin geçmişe etkili olarak ortadan kalkacağını ve taşınmazın yeniden ... A.Ş. adına tescil edileceğini, tapu iptali ve tescil davasının ... A.Ş. lehine sonuçlanması hâlinde, davacının (iddia konusu) alacak hakkının tümden ortadan kalkacağını ve tahsil ettiği bedeli de müvekkiline iade etmesi gerekeceğini, davacı tarafın taleplerinin, ... A.Ş. tarafından yapılan alacak devrine dayalı olup, bu nedenle de, ... A.Ş.’nin (temlik sözleşmesinde atıf yapılan) Garanti Protokolü tahtında davacıya borçlu olup olmadığı, davanın esası bakımından çözümü zorunlu meselelerden biri olduğunu, bu itibarla davanın, HMK m. 61 uyarınca ... Petrol Terminal A.Ş.’ye ihbarını, dava dilekçesi ekinde sunulan belgelerden de anlaşılabileceği üzere davacının asıl borçlusunun ... Ltd. olduğunu, davacının iddiasına göre ... Ltd.’in davacıya olan borçlarının, taşınmazını sonradan müvekkiline satan ... A.Ş. tarafından garanti edildiğini, bahse konu sözleşmede ... A.Ş.’nin borçlu kalmaya devam edip ödeme taahhüdü vermesinin, davacı ile ... A.Ş. arasında yapılan işlemin alacağın ifa uğruna devri olduğunu göstertiğini, davacının ... Ltd.’den hiç ya da ... A.Ş. ile Temlik Sözleşmesi’nde belirtildiği miktarda (81.000.000 TL) alacağının bulunmadığı durumda, ortada ifa uğruna yapılmış devirden de, bu bağlamda müvekkilinin sorumluluğundan da bahsedilemeyeceğini, bu nedenle davanın reddini, davacının müvekkilinden olan talep hakkının esasen ... Ltd.’den olan alacağının varlığına ve miktarına bağlı olduğunu, bunun da müvekkili tarafından bilinmesi mümkün olmayan, davacı tarafından ispata muhtaç bir husus olduğunu, bu nedenle de iddia ve dava konusu alacağın likit olduğunun kabulünün mümkün olmadığını, davacının inkâr tazminatına ilişkin talebinin bu nedenle dosya gerçeklerine ve hukuka aykırı olup, reddine karar verilmesini, davacının alacağı olmamasına rağmen müvekkilini yanıltarak ödeme yapmasını sağladığını, yine olmayan alacağın tahsili saiki ile icra takibi yapıp huzurdaki davayı açmasının, İcra ve İflâs Kanunu (İİK) m. 67 hükmünde ifade edildiği gibi haksız ve kötüniyetli olduğunun ispatı olduğunu, bu nedenle, alacağın en az %20’si kadar tazminatın davacıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesini, davacının ayrıca, diğer yargılama giderleri ile birlikte HMK m. 329(1) uyarınca müvekkili ile aralarındaki sözleşmeden doğan avukatlık ücretini ve aynı hükmün ikinci fıkrası gereği mahkemece takdir olunacak para cezasını ödemeye mahkûm edilmesini, tüm yargılama giderlerinin de davacıya yükletilmesini talep etmiştir. İhbar olunan vekili ihbara cevap dilekçesinde özetle; müvekkil şirket ile, davacı arasında, 01.02.2021 tarihinde imzalanan Garanti Protokolü (“Garanti Protokolü”) ile; davacının ... Akaryakıt ... Dağıtım Pazarlama Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi (“...”) ile “Ülke genelinde EPDK lisansı ile hizmet veren ... Mix(otogaz) terminallerinden otogaz satışına ilişkin olarak imzalamış olduğu 01.01.2018 tarihli sözleşmeden (“Satış Sözleşmesi”) doğmuş ve doğacak alacaklarının davacıya ödenmesinin müvekkili şirket tarafından garanti edildiğini, müvekkili şirket ile davacı arasında 04.05.2021 tarihinde imzalanan Temlik Sözleşmesi(“Temlik Sözleşmesi”) ile, müvekkili şirket kayıtlarında bulunan Hatay İli Erzin İlçesi’ndeki ... Terminali’nin, davalı ... Ürünleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi’ne (davalı “...”) satımından kaynaklı bakiye alacağının 81.000.000,00 TL kısmını davacıya devrettiği gibi, taraflarca, temlik bedelinin, davacının, ... ile imzaladığı 01.01.2018 tarihli sözleşmeden ve 01.02.2021 tarihli garantörlüğe ilişkin protokolden doğmuş ve doğacak, asli ve feri tüm borçlarını kapsadığı hususlarında tam mutabakata varıldığını, taraflar arasında imzalanan Temlik Sözleşmesi, süre geçirilmeksizin, müvekkili şirket tarafından davalıya ihbar edildiğini ve davalı tarafından da temlik bedelinin davacıya ödenmesine muvafakat edildiğini, davacı ile davalı arasında, temlik bedelinin ödenmesine ilişkin olarak, müvekkili şirketin de müzakerelerine ve imza anına nezaret ettiği 20.05.2021 tarihli Borç Tasfiye Sözleşmesi (“Borç Tasfiye Sözleşmesi”) imzalanarak, davalı tarafından davacıya kısmi ödemeler yapıldığının haricen öğrenildiğini, ... Ltd’nin Temlik Sözleşmesi’ne konu olmayan alacakları yönünden ... A.Ş’den ve/veya ... Akaryakıt ... Dağıtım Pazarlama San. Ve Tic. Ltd. Şti’ne karşı olan hakları saklıdır.” şeklinde hükümler yer aldığını, Borç Tasfiye Sözleşmesi ve ilgili hükümleri gereğince, davalının, temlik bedeline ilişkin 22.11.2021 ve 23.11.2021 tarihinde olmak üzere toplam 39.695.760 TL tutarında kısmi ve iki ayrı ödeme yaptıktan sonra, muaccel bakiyenin ödemesini yapmaktan kaçınmasının kötü niyetli olduğunu ve söz konusu borcu ödeme yükümlülüğünün davalıya ait olduğunun izahtan vareste olduğunu, davacı tarafından, fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla 41.304.240,00 TL bedelli itirazın iptali davasında haklı olduğu gibi, taraflar arasında imzalanan sözleşmeler, gerçeğe uygun ve taraflar arasında süregelen ticari ilişkiyi yansıtmakta olup, davacının alacaklı konumunda olduğunu, müvekkili şirketin de, davalı aleyhine fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakkının saklı olduğunu, diğer taraftan her ne kadar davalı tarafın müvekkilinin davacıya olan borcunun 81 milyon olmadığını iddia etmişse de bu durum davalının ödeme yükümlülüğünü ortadan kaldırmayacağını, davalı tarafın müvekkiline gayrimenkul satışı sebebiyle borçlu olduğu sabit olduğuna göre, müvekkilinin davalıdan olan alacağının 81 milyonluk kısmından vazgeçmiş olması karşısında, davalı tarafın temlik sözleşmesindeki bedelin doğru olmadığını iddia etmesinin tamamen kötü niyetli olduğunu, davacı taraf alacak iddiasını, taraflar arasında akdedilen borç tasfiye sözleşmesine dayandırmakta olup müvekkili ile arasında akdettiği temlik sözleşmesine dayalı olarak bir talepte bulunmadığını, bu nedenle davalı tarafın iddialarını nazara alıp temlik sözleşmesinin geçerliliğini tartışmanın yersiz olduğunu, diğer taraftan davalı tarafın, müvekkili ile davacı arasında imzalanan temlik sözleşmesini ifa uğruna edim olarak nitelendirmesinin de hatalı olduğun, müvekkilinin temlik sözleşmesi ile davalıdan olan alacağının 81 milyonluk kısmından vazgeçmiş olup ayrıca davacı tarafa bir ödeme yükümlülüğü bulunmadığından davalının iddia ettiği ifa uğruna edimin şartlarının oluşmadığını, izah edilen nedenlerle, davacı tarafından açılan haklı davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...Davacı, dava dışı ... Akaryakıt ... Dağıtım Pazarlama Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ile 01/01/2018 tarihinde imzaladığı otogaz satışına ilişkin sözleşmeden kaynaklanan alacağa ilişkin dava dışı ... Petrol Terminali A.Ş ile 01/02/2021 tarihli garanti protokolü imzaladığını, ...'un mülkiyetinde olan Hatay'da bulunan ... Terminali'nin ... Ürünleri Sanayi ve Ticaret A.Ş.( Yeni ticaret ünvanı ... Petrol Ürünleri Terminal Hizmetleri A.Ş.) 'ye satımından kaynaklı alacağın 81.000.000,00 TL'lik kısmının 04/05/2021 tarihinde ... ile davacı arasında imzalanan temlik sözleşmesi gereği davacıya devredildiği, sözleşmenin davalıya ihbar edilerek temlik bedelinin davacıya ödenmesine davalı tarafça muvafakat edildiği, 20/05/2021 tarihinde davacı ile davalı arasında temlik bedelinin temlik sözleşmesi kapsamında ödenmesine ilişkin olarak borç tasfiye sözleşmesi akdedildiği belirtilerek borç tasfiye sözleşmesinden bakiye kalan alacağın tahsili talebi ile başlatılan İstanbul 19. İcra Müdürlüğü'nün 2022/113 Esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın iptali talebi ile iş bu davayı açmıştır. Her ne kadar davacı dava dilekçesinde takibe konu alacağın sözleşmeye değil cari alacağa ilişkin olduğunu belirtmiş ise de; cevaba cevap dilekçesinde uyuşmazlığın taraflar arasında akdedilen borç tasfiye sözleşmesinden kaynaklanan bakiye alacağın ödenmemesine ilişkin olduğuna yönelik beyanı HMK 141.maddesi kapsamında değerlendirilmiş olup, talebin borç tasfiye sözlemesinden kaynaklı bakiye alacağa ilişkin olduğu kabul edilmiştir. Davalı tarafça yetki itirazında bulunulmuş ise de; taraflar arasındaki takibe dayanak 20/05/2021 tarihli sözleşmedeki yetki şartı uyarınca mahkememizin yetkili olduğu anlaşıldığından yetki itirazının reddine karar verilmiştir. Yine davalı tarafça cevap dilekçesinde davacının alacak iddiasının ... A.Ş'nin davalı ile arasındaki taşınmaz alım satımından doğan bedel alacağının davacıya temlikine dayandığı, bu durumda ... A.Ş'nin müvekkilinden bir bedel alacağının olmadığı durumda davacı tarafça talep edilebilecek bir tutar olamayacağı, alacağını kısmen davacıya devreden ... A.Ş'nin alacağı doğuran taşınmaz satımı işleminin iptali için açmış olduğu tapu iptali ve tescil davasının bekletici mesele yapılması talep edilmiş ve davacı ile ... A.Ş arasındaki sözleşmenin alacağın ifa uğruna devri için yapıldığını, davacının ... A.Ş'den veya müvekkilinden herhangi bir talepte bulunup bulunamayacağının temelde ... Ltd. Şti'den ne kadar alacaklı olduğuna bağlı olduğunu, ... ve/veya ... A.Ş'nin temlikten sonra davacıya ödemeler yaptığı hatta temlik sözlemesinin feshedildiği, tüm bu hususların davacı tarafından hile ile gizlenildiğinin öğrenilmiş olduğunu belirterek davanın reddini istemiş ise de; uyuşmazlığın çözümü için öncelikle konuya ilişkin yasal düzenlemeler ile hukukî kavram ve kurumların ortaya konulması gerekmiştir. Günümüzde mevcut borç ilişkilerinin çeşitliliği karşısında, taraflarca tesis edilen hukukî ilişkilerdeki “güven” ihtiyacı nedeniyle garanti sözleşmeleri, bu ihtiyacı temin bağlamında önem arz eden bir hukukî kurum olarak karşımıza çıkmaktadırlar. Garanti sözleşmeleri en geniş anlamıyla, bir kimsenin başkasının karşısında bulunduğu tehlikeyi kendi üzerine almasını öngören bütün sözleşme ve anlaşmalar için kullanılmaktadır (Tandoğan, Haluk: Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri C. II, İstanbul 2010, s. 684). Bu teminat; taşınır, taşınmaz, alacak veya işletme üzerinde rehin tesisi suretiyle aynî veya başlıca kefalet, birlikte borç üstlenme, sigorta sözleşmesi ve garanti sözleşmesi gibi görünümlerle karşımıza çıkan şahsî teminat mahiyeti taşıyabilir. Şahsî teminat sağlayan garanti sözleşmeleri, garanti alanın belli bir davranışa girişmesinden (yöneltici, saf garanti sözleşmesi) veya kendisi ile borç ilişkisine giriştiği bir üçüncü kişinin edimini yerine getirmemesinden (teminatı amaçlayan garanti sözleşmesi) doğan zarar tehlikesini, garanti verenin bağımsız bir taahhütle kısmen veya tamamen üzerine aldığı sözleşme olarak tanımlanabilir (Tandoğan, s. 809). Garanti sözleşmeleri mevzuatımızda bağımsız bir tanıma sahip olmamakla birlikte 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 128. maddesinde garanti sözleşmelerinin bir alt türü olarak nitelendirilebilecek “üçüncü kişinin fiilini üstlenme sözleşmeleri” düzenlenmiştir. Bu tür sözleşmelere dair benzer bir hüküm de BK’nın 110. maddesinde “başkasının fiilini taahhüt” başlığı altında düzenlenmiştir.Bu sözleşmelerde sözleşmenin tarafları üçüncü kişinin fiilini üstlenen/taahhüt eden ile lehine taahhütte bulunulan olup fiili üstlenilen/taahhüt edilen üçüncü kişi sözleşmenin tarafı değildir. Burada üçüncü kişinin fiilini üstlenen/taahhüt eden (garanti veren), bu yöndeki iradesini üçüncü kişinin temsilcisi sıfatıyla değil kendi nam ve hesabına yapmakta, başkasının fiilini kendi adına üstlenerek fiilin gerçekleşmemesi hâlinde oluşacak olan zarardan kaynaklanan sorumluluğu üzerine almaktadır. Bu sebeple fiili üstlenilen/taahhüt edilen üçüncü kişi sözleşmenin tarafı olmayıp sözleşmenin hukukî sonuçlarından üçüncü kişi değil, sözleşmelerin nisbîliği ilkesi gereği onun fiilini üstlenen/taahhüt eden sorumlu olur. Dolayısıyla üçüncü kişinin fiilini üstlenme/taahhüt niteliğindeki bir sözleşmenin bağlayıcılığı, fiili taahhüt edilen kişinin belirli bir yönde davranmayla yükümlü olmasına bağlı değildir. Bu anlamda fiili üstlenilen/taahhüt edilen üçüncü kişinin sözleşme alacaklısına (lehine taahhütte bulunulana) hiçbir borcu olmasa yahut edimi geçersiz bir borç ilişkisinden kaynaklansa dahi taahhüt edilen fiilin ifa edilmemesi hâlinde ortaya çıkacak olan zarardan yine üçüncü kişinin fiilini üstlenen/taahhüt eden sorumlu olur. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2021/11-933 Esas, 2022/389 Karar)Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı ile dava dışı ... Akaryakıt ... Dağıtım Pazarlama Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi arasında 01/01/2018 tarihli ... satış sözleşmesi imzalanmış olup, dava dışı ... Petrol Terminal A.Ş tarafından ... Akaryakıt ... Dağıtım Pazarlama Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin 01/01/2018 tarihli sözleşmeden kaynaklı cari alacağın davacıya ödenmesi garanti edilmiş, bu hususta davacı ile ... arasında 01/02/2021 tarihli Garanti Protokolü düzenlenmiştir. Yine davacı ile ... arasında 04/05/2021 tarihli temlik sözleşmesi imzalanmış olup sözleşmenin şart ve hükümler başlıklı bölümünün 1.bendinde ...'un kayıtlarında bulunan Hatay ili Erzin İlçesi'nde bulunan ... terminalini ... Ürünleri San ve Tic. A.Ş firmasına satmış olup bu satıştan kaynaklı bakiye alacağını 81.000.000,00 TL kısmını iş bu sözleşme koşulları çerçevesinde temlik alana devrettiği; 2.bendinde ise tarafların sözleşme bedelinin ve temlik miktarının temlik alanın ... ile arasında akdedilen 01/01/2018 tarihli sözleşmeden ve temlik edenle 01/02/2021 tarihli garantörlüğe ilişkin protokolden doğmuş/doğacak, asli ve/veya feri borçlarını kapsadığı hususlarında tam bir mutabakata varıldığı hüküm altına alınmıştır. Bu sözleşme davalıya 18.05.2021 tarihinde ihbar edilerek temlik bedelinin davacı şirkete ödenmesine davalı tarafından muvafakat edilmiştir.Daha sonra temlik bedelinin temlik sözleşmesi kapsamında ödenmesine ilişkin olarak taraflar arasında 20.05.2021 tarihli Borç Tasfiye Sözleşmesi akdedilmiş, iş bu sözleşme uyarınca, davalı tarafından 22.11.2021 tarihinde ve 23.11.2021 tarihlerinde, ödeme günündeki döviz kurunun TL karşılığı toplam 39.695.760 TL tutarında ödeme yapıldığı anlaşılmıştır.Davacı ile dava dışı ... Petrol Terminal A.Ş arasında imzalanan 04/05/2021 tarihli sözleşme alacağın temliki (devri) hükmünde olup, alacağın devri, alacaklı ile onu devir alan üçüncü şahıs arasında; kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça, borçlunun rızasına ihtiyaç olmaksızın yapılabilen yazılı şekle bağlı sözleşme, kanun ya da kazaî kararla gerçekleşen tasarrufî bir muameledir. Alacağın devri kural olarak borçlunun rızasına ihtiyaç olmaksızın yapılabilen tasarrufî bir hukuki işlemdir, külli değil, cüz’i ve sınırlı bir halefiyet meydana gelmektedir. Burada alacaklının değişmesi söz konusudur (Uygur, Turgut.: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu Şerhi, C. 1, 3. Baskı, Ankara 2013, s. 1096). Başka bir şekilde ifade etmek gerekir ise; alacağın temliki (devri), mevcut bir alacağın alacaklısının değişmesi işlemidir. Alacaklının bir borç ilişkisinden doğan alacağını borçlunun rızasına gerek olmadan bir sözleşmeye dayanarak üçüncü bir kişiye devretmesine alacağın temliki adı verilir (Eren, Fikret: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 21. Baskı, Ankara 2017, s.1248). Alacağın temliki ile borç münasebetinde alacaklının şahsında bir değişiklik vuku bulmakta, eski alacaklının (temlik edenin) yerini yeni alacaklı (temellük eden) almaktadır (Hukuk Genel Kurulunun 03.06.2021 tarihli ve 2017/15-427 E., 2021/685 K. sayılı kararı).Alacağı devralan, alacaklının temsilcisi değil, bizzat alacaklısı olur. Devir, alacaklının değişmesi dışında borç ilişkisinde, özellikle alacağın varlık ve miktarında herhangi bir değişiklik meydana getirmez (EREN, Fikret, "Borçlar Hukuku Genel Hükümler")Borçlu herhangi bir borcunu ifa etmek için de alacaklıya başka bir kişiden olan bir alacağını devredebilir. Bu taktirde alacağın devri, yerine göre ya ifa yerini tutan bir edim ya da ifa amacıyla yapılan bir edimdir (EREN, s. 1258).İfa amacıyla yapılan edim, borçlanılan edim ifa edilmeden alacaklının ekonomik açıdan geçici olarak tatminini ifade etmekte olup, ifa amacıyla yapılan edimde de borç ifa edilmekle birlikte, ifa edilen edim borçlanılan ilk edim olmayıp, ifa amacıyla yapılan başka bir edimdir (EREN, s. 944).İfa amacıyla yapılan edimde alacaklı, asıl edim, asıl alacak yanında ek bir alacak kazanmakta, böylece yeni bir tatmin imkanı elde etmektedir. Ancak, bu iki edim birbiriyle yarışmakta, birinin ifasıyla diğeri de sona ermektedir. İfa amacıyla yapılan edimin kabulüyle alacaklı borç ilişkisinden doğan ifayı talep hakkından vazgeçmemekte; bu yolla alacaklı borçluya sadece yeni bir süre tanımaktadır (EREN, s. 945).Alacak, temlik edilmekle temlik edenin malvarlığından çıkarak temellük edenin mamelekine dahil olur, buna karşılık temlik edenin alacaklı sıfatı da artık son bulur. Onun yerini temellük eden alır. Böylece temlik eden, borçlunun edimini ifa etmesini talep edemeyeceği gibi, borçlu tarafından vaki olan ifayı da kabul edemez. (Fikret EREN, Borçlar Hukuku Şerhi, III. Cilt, syf. 2925) Alacağın devri, devralanın malvarlığında bir artış sağladığı için bir kazandırma (kazandırıcı işlem) teşkil eder. Bu kazandırmaya yol açan sebepteki sakatlığın, kazandırmayı da sakatlayıp sakatlamayacağı, diğer bir ifade ile alacağın devrinin sebebe bağlı (illi) veya sebepten soyut (mücerret) bir işlem sayılması tartışmalı bir konudur. Yakın zamana kadar İsviçre ve Türk Öğretisinde ve Federal Mahkeme kararlarında soyutluk görüşü hakimdir. Devrin sebepten soyut olduğu görüşüne göre taraflar devrin hangi sebeple yapılmış olduğunda anlaşmış bulunmasalar veya anlaşmış olmakla birlikte bu sebep geçersiz olsa bile ayrıca kendisinde bir geçersizlik sebebi bulunmayan devir sözleşmesi sonuç doğurur. ( Prof. Dr. M. Kemal OĞUZMAN, Prof. Dr. M. Turgut ÖZ, Borçlar Hukuk Genel Hükümler, Cilt 2) Yapılan açıklamalar ışığında davacı ile dava dışı ... Şirketi arasında yapılan 01.02.2021 tarihli Garanti Protokolü kapsamında ..., davacının ...'ten olan alacağını garanti etmiş, nitekim 04.05.2021 tarihli temlik sözleşmesinde de tarafların sözleşme bedelinin ve temlik miktarının temlik alanın ... ile arasında akdedilen 01/01/2018 tarihli sözleşmeden ve temlik edenle 01/02/2021 tarihli garantörlüğe ilişkin protokolden doğmuş/doğacak, asli ve/veya feri borçlarını kapsadığı hususlarında tam bir mutabakata varıldığı hüküm altına alınmıştır; devir sebepten soyut olup cari hesaba dayanılmamakta ise de; davalı tarafın iddiası kapsamında yaptırılan bilirkişi incelemesinde de davacı defterlerinde ... alacağının 22.11.2021 tarihinde 17.642.560 TL tutarındaki 320 hesap bakiyesi 120 hesaba virman edilmeden önce bakiyenin 64.227.380,48 TL olduğu aynı gün 17.642.560,00 TL virman ile birlikte bu tutarın temlik sözleşmesine istinaden ... ödemesi olarak mahsubunun yapıldığı, 23.11.2021 tarihinde ...'un diğer ödemesi olan 22.053.200,00 TL mahsup işleminin yapıldığı, bu ödemeden sonra kalan bakiyenin 40.787.634,73 TL olduğu ve bu tutarın Garanti Protolüne istinaden iflas nedeniyle hesaplar arası virman kaydı yapılarak kapatıldığının bildirildiği görülmüş ve davacının esasen cari olarak da ...'ten olan alacağının ödeme ile sona ermediği, Garanti Protokolüne istinaden kapatıldığı tespit edilmiştir. Taraflar arasındaki 20.05.2021 tarihli Borç Tasfiye Sözleşmesinin "Amaç ve Konu" başlıklı 1.3. maddesinde açıkça; "Sözleşme, Temlik Sözleşmesi kapsamında Temlik Bedelinin ... Ltd Şti'ye ödenmesine ilişkin koşulların düzenlenmesi amacıyla taraflarca yapılmıştır" denilmekle davalının ödeme yerine geçen temlik kapsamında alacağı temlikle mükellef olmasından kaynaklı olarak davacı şirkete ödeme yapmayı kabul ettiği, nitekim bu doğrultuda anılan sözleşme uyarınca iki farklı tarihte ödeme yaparak ödeme açıklama kısımlarında yine bu sözleşmeye atıf yaptığı, davacının Borç Tasfiye Sözleşmesinin 3.4.1. maddesinde sözleşmeden kaynaklı olarak alacağını ... ve Yurtpetten dava ve takip konusu yapmayacağının açıkça hüküm altına alındığı, davalının bekletici sorun yapılması talebinin dayanağını teşkil eden İskenderun Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/438 E. sayılı tapu iptal tescil davasının dava tarihinin 27.07.2021 tarihi olduğu davalı tarafça yapılan ödemelerin ise 22.11.2021 ve 23.11.2021 tarihleri olarak bu davadan sonra yapıldığı, kaldı ki; taraflar arasında düzenlenen borç tasfiye sözleşmesi temlik sözleşmesinden bağımsız olarak varlığını devam ettirmekte olup, borç tasfiye sözleşmesinin ödeme koşulları başlıklı 3.maddesinde belirtilen lisanslar, sözleşmede belirtilen 31.12.2021 tarihinden önce alınmış olup edimin ifa edildiği, bu nedenle kalan borcun muaccel hale geldiği; nitekim davanın ihbar edildiği ... Petrol Terminal A.Ş, ihbar dilekçesine karşı cevap dilekçesinde, "Borç tasfiye sözleşmesi ile ilgili hükümler gereğince davalının temlik bedeline ilişkin iki ayrı ödeme yaptıktan sonra muaccel bakiyenin ödemesini yapmaktan kaçınmasının kötü niyetli olduğu ve borcu ödeme yükümlülüğünün davalıya ait olduğu, davacının itirazın iptali davasında haklı olduğu, davacının alacaklı konumunda olduğu, müvekkilinin davalıdan olan alacağının 81.000.000,00 TL'lik kısmından vazgeçmiş olması karşısında davalının temlik sözleşmesindeki bedelin doğru olmadığını iddia etmesinin kötü niyetli olduğu, davacının alacak iddiasını borç tasfiye sözleşmesine dayandırmakta olup temlik sözleşmesine dayalı bir talebi bulunmadığından temlik sözleşmesinin geçerliliği tartışmanın yersiz olduğunu, müvekkilinin temlik sözleşmesi ile davalıdan olan alacağının 81.000.000,00 TL'lik kısmından vazgeçmiş olup davacı tarafa bir ödeme yükümlülüğü bulunmadığından davalının iddia ettiği ifa uğruna edimin şartlarının oluşmadığını beyan etmekle davacı alacağına ilişkin bir inkarının bulunmadığı dikkate alındığında davalının, ... Petrol Terminal A.Ş. tarafından davalı aleyhine açılan Erzin 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2021/96 Esas sayılı dosyasında verilen görevsizlik kararı nedeniyle İskenderun Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/438 Esas sayılı dosyasına kaydedilen ve burada da karşı görevsizlik kararı verilerek Adana Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilen henüz görevli yargı yerinin belirlenmediği ve davacının sonradan iflas etmesi nedeniyle HMK 194.maddesi kapsamında durdurulması gereken tapu iptali ve tescil davasının bekletici mesele yapılmasına yönelik talebinin yargılamanın uzamasına sebebiyet vermekten başka bir etkisinin olmayacağı ve gerek dosyadaki sözleşmelerin niteliği gerekse dosya davacısı ...'un dosyamıza sunmuş olduğu beyan dilekçesinin içeriği dikkate alındığında yerinde görülmeyerek reddedilmiştir. Yaptırılan bilirkişi incelemesinde Borç Tasfiye Sözleşmesinin 3.2.maddesinde belirtilen ödeme tarihlerine ilişkin USD alış kuruna göre 22.11.2021 tarihinde yapılan ödemenin 17.873.920,00 TL, 23.11.2021 tarihinde yapılan ödemenin 24.311.200,00 TL olmak üzere toplam 42.185.120,00 TL olduğu, ancak taraf kayıtlarına göre kurun davalı ... aleyhine olacak şekilde daha düşük hesaplanarak 39.695.760,00 TL olarak mahsup edildiği, bununla birlikte 23.11.2021 tarihli dekontta 22.053.200,00 TL karşılığı ödendiği ifadesinin yazılı olduğu, dekontta düşülen bu beyan gereği 2.000.000,00 USD karşılığı 22.053.200,00 TL olarak dikkate alındığı, 1.600.000,00 USD ödemeye ilişkin dekontta TL karşılıkla ilgili bir beyan bulunmadığından USD alış kuruna göre hesaplanan 17.873.920,00 TL dikkate alındığında toplam ödemenin 39.927.120,00 TL olduğu, Borç Tasfiye Sözleşmesi kapsamında kalan borcun 41.072.880,00 TL olarak hesap edildiği belirtilmiş olup mahkememizce de 2.000.000,00 USD karşılığının dekontta gösterildiği dikkate alındığında denetime elverişli bilirkişi raporuna itibarla asıl alacak yönünden davacının alacağının 41.072.880,00 TL olduğu kanaatine varılmış, temerrüt faizi yönünden izinlerin alınma tarihinin 18.11.2021 olduğu, bu durumda davacının vade tarihi olarak takip tarihinde belirtmiş olduğu 31.12.2021 ve 01.01.2022 tarihleri faiz başlangıç tarih olarak alındığında davacının 72.018,20 TL faiz alacağı bulunduğu anlaşılmış ve 41.072.880,00 TL asıl alacak ve 72.018,20 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 41.144.898,20 TL yönünden davalının İstanbul 19. İcra Müdürlüğü'nün 2022/113 Esas sayılı takibe vaki itirazının iptaline, takibin hükmedilen alacak yönünden devamına karar verilmiştir. Dava İİK.nun 67. maddesi uyarınca açılan itirazın iptali davası olup, icra takibi sözleşmeyle belirlenen alacağın tahsiline yönelik olduğundan, açılan itirazın iptali davasında hüküm altına alınan alacak bilinebilir, bir başka deyişle likit olmakla hükmedilen miktarın % 20'si oranında İİK.nun 67. maddesi uyarınca davacı yararına tazminata hükmedilmesine, reddedilen kısım yönünden davacının takibinde kötü niyetli olduğu davalı tarafça ispatlanamadığından davalının kötü niyet tazminat talebinin yasal şartları oluşmadığından reddine karar verilerek davanın kısmen kabulüne 41.072.880,00 TL asıl alacak ve 72.018,20 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 41.144.898,20 TL yönünden davalının İstanbul 19. İcra Müdürlüğü'nün 2022/113 Esas sayılı takibe vaki itirazının iptaline, takibin hükmedilen alacak yönünden devamına; Asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 Sayılı kanunun 2/2. Maddesi gereğince Merkez Bankasının kısa vadeli krediler için ön gördüğü avans faiz oranı uygulanmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine, Hükmedilen alacağın %20'si üzerinden hesap edilen 8.228.979,64 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davalının kötü niyet tazminat talebinin yasal şartları oluşmadığından reddine" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya cevap dilekçelerinde ve dosyaya sunulu diğer beyanlarında da izah edildiği üzere, müvekkilinden olan alacağını davacıya temlik eden ... A.Ş. tarafından müvekkili aleyhine sözleşmeden dönülmesi ve tapu iptali ve tescil talebiyle dava açıldığını, bu davanın, niteliği gereği tapu sicilinde müvekkili lehine yapılan tescilin yolsuz olduğu iddiasına, bu sebeple tapu kaydının düzeltilmesine ve taşınmazların mülkiyetinin ... A.Ş.'ye iadesine yönelik bir dava olduğunu, ... A.Ş. ile müvekkili arasındaki (temlike ve davaya konu alacağı doğuran) ilişkinin mahkeme kararı ile ortadan kalktığı durumda, nasıl ... A.Ş. müvekkilinden ödeme talep edemeyecek ise davacının da ödeme talep edemeyeceğini , hatta ödenenlerin iadesinin gerekeceğini, bu durum karşısında İlk Derece Mahkemesi'nin Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 165 uyarınca anılan tapu iptali ve tescil davasının sonucunu bekletici mesele yapmamasının açık ve büyük bir hata olduğunu, davacı tarafın temlike dayalı alacağının, bir borç ilişkisine dayalı olduğunu, borcun olmadığının tespit edildiği yerde davacının alacaklı kabul edilmesinin mümkün olmadığını, davacı taleplerinin dayandığının temlik Sözleşmesi uyarınca temlik eden (dava dışı garantör) ... A.Ş.'nin davacıya karşı borçlu kalmaya devam edip ödeme taahhüdü verdiğini, bu nedenle yapılan işlemin "alacağın ifa uğruna devri" niteliğinde olduğunu ve Türk Borçlar Kanunu m. 192 uyarınca davacının talep hakkının ancak alacaklı ise ve alacaklı olduğu tutar kadar talepte bulunabileceğini, bu savunma doğrultusunda davacı ve asıl borçlusu ... Ltd.'e ait ticari defter kayıtları üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda alınan rapor ile temlik sözleşmesinin yapıldığı tarihte ... Ltd.'in kayıtlarına göre davacının alacaklı değil, 17.784.328,21 TL borçlu olduğunun, davacının kendi kayıtlarına göre ise borç tutarının sadece 7.619.057,06 TL olduğu tespit edildiğini, davacının, muhatabının kayıtlarına göre 17.7 Milyon TL borçlu, kendi kayıtlarına göre ise 7.6 Milyon TL alacaklı iken, 81 Milyon TL'lik borç için temlik aldığını ve bunu müvekkilinden hile ile gizleyerek 40 Milyon TL tahsil ettiği gerçeğinin, Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 222 gereği Davacı bakımından "kesin delil" vasfındaki ticari defter kayıtları ile ispat edildiğini, ... A.Ş.'nin davacı lehine yaptığı temlike rağmen temlik konusu (esasen şarta ve ) alacağı kayıtlarında tutmaya devam ettiğini, dahası aynı tutar için müvekkili aleyhine icra takibi ve dava açtığını, bu nedenle de davacı ile ... A.Ş. arasında, müvekkili ve ... A.Ş.'nin diğer alacaklıları aleyhine bir danışıklılık olduğunu, olmayan borç için verilen temlikin de bu itibarla hileye dayandığının sabit olduğunu, ilk Derece Mahkemesinin, kararında bu gerçeği de gözden kaçırdığını, davacı ile ... A.Ş. arasında, anılan borç dışında, avans ödemesini gerektirecek bir hukuki ilişki olmadığını, davacının buna dair bir iddiasının dahi bulunmadığını, ... Ltd.'in ve davacının ticari defter kayıtları incelenerek düzenlenen 20.12.2022 tarihli bilirkişi raporunda da ... Ltd. ve ... A.Ş. tarafından konkordatonun tasdiki talebiyle açılan davada sunulan mizan tablolarında ... A.Ş.'nin davacıya borcunun olmadığının, ... Ltd.'in 12.05.2021 tarihi itibariyle borcunun 16.000.000 TL olduğunun görüldüğünü, bu durum karşısında, müvekkilince ödenen tutarın davacı kayıtlarında görünen borç tutarından dahi daha fazla olduğu göz önüne alındığında, davacının müvekkilinden talep edebileceği bir tutar bulunmadığını, davanın bu sebeple reddi gerektiğini,İlk Derece Mahkemesi'nin de bilirkişi tarafından incelenmesini istediği bu kayıt ve belgeleri sonradan dava ile ilgisiz görmesinin, inceleme ara kararını da taraflarınca istendiği için (adeta "kerhen") verdiğini belirtmesinin, dosya gerçeklerine aykırılığın yanı sıra açık bir hak ihlâli olduğunu, davacının ... A.Ş.'den temlik sözleşmesinde belirtildiği tutarda alacaklı olmadığını hile ile gizleyerek müvekkilini ödeme yapmaya sevk ettiğinin kararda hiç tartışılmadığını, TBK m. 36 uyarınca davacının yanıltması sonucu temlik tutarını davacıya ödemeyi kabul edip kısmi ödeme de yapmış olan müvekkilinin, bu yanılma esaslı olmasa dahi sözleşme ile bağlı olmadığını, müvekkilinin temlike ya da borç tasfiye sözleşmesi ile davacıya borçlu olmadığını takibe itiraz dilekçesi ile beyan ettiğinden, huzurdaki davada özellikle davacının alacaklı olmadığı ve dolayısıyla müvekkili hile ile yanılttığının tespit edildiğini, şu durumda davacıya ödeme yapmakla sorumlu tutulmasının açıkça hukuka aykırı olduğunu, davacının ... Ltd.'in iflâsına karar verildiğinde iflâs masasına alacak kaydı için başvurmadığını , huzurdaki davada dahi ... Ltd.'den olan alacak tutarının ne kadar olduğunun incelenmemesi için her türlü gayreti gösterdiğini, ... A.Ş.'nin iflâsına karar verildiğini, huzurdaki dosyada temlik edilen alacağının tahsilinden vazgeçtiği yönünde beyanda bulunmasına rağmen kayıtlarında alacak devam ediyormuş gibi gösteren, bu ve buna benzer usulsüzlükler nedeniyle alacaklılarını zarara uğrattığı tespit edilerek iflâsına karar verilen ... A.Ş.'nin beyanına göre işlem yapılmasının açık ve büyük bir hata olduğunu, İlk Derece Mahkemesi'nce yapılması gereken işlemin, öncelikle tapu iptali ve tescil davalarının sonucunun beklenmesi ve davada dayanılan temlik işleminin ... A.Ş.'nin iflâsına gerekçe olan "alacaklıları aleyhine hileli işlemler"den olup olmadığının araştırılması olduğunu, ... A.Ş.'nin 23.09.2021 tarihinde davacıya bir ihtarname tebliğ ettirerek Temlik Sözleşmesi'ni feshettiğini, temlik konusu alacağı doğuran sözleşmeden dönme iddiası ile müvekkili aleyhine tapu iptali ve tescil davası açtığını, müvekkili ile arasındaki husumet nedeniyle alacaklıları tarafından açılan tasarrufun iptali davalarını (müvekkilini zor duruma sokmak için) kabul ettiğini, alacaklıları aleyhine yaptığı hileli işlemler nedeniyle İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01.03.2023 tarih ve 2022/145 E., 2023/187 K. sayılı kararı ile İİK m. 177/1 uyarınca iflâsına hükmedildiğini, bu durum karşısında davacının talebinin ve ... A.Ş.'nin dosyaya sunulu beyanının esasen müvekkili olmayan bir borcu ödetmeye, bu suretle ... A.Ş.'nin alacaklılarından mal kaçırmasını sağlamaya yönelik bir işbirliğinin ürünü olduğunu, bu nedenle davanın reddine karar vermesi gerektiğini, müvekkilinin davacının ... Ltd. ve ... A.Ş. arasındaki ticari ilişkinin tarafı olmadığı gibi davacıya yapılan ödemelerden ya da kayıtlarındaki alacak tutarından haberdar olmasının mümkün olmadığını, nitekim İlk Derece Mahkemesinin de davacı ile ... Ltd.'in arasındaki cari borç ilişkisinin tespiti için bilirkişi incelemesi yaptığını, bu durum karşısında, alacağın likit, müvekkilinin itirazında kötü niyetli kabul edilerek davacı lehine icra inkâr tazminatına hükmedilmesinin, dosya gerçeklerine ve hukuka aykırı olduğunu beyanla istinaf taleplerinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi'nce "davanın kısmen kabulü" yönünde verilmiş olan 06.04.2023 tarihli kararının kaldırılmasını, devamla HMK m. 353/1(b)-2 uyarınca davanın tümden reddine; davacının ayrıca İİK m. 67 uyarınca kötü niyet tazminatı, HMK m. 329 uyarınca sözleşmeye dayalı avukatlık ücreti ve para cezası ödemeye mahkûm edilmesine; bu aşamada davanın reddine karar verilemez ise HMK m. 353/1(a)-6 gereği, temlik eden ... A.Ş. tarafından müvekkili aleyhine açılan tapu iptali ve tescil davasının bekletici mesele yapılmasını, tüm delillerin toplanarak davacının temlik eden ... A.Ş.'den olan cari alacağının tespiti hususunda bilirkişi incelemesi yapılıp tüm savunmaları değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmesini, tüm yargılama giderleri ile avukatlık ücretlerinin davacı tarafa yükletilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE: Dava; borç tasfiyesi sözleşmesine dayalı alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, İstanbul 19. İcra Dairesi'nin 2012/113 Esas sayılı takip dosyasında "20.05.2021 tarihli borç tasfiyesinden kaynaklanan bakiye alacak" sebebine dayalı olarak 41.304.240 TL asıl alacak ve 73.429,77 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 41.377.669,77 TL alacağın tahsili istemiyle 04.01.2022 tarihinde ilamsız takip başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK)' nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Davacı ile dava dışı ... Akaryakıt ... Dağıtım Pazarlama Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi arasında, ilk olarak 01.01.2018 tarihinde, ülke genelinde EPDK lisansı ile hizmet veren ... terminallerinden otogaz satışına ilişkin sözleşme imzalanmış olup, sözleşmenin 2.maddesinde 01.01.2018 tarihinde sözleşmenin yürürlüğe gireceği ve 31.12.2021 (dahil) tarihinde sona ereceği, sözleşmenin 3.maddesinde sözleşme süresi boyunca ... ve ...'ın mutabık kalınacak ihtiyaç ve talep doğrultusunda birbirlerine ... (otogaz) ikmali yapacağı düzenlenmiştir. Ayrıca davacı ile dava dışı ... Akaryakıt ... Dağıtım Pazarlama Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi arasında 30.04.2021 tarihinde cari hesap sözleşmesi imzalandığı ve aynı tarihte 75.134.357 TL üzerinden mutakabat beyanı düzenlendiği görülmüştür.İkinci olarak davacı ile dava dışı ... Petrol Terminal AŞ arasında 01.02.2021 tarihli garanti protokolü imzalanmış olup, protokolün 2. Maddesinde, protokolünün konusunun davacı ile ... Akaryakıt ... Dağıtım Pazarlama Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi arasında akdedilen 01.01.2018 tarihli "Ülke genelinde EPDK lisansı ile hizmet veren ... (Otogaz) terminallerinden otogaz satışı"na ilişkin sözleşmeden doğabilecek ticari risklerin/cari alacağın davacıya ödenmesinin ... Petrol Terminal AŞ tarafından garanti edilmesine ilişkin hak ve yükümlülüklere ilişkin olduğu, protokolün 3.3.maddesinde ...'un bu protokolden doğan taahhüdü ve sorumluluğunun, her türlü fiil, ihmal, durum veya olaya (borcun gayrikabili rücu ödenmesi hariç) karşı geçerli olduğu, ...'in fesholması, tasfiye edilmesi, yeniden yapılanması, kanuni kısıtlamaya sokulması, ehliyetsizliği, şirket olarak yetkisinin olmaması veya ehliyetini kaybetmesi ya da kurumsal kimliğini veya tüzel kişiliğini kaybetmesi, ...'in sözleşmeden doğan edim veya yükümlülüklerini hükümsüz veya ifa edilemez hale getirebilecek ya da ...'ın ...'ten alacakları veya diğer paraları tahsil etme kabiliyetini etkileyebilecek başka durum veya olayların ortaya çıkması hallerinde, ...'in ...'a karşı ileri sürebileceği herhangi bir itiraz, def'i veya karşı talep için de ...'un sorumluluğunun geçerli olacağı düzenlenmiştir.Üçüncü olarak davacı ile dava dışı ... Petrol Terminal AŞ arasında 04.05.2021 tarihinde temlik sözleşmesi imzalanmış olup, sözleşmenin 2.1.maddesine göre ... kayıtlarında bulunan Hatay ili Erzin ilçesinde bulunan ... terminalini ... Ürünleri San ve Tic AŞ'ye (davalı şirkete) satılması sonucu satıştan kaynaklı bakiye alacağın 81.000.000 TL kısmının sözleşme koşulları çerçevesinde temlik alan davacıya devredildiği, sözleşmenin 2.2.maddesinde tarafların sözleşme bedelinin ve temlik miktarının temlik alanın ... ile arasında akdedilen 01.01.2018 tarihli sözleşmeden ve temlik edenle akdedilen 01.02.2021 tarihli garantörlüğe ilişkin protokolden doğmuş/doğacak, asli ve/veya feri borçlarını kapsadığı hususlarında tam bir mutabakata vardığı, sözleşmenin 2.3.maddesine göre temlik edenin, temlik konusu alacağın bu sözleşmenin imzalanmasından itibaren en geç 6 ay içerisinde temlik alana nakden ve defaten ödeneceğini kabul ve taahhüt ettiği ancak temlik konusu alacağın, temlik alanın talebi ve muvafakati olması durumunda temlik borçlusu tarafından ürün olarak da ödenebileceği, temlik edenin, temlik konusu alacağın doğmadığı, üçüncü şahıslara devredildiği, son bulduğu veya herhangi bir sebebe dayalı defi ve itirazla temlik alana ödeme yapmaktan imtina edemeyeceğini kabul ve taahhüt ettiği, sözleşmenin 3.4. maddesinde temlik alanın, hak kaybına uğramamak bakımından 2.3.maddede belirtilen süreyi beklemeksizin 01.01.2018 tarihli sözleşme ve 01.02.2021 tarihli garantörlüğe ilişkin protokol kapsamındaki çeklerinin tahsiline ilişkin yasal yollara başvurabileceği, sözleşmenin akdedilmesinin temlik alanın bu madde 4 kapsamındaki haklarına hale getirmeyeceği, sözleşmenin 2.5.maddesine göre temlik edenin, temlik konusu alacağın başkaca hiçbir üçüncü şahsa temlik edilmediğini ve edilmeyeceğini, temlik konusu alacak üzerinde haciz, rehin ve sair başkaca herhangi bir takyidat, yasal veya sözleşmesel herhangi bir sınırlama bulunmadığını, temlik konusu alacağın tahsilinde tek muhatabın temlik alan olduğunu ve temlik edenin bu hususta hiçbir tasarruf hakkı olmadığını beyan, kabul ve taahhüt ettiği, temlik edenin, bu temlikname kapsamında alacağının temlik konusu tutarında ve en geç 6 ay içerisinde temlik alana ödenmesi konusunda temlik borçlusuna gerekli bildirimde bulunacağı, temlik borçlusunun temlik teyit ve ödeme taahhüt belgesini temin ederek ödemenin temlik alana yapılmasını sağlayacağı, sözleşmenin 2.6. Maddesinde temlik edenin temlik konusu alacağın temlik borçlusu tarafından temlik alana ödenmesinden müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu, temlik konusu alacağın vadesinde ödeneceği, söz konusu borçtan temlik eden ile temlik borçlusunun müteselsilen sorumlu olduğu, temlik edenin temlik konusu borcu bu sözleşme çerçevesinde en geç 6 ay içerisinde ödemenin temlik alana sair masraflarıyla birlikte ödenmesi akabinde sona ereceği, sözleşmenin 2.7.maddesine göre temlik borçlusunun herhangi bir sebeple temlik alana ödeme yapmaması durumunda temlik edene temlik borçlusunun her türlü kusurundan veya aczinden mesul olduğunu, temlik borçlusunun temlik konusu alacağın tahsili amacıyla temlik borçlusu aleyhine yapılacak icra takibi, dava ve her türlü yasal takiplerden kaynaklanacak masraf ve yasal takip giderleri ile vekalet ücretlerinden ve her türlü faizden sorumlu olduğunu ve ayrıca temlik alanın her türlü yasal müracaatıyla ilgili olarak tüm itiraz ve defi hakkından peşinen vazgeçtiğini gayrikabli rücu ve kesin olarak kabul, beyan ve taahhüt ettiği, sözleşmenin 2.8.maddesine göre temlik edenin, temlik konusu alacağa ilişkin sözleşmenin akdedilmemesi, herhangi bir sebeple geçersiz olması veya bu sözleşmedeki yasağa rağmen satış ve ödeme koşullarının bu sözleşme koşullarına aykırı şekilde değiştirilmesi sebebiyle temlik konusu alacağın temlik alana ödenmesine ilişkin sorumluluktan kurtulamayacağı, bu sözleşmede belirtilen vadede temlik konusu alacağın temlik alana ödenmemesi halinde temlik edenin, her halükarda bu bedelden, faizlerden ve temlik alanının uğrayacağı her türlü zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu hususlarına yer verilmiştir. Son olarak davacı ile davalı arasında icra takibine dayanak olan 20.05.2021 tarihli borç tasfiye sözleşmesi imzalanmış olup, sözleşmenin amaç ve konusu başlıklı 1.maddesine göre davalının ... Petrol AŞ'ye ait Hatay-Erzin'de bulunan 2 adet taşınmazı üzerindeki sabit tesisat ile birlikte 30.04.2021 tarihinde satın alması nedeniyle davalıdan olan alacağının 81.000.000 TL'lik kısmının davacı ile arasındaki 01.02.2021 tarihli Garanti Protokolü kapsamında ödeme yükümlerine binaen 04.05.2021 tarihli temlik sözleşmesi kapsamında davacıya devrettiği, temlik sözleşmesinin, ... AŞ tarafından davalıya ihbar edildiği ve temlik bedelinin davacıya ödenmesine muvafakat edildiği, sözleşmenin, temlik sözleşmesi kapsamında temlik bedelinin davacıya ödenmesine ilişkin koşulların düzenlenmesi amacıyla yapıldığı, sözleşmenin 2.1.maddesine göre davacının temlik sözleşmesinin geçerli olduğunu, işbu sözleşmenin yapıldığı tarih itibariyle gerek temlik sözleşmesi, gerekse de işbu sözleşme uyarınca temlik bedelinin kendisine ödenmesini ya da sözleşmede düzenlenen borçlarını ifa etmesini engelleyen veya etkileyen herhangi bir dava, takip veya soruşturma bulunmadığını beyan ve taahhüt ettiği, sözleşmenin 2.2.maddesine göre davalının bu sözleşmede düzenlenen borçlarını ifa etmesini engelleyen veya etkileyen herhangi bir dava, takip veya soruşturma bulunmadığını, beyan ve taahhüt ettiği, sözleşmenin 3.1.maddesine göre davalının, ... AŞ'den satın aldığı taşınmazlar ile üzerindeki tesisatı ... terminali olarak kullanmasına yarar izin ve ruhsatların alınabilmesi için gerekli başvuruları yaptığı ve bunların 3 ay içinde alınmasının öngörüldüğü, davalının, izinlerin mümkün olan en kısa süre düzenlenmesi için gerekli her türlü işlemi yapacağı, takip edeceği ve talebi halinde davacıyı gelişmeler hakkında bilgilendireceği, sözleşmenin 3.2. maddesine göre temlik bedelinin, taşınmazların davalı tarafından ... terminali olarak kullanılmasına elverir nihai izinler (EPDK ve antrepo lisansı dahil) alınması koşuluyla 01.09.2021'de 31.000.000 TL,15.09.2021'de 25.000.000 TL, 30.09.2021'de 25.000.000 TL olarak davacıya ödeneceği, bahsedilen izinlerin bu sözleşmenin imzalanmasından itibaren 6 ay içinde alınamaması nedeniyle ödemelerin yapılmaması halinde ödemenin 22.11.2022'den en geç 31.12.2021 tarihine kadar yapılacağı, sözleşmenin 3.3 maddesine göre temlik bedelinin, bu sözleşmede belirlenen ödeme koşullarına uyulması şartı ile faizsiz olarak ödeneceği, sözleşmenin 3.4.maddesine göre davacının temlik bedelinin bu sözleşmede düzenlendiği şekilde ödenmesi kaydı ile söz konusu alacağı ... AŞ'den ve/veya onun grup şirketi ... Akaryakıt ... Dağıtım Pazarlama Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nden talep etmeyeceği, dava ve takip konusu etmeyeceği, yapılan ödemeleri, ödemenin ardından defter kayıtlarına derhal işleyerek mahsup edeceği, ... AŞ tarafından devredilen taşınmazların, ... AŞ'den olan alacakları ile ilgili olarak davalı aleyhine dava yada icra takibi açmayacağı, bu sözleşmede düzenlenen ödemelerin yapılması kaydıyla davacının, hissedar ve yöneticileri ve grup şirketleri de dahil olmak üzere davalıyı her türlü borç ve sorumluluk nedeniyle kesin ve gayrikabilirücu surette ibra ettiği, bununla birlikte davacının temlik sözleşmesine konu olmayan alacakları yönünden ... AŞ'den ve/veya ... Akaryakıt ... Dağıtım Pazarlama Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'ne karşı olan haklarının saklı olduğu hususlarına yer verilmiştir.Dosya kapsamına göre 04.05.2021 tarihli temlik sözleşmesinin davalıya ihbar edildiği, daha sonrasında taraflar arasında imzalanan borç tasfiye sözleşmesi kapsamında davalı tarafça 22.11.2021 ve 23.11.2021 tarihlerinde davacıya ödeme yapıldığı ihtilafsızdır. Davacı tarafından keşide edilen Ankara 35.Noterliğinin 06.12.2021 tarih 26082 yevmiye numaralı ihtarnamesinde, 22.05.2021 tarihli Borç Tasfiye Sözleşmesinin 3.2. Maddesindeki düzenleme uyarınca sözleşmede atıf yapılan lisansın 18.11.2021 tarihinde alındığının EPDK'nin web sitesindeki ilan ile öğrenilmesi sonucu 31.12.2021 tarihine kadar lisansın alınmış olması nedeniyle temlik bedelinden geriye kalan 41.304.240 TL'nin ihtarın tebellüğ tarihinden itibaren 3 gün içinde ödenmesi istenmiş, bu ihtarnamenin e-tebligat yoluyla davalıya 06.12.2021 tarihinde tebliğ edildiği görülmüştür. Somut olayda dava dışı ... Petrol Terminal AŞ, 01.02.2021 tarihli Garanti Protokolü kapsamında, davacının, dava dışı ... Akaryakıt ... Dağıtım Pazarlama Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nden olan alacağını garanti etmiş, 04.05.2021 tarihli temlik sözleşmesi ile de kendi adına kayıtlı bulunan Hatay ili Erzin ilçesinde bulunan ... terminalli taşınmazın davalıya satışından kaynaklı bakiye alacağın 81.000.000 TL kısmını davacıya temlik etmiştir. Alacağın temliki 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 183-194. maddeleri arasında düzenlenmiş olup, alacaklı ile onu devralan üçüncü şahıs arasında borçlunun rızasına ihtiyaç olmaksızın yapılabilen ve sadece kazandırıcı bir tasarruf işlemi niteliğini taşıyan şekle bağlı bir akiddir. Temlik sözleşmesi temlik edenle temlik alan arasındaki yazılı sözleşme ile kurulabilir. TBK’nun 183. Maddesine göre alacağın devrinden borçlunun haberdar olmasına gerek yoktur. Alacağın temliki soyut (mücerret)sözleşme olup, geçerliliği bir hukuki nedene dayanmasına veya dayandığı hukuki nedenin gerçekleşmesine yahut geçerli olmasına bağlı değildir. Kural olarak, bütün alacaklar temlik edilebilir. Alacağın hukukî muameleden, haksız fiilden, sebepsiz zenginleşmeden veya doğrudan doğruya kanundan doğmuş olmasının da bir önemi yoktur (Hukuk Genel Kurulunun 21.03.2019 tarihli ve 2017/11-2630 E., 2019/328 K. sayılı kararı). Alacacağın devri ivazlı veya ivazsız olabilir. Alacağın bir ivaz karşılığında temlik edilmesi halinde Kanun temlik edene bir garanti (sağlama, tekeffül) borcu yüklemektedir. Bu durumda temlik eden, alacağın temlik zamanındaki varlığından sorumlu bulunmakta olup, TBK'nın 191/1.maddesine göre de devir sırasında borçlunun ödeme gücüne sahip olduğunu garanti etmiş olur. TBK'nın 191/2.maddesine göre alacağın ivazsız devri halinde devredenin alacağın devir sırasındaki varlığından ve borçlunun ödeme gücünden sorumlu değil ise de TBK'nın 191.madde hükmü emredici hukuk kuralı olmayıp, taraflarca aksinin kararlaştırılması mümkündür. Somut olayda da temlik alan davacı ile temlik eden dava dışı ... Petrol Terminal AŞ. arasında düzenlenen temlik sözleşmesinde temlike konu edilen alacak, davacıya ivazsız olarak devredilmiş olmasına rağmen, sözleşmede ... Petrol Terminal AŞ., temlik konusu alacağın davalı tarafından davacıya ödenmesinden davalı ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmuştur. Bu aşamada ifa yerine temlik ile ifa amacıyla temlik kavramlarının değerlendirilmesi gerekir. Bir borcun ifası ya (ifa yerini tutan edim) veya (ifa amacıyla yapılmış edimle) de yerine getirilebilir. İfa yerine temlik ile borçlu ödeme halinde borcundan tamamen kurtulmakta, temlikle, ifa edilmesi istenen borç sona ermekte, buna karşın ifa uğruna temlikte ise, risk asıl borçlu üzerinde kalmakta, tahsil edilen miktar borca mahsup edilmekte, bakiyesi ise yine asıl borçludan talep edilebilmektedir. Ve şayet bir temlikname metninden, o temlikin ifa yerine temlik mi, yoksa ifa uğruna-amacıyla temlik mi olduğu kesinlikle saptanamıyorsa, o temlikin bir ifa uğruna temlik olduğu kabul edilmesi gerekir." ( Prof. K. Tunçomağ, Türk Borçlar Hukuku, Cilt: 1, Genel Hükümler, İst. 1976 Sh. 718-719, v. Tuhr, Borçlar Hukuku, Cilt: 1, Genel Hükümler, İst. 1976 Sh. 718-719, 1983, sh. 473-474; Prof. F. Feyzioğlu, Borçlar Hukuku, Genel Hükümler, Cilt: 2, İst. 1977, Sh. 648-649; Prof. S.S. Tekinay, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Cilt: 1, İst. 1985, Sh. 348) Somut olayda davacı ile ... Petrol Terminal AŞ. Arasında akdedilen temlik sözleşmesinin 2.2.maddesinde "... temlik miktarının temlik alanın ... ile arasında akdedilen 01.01.2018 tarihli sözleşmeden ve temlik edenle akdedilen 01.02.2021 tarihli garantörlüğe ilişkin protokolden doğmuş/doğacak, asli ve/veya feri borçlarını kapsadığı" ve sözleşmenin 2.6.maddesinde "...temlik edenin temlik konusu borcu bu sözleşme çerçevesinde en geç 6 ay içerisinde ödemenin temlik alana sair masraflarıyla birlikte ödenmesi akabinde sona ereceği" hükümleri değerlendirildiğinde alacağın temlikinin ifa uğruna-amacıyla yapılmış olduğu anlaşılmıştır. Alacağın temliki borçlunun durumunu etkilemeyecek olup, borçlu, hangi koşullarda devreden alacaklıya borçlu ise bu koşullar aynen devam eder. Ancak alacaklı ile borçlu arasındaki sözleşmede temlik yasağı bulunması ya da temlikin borçlunun rızasına bağlanmasına rağmen borçlunun rızasının bulunmaması hâlinde alacağın temliki borçluya karşı ileri sürülemez. Bunun dışında borçlu da devri öğrendiği sırada devredene karşı sahip olduğu savunmaları (def'iler), devralana karşı ileri sürebilir (TBK m. 188/1). Bu kapsamda borçlu, alacağın doğmadığı veya ibra, ifa vb. nedenlerle sona erdiğini ileri sürebileceği gibi alacağın dayandığı borç ilişkisinin geçersiz olduğu, taraflardan birinin fiil ehliyetinin bulunmadığı, devri yapanın tasarruf yetkisine sahip olmadığı gibi itirazlarda bulunabilecektir. (Yargıtay 19. HD'nin 2015/1159 Esas ve 2015/12752 Karar sayılı kararı, Oğuzman, Öz, s. 585) Borçlunun ileri sürdüğü itirazlar sabit olduğu takdirde, yapılan temlik işlemi geçerli olmayacaktır. Somut olayda temlik sözleşmesine konu 81.000.000 TL tutarındaki temlik bedelinin, ... Akaryakıt ... Dağıtım Pazarlama Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ile davacı arasında akdedilen 01.01.2018 tarihli otogaz satış sözleşmesinden ve yine davacı ile ... Petrol Terminal AŞ. Arasında akdedilen 01.02.2021 tarihli garantörlüğe ilişkin protokolden doğmuş ve doğacak borçlarını kapsadığı anlaşılmakta ise de temlike konu alacağın, dava dışı ... Petrol Terminal AŞ. tarafından davalıya Hatay ili Erzin ilçesinde ... terminalinin bulunduğu taşınmaz satışından kaynaklanmış olmasına göre davalı, taşınmaz satışına ilişkin dava dışı ... Petrol Terminal AŞ.'ye karşı sahip olduğu savunmalar/defiler haricinde davacının dava dışı ... Petrol Terminal AŞ.'den alacaklı olmadığına, ... Akaryakıt ... Dağıtım Pazarlama Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi 'nin davacıya temlik sözleşmesinde tutar kadar borçlu olmadığına ve davacının dava dışı ... Petrol Terminal AŞ.'den temlik sözleşmesinde belirtildiği tutarda alacaklı olmadığını hile ile gizlediğine yönelik savunmalarını, davacıya karşı ileri süremez. Bu nedenle davacının, temlik eden ... A.Ş.'den cari hesap alacağının olup olmadığının tespiti hususunda bilirkişi incelemesine gerek yoktur. Davalı tarafça istinaf dilekçesinde, davacı ile ... Petrol Terminal AŞ. arasındaki temlik işleminin olmayan borç için yapılması nedeniyle muvazaalı olduğu ve temlik işleminin ... Petrol Terminal AŞ.'nin alacaklıları aleyhine hileli işlemlerden olup olmadığının araştırılması gerektiği beyan edilmiş ise de temlikte söz konusu olanın borç ilişkisi değil, onun içinde yer alan alacak hakkı olduğu gözetildiğinde davalının taşınmaz satışından bakiye kalan alacakla ilgisi olmayan savunmalarına itibar edilemez. Ayrıca davacı ile dava dışı ... Petrol Terminal AŞ. Arasında akdedilen temlik sözleşmesinin ifa uğruna-amacıyla yapılmış olması, dava dışı ... Petrol Terminal AŞ. ve ... Akaryakıt ... Dağıtım Pazarlama Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin davacıya karşı alacaklılık ve borçluluk durumunun gerçek olup olmadığının araştırılması yönünde davalıya itiraz hakkı vermez . Yine aynı nedenlerden ötürü davacının ... Akaryakıt ... Dağıtım Pazarlama Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi 'nin iflâsına karar verilmesi nedeniyle iflâs masasına alacak kaydı için başvurup başvurmadığının araştırılmasına da gerek yoktur. Diğer yandan dosyada mevcut dava dışı ... Petrol Terminal AŞ tarafından davacı hakkında keşide edilen Üsküdar 17. Noterliğinin 23.09.2021 tarihli ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile temlik sözleşmesinin görülen lüzum üzerine tek taraflı olarak feshedildiği belirtilmiş ise de dosyada mevcut davacı tarafından ... Petrol Terminal AŞ hakkında keşide edilen Ankara 35.Noterliğinin 29.09.2021 tarihli ... yevmiye numaralı cevabı ihtarname ile feshe ilişkin tek taraflı irade beyanının kabul edilmediği bildirilmiş olup, ... Petrol Terminal AŞ tarafından dosyaya sunulan beyan dilekçesinde de temlik sözleşmesi ile davalıdan olan alacağının 81 milyonluk kısmından vazgeçildiğinin belirtilmesine göre temlik işlemi geçerliliğini sürdürmektedir.Somut uyuşmazlıkta davalı, dava dışı ... Petrol Terminal AŞ. ile ilgili taşınmaz satışına ilişkin savunmalarını davacıya karşı ileri sürebilecek olup, bu kapsamda aleyhine açılan tapu iptal ve tescil davasının bekletici mesele yapılması yönündeki savunmasının değerlendirilmesi gerekir. UYAP'tan yapılan incelemede, dava dışı ... Petrol Terminal AŞ. tarafından açılan tapu iptal ve tescil davasında Erzin 1. Asliye Hukuk Mahkemesince (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) 2021/96 esas sayılı dosya üzerinden davanın ticari dava olması ve İskenderun Asliye Ticaret Mahkemesinin yargı çevresinin Hatay ilinin mülki sınırları olarak belirlenmesi nedeni ile dosyanın İskenderun Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verildiği, İskenderun Asliye Ticaret Mahkemesince 2022/438 esas sayılı dosya üzerinden Erzin Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğuna karar verildiği görülmüş olup, Adana BAM 9. HD'nin 2022/1247 Esas ve 2024/51 Karar sayılı kararı ile İskenderun Asliye Ticaret Mahkemesi'nin görevsizlik kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından istinaf başvurusunun reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Dairemizce UYAP'tan inceleme izni istenen İskenderun Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/438 esas sayılı dosyasında Adana BAM 9. HD kararından sonra 18.04.2024 tarihli ek karar ile tarafların dosyanın görevli mahkemeyi gönderilmesi yönünde bir talebin bulunmadığı gerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, bu hali ile taraflar arasında devam eden bir tapu iptal tescil davasının bulunmadığı gözetildiğinde mahkemece tapu iptal ve tescil istemine yönelik davanın bekletici mesele yapılmamasının davanın sonucuna bir etkisi yoktur. Somut olayda davacı ile davalı arasında 20.05.2021 tarihinde, dava dışı ... Petrol Terminal AŞ.ile imzalanan temlik sözleşmesine konu temlik bedelinin ödenmesine ilişkin koşulların düzenlenmesi amacıyla borç tasfiye sözleşmesi imzalanmıştır. Davalının, ... Petrol Terminal AŞ.'den satın aldığı taşınmazları ... terminali olarak kullanmasına ilişkin izinlerin 18.11.2021 tarihinde alınmış olmasına göre borç tasfiye sözleşmesinin 3.2. maddesi doğrultusunda davalının temlik bedelinin muaccel hale geldiğinin ve davalı tarafça aleyhine tapu iptal davası açıldığı 27.07.2021 tarihinden sonra 22.11.2021 ve 23.11.2021 tarihlerinde davacıya toplamda iki ödeme yapılmış olmakla artık borç tasfiye sözleşmesinin ifası aşamasına geçildiğinin kabulü gerekir . Davalı tarafından yapılan 23.11.2021 tarihli ödemeye ilişkin dekontta 2.000.000 USD'nin "20.05.2021 tarihli borç tasfiye sözleşmesine istinaden 22.053.200 TL karşılığı olarak ödendiği" ibaresi yazılı olup, 22.11.2021 tarihli diğer ödemeye ilişkin dekontta yalnızca 1.600.000 USD tutarına yer verilmiş ve bu ödeme davacı defterlerinde 17.642.560 TL olarak yer almış ise de bilirkişi tarafından ödeme tarihindeki TCMB USD alış kuruna göre hesaplama yapılarak 1.600.000 USD karşılığının 17.873.920 TL olarak tespit edildiği gözetildiğinde toplam ödemenin 39.927.120 TL olduğu anlaşılmıştır. Buna göre borç tasfiye sözleşmesine göre bakiye kalan 41.072.880 TL asıl alacak ve takip tarihinde belirtilen 31.12.2021 faiz başlangıç tarihine göre hesaplanan 72.018,20 TL işlemiş faiz üzerinden mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik yoktur. Mahkemece karar gerekçesinde sözleşmelerin nitelikleri ve kapsamları değerlendirilmiş ve sözleşme ilişkilerine dair hukuki kurumlar tartışılarak sonuca gidilmiş olup, salt dava dışı ... Petrol Terminal AŞ.'nin dosyaya sunduğu beyanına göre bir karar verilmediği gözetildiğinde davalı vekilinin aksi yöndeki tüm istinaf sebeplerinin reddi gerekmiştir.İİK'nın 67/2. maddesi, itirazın iptali davasında, borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu (...) diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir, şeklindedir. Buna göre, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için takibe konu alacağın likit olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut olduğunda ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir.Eldeki davada temlik sözleşmesine konu temlik bedelinin ödenmesine ilişkin borç tasfiye sözleşmesinden kaynaklanan icra takibine konu alacak, İİK'nın 67/2 maddesi uyarınca likit olup, davalının icra takibine haksız itirazı nedeniyle kabul edilen alacak tutarı üzerinden davacı lehine inkar tazminatına karar verilmesi isabetli olup, aksi yöndeki davalı istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 702.651,10 TL harcın, alınması gerekli olan 2.810.608,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 2.107.956,90 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 04/12/2025